﻿<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?><rss version="2.0"><channel><title>İstanbul Life - Rss</title><link>http://www.istanbullife.com.tr/</link><description>İstanbul Life- Rss Haberleri</description><language>tr-TR</language><item><title>İçi büfe, dışı kafe!</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Tesvikiye Mis Cafe, fast food açısından zengin bir mönüye sahip. Ancak büfe ile kafe arasında sıkışmış bir konsepti var.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Teşvikiye’de çalışanlar öğle yemekleri için yeni bir adrese daha kavuştu. Tekstilci iki ortak, Metin Yavuz ve Emrah Demir tarafından açılan Teşvikiye Mis Cafe, dısarıya atılmış beyaz demir oymalı masalarıyla şirin bir kafeyi andırıyor. İçerisi ise daha önce aynı adreste hizmet veren Teşvikiye Büfe’nin izlerini tam olarak şilememiş gibi. Dışarısı ayrı, içerisi ayrı telden çalıyor diyebiliriz. Iç mekanda okul sıralarını anımsatan 18 kişi kapasiteli tahta masalar var. Kapının önünde ve karşı kaldırımda da sigara içenler için 40 kişilik alan ayrılmış. İçeride oturanlar açık mutfakta yemeklerinin nasıl hazırlandığını görebiliyor. Mekanın mönüsü günün hangi saatinde acıkırsanız acıkın, mutlaka bir şeyler bulabileceğiniz lezzetlerle dolu. Fast food grubunda sandviçler, sosisliler, tostlar, füme dilli kaşarlı tostlar, yarım ekmekler, hamburgerler ana başlıkları altında çeşitler sunuluyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Onun dışında kahvaltı tabagı, omlet, menemen çeşitleri, çorba, salata, ızgara ve pizza var. Gün içinde en büyük ragbet ise dönere. Özellikle öğle saatlerinde mekanın kalabalık olduğunu hatırlatmaya gerek yok sanırız. Lokasyon olarak yemek dışında çay, kahve içmek için de uğranabilecek bir adres. Ama soğuklar iyice bastırdığında kapalı alan küçük gelebilir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Dönerde iddialı&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Her gün 07.00’de kapılarını açan mekan, 19.00’a kadar servis veriyor. Dönerde iddialı oldukları kadar var, özellikle pide içinde döneri yenmeli. Ezogelin çorbası da içinizi ısıtacaktır. Fiyatlara gelince… Çorbalar 4 TL, döner porsiyon 14 TL, tost ve sandviçler 3-9 TL, pizzalar 13-19 TL, ızgaralar 10.50-19.50 TL, kahvaltı tabağı 9.50 TL, çay 2 TL, Türk kahvesi 6 TL. Paket serviste yüzde 15 indirim yapılıyor.&lt;br /&gt;İletisim Tesvikiye Mah. Osman Seden Sok. No: 4 / A Nisantası,Tel: 0212 259 70 65 &lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=495</link><pubdate>Mon, 06 Feb 2012 10:49:00 GMT</pubdate></item><item><title>Tatlı mı tatlı bir köşe</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Moda’da açılan Tatlı Kösem, iki kız kardesin rüyalarını gerçeklestirdikleri butik bir pastane. Hansel ve Gratel&lt;br /&gt;masallarını anımsatan pembe-mavi ‘seker gibi’ bir dekorasyonu var.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bugünlerde yolu Moda’ya düşenler, Hansel ve Gratel masallarını anımsatan yeni bir mekanla karşılaşacak. Biz de dışarıdan şekeri andıran bu istah açıcı mekanı görünce dayanamadık ve girdik içeri… Burası, Hale Dalgın ve Hande Çamer adlı iki kız kardeşin rüyalarını gerçekleştirdikleri butik bir pastane. Onların koydukları isimle, Tatlı Köşem…&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Gerçekten de adı gibi tatlı bir havası var. Pastacılık eğitimi alan Hande Hanım, tam beş çayına uygun lezzetler hazırlıyor. Onun üst kattaki fırında pişirdiklerini, kız kardeşi aşağıdaki tezgahta tatlı sohbetiyle servis ediyor. Günlük olarak yapıldığı için çesit sayısı az ama öz tutulmuş.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Beyaz çikolatalı ve çikolatalı pasta her gün var. Onun dışında limonlu ve meyveli cheesecake, cupcake’ler, kabak tatlısı, ekler, elmalı ve damla sakızlı, tahinli, bademli kurabiye çeşitleri, börek, poğaça ve tuzlular, tartlar, kekler, ev yapımı erik suyu veya çay/kahve eşliğinde sunuluyor. Şeker hastaları için diyabetik şekerle yapılan diyabetik kurabiye olduğunu da hatırlatalım. Paket olarak da alabilirsiniz ama biz ferforje masalarında oturup keyif yapmanızı ve bu iki kardeşin tatlı sohbetine ortak olmanızı tavsiye ederiz. Çünkü burası bildiginiz pastaneler gibi değil. Fabrikasyondan uzak, komşunuzu ziyarete gitmişsiniz gibi bir sıcaklıkla karşılanacaksınız, bizden söylemesi…tan pembe-mavi ‘şeker gibi’ bir dekorasyonu var.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Ev yapımı lezzetler&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Kahvaltı için de uğrayabilieceğiniz mekanda ıspanaklı, peynirli börek ve poğaçalar 3 TL, cheesecake dilimi 7.5 TL, kabak tatlısının kilosu 22 TL, ekler 6 TL, çikolatalı dilim pasta 8.5 TL, büyük pasta çeşitleri 30-50 TL arasında. Her gün 08.30’da açılan butik pastane, akşam 20.30’a dek servis veriyor. Özel günler için sipariş alınıyor. Kredi kartı geçiyor, otoparkı yok.&lt;br /&gt;İletişim Caferaga Mahallesi, Dr. Esat Işık Cad. No: 20/D Moda, Tel: 0216 336 00 27&lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=494</link><pubdate>Fri, 03 Feb 2012 10:24:00 GMT</pubdate></item><item><title>Boston’dan gelen İtalyan!</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;İstanbu'dal ikinci subesini Bebek’te açan The Upper Crust Pizzeria, gerçek odun atesinde pizzalar yemek isteyenleri kendine hayran bırakıyor. Üstelik istediginiz çesit malzemeyle kendi pizzanızı da yaratabilirsiniz.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İlk şubesini Beşiktaş’ta üç yıl önce açan The Upper Crust Pizzeria, ikinci şubesini Bebek’te açtı. Boston’un ödüllü pizzacısı pizzalarını gerçek odun ateşinde pişiriyor. Otuzun üzerinde çeşit sunan The Upper Crust ayrıca kendi pizzanızı yapmanıza da olanak sunuyor. İncecik ve çıtır çıtır bir hamurun üzerinde ister beyaz ister kırmızı pizzanızı oluşturabiliyorsunuz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Çeşit çeşit peynir, baharatlı soslu tavuk ve et ürünleri, deniz mahsulleri ve envai çeşit sebze ile sonsuz kombinasyon mümkün. 35 ve 45 cm çaplı pizzaların yanı sıra dilim olarak da pizza alabilirsiniz. Benim tercihlerim ise sucuk, dilim parmesan, acı zeytinyağı, pul biber, kekik ve fesleğenli Rıfat’ın Acılı Pizzası, Ispanyol sosisi, enginar kalbi, dilim domates ve taze soğanlı beyaz pizza The Lucky Luciano ve dilim domates, taze fesleğen, taze mozzarella ve taze sarımsaklı The Harvard Street. Siz de deneyin… Yolunuz Bebek subesine düşerse üst kata uğramadan geçmeyin. iPad’den yapılmış 50’lerden 80’lere binlerce parçayı içinde barındıran bir Jukebox ile eskilere gidebilirsiniz. Tuvaletlerde ayrı bir ses yayını var, sürpriz olsun.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Çeşit çeşit pizza…&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Pizza friyatları çeşidine ve büyüklüğüne göre 20 TL ile 39 TL arasında değişiyor. Dilimler ise 5 TL ve 7 TL. İster orada, ister yoldan geçerken yanınıza alıp, isterseniz de evinize ısmarlayıp keyifli bir lezzet turuna çıkabilirsiniz. Tatlı olarak da brownie’lerden kesin denemeniz lazım. Mekan her gün 11.00-24.00 saatlerinde açık. Kredi kartı geçerli. Otopark yok.&lt;br /&gt;İletisim Küçük Bebek Cad. No: 6 Bebek Tel: 0212 265 02 66&lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=493</link><pubdate>Wed, 01 Feb 2012 18:04:00 GMT</pubdate></item><item><title>Sabaha kadar dans</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;İstanbul gece hayatına iddialı bir giriş yapan Loop, eski Airport gecelerini canlandırmaya aday. Kulüp cuma geceleri Ozan Doğulu, Suat Ateşdağlı gibi sektörün başarılı isimlerinin performanslarına ev sahipliği yapıyor.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;80’li yılların efsanevi gece kulübü Airport Club, yepyeni bir konsept ile bu sezon yerini gece hayatına iddialı bir giriş yapan Loop’a bıraktı. Zincirlikuyu’da eski Airport’un olduğu yerde açılan kulübün işletmesini Fikret Atasoy üstleniyor. Atasoy, bir dönem İstanbul gecelerinde efsane olarak anıla Laila ile özdeşleşmiş bir isim… Kulübün dekorasyonu ise mimar Şafak Özkan’a ait. Beyaz stand’lar ve kırmızı oturma gruplu localarıyla hayli ferah bir atmosfere sahip Loop’ta gece hayatının başarılı DJ’lerinden Özhan Özal eğlendiriyor. Cuma geceleri ise Ozan Doğulu, Suat Ateşdağlı, Burak Yeter, Canan Anderson gibi sektörün önde gelen isimlerinin performanslarına ev sahipliği yapıyor. Hafta sonları çok kalabalık olduğu için önceden rezervasyon yaptırmanızda fayda var.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Gençlerin tercihi!&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Yerli ve yabancı popüler şarkıların çaldığı Loop’ta eğlence 23.00’te başlıyor, sabah 04.00’e kadar sürüyor. Kulüp, ağırlıklı olarak 20-25 yaş arasındaki gençlere hitap ediyor. Bira 15 TL, votka 25 TL, diğer içkiler 30 TL’den başlıyor. Otopark ve valesi mevcut.&lt;br /&gt;İletişim Kore Şehitleri Cad. No: 50 Zincirlikuyu Tel: 0212 288 59 04&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Kebaba doyacaksınız&lt;br /&gt;Bostancı’da açılan Eyvan Koza, zengin çeşitleriyle kebap tutkunlarının gönlünü fethedecek bir mönüye sahip. Mekanın dekorasyonu, dikkatler sadece yemeklere verilsin diye oldukça sade tutulmuş.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kebap sevenler yeni bir adrese daha kavuştu. Bostancı Şenesenevler’de açılan Eyvan Koza’nın mönüsü Urfa ve Gaziantep’e özgü lezzetlerden oluşuyor. Masaya oturduğunuzda ilk olarak dumanı üstünde sıcak pide, tulum peyniri ve tereyağ servis ediliyor. Yeşillik ikramının ardından güveçte peynir, pastırmalı humus, cevizli lahmacun gibi ara sıcaklar sunuluyor. Adana Kebabı, Urfa Kebabı, Haşhaş Kebabı, Oruk Kebabı, Terbiyeli Şiş gibi ana yemek seçenekleri arasından seçim yapmak zor. Canınız kebap çektiğinde Bostancı’ya gitmeniz yeterli. Kadıköy, Göztepe ve Küçükyalı’da oturanlar için gece 23.00’e kadar evlere servis de yapılıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Urfa Pilavı’nı yemelisiniz&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Eyvan Koza’ya ilk kez gidiyorsanız sadece burada bulabileceğiniz bir lezzet olan Urfa Pilavı’nı yemelisiniz. Etli ve acılı pirinç pilavının şimdiden müdavimleri oluşmuş durumda. 12.00-01.00 saatleri arasında açık. Fıstıklı Kebap 18 TL, Ali Nazik 18 TL, künefe 7 TL. Kredi kartı geçiyor. Park sorunu yok.&lt;br /&gt;İletişim Şemsettin Günaltay Cad. No: 51 Şenesenevler Üst Bostancı Tel: 0216 380 10 60&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Birlikten kuvvet doğmuş&lt;br /&gt;Farklı alanlarda uzmanlaşmış dört arkadaşın güçlerini birleştikleri bir mekan Quattro Café. Yolunuz Etiler’e düştüğünde uğramadan geçmeyin.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Damak tadının yanı sıra göz zevkine de hitap edecek bir mekan arayanlar için doğru adres Quattro Café. Hikaye, profesyonel pasta şefi, yayıncı, lojistikçi ve uluslararası firmalarda üst düzey yöneticilik yapmış dört yakın arkadaşın, kafa kafaya verip kendi yaşam tarzlarını yansıtmak istedikleri bir mekan açma fikriyle başlıyor. Mekanda lezzetli yemek, iyi kahve, nefis pastalar var. Kafa dinleyebilir ya da sessiz sakin kitabınızı da okuyabilirsiniz. Yani ister sosyalleşin ister huzur içinde buranın keyfini çıkarın. Havayı güzel yakaladığınızda bahçesinde yemeklerinin tadına bakmak bize kalırda hoş bir tecrübe olacak. Keçi peynirli cevizli ıspanak salata, Quattro steak, hardal soslu bonfile bizim önerdiklerimiz. Tatlılardan dondurmalı meyve salatasını kaçırmayın.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Uğramadan geçmeyin&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Hafta içleri 10.00-23.00 saatleri arasında açık olan mekanda başlangıçlar 12-15 TL, makarnalar 19-24 TL, ana yemekler 19-35 TL, salatalar 14-19 TL arasında. Otopark, vale yok. Kredi kartı geçerli.&lt;br /&gt;İletişim Nispetiye cad. Yıldız Çiçeği Sok. No:3/1 Etiler Tel: 0212 263 20 64&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Üçüncü şube geldi&lt;br /&gt;Kebap konusunda uzman, Reine ve Suada’dan tanıdığımız Suada Kebap, üçüncü şubesini Göktürk’te açtı.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Göktürk’te üçüncü şubesini açan Suada Kebap, Antep yöresi ağırlıklı yemekleriyle semt sakinlerini ağırlamaya başladı. Yaklaşan kış günlerinde ocak başında veya kış bahçesinde oturulabilecek bölümleri de bulunan mekanın Adana kebabı ve fıstıklı kebabını denemelisiniz. Yuvalama çorbası da çok lezzetli. Pazar günleri döner de yapılıyor. Aklınızda olsun...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Adana kebabı çok beğeniliyor&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Her gün 09.00-24.00 saatlerinde açık. Mezeler 5 TL’den başlıyor. Kebaplar 20-30 TL arasında. Kredi kartı geçerli. Otopark yok.&lt;br /&gt;İletişim İstiklal Cad. No:9 Göktürk Tel: 0212 322 45 39 &lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=492</link><pubdate>Wed, 01 Feb 2012 09:52:00 GMT</pubdate></item><item><title>Sonbahar tatları</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Farklı hayatlar yaşayan üç İstanbulluya keyif rotalarını sorduk. Onlarla birlikte siz de şehri keşfe çıkabilirsiniz.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Muzaffer Erdem&lt;/b&gt;, 28 yaşında, Derici&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Nerede oturuyorsunuz?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Yeşilyurt.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Nerede çalışıyorsunuz?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Zeytinburnu.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;En iyi keşfiniz?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Maslak’taki Carlotta&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;En sevdiğiniz restoran?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Eftelya Balık&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Restaurant’da tuzda levrek. (Fiyatı 150 TL. Tel: 0212 287 25 20)&lt;br /&gt;&lt;b&gt;En sevdiğiniz mağaza?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;İstinye Park’taki Ralph Lauren.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Cengiz Şentürk&lt;/b&gt;, 31 yaşında, Sanayici&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Nerede oturuyorsunuz?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Florya.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Nerede çalışıyorsunuz?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;İkitelli Organize Sanayi Bölgesi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;En iyi keşfiniz?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Balıkçı Kahraman.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;En sevdiğiniz restoran?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Vogue’un suşileri enfestir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;(Porsiyon fiyatı 15 TL’den başlıyor. Tel: 0212 227 25 45)&lt;br /&gt;&lt;b&gt;En sevdiğiniz mağaza?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Beymen.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Ali İhsan Haykır&lt;/b&gt;, 38 yaşında, Digital Teknik Danışman&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Nerede oturuyorsunuz?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Bahçelievler.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Nerede çalışıyorsunuz?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Maslak.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;En iyi keşfiniz?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Kandilli Suna’nın Yeri.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;En sevdiğiniz restoran?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;360istanbul’un kokteyllerine bayılırım.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;(Fiyatları 20 TL’den başlıyor.&lt;br /&gt;Tel: 0212 251 10 42)&lt;br /&gt;&lt;b&gt;En sevdiğiniz mağaza?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Teknolojik marketler.&lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=491</link><pubdate>Tue, 31 Jan 2012 11:17:00 GMT</pubdate></item><item><title>İstanbul’u geziyorum, bütçemi sarsmıyorum</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Pahalı diye gitmekten çekindiginiz mekanlar mı var? Ya da sehrin en lüks otelinin SPA’sında olmak sadece bir hayal mi? Belki de yanılıyorsunuz, bu sehri yasamak sandıgınız kadar pahalı olmayabilir. Internet’te sayıları gittikçe artan fırsat siteleri, bütçenizi sarsmadan Istanbul’un tadını çıkarmanıza yardımcı oluyor.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İnternet üzerinden alışverişle yeni tanışmıyoruz. Bu işin mihenk taşlarından amazon. com’un yıllar önce kitap satışıyla başlattığı sanal alışveriş tutkusu zamanla büyüdü. Önceleri Türkiye’de bulunmayan ünlü markaların ürünlerini satın almak için kullanılıyordu. Ancak mağaza gezmeye zamanı olmayan çalışanlar bu işi çok sevdi. Bir ‘tık’la istenen her şeyin kapıya kadar gelmesi hayatı kolaylaştırdı. Bu kadarla da kalmadı. Artık istenilen ürüne, mevcut ederinden çok daha uygun fi yata sahip olmak mümkün. Nasıl mı? Sayıları her geçen gün artan fırsat siteleri sayesinde. Fırsat sitelerine üye olanlar kahvaltı, tatil, sağlık, güzellik gibi birçok alandaki hizmetten yüzde 90’a varan indirimlerle yararlanıyor. Neredeyse ‘bedava’ya gelmesi sizi korkutmasın. Çünkü bu sistemde öncelikli amaç, müşteriyi kapıdan içeri sokmak. Verilen hizmetin niteliğine göre devamı gelir düşüncesi hakim. Farklı bir semtte, normal şartlarda hiç haberiniz olmayacak bir hizmeti bir ‘tık’la satın alabiliyorsunuz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;‘ŞEHİR FIRSATI’YLA BAŞLADI&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Dünyanın bu sistemle tanışması Amerika’da ihtiyacı olanlara yardım toplamak amacıyla kurulan internet sitesi, Th e Point ile başlıyor. Bunun gördüğü ilgi üzerine sitenin kurucuları ‘Biz bunu niye kazanca çevirmeyelim?’ diye düşünerek 2008’de Groupon’u açıyorlar.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;‘Grup’ (Group) ve ‘Kupon’ (Coupon) kelimelerinin birleştirilmesiyle oluşturulan bu girişim, ‘Internet’ üzerinden indirimli hizmet satın almak’ temeline dayanıyor. Groupon kısa sürede bir milyar doların üstünde yatırıma ulaşınca benzer siteler de çoğalıyor. Sonunda Groupon, Amerika sınırlarını aşarak, Cityhill (Şehir Fırsatı) adıyla Avrupa’ya giriyor. Biz de Nisan 2010’da ilk fırsat sitemiz olan Şehir Fırsatı’yla tanışıyoruz. Onu, diğerleri takip ediyor. Ve internette bir nevi ‘fırsat savaşları’ başlıyor. Son günlerde hayli popüler olan ve neredeyse yüzde 90’a varan indirimlerle alışveriş tutkunlarının gönlünü fetheden bu internet sitelerini mercek altına aldık. Karşınızda en çok ‘tık’lanan fırsat siteleri.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Grupanya&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Kuruluş hikayesi: Online satış sitesi olarak Kasım 2009’da Baran Dilber, Can Mustafa Köne, Onur Yıldırım ve Alemşah Öztürk tarafından hayata geçirildi. Mayıs 2010’da Alp Saul ve Cem Sertoğlu’nun yön verdiği yatırımcı konsorsiyumu Grupanya’ya yüzde 50 oranında ortak oldu. Haziran 2011 itibariyle 1 milyon kupon sınırını geçen Grupanya’nın 2011 yılı satış hedefi, 50 milyon TL. Haliç’teki ofisinde 100 kişilik ekip çalışıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Üye sayısı: 1.5 milyon. Günde 4 bine yakın fırsat satılıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İndirim oranı: Yüzde 50-75 arası. En çok satılan hizmet: Yeme-içme fırsatları. Mühendisler ile bankacılık ve finans sektörü çalışanlarının yeme ve içmeye olan merakı, diğer meslek gruplarından daha fazla. Doktorlar ve sağlık çalışanları daha çok masaj fırsatlarını satın alıyor. Mühendisler, kişisel bakım konusuna ilgi gösteriyor. Pazarlamacılar konser fırsatlarını tercih ediyor. Hemen hemen tüm meslek gruplarının kişisel gelişime ilgisi büyük.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Farkı: Gizli müşteri ekibi, müşteri gibi giderek önceden sunulan hizmetin kalite denetimini sağlıyor. Online rezervasyon sistemi rezztoran.com’la yapılan işbirliği sonucu üyeler, internetten hızlı rezervasyon yapabiliyor. Müşteri Çözüm Merkezi ise kampanya kodunun unutulmasından rezervasyon problemlerine, hizmet kalitesinden memnuniyetsizliğe kadar tüm sıkıntılara aynı gün içinde çözüm üretiyor. Reyting sistemi devrede. Fırsatı kullanan üyelere dört soruluk bir anket gönderiliyor. Düşük not veren üyeler Çözüm Merkezi tarafından aranarak detaylı bilgi ediniyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Fırsat Bu Fırsat&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Kuruluş hikayesi: Oğuz Arslan ve Reyhan Çepik, fırsat sitelerinin ilki olan Grupon’la Amerika’da yaşarken tanışmış. Niye Türkiye’de de olmasın diye düşünerek firsatbufirsat.com’u açmışlar. Bu işin uzaktan kumandayla olmayacağını anlayan ikili dört ay önce kesin dönüş yaparak Şişli’de bir ofis kiralamış. Genç ve dinamik bir ekiple çalışıyorlar.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Üye sayısı: Bir milyondan fazla üyesi var, günde 40 bin ziyaretçi tarafından ‘tık’lanıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İndirim oranı: Yüzde 50-90 arası. En çok satılan hizmet: Brunch ve tatil fırsatları.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Farkı: Türkiye’de faaliyet gösteren 100’e yakın fırsat sitesini bir arada bulabileceğiniz bir adres. Birebir bir ürünün satışı yapılmıyor. Google’dan tek tek site arayacağınıza, firsatbufirsat.com’u tıklayarak hepsinden haberdar olabiliyorsunuz. Toplamda 1500 fırsat sunuluyor. Sitede detaylı arama motoru var. İsteklerinizi tek tek listeleyip ona uygun hizmet arayabiliyorsunuz. Diyelim tatile gideceksiniz, uçak biletini de kapsasın istiyorsunuz, fiyat aralığını belirleyip kriterlerinize uygun seçim yapabiliyorsunuz. Yakın gelecek planları arasında mobil hizmet de bulunuyor. Mesela iki ay sonra evleneceksiniz, siteye size uygun olan fiyat aralıklarını girip ‘Bu fiyatta gelin başı çıktığında bana haber ver’ notu düşebileceksiniz. Bir mesajla cep telefonunuza gelecek bilgisi. Dergimiz baskıya hazırlanırken üzerinde çalıştıkları haritalı arama uygulaması da hayatı kolaylaştıracak.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Beşiktaş’ta oturuyor ve muhitinizde kahvaltı etmek istiyorsanız, ‘Kahvaltı-Beşiktaş’ yazdığınızda o civarda indirim fırsatıyla sunulan tüm kahvaltı adresleri önünüze gelecek.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Markafoni&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Kuruluş hikayesi: Türkiye’den ve dünyadan ünlü moda markalarını avantajlı fi yatlar ve özel bir alışveriş deneyimi ile sunmak amacıyla 2008 yılında kuruldu. O zamanlar sadece davetiye yoluyla üyelik kabul ediyordu. Giyim, aksesuar, kozmetik ve dekorasyon başta olmak üzere pek çok farklı kategorideki 1200 seçkin moda markasının sunduğu ürünler artık diğer fırsat siteleri gibi yüzde 90’a varan indirimlerle satın alınabiliyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Üye sayısı: Ayda 3.5 milyon tekil kullanıcı tarafından 12 milyon kez ziyaret ediliyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İndirim oranı: Yüzde 50-90 arasında.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;En çok satılan hizmet: Günde yaklaşık 17 farklı kampanya yapılıyor. En çok tekstil ürünleri ardından ayakkabı, çanta, aksesuar, kozmetik ve çocuk ürünleri satılıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Farkı: Ayda 500 kampanya yapılıyor ve ayda toplam 500 bin ürün satılıyor. Müşteri hizmetleri, ürün çeşitliliği, ünlülerle gerçekleştirdiği renkli kampanyalar, sunduğu markaların kalitesi, moda ve perakende sektörüne sağladığı sponsorluklar ile diğer sitelerden ayrılıyor ve özel alışveriş kulüpleri arasında liderliğini koruyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Şehir Fırsatı&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Kuruluş hikayesi: Dünyada kolektif satın alma fenomeninin mucidi olan Groupon’un Türkiye markası olarak hizmet veren Şehir Fırsatı, 23 Nisan 2010’da faaliyetine başladı. Restoranlardan SPA, kuaför ve güzellik merkezlerine, paint ball, bowling gibi aktivitelerden kişisel gelişime, kuru temizleme servislerinden otopark üyeliklerine, sinemadan konser ve kültür sanat etkinliklerine birçok farklı alanda fırsat sunuluyor. Her gün 20’nin üzerinde fırsata yer veriliyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Üye sayısı: Global olarak halka açılma sürecinde olduğu için paylaşılamıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;En çok satılan hizmet: Kampanyalara katılım, söz konusu işletmelerin hedef ve ihtiyaçlarına göre farklılık gösteriyor. Mesela, Pegasus Havayolları’nın 1 Mart -31 Mayıs tarihleri arasındaki iç hat uçuşları biletlerini yüzde 50 indirimle elde etme şansı sağlayan 5 TL’lik Groupon 58 bin adet satılmış. Geçtiğimiz 9 Mart’ta 1 TL değerinde ‘groupon’ satın alan herkese 19 litrelik damacana su fırsatı sunulmuş. Bu kampanya gün bitmeden 20 bin adet satış rakamına ulaşmış.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Farkı: Türk kullanıcılar sehirfi rsati.com’da Londra’da bir restoran fırsatı, ya da Paris’te bir konaklama fırsatı da görüp satın alabiliyor. Şehir Fırsatı, iş ortakları için birçok farklı ülkedeki milyonlarca Groupon üyesine ulaşmak için bir köprü pozisyonunda. Örneğin Türkiye’de bir restoran Groupon Londra sayfasında İngiliz kullanıcılara ulaşıp, global anlamda reklam yapma fırsatı yakalayabiliyor. Los Angeles’tan, Rio De Janeiro’ya, Londra’dan Berlin’e, İstanbul’dan Ardahan’a kadar bu iş global olarak yapılıyor. Verilen hizmetin kalitesi açısından takibi mutlaka yapılıyor. Fırsatlar yayınlanırken, işletmenin kapasitesinin göz önünde bulundurulmasına özen gösteriliyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Yakala.Co&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Kuruluş hikayesi: Mehmet Keteloglu ve Chicago’da fırsat siteleriyle tanısan Yasemin Bilgel tarafından kurulan Yakala.Co, Ekim 2010’dan bu yana hizmette. Yeme-içme, saglık, güzellik, kisisel bakım, egitim-kurs, profesyonel hizmetler, aktivite, gezi-tur, etkinlik kategorilerinde hizmet sunuluyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Üye sayısı: 750 bin. Günde 55 bin kisi tarafından ziyaret ediliyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İndirim oranı: Yüzde 50-95 arası.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;En çok satılan hizmet: Yeme-içme, seyahat, bakım, güzellik, saglık.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Farkı: Markanın dinamik ve esprili durusu, eglenceli yakala.co diliyle takipçilere yansıtılıyor. Üyelere farklı marka deneyimleri yasatılmasına dikkat ediliyor. Sık sık sürpriz hediyeler, davetiyeler, biletler, indirim kuponları dağıtılıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;E-posta adresi yeterli&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;• &lt;/b&gt;Fırsat sitelerine üye olmak için e-posta adresiniz olması yeterli, herhangi bir ücret talep edilmiyor.&lt;br /&gt;• Ana sayfada o günün fırsatı yer alıyor. Diyelim Boğaz’ın kıyısında normal sartlarda pahalı olduğu için tercih etmediğiniz bir mekanda pazar brunch’ı yapma sansına bazen yarı fiyatına, bazen çok daha ucuza sahip olabiliyorsunuz.&lt;br /&gt;• Fırsatlara sahip olmak için tek rakibiniz zaman desek yanlış olmaz! Sayfanın bir köşesinde isleyen bir saat bulunuyor. Size tanınan sürede kredi kartı bilgilerinizi girip satın almayı gerçekleştirmeniz gerek. Yoksa fırsatı kaçırıyorsunuz.&lt;br /&gt;• İndirim kuponu kodunuz cep telefonunuza mesajla bildiriliyor. Bu kodu gittiğiniz mekana bildirip hizmetten faydalanıyorsunuz.&lt;br /&gt;• Kendi kredi kartınızla aldığınız bir kupondan, hediye olarak verdiğiniz bir başkasının yararlanmasını da sağlayabiliyorsunuz.&lt;br /&gt;Şehre dair her şey…&lt;br /&gt;Fırsat sitelerinde, oyunculuk eğitiminden tutun da, İngilizce kursuna, konserlerden tatile, bowling gibi eğlenceli aktivitelere, kırtasiye, otel, kuaför, masaj, zayıflama, tatil ve aklınıza gelebilecek her tür hizmet var. Üstelik bu hizmetler normal satış fiyatı üzerinden yüzde 50 ila 90 arasında indirimle sunuluyor.&lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=490</link><pubdate>Sun, 29 Jan 2012 21:18:00 GMT</pubdate></item><item><title>Karides de kebap oldu</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Kebabı severim. Ama doktorlarımın yasaklamaları yüzünden sık sık yiyemiyorum. O yüzden de kebap yeme hakkımı kullanırken çok titizleniyorum. Gümüşsuyu’nda açılan The Kebap-Steak House da buna aday.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Benim gençliğimde, kebapçının salaşı makbuldü. Günaydın Gazetesi’nde çalıştığım yıllarda, gazetenin bulunduğu sokakta seyyar bir kebapçı vardı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Adını unuttum (Mustafa mıydı acaba?), arabasını yıkık bir duvara dayar, yine duvarın bir köşesine koyduğu mangalını yakar, sonra evde hazırladığı kebabı şişlere geçirirdi. Neredeyse tüm o sokakta çalışanlar, öğle tatilinde, seyyar kebapçının önünde uzun kuyruk oluştururlardı. Tabii o kuyruğun bir yerinde ben de olurdum. O yıllarda nedense en lezzetli kebabın, Beyoğlu’nun ara sokaklarındaki küçük, derme çatma ocak başlarında yapıldığına inanırdım. Yıllar geçtikçe lezzetinden emin olduğum kebapçı sayısı oldukça arttı. Bunlardan en sonuncusu, Gümüşsuyu’nda yaz ortasında sessiz, soluksuz açılan The Kebap- Steak House. Mekanın kurucuları, Salih Zeki Ceylan ile Ediz Tunç.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İşletme müdürü ise bu meslekte 22 yıl dirsek çürütmüş olan Ali Ekber Gökdeniz. Manzara doyumsuz. Karşıda Üsküdar’ı, Kız Kulesi’ni, telaşlı deniz trafiğini seyredebilirsiniz. Ben kebapta klasikçiyimdir. Bildik Adana’dan, Urfa’dan, terbiyeli şişten, patlıcanlı kebaptan pek vazgeçmem. The Kebap’ta tüm bunlardan biraz biraz yedim, lezzetlerinin kıvamında olduğunu gördüm. Ali Gökdeniz, ısrarla karidesle yaptıkları Adana kebabını denememi istedi. Gerçekten de çok lezzetliydi ama ben klasik kebap yemekte direndim. Önden gelen fındık pide, ceviz lahmacun, patlıcanlı pideden küçük tadım ısırıkları aldım. Özellikle lahmacunu çok beğendim. The Kebap’ta sadece kebap yok. İsteyen T Bone Steak, Rib Eye, New York Steak gibi et klasiklerini de ısmarlayabilir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Sakin saatleri tercih edin&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;The Kebap’ta masalar birbirine biraz yakın. Yani komşu masada konuşulanları istemeden dinleyebiliyorsunuz. Bir de akustiği iyi olmadığı için, kalabalık saatlerde gürültü rahatsız edebiliyor. Rakı mönüsü oldukça zengin, hemen tüm rakı çeşitlerini bulabilirsiniz. Şarap mönüsündeki fiyatlar ise biraz abartılı gibi geldi. Kebaplar 23-32 TL, mezeler 5.50-8.50 TL, steak’ler 42-58 TL.&lt;br /&gt;İletişim İnönü Cad. No: 22, Gümüşsuyu Tel: 0212 293 67 32&lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=489</link><pubdate>Thu, 26 Jan 2012 21:56:00 GMT</pubdate></item><item><title>“Umut: Düş mü, Gerçek mi?”</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Her yıl binlerce kitapseveri agırlayan Uluslararası Istanbul Kitap Fuarı, bu yıl 30. kez kapılarını açacak. Tüyap Fuar Merkezi’nde düzenlenecek etkinligin bu yılki teması “Umut: Düs mü, Gerçek mi?” Fuarın konuk ülkesi ise Mısır.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;600 yayınevi ve sivil toplum kurulusunun katılımıyla 12 Kasım’da baslayacak etkinlik, imza günleri, paneller ve sergilerden olusan 197 etkinlikle 20 Kasım’da son bulacak. Onur konugu Mısır’dan yaklasık 25 yayınevinin katılımıyla düzenlenecek konuk ülke etkinlikleri, Uluslararası Salon’da yapılacak. Nobel Ödüllü Mısırlı yazar Necip Mahfuz’un 100. dogum yılı kapsamında Türkçe’de özellikle ‘Yakupyan Apartmanı’ kitabıyla çok sayıda okura ulasan Alâ Al Asvani, Necib Mahfuz’un manevi oglu olarak nitelendirdigi Gamal Gitani, Ibrahim Aslan, Mısır Yazarlar Birligi Baskanı Mohamed Salmawy ve Youssef Ziedan gibi konuk yazarların katılacagı panel, söylesi ve imza günleri, fuarın yalnızca ilk dört günü düzenlenecek. Mısır kültür ve edebiyatının da tanıtılacagı etkinliklerde Mısır edebiyatından sinemaya uyarlanmıs ‘Arazi’ (1969), ‘Baslangıç ve Bir Bitis’ (1960), ‘Bana Bir Hikaye Anlat’ (2009), ‘Al Kitkat’ (1991) ve ‘Yakupyan Apartmanı’nın da (2006) aralarında oldugu ? lmler fuar boyunca ücretsiz gösterilecek. Aralarında Can Dündar, Elif Şafak, Iskender Pala, Osman Aysu, Taha Akyol, Tahsin Yücel, Tuna Kiremitçi, Türkan Soray, Uykusuz Dergisi yazar ve çizerleri, Yavuz Bahadıroglu, Yekta Kopan, Yılmaz Özdil ve Zülfü Livaneli’nin de bulundugu isimler, fuar boyunca yayınevlerinin stantlarında imza dağıtacak.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Yılın onur yazarı&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;1936 Istanbul dogumlu, Türk Edebiyatına önemli eserler vermis yazar ve sair Ferit Edgü bu yılın onur yazarı. Abidin Dino, Bedri Rahmi, Eren Eyüboglu gibi sanatçılar üzerine kitaplar yayımlayan Edgü, Sait Faik Armaganı, Türk Dil Kurumu Ödülü ve Sedat Simavi Edebiyat Ödülü kazanmıs bir yazar. Özellikle son yıllarda Balkan dillerine çevrilen “O” adlı kitabından uyarlanan ‘Hakkari’de Bir Mevsim’, 1983 Berlin Film Festivali’nde Gümüs Ayı da dahil bes ödül kazanmıstı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Çocuklar yaşadı!&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Bu yıl çocuk edebiyatının önemli isimlerini Istanbul’a getirecek olan fuar için Brigitte Labbé, John Boyne ve Oscar Brenifier söylesilere katılacak. Heybeliada ve Karadeniz Salonu’nda ilk ve son gün düzenlenecek olan ödül törenlerinin yanı sıra Karadeniz Salonu’nda ücretsiz Garfield çocuk tiyatrosu da düzenlenecek.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Ulaşım sıkıntısı yok&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Fuar boyunca IETT, Avcılar duragından Büyükçekmece’ye ek seferler koyacak ve tek biletlik ücretin alınacagı otobüsler 15 dakikada bir kalkacak. Avcılar metrobüs son duragından (10.00-17.00), Bakırköy deniz otobüsü iskelesi otoparkından (10.00-16.00) ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fındıklı Kampüsü’nden (Hafta içi 10.00-13.00) ücretsiz servisler kalkacak. 30. Istanbul Kitap Fuarı, bu yıl hafta içi günlerde ögrenci ve okulların fuarı daha rahat ziyaret edebilmeleri için kapılarını bir saat erken açacak. Kitap fuarı, hafta içi 10.00-19.00 saatleri arasında, hafta sonu ise 11.00-20.00 saatlerinde ziyaret edilebilir. Fuar kapanıs günü olan 20 Kasım 2011 Pazar aksamı ise 19.00’da sona erecek. Fuara giris bedeli 5 TL. Ögrenci, ögretmen ve emeklilereyse ücretsiz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;İki küçük not&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;• Yesilçam’ın ‘Sultan’ı Türkan Soray’ın ayladır üzerinde çalıstıgı ve merakla beklenen kitabı ilk kez Istanbul Kitap Fuarı’nda görücüye çıkacak. Kitabında deneyimlerini ve birikimlerini gençlerle paylaşacak olan Soray, 17 Kasım günü saat 14.15’te NTV Yayınları standında imza dagıtacak.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;• Ismet İnönü ile Erdal Inönü’nün mektuplarından derledigi, yepyeni kitabı ‘Canım Erdalım Sevgili Babacığım’ ile Can Dündar, 20 Kasım günü saat 15.30’da Can Yayınları standında okurları için kitaplarını imzalayacak.&lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=488</link><pubdate>Thu, 26 Jan 2012 00:14:00 GMT</pubdate></item><item><title>En iyi Hostel nerede? Apartlar</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Kongre-fuar, saglık ve eglence turizmindeki gelismeler, sehirdeki hostel ve apart sayısını artırdı. Alternatif konaklamayı tercih edenler arasında, Anadolu yakasında oturup hafta sonu Taksim’de eglenenler, ‘Bu gece baska bir yerde uyanayım’ diyen maceraperestler ve farklı bir atmosfer solumak isteyen yazarlar da var.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Alternatif konaklama tercihlerinden biri olan apartlar bir apartman dairesini ‘belli bir süre’ için kiralama sistemine dayanan konaklama türü. Özellikle tatil beldelerinde kalabalık aileler ve rahatlığı ön planda tutanlar tarafından tercih ediliyor. Konferans ve toplantılara gelen iş adamları, farklı bir ortam arayan yazarlar, alışverişe gelen Araplar, sağlık turizmi için şehirde bulunanlarla kendi yemeğini kendi pişirmek isteyenlerin de öncelikli tercihi. Apartlar, dışarıdan sıradan bir apartman görünümünde oluyor. Kapıda herhangi bir tabelası bulunmuyor. Otel konforunda ev rahatlığı sunmayı amaçlıyor. Dairelerde, beyaz eşyadan televizyona kadar bir evde bulunması gereken her şey mevcut. Dairelerin farklı niyetlerle kullanılmasını önlemek adına ‘en az üç günlük kiralama’ şartı koşuluyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;YURT SİSTEMİ&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Hosteller ise Avrupa’da çok yaygın olan öğrencilerin ucuza konaklayabilmesi için okul yurtlarına benzer bir sistemle çalışan pansiyonlara verilen isim. Ranzalı yatakların bulunduğu odalar en az dört, altı ve sekiz kişi için düzenleniyor. Mutfak ve tuvalet kullanımları ortak. Fiyat olarak hesaplı olduğundan daha çok ‘ne kadar değişik yer görsek kardır’ diyen sırt çantalı turistler tarafından tercih ediliyor. İstanbul içinde olup evinden uzak bir semtte eğlenenlere de hizmet veriyor. İşleri dolayısıyla uzaklara seyahate çıkamayan ama ‘Bu gece farklı bir yerde uyanayım’ diyen sıkılganlar da apartları tercih ediyor. Aklınızda olsun, Sultanahmet’teki hosteller turistik dokunun bozulmaması adına, yerli müşteriye ‘tek gecelik’ kiralama yapmıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Evi aratmıyor&lt;br /&gt;Iste sehirde hizmetleriyle fark yaratan hostel ve apartlardan bazıları:&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Hush Lounge&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;2010 Mayıs’ında Bahariye’deki Hush Gallery’nin sahipleri tarafından Kadıköy Rıhtım Caddesi’nde açıldı. Hostelin ortaklarından Kaan Özüt, neden Kadıköy’ü seçtiklerini şöyle anlatıyor: “İstanbul’da turistler konaklama için Sultanahmet’i tercih ediyor. Kadıköy bu anlamda arka planda kalsa da artısı çok. Çünkü burası şehrin içinde ama karmaşasından uzak, turistleri zorla mekana çekiştiren çığırtkanlar yok, üstelik Sultanahmet’e deniz yoluyla ulaşım ayrıcalığı var, İstanbul’u denizden de görmüş oluyorlar.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hostelimize yüzde 90 yabancı müşteri geliyor. Almanlar, İtalyanlar ve Fransızlar ağırlıkta. Üniversitelerin davetlisi olarak gelen sanatçı grupları, akademisyenler, kürek yarışı takımları geliyor.” Beş katlı 100 yıllık tarihi bir binada hizmet veren Hush Hostel 45 yatak kapasiteli, 16 odaya sahip. Dördü yatakhane, dört, altı ve sekiz kişilik. İki tip özel odası var. Banyolu ve paylaşımlı banyolu olarak ikiye ayrılıyor. Her kata özel eşyaların konulduğu kilitli, soyunma odası dolapları yerleştirilmiş. Mutfak müşterilere açık, marketten makarnasını alan burada kendisi pişirebiliyor. Giriş katı televizyon odası, çalışma odası ve oturma odası olarak tasarlanmış. Oturma odasındaki kırmızı berger’ler mekana ev sıcaklığı katıyor. Bir köşede gitar, sehpanın üstünde dergiler ve canı sıkılanlar için oyun kağıtları, bir de PC mevcut.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kahvaltı dahil gecelik konaklama ücreti 30 TL’den başlıyor. En fazla iki aya kadar kiralanabiliyor. Tel: 0216 450 43 63&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Galata Residance&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Galata tarihinin önemli bankerlerinden Kamondo ailesinin sahip olduğu gayrimenkullerden biri olan Felek Han, 1881’de apartmana dönüştürülmüş. 10 yıldır da Galata Residance olarak hizmet veriyor. Ege Rum Meyhanesi’nin de bulunduğu 15 aparttan oluşan 1800’lü yıllardan kalma ana bina, tadilat için izin bekliyor. Şu anda aynı sokağın köşesindeki binada yedi odayla hizmet veriyor. 35 m2 büyüklüğündeki odalar aparta çevrilmiş durumda, içinde mutfak, su ısıtıcısı var. Daha çok Fransız ve Amerikalılar konaklıyor. Türklerden de kalanlar var. En çok da dizi oyuncuları. Öyle Bir Geçer Zaman ki’nin Caroline’i Wilma Elles şu an izin bekleyen tarihi apartta konaklamış mesela.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bir günden bir seneye kadar kiralanabiliyor, haftalık konaklama günlük 60 Euro. Aylık 900 Euro. Tel: 0212 292 48 41&lt;/p&gt;&lt;p&gt;My Apart: 2009 Kasım’ında kuruldu. Beşiktaş’ta, Firuzağa’da, Galatasaray’da kendi inşa ettikleri binaları ‘apart’ olarak kiralıyorlar. Bazılarında resepsiyon ve kahvaltı hizmeti de sunuluyor. 1+1 ve 2+1 dairelerde beyaz eşyadan 106 ekran televizyona kadar, bir evde olması gereken her şey bulunuyor. Altı kişilik yemek takımı, mikrodalga fırın, şampuan, yedek çarşafhavlu, deterjan, çay-kahve, iğne-iplik… Misafir için yatak olarak açılabilen koltuklar konmuş. Alarm sistemi var. Bir de kalp krizi gibi ani rahatsızlıklar için ambulans isteyebileceğiniz acil yardım butonları mevcut. Minimum üç günlük kiralanabiliyor. Müşterilerinin yüzde 80’i yabancı, son zamanlarda en çok Araplar tarafından tercih ediliyor.&lt;br /&gt;Üç günlük kirası 450 TL. Tel: 0212 245 10 10&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;The House Apart&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;2007’de açıldı. Tünel, Nişantaşı, Cihangir ve Galatasaray’da 30 apartla hizmet veriyor. Otellerden sıkılanlar, İstanbul’da yaşasa dahi, kendi evinde kalmak istemeyip ev ortamı arayanlar, tatile gelip yemeğini kendi mutfağında pişirmek isteyenler tercih ediyor. The House Cafe ve The House Hotel’lerde olduğu gibi Autoban tarafından dekore edilen apartlarda ihtiyaç olan her şey mevcut. Bulaşık makinesi, buzdolabı, mikrodalga, kablosuz internet, LCD, DVD, Digitürk ve kablolu TV, iki günde bir housekeeping ve 7/24 ulaşabileceğiniz misafir ilişkileri hizmeti… Galata’daki dairelerin çiçekli bahçeleri olması da artısı. Otellerden farkı resepsiyon olmaması ve tam donanımlı bir mutfağa sahip olması.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Fiyatlar dairenin lokasyonu ve büyüklüğüne göre 90-150 TL arasında değişiyor, The House Cafe’lerde iki kişilik kahvaltı dahil. Tel: 0212 249 87 34&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Antique Hostel: Sultanahmet’te 2000’de açılan Antique Hostel, otantik bir dekorasyona sahip. Yerler Türk işi halılarla kaplı. Beş katlı binada 12 oda mevcut. Özel odaların dışında, çift kişilik, üç kişilik, dört kişilik odalar var. Müşterilerinin neredeyse tamamı yabancı, Avrupa ve Amerikalıların dışında, Avustralya ve Yeni Zelandalı ‘sırt çantalı’lar tarafından tercih ediliyor. Odalar her gün temizleniyor, değerli eşyalar için odalarda kasa bulunduruluyor. İstanbul manzaralı terasında açık ve kapalı alanı bulunan kafe-barı için bile gidilir.&lt;br /&gt;Odaya göre kişi başı 13-25 Euro arasında değişiyor. Tel: 0212 638 16 37&lt;/p&gt;&lt;p&gt;The Pera Residance: Kasım 2010’da Asmalımescit’te açıldı. Stüdyo tipi 15 daireden oluşuyor. Biri otel tipi olmak üzere, üç tip oda var, 20, 25 ve 40 m2 büyüklüğünde. Konaklayanların yüzde 70’i yabancı. En çok da Araplar tercih ediyor. Şehir dışından ve İstanbul içinden de müşterisi var. Hafta sonu Taksim’de eğlenenler, Anadolu yakasındaki evlerine gitmektense burada kalıyor. Acun Medya’nın ‘Yok Böyle Dans’ için Arjantin’den getirttiği set ekibi de müşterileri arasında. Günlük veya iki günlük kiralanabiliyor, bir aydan sonrası için sözleşme yapılıyor&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;Günlük 49 Euro’dan başlıyor, hafta sonları ekstra 10 Euro ekleniyor, aylık kirası ise 900 Euro’dan başlıyor. Tel: 0532 508 44 76&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;&amp;#160; Ve diğerleri…&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;• Levanten Hostel geceliği 20 Euro’dan başlıyor. Taksim, Tel: 0212 251 47 55&lt;br /&gt;• Sultan Hostel geceliği 19 Euro’dan başlıyor. Sultanahmet, Tel: 0212 516 92 60&lt;br /&gt;• Cordial House geceliği 25 Euro’dan başlıyor. Çemberlitaş, Tel: 0212 158 05 76&lt;br /&gt;• Chillout Cengo Hostel geceliği 20 Euro’dan başlıyor. Taksim, Tel: 0212 251 31 48&lt;br /&gt;• Nobel Hostel geceliği 26 Euro’dan başlıyor. Sultanahmet, Tel: 0212 516 31 77&lt;br /&gt;• Yunus Emre Hostel geceliği 27.5 Euro’dan başlıyor. Sultanahmet, Tel: 0212 638 45 62&lt;br /&gt;• Fuarev Atrium, günlük 179 Euro (minumum 3 günlük kiranabiliyor.) Ataköy, Tel: 0533 593 44 44&lt;br /&gt;• Ascot House Apart, günlük 70 Euro (en az iki gecelik kiralanabiliyor, dört kişiye kadar konaklanabiliyor.) Sultanahmet, Tel: 0216 382 28 88 &lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=487</link><pubdate>Wed, 25 Jan 2012 10:11:00 GMT</pubdate></item><item><title>Kokusu bile iştah açar</title><description>&lt;p&gt;Urfa’sı, Adana’sı, Iskender’iyle her hali baska lezzetlidir kebabın. Her yigidin yogurt yemesi farklı oldugundan, her ustanın da kebabı hazırlaması farklıdır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kebap İstanbul hayatına 80’lerde belirgin bir şekilde girmeye başladı. Küçüklüğümüzde Istanbul’da ‘Kebapçı’ diye adlandırılan bir lokanta, işletme, meslek yoktu diye hatırlıyorum. Şehrin bazı yerlerinde yöresel yemek yapan ufak işletmeler vardı ama ana caddelerde rastlamazdık kebapçılara. İlk kez babam götürmüştü beni Aksaray’da bir yere. Ablam Defne 2005’teki bir yazısında söyle anlatmıs: “Ben ilk kebabı, ılık baklavayı ve çiğ fıstığı yetmişlerin ortalarında yedim. Aksaray’da, ancak babamın bulabileceği gibi bir yerdi. Yaşadığım heyecanı ve şaşkınlığ bugün gibi hatırlıyorum. Kapkaranlık, pis ve puslu bir İstanbul’un içinden Aksaray’a gidiş, masal gibi anlatılabilir ancak. Hiç ama hiçbir sey o zamanlar olduğu gibi degil artık. İstanbul degişti, dünya da. Bir özenli lokantaydı ki anlatamam. Duvardan akan suları, yapma yeşillikleri ve pirinç mangalıyla sıra dışı bir yerdi. Keban Oteli’nin lokantasıydı diye hatırlıyorum, ama masal dedim ya, artık ne önemi var.”Aynen ben de öyle hatırlıyorum Keban’ı. Yuvarlak yerine oval yaptıkları acılı lahmacun, sini içinde gelen karışık kebap, Urfa, Adana, terbiyeli şiş, tavuk, pirzola… Sonrasında da yuvarlak tepside yapılan ve ılık servis edilen havuç dilim kesimli fıstıklı baklava. Sonrasında benim hatırladıklarım arasında Beşiktas İskelesi’nin orada Hanedan vardı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Puf şeklindeki içi hava dolu balon ekmekleri, ilk oradan hatırlıyorum. Her yeni yer ve onun ustası farklı bir tat, farklı bir üslup demekti. 80’lerin sonlarına doğru Levent’in girisinde Hacıdan açıldı. Orada da gavur dağı salatası ile tanışmıştım. Lahmacunun ‘fındık’ olabileceğini de galiba orada görmüştüm. 90’lara geldiğimizde Köşebaşı, Tike gibi yeni dükkanlar ve Günaydın gibi eskiler şubeleştiler. Ocakbası kültürünü öğrendik. Hatta davetlerde kebapçılardan servis alınmaya başlandı. ‘Kebap yapmak’ günlük dilimize girdi. Kebap gibi ızgaraya yatırılmış olma hali mi, keyif yapma hali miydi tanımlanan? Her yiğidin yogurt yemesi farklı olduğundan her ustanın da kebabı hazırlaması farklı olur. Kendi yöresine, ağız tadına, ustasının ayarına göre hazırlar, terbiyeler ve dizer kebabı. Erzurum’dan Urfa’ya, çok çeşitli kebap yemeği yapan yörelerimiz var. Ağırlıklı olarak Urfa ve Adana yöresinin lezzetleri ön planda olsa da bugün her yörenin farklı kebaplarını bulabiliyoruz İstanbul’da.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Bir de ‘etçi’ler var&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Kebapçı gibi algılanan ama aslında et lokantası olanlar. Garip bir şekilde bunların en eskileri ve en iyileri şehrin o zaman dısında gibi görünen ama en keyifi yerlerinden biri olan Yeşilköy taraflarında konuşlananlardı. Beyti, Uludağ, Kaşıbeyaz, Gelik. Etin en güzelini bulur, etin yağ oranına, hayvanın beslenme şekline göre eti dinlendirir ya da terbiye ederlerdi. Et mi lokum mu belli olmazdı. Hala bu şekilde özenle ticaret yapıyorlar. 2000’lerde ise Amerikan usulü ‘steak house’lar çoğalmaya başladı. Defne’nin hakkını vermek lazım. İlk dinlenmiş eti onun sayesinde yedik Dükkan’da. Sonra çeşitlendi yine ve her yere dağıldılar degişik markalarla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Tadın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Murat Kebap&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Karışık kebap en iyisi. Öncesinde acılı lahmacun farz. &lt;br /&gt;Topçular’da Tel: 0212 612 64 24&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Uludağ Kebapçısı&lt;br /&gt;Babam Ankara’da, lise yıllarında 3.5 porsiyon Özel Uludağ Kebabı yermiş.&lt;br /&gt;Florya’da Tel: 0212 624 95 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Hacıbey&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Bursa Kebabı, zaten başka bir alternatif yok.&lt;br /&gt;Nişantaşı’nda Tel: 0212 231 71 34&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Tatbak&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Lise yıllarımın değişmezi. Lahmacun, yoğurtlu ve kaymaklı kadayıf...&lt;br /&gt;Nişantaşı’nda Tel: 0212 246 13 06&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Zübeyir&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Özellikle ocağın başında kanat ve kaburga.&lt;br /&gt;Beyoğlu’nda Tel: 0212 293 39 51&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Hamdi&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Hem manzara hem yemekler… Bir de ortaya ‘uzun’ yaptırırsanız…&lt;br /&gt;Eminönü’nde Tel: 0212 528 03 90&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Bayramoğlu&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;En gözde dönerci. Bir kere yemeniz yeterli.&lt;br /&gt;Kavacık’ta Tel: 0216 413 00 45&lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=486</link><pubdate>Mon, 23 Jan 2012 22:12:00 GMT</pubdate></item><item><title>Uzaklardan gelen lezzetler</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Elmadağ’da yeniden inşa edilen Divan Oteli’nin içinde açılan Maromi, Uzak Doğu mutfağı tutkunlarını çok sevindirecek. Lezzetli yemeklerinin yanında dekorasyonuyla da dikkat çekiyor.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yeniden inşa edilen ve ünül mimar Thierry Despont’un imzasını taşıyan Divan İstanbul şehrin en klasik buluşma adreslerinden biri. Otelin içinde kapılarını açan yeni adresleri de geç olmadan sizin için keşfettik. Maromi, Uzak Doğu lezzetlerini tatmak için yepyeni bir adres. Otelin hemen giriş katında bulunan mekanın dekorasyonunda genellikle koyu tonlar hakim. Ortadaki U şeklindeki barın üzerindeki beyaz renkli cam, otelin diğer cam üfleme eserlerini de yapan Robert Du Grenier’ye ait. Barın mekanın tam ortasında yeraldığı restoranın bir tarafı ikili masaların oluşturduğu bir bölüm, barın diğer tarafında ise Japon desenleriyle bezeli ahşap separatörlerle ayrılmış 13 kişilik blok bir masa bulunuyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Geleneksel Japon öğeleriyle farklılaşan Uzak Doğu’nun klasik tatlarını içeren mönüsünde Şef Kenji Kume’nin modern yorumunu hissedebilirsiniz. Başlangıç olarak Dobinmushi çorbası, hafif bir alternatif. Deniz mahsulleri, soya fasülyesi gibi malzemelerle hazırlanıyor. Ana yemek olarak da Japon biberli biftek çok lezzetli bir seçim. Suşiler konusunda da iddialı olduklarını söylemeliyiz. Yemeğe güzel bir nokta koymak için yeşil çaylı dondurma denemenizi öneririz. Elmadağ’daki bu Uzak Doğu adresini keşfedin…&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Elmadağ’ın en yenisi&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Her gün 12.00-15.00, 18.30–22.30 saatlerinde açık. Soğuk başlangıçlar 8-15 TL, sıcak başlangıçlar 5-15 TL, sashimi’ler 12-25 TL, havyar çeşitleri 10-25 TL, maki’ler 8-10 TL, çorbalar 5-13 TL, ana yemekler 19-25 TL, tatlılar 8-12 TL.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İletişim Asker Ocağı Caddesi 34367 No:1 Şişli Tel: 0212 315 55 00 &lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=485</link><pubdate>Mon, 23 Jan 2012 09:52:00 GMT</pubdate></item><item><title>Gerçek bir hikaye!</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Çağan Irmak’ın yeni filmi ‘Dedemin İnsanları’nı Cihangir’de buluştuğumuz Yiğit Özşener ve Gökçe Bahadır Sunal’dan dinledik... Bir ailenin hikayesiyle ülkenin bir dönemine yolculuğa çıkmaya hazır mısınız?&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Çağan Irmak’ın yeni filmi ‘Dedemin İnsanları’nı Cihangir’de buluştuğumuz Yiğit Özşener ve Gökçe Bahadır Sunal’dan dinledik... Bir ailenin hikayesiyle ülkenin bir dönemine yolculuğa çıkmaya hazır mısınız?&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. Filmde nasıl bir hikaye bizleri bekliyor?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Gökçe Bahadır Sunal: Bir göçü ve bu göçün aracılığıyla da bir aileyi anlatıyor. Girit’ten göçen bir adamın ve ailesinin hikayesi. Aslında ülkenin sorunlarıyla, ailenin sorunları paralel ilerliyor. Çatışmaları paralel. Ama içinde çok şey barındırıyor. Sevgi, sevgisizlik, çatışma… Çok şey… Yiğit Özşener: Aslında filmde o göçü, mübadeleyi çok görmüyoruz. Asıl geldikten sonraki durumla ilgileniyoruz biz. Bir darbe oluyor ve biz bunu görüyoruz. Gelmeleriyle değil de geldikten sonraki dönemle ilgileniyoruz. Elbette gelen ailenin geçmişini bilmemiz gerekiyor. Beraberinde neler getirdiklerini, ne acılar getirdiklerini... Neler yaşandığını ve orada nasıl yaşadıklarını, yeni toprakta nasıl yaşadıklarını ve her şeyin bir günde değiştiğini ama aslında her şeyin bir günde değişmediğini... Dede-torun ilişkisi zaten tuhaf bir şekilde değişmeye başlarken, ondan sonra tutunmak isteyip de tutunamadıklarını görüyoruz. Ayaklarının altından her şeyin kaydığını görüyoruz. Bunun içinde üç, aslında dört kuşak var ve biz bu dört kuşağı da görüyoruz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. Filmde hayat verdiğiniz karakteri anlatabilir misiniz?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Y.Ö.: Belediye Başkan Yardımcısı’nı oynuyorum orada. Dedeyi oynayan Çetin Tekindor’un damadıyım. Çok naif bir karakter. Çok dürüst, işine sahip çıkan biri. İnsani değerleri ön planda tutan biri. Zamanın, düzenin değişimiyle insanlar arası alışverişe ayak uyduramayan bir karakter. Zaman, ekonomi, siyaset, insanlar değişti diye otomatikman oyunun dışında kalan bir birey. Kendi suçu yok aslında; bilgisi, becerisi, hayat coşkusu hayat dışı kalıyor. Düzenin değişmesiyle kendini bir anda öyle buluyor. Teknoloji geliştikçe, bizler ‘ilerledikçe’ savaş araçlarımız da ilerliyor. Ama bu karakter öyle değil, öyle bir şey bilmiyor ve böyle olunca bu yarışın dışında kalkıyor. Yarış dediğim bu hayat. Artık tedavülden kalkan bir para gibi oluyor. Önceden çok değerli bir şeyken, değişimden sonra basit, değersiz bir kağıt paraya dönüşüyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. Ozan’la dedesi arasında nasıl bir ilişki var?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Y.Ö.: Dede konum itibariyle daha otorite sahibi. Ortada böyle bir hiyerarşi var ama kimse bundan şikayetçi değil. Herkes mutlu, herkes eğlenebiliyor yani buna saygıda kusur etmemek diyebiliriz. Dedenin ise oğlunda anlamlandıramadığı bazı şeyler var. Çünkü baba sanki geçiş kuşağı gibi. Dede başka bir dünya biliyor çocuksa bambaşka bir dünyada büyüyor. Baba ise bunun ortasında kalıyor, bir dede-torun ilişkisinin ortasında.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;G.B: Nurdan, Egeli bir kadın. Dolu dolu, biraz matrak, biraz dominant, ailesine çok bağlı, kocasına ve çocuklarına çok düşkün, 10 parmağında 10 marifet durumunda, anaç bir kadın.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. Peki Nurdan’ın bu olaylar, yaşananlar karşısında nasıl bir duruşu var?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;G.B: Çok güçlü bir duruşu var. Çok güçlü bir kadın zaten. Ne olursa olsun kocasını sakinleştiren, çocuklarına kol kanat geren, babasıyla ilişkisini bir şekilde dengelemeye çalışan, mesafeli bir ilişkisi var babasıyla. ‘Dedemin İnsanları’ da aslında bir dönem filmi…&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Y.Ö: Evet. 80’leri ve 90’ları kapsıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. O mübadele yılları sizde merak uyandırdı mı?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Y.Ö.: Çok fazla üstünde durduğum bir şey değildi bu konu. Aslında biz de göçmeniz, Üsküp göçmeniyiz; sürekli etrafımda konuşulan bir şey olmasına rağmen filmde özellikle avantaj veya bir dezavantaj sağladı diyemem. Elbet alışkanlıklar, beceriler vardır, kötü veya iyi yanları vardır ama günlük ikinci kuşağım. Sonuçta ben burada doğdum, büyüdüm.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. Filmde ise belirleyici bir etkisi var...&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Y.Ö.: Elbette belirleyici çünkü iki ülke arasında kalmış olmak... Dede tarafından baktığımızda çok da belirleyici değil. Ben de filmdeki dede gibi düşünüyorum. Nerden geldiğinin pek de önemi yok. Benim için de öyle. Şuralı veya buralılar… Benim hayatımda hiç olmadı böyle bir şey. Ben İzmirliyim derken bile çekinirim. Kimseye nereli olduğunu hiç sormam mesela. Nerede yaşadığın önemli. Ne kadar yaşamak, ne kadar iletişim kurmak istediğin önemli.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. Peki, hikayeye baktığınızda hem dönem filmi olmasının hem Egeli olma halinin, izleyici üzerinde nasıl bir etki yaratacağını düşünüyorsunuz? Çağan Irmak filmlerinden daha vizyona girmeden hep sarsıcı bir etki beklenir.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Y.Ö.: Sarsıcı olur mu bilmem ama ben düşündürücü olacağı kanaatindeyim. Bir kere çok tempolu bir iş seyredeceğiz. Bir de her ne kadar içinde trajik duygusal anlar da olsa biraz dalga geçer bir havası var. “E hayatta böyle yanlar da var yani...” der gibi. Zaten Çağan da öyle yaptı. Bize, bu hikayeyi duygusal anlatmayacağım dedi. Bizle öyle bir iletişim kurdu. Ben, seyircinin düşünürken kendini bulacağını tasarlıyorum. Çok sarsıcı olur mu bilmiyorum. Ama hani, bir şeyle ilgilenirken, güzel bir şey yaparken boğazında kalır ya, ben öyle bir etki bekliyorum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. Tabi bunu destekleyen şey de gerçek bir hikayeden yola çıkması olabilir mi?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Y.Ö.: Tabii ki öyle. Gerçek bir hikaye... Gerçek olmasa yanlış bir şeyler olurdu. Aynı zamanda hepimizin anlayacağı bir şey, çok uzak olduğumuz bir şey değil. Hepimizin bir yerinden yakınlık kurabileceği bir hikaye. Bu yüzden de hoşuma gidiyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. Set ortamı nasıldı?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Y.Ö.: Biz o kadar sessiz sakin çektik ki yapay bir şey olmadı... Çağan’ın düşünceleri sete de yansıdı. Bir bakıma çok trajik bir bakıma çok eğlenceli. En kalabalık sahnelerde bile çok kolay oldu. Aslında ben anlamadım bile film çektiğimizi. Filmin içinde eridim gittim. Sanki ben otururken orada, onlar çektiler arada. Ben öyle hissettim. Öyle bir ortam vardı. Çağan da istediği şeyi bildiği için kolayca iletişim kuruyor ve kolayca bitiyor iş.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;G.B.: Set, gayet güzeldi. Hepimiz zaten öyle bir yerde, İstanbul’dan uzak… Gece gündüz berabersin, çok güzel bir arkadaşlık oluyor. Zaten Çağan çok rahat çalışan bir yönetmen. Dolayısıyla da her şey gayet güzel geçti.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. Çağan Irmak’ın filmlerinin sizdeki etkisi nasıldı?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Y.Ö.: Ben onun iyi bir hikaye anlatıcısı olduğunu düşüyorum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;G.B: Evet, kesinlikle. Ve ben onun hayal gücüne hayranım. Hayal gücüne ve filmlerine. Hemen hemen bütün filmlerini izledim. Çağan’ın o çocukları anlatışı, çocukların dünyasından anlatışı, beni hep çok etkilemiştir. Çok beğenirim. Çok iyi bir anlatıcı olduğunu düşünürüm ben de ve hayal gücüne kesinlikle hayranım.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;‘Benim İstanbulum’&lt;br /&gt;S. İstanbul’da nasıl yaşıyorsunuz, aslında yaşayabiliyor musunuz?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;G.B.: Röportaja gelirken trafi kte bol bol düşünme vaktim oldu. Bazen haksızlık ettiğimi düşünüyorum İstanbul’a, İstanbul’da yaşıyorum ama çok da hakkını vererek yaşadığımı düşünmüyorum. Bazen şartlar elverişli olmuyor. Mesela ben uzun zamandır Cihangir’e, Taksim’e gelemiyorum. Belirleyici yerlere gidip geliyorum. Aslında çok seviyorum İstanbul’u, çok güzel bir şehir olduğunu düşünüyorum her şeye rağmen. Ama çok hakkını veremediğimi düşünüyorum. Olabildiğince yaşamaya çalışıyorum ama işte…&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Y.Ö.: Çalıştığım zaman İstanbul’u yaşayamıyorum. Gece gündüz hepsi birbirine karışıyor. Ev set, set ev oluyor çoğu zaman... Çok daraldığımda bir yerlere uğruyorum. İstanbul’la ilişkim biraz tuhaf. Onu çok seviyorum ama aynı zamanda ondan nefret de ediyorum. “Ah İstanbul’suz yapamam” diyenlerden değilim. Bazen kendinden nefret ettiriyor ama başka yerlere gittiğimde onsuz olunamayacağını gösteriyor. En güzel kısmı keşfedilecek çok sırrı var. Müdavimi olduğum yerler var ama görmediğim yerlere gitmeyi de seviyorum. Alışkanlık sevmiyorum. Alışkanlık dışı her şeyi severim.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. Peki, şehrin en çok hangi yüzünü seviyorsunuz?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Y.Ö.: Eski hali daha çok cezbediyor beni. Eski fotoğrafl ardaki tarihi binalar, eski doku…. İnsanların takım elbiseyle sokağa çıktıkları, dansa gittikleri dönemi görmek isterdim. O dönemde olmak isterdim. Güzel gelirdi sanki.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;G.B.: 24 saat yaşamasını, canlılığını ve alternatifl iliğini seviyorum. &lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=484</link><pubdate>Fri, 20 Jan 2012 10:26:00 GMT</pubdate></item><item><title>Yedikçe yemek isteyeceksiniz</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Kendi küçük lezzetleri kocaman bir mekan Burger Mania. Sahiplerinden Serkan Koç, Amerika dönüşü hayalindeki hamburgeri bir türlü bulamayınca, burayı açmaya karar vermiş.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Burgerin ne demek olduğunu bilmeyenimiz yok. O yüzden biz size en iyisi ‘mania’ kısmını açıklayalım. Mekanın sahiplerinden Serkan Koç, yıllarca Amerika’da yaşamış. Zamanla lezzetli hamburger avcılığı, keyifli bir hobiye dönüşmüş onun için. Memlekete döndüğünde bir türlü aradığı hamburgeri bulamayınca neden ben yapmayayım ki diye düşünmüş ve ortağı Tayfun Ün ile kolları sıvamış. Bir dükkan açıp, lezzet konusundaki bu yaratıcılıklarını herkesle paylaşmaya karar vermişler. En uygun yer olarak da Kalamış’ı düşünmüşler.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Amaç diğer insanların da ortaya çıkardıkları lezzetler konusunda görüşlerini alabilmekmiş. Bu tatların nasıl ortağına çıktığına gelince; iki ortağın deneme yanılma yoluyla yaptıkları çalışmalar sonucu dersek yalan olmaz. Şimdiden söyleyelim hamburgeri gerçekten nefis. Özellikle de içinden patatesler fışkıran 180 gram etin kullanıldığı dana bacon’lı olanı denemenizi öneriyoruz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hamburgerler kadar mekanın atmosferi de oldukça samimi. ‘Burger Mania’da hem içeride hem de dışarıda oturabilirsiniz. Ahşap masalar ve banklar buranın ruhuyla uyum içerisinde. Bu başarı Mimar Samet Yürekli’ye ait. Yine mutfağa dönecek olursak, buradaki lezzetlerde Ümmet ve Fatih Ustalardan bahsetmemek olmaz zira eldeki malzemelerle harikalar yaratan onlar. Ne diyelim? Artık siz gidip, deneyin bizce.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Şubeleri de olacak&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;2012 sonuna kadar 10 şube daha açmayı planlayan mekanda fiyatlar etin gramajına göre değişiyor. Başlangıçlar 2-5 TL, hamburgerler 12-18 TL, patatesler 4 TL, içecekler 3-8 TL. Hafta içi 11.00-22.00, hafta sonu 11.00-05.00 saatlerinde açık. Marinanın otoparkını kullanabilirsiniz. Kredi kartı geçerli.&lt;br /&gt;İletişim Setur Kalamış Marina Tel: 0216 348 96 66 &lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=483</link><pubdate>Thu, 19 Jan 2012 09:18:00 GMT</pubdate></item><item><title>Bir mutfak 420 tarif</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Tam 420 tarifle Gaziantep mutfağının en lezzetli yemeklerinin tariflerini bulabileceğiniz ‘Gelenekten Geleceğe Gaziantep Mutfağı’ kitabını, yazarı Tahir Tekin Öztan’dan dinledik. &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yöresel lezzetlerin gönlümüzdeki yeri çok ayrı. Zengin bir yerel mutfak hazinemiz var. Bu mutfaklar arasında en çok dikkat çekenlerinden biri de Gaziantep mutfağı. Hem lezzetleri hem de şehrin adıyla anılması da bir diğer özelliği. Raflarda yerini alan “Gelenekten Geleceğe Gaziantep Mutfağı” isimli kitapla, gözler tekrar bu mutfağa döndü. Tahir Tekin Öztan’ın hazırladığı bu kitapla Gaziantep’te evlerde pişen enfes yemeklerin reçetelerine sahip olabilirsiniz. Kitap için 1200 kadın ile görüştü, bir jüri, yapılan yemekler içinde yayımlanmaya değer olanları seçti ve bu kitap ortaya çıktı. Kitapta 420 Gaziantepli kadınının verdiği 420 tarif var. Bu ilgi çekici kitabın hikayesini Tahir Tekin Öztan’ndan dinledik.tfağı’ kitabını, yazarı Tahir Tekin Öztan’dan dinledik.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. Böyle bir kitap hazırlama fikri nasıl ortaya çıktı?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Bu kitabın hikayesi beş yıl önce restoranımda dostlarımla yemek yerken başladı. Gaziantep yemeklerini tadarken, aramızdaki yemeklerin aslı nedir tartışması bir türlü neticeye varamayınca bu kitabı hazırlamaya karar verdim. Gaziantep yemeklerini meşhur eden esas kimler diye düşündüm. Annelerimiz, ninelerimiz yani Gaziantep’in kadınları, bu yemeklerin doğrusunu onlardan daha iyi kim bilebilirdi ki. Derhal kitapları araştırmaya başladım. Bana otuz yıl, elli yıl öncesi yazılmış kitaplar gerekiyordu ki yemeklerin aslını belgelerden öğrenebileyim.Ve fark ettim ki Gaziantep yemekleri ile ilgili var olan kitapların en eskisi on yıllıktı. Dünyada şehir adıyla anılan tek mutfak olan Gaziantep mutfağı üzerine geçmişte yazılı belge olmaması gerçeğini üzülerek kabullendim ve kaynak kitap hazırlamak üzere projemi oluşturmaya başladım.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. Kitabın hazırlanma süreci nasıl geçti? Okuyucu nasıl bir içerikle karşılaşacak?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle bir yol haritası çıkardım projem adına, Gaziantep’e gidilecek, tek tek Gaziantepli hanımlardan yemek tarifleri ve yemekler hakkında bilgi alınacak, kendilerini tanıtmaları için kısa bir röportaj yapılacak ve fotoğrafları istenecek, tarifi alınan yemekler pişirilerek fotoğrafları çekilecek, derleme ile ilgili tüm bu hazırlıklar bittikten sonra yayınevi ile görüşülüp kitap basıma hazır hale gelecekti. Ekibim çalışmalara başlayıp tarifleri almaya başladığımda, aynı mahallede yaşayan hanımların bile aynı yemekleri farklı yaptıklarını, aynı yemek için farklı tarifler verdiklerini gördüm. Bu büyük bir sorundu ve bizler tarifin aslını bulmak için yola çıkmıştık. Aynı yemeğin ondan fazla tarifi olduğunu görünce hemen bir komisyon kurdum. Komisyonda Gaziantep’in yemekleri hakkında derin bilgisi ve çalışmaları olan hanımlar yer aldı. Bütün tariflerde, tarafsız olmak adına tarifi veren kişinin adı gizlendi, tek tek okunarak üzerinde tartışıldıktan sonra kitapta yerini aldı. Yaklaşık 1200 kadından alınan tarifler elendi, yemeklerin yapılışındaki farklılıkların nedeni ise genellikle ailelerin kökeninin Suriye veya yakın şehirlerden gelmesiydi. Gaziantep’in ilçeleri ve köyleri için 5000 km yol gidildi. Şaşırtan yemekler olduğu gibi bu kitap sayesinde yemek literatürüne ilk kez geçen yemekler de oldu ki bu bizi çok heyecanlandırdı. Marul turşusu, bamya kahvesi, tarçın çayı gibi tarifler bunlardan bazılarıydı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. Sizce Gaziantep mutfağını bu derece ayrıcalıklı kılan nedir?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Gaziantep mutfağının zengin çeşitliliğinin en temel sebebi Kurtuluş Savaşı sırasında yaşanan yokluktur. Gaziantep kadını bu kıtlık döneminde yoktan var etmeyi bilmiş, yemekler türetmiştir. Mıcırık aşı, zerdali aşı, omaç gibi yemekler bu yemeklere örnek olarak verilebilir. Meyveli yemeklerin oluşmasında yokluğun etkisi bulunurken, özellikle Gaziantepli kadınların yaratıcılığı ile başka şehirlerde atılan malzemeler değerlendirilmiş, neticede şehir adıyla anılan tek mutfak ortaya çıkmıştır.&lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=482</link><pubdate>Wed, 18 Jan 2012 10:07:00 GMT</pubdate></item><item><title>Nostalji dolu ‘yeni’</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Şehrin en eski pastanelerinden Baylan’ın Bebek şubesi, yeni kapıları açan restoran bölümüyle sizi de kendine hayran bırakabilir. Nostalji dolu bu yeniliği siz de keşfedin.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;1923 yılına uzanan tarihiyle şehrin en eski pastanelerinden olan Baylan’ın müdavimi çoktur. Türkiye’nin yaşayan en eski pastanesi Baylan, Bebek’teki üç katlı mekanının her bir katında farklı bir lezzet vadediyor. İlk yıllarında Beyoğlu ve Karaköy’de tatlılarının yanında aperitifler de sunan mekanın Bebek şubesinde kallavi yemekler de yiyebilirsiniz. Deniz manzaralı mekanın giriş katında açık tezgahtaki tatlılar ilk anda gönlünüzü çelebilir. Yemek için vaktiniz azsa sandviç ya da tuzlu aperitifler bu katta bulunan diğer seçenekler arasında.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hemen üst kata çıktığınızda denize nazır bir bar, bir üst katta ise teras bulunuyor. Öğle ve akşam yemekleri için farklı ve yeni bir adres olan restoranı ise en alt katta. Şık bir dekorasyonun hakim olduğu mekanın mönüsü üç Michelin yıldızı sahibi ünlü Fransız Şef Alain Ducasse ve Baylan şefleri tarafından hazırlanmış. Başlangıçlardan naneli bezelye çorbası, karidesli greyfurtlu salata, dil balığı pane dikkat çekici. Ana yemek seçenekleri arasında ise yaban mantarlı ravioli, levrek riviera, balıkçı usulü fener balığı, kemikli kuzu sırtı, kajun baharatlı piliç gibi lezzetler var. Mönüde portakallı karamelli tian, çikolatalı pizza gibi özel tatlıların yanında kup griye, peşmelba gibi Baylan klasiklerinin de tadına bakabilirsiniz. Dekorasyondan servise her şeyle çok titizlikle ilgilenilmiş. Özel servis takımları tasarlanmış. Gümüş çatal-bıçak setlerine kadar her şey çok özenli. Bir öğle ya da akşam yemeği için aklınızda olsun.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Rezervasyon gerekebilir&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Hem öğlen hem de akşam yemeklerinde tercih edebileceğiniz mekana rezervasyon yaptırmakta yarar var. Çok yoğun olabiliyor. Mekan pazartesi-perşembe 07.30-24.00, cuma-pazar 07.30-02.00 saatlerinde açık. Kredi kartı geçerli. Park yok.&lt;br /&gt;İletişim Bebek Baylan’ın adresi Cevdet Paşa Cad. No:52-54 Bebek Tel: 0212 358 07 60-61-62 &lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=481</link><pubdate>Tue, 17 Jan 2012 10:12:00 GMT</pubdate></item><item><title>Etin en lezzetlisi</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Son yıllarda çok popüler olan T-bone Steak’in en iddialı adreslerini ayağınıza getirdik.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Harvard Cafe&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;39 TL Etiler’de bulunan mekanda T-bone steak, ayçiçek yağı, tuz, karabiber ve kivi’den oluşan özel sosuyla birlikte bir gün bekletiliyor. Sosunda kullanılan kivi, lifleri erittiği için etin yumuşak olmasını sağlıyor. Masaya Akdeniz yeşillikleri ve patates kızartması eşliğinde servis ediliyor. &lt;br /&gt;Seher Yıldızı Sokak No:6 Etiler Tel: 0212 287 10 51&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Beeves&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;55 TL Hem steakhouse hem de kasap bölümü olan Beeves’te T-bone, pişirilmeden yarım saat önce oda sıcaklığında dinlendiriliyor. Etin iki tarafına da ayçiçek yağı sürdükten sonra deniz tuzu ile tuzlanıyor. Masaya gelmeden hemen önce buharda haşlanmış sebzeler ve ıspanak mantarlı özel karışımıyla süsleniyor. &lt;br /&gt;Kazım Özalp Sok.Yalman Center. B Blok No:60 Şaşkınbakkal Tel: 0216 411 35 15 3&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Nusr-et&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;47 TL Et konusunda çok iddialı olan mekanda T-bone, sıfır derecede 45 gün bekletiliyor. Kömür ızgara ile pişiriliyor. Okyanus tuzu ve Himalaya tuzu kullanılıyor. Servis edilirken isteğe bağlı olarak, ev yapımı patates kızartması, fırın patates ve kremalı ıspanak püresi ile süsleniyor. &lt;br /&gt;Etiler Çamlık Mevkii İhsan Aksoy Sokak No:6 Etiler Tel: 0212 265 30 37&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Etçi Steakhouse&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;42 TL Altı hafta özel bir dolapta herhangi bir sos kullanmadan doğal olarak dinlendirilen etlerde, pişirilirken zeytinyağı ve deniz tuzu kullanılıyor. Tahta üzerinde servis edilen T-bone sebzeli pilav, fırınlanmış taze patates, sebze sote gibi üç çeşit garnitürle süsleniyor. Bunun yanı sıra dört çeşit sos da beraberinde masaya geliyor. Ispartakule Cad. Doğa Parkı Evleri 170/1 Ada No:13 Bahçeşehir Tel: 0212 608 06 12&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Sunset&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;79 TL Daha önceden dinlendirilmiş olan etler Sunset’te sosa yatırılıyor. Servis edilirken 450 gr. etin yanında garnitür olarak patates kızartması, mantarlı risotto veya sebze sote gibi çeşitlerden seçim yapabiliyorsunuz. Adnan Saygun Caddesi Yol Sokak No:2 Ulus Tel: 0212 287 03 57&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Mia Mensa&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;45-65 TL Sır gibi sakladıkları ustalara özel, sos eşliğinde hazırlanan 450 gr. et, pişirilmeden önce dinlendiriliyor. Sade bir şekilde sunulan et, yanında haşlanmış sebze ile servis ediliyor. &lt;br /&gt;Plaj Yolu Sok. No:18 B Blok Suadiye Tel: 0216 464 17 77&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Dükkan&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;59 TL Daha önceden dinlendirilmiş etler, pişirilirken ve servis edilirken herhangi bir sos kullanılmıyor. Masaya gelmeden önce tabak, patates ve soğanla süsleniyor. &lt;br /&gt;Neovista Çarşısı No:16A Kemerburgaz Tel: 0212 322 88 77&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Günaydın&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;57 TL Dinlendirilen 450 gr. et, sos kullanmadan klasik usül pişiriliyor. Servis ederken fırınlanmış patates, ıspanak püresi ve ‘cafe de paris’ sos kullanılarak süsleniyor. &lt;br /&gt;Altıntepe Mahallesi, Kasaplar Çarşısı No:10 Bostancı Tel: 0216 417 92 09&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Ulus 29&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;84 TL 30 gün boyunca dinlendirilen etler pişirildikten sonra oldukça şık bir şekilde servis ediliyor. Servis edilen 450 gr. et, yaban mantarı, suni yumurta sarısı, baharatlı tereyağ ve porto şarabı sosuyla süsleniyor. &lt;br /&gt;Ahmet Adnan Saygun Cad. Ulus Parkı içi, No:1 Ulus Tel: 0212 352 29 29 10&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;İznik Et&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;46 TL Nişantaşı’nda bulunan mekanda etler dinlendirildikten sonra kendi özel soslarıyla marine ediliyor. İznik’teki kendi çiftliklerinden temin edilen etler kullanılıyor. Ahşap tahta üzerinde 500 gr. et, balkabağı püresi ile süslenerek servis ediliyor. &lt;br /&gt;Teşvikiye Cd. No:20 Nişantaşı Tel: 0212 296 48 60 &lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=480</link><pubdate>Mon, 16 Jan 2012 10:10:00 GMT</pubdate></item><item><title>Burası istanbul; Her nabza göre Eğlence var!</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;İstanbul’un aslında adını koyamadığımız bir eğlence haritası var. Anadolu yakası fasıllarıyla, Etiler Türkçe pop yapan adresleriyle, Beyoğlu dans edilecek kulüpleriyle meşhur. Biz en iyisi aradan çekilelim, sizi ruhunuza en uygun eğlenceyle baş başa bırakalım.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Beyoğlu&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Off Pera&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Asmalımescit’teki en sağlam son duraklardan birisi Off Pera. Mekan gece 23.00’ü gösterdiğinde kıvamını ve lezzetini bulmaya başlıyor. Asu Maro ile sallanan salılar efsanedir. Onun dışında cuma ve cumartesi geceleri eğlence yıkılıyor. Off Pera aynı zamanda oyuncu ve sanatçı ahalisi için de sağlam bir buluşma mekanı. 50 TL’lik bir bütçe ayırmanız, burada eğlenmeniz için yeterli. Tel: 0212 249 26 97&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Nupera&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Eğlence garantili adreslerden birisi de tabii ki Nupera. Girmesi oldukça zahmetli olan mekanın kapısında cuma ve cumartesi geceleri uzun bir kuyruk oluyor. Özellikle 67 coşulacak bir adres. Bu yıl 67’de yabancı DJ’lerin performansları gerçekleşecek. Akşamüstü atıştırmalık l ezzetler ve sürahide servis edilecek margaritalar da buranın diğer güzellikleri arasında yerini alacak. DJ Ulaş da her zamanki iyi performansıyla karşımıza çıkacak. Şarapların kadeh fi yatı 16 TL’den, diğer içkiler ise 25 TL’den başlıyor. Tel: 0212 245 60 70&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Lokal Meydan&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Tünel Meydan’da yer alan Lokal Meydan’sız bir gece hayatı düşünülemez. Cuma ve cumartesi akşamları mekana sığmayan kalabalık kitle eğlenceyi meydana kadar taşıyor. Zaman zaman mekana misafi r olarak gelen konuk DJ’lerle çok şenlikli geceler yaşanıyor. Elmalı votka geceyi ateşlemeye yetecek bir içki. İçki fi yatları 10 TL’den başlıyor. Özel kokteyller de 20 TL. Tel: 0212 245 40 28&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Araf&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;İstanbul gecelerinin klasikleri arasında sayılan Araf her gece farklı bir programla seyirci karşısına çıkıyor. Haftanın belirli günleri Selim Sesler, Takatuka, Cümbüş Cemaat ve Velvele gibi topluluklar çıkıyor. Dur durak bilmeden dans etmek için ise cuma ve cumartesi gecelerini seçin. Dünya müziklerinden enfes bir seçki sizi bekliyor olacak. Tel: 0212 244 83 01&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Kiki&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Cihangir’de Alman Hastanesi’nin karşısında bulunan Kiki şehrin en sürprizli kulüplerinden birisi. Mekan akşamüstü yemeğe gelenlerle hareketlenmeye başlıyor. Çarşamba, perşembe, cuma ve cumartesi geceleri 23.30’da ise Kiki’de parti zamanı. O saatten itibaren ışıklar kısılıyor, masalar toplanıyor ve mekan dans etmeyi sevenlerle doluyor. Votka sakız son zamanlarda en çok sevilen içki. Nar votkanın da müşterisi az değil. Mekanda biralar 10 TL, votkalı içkiler 20 TL, kokteyller ise 20-24 TL arasında değişen fiyatları var. Tel: 0212 243 53 73&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Roxy&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Roxy gece yarısı iyiden iyiye hareketleniyor. Mekanda birçok özel performansın yanı sıra kendi programları da keyifli geçiyor. Roxy’ye giriş 35 TL. Bu fiyata bir içki dahil. Sex on the Beach’i meşhur olan Roxy’de içki fiyatları 10 TL’den başlıyor. Tel: 0212 249 13 01&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Indigo Pub&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Hafta içi öğle ve akşam saatlerinde yemek ve sohbet için çok tercih edilen Indigo Pub hafta sonları çok eğlenceli bir yere dönüşüyor. Gece 23.00’ten 04.00’e eğlenceli saatler yaşanıyor. Taze meyvelerle hazırlanan mojito’lar çok revaçta, özellikle mandalina mojito çok beğeniliyor. İçki fiyatları 8-25 TL arasında değişiyor. Tel: 0212 293 11 74&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Babylon&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Şehrin kült adreslerinden Babylon’da kasım ayı boyunca çok iyi isimler sahneye çıkıyor. Ay boyunca Plaid, Büyük Ev Ablukada, Wild Beasts gibi isimlerin performanslarıyla karşılaşacağız. Girişler genellikle saat 21.00’de başlıyor. Bilet fiyatları ise 25 TL’den başlıyor. Tel: 0212 292 73 68&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Hayal Kah vesİ Beyoğlu&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;En iyi canlı müzik mekanlarından birisi burası hiç kuşkusuz. Küçük sahnesinden birçok iyi isim geçiyor. Kasım ayında yine birçok isim burada sahneye çıkıyor. Cem Adrian, Fergan Mirkelam, Aylin Aslım, Hale Caneroğlu kasım ayında burada olacak. Bilet fiyatları 25 TL’den başlıyor. Tel: 0212 244 25 58&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Nişantaşı&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Minyon&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Akaretler’in en sıcak adreslerinden birisi olan Minyon’da 19.30- 22.00 saatlerinde bir yemek yoğunluğu yaşanıyor. Çarşamba ve cuma geceleri ise 22.30’dan 02.00’ye kadar çok eğlenceli geçiyor. Cumartesi öğle yemeğinden sonra ‘Bohemian Afternoon’ isimli happy hour partiler düzenleniyor. Cuma geceleri konsept partiler yapılıyor. Farklı DJ’ler bu partilerde performans gösteriyor. Cumartesi akşamları Doğu Civicik ve DJ Dağhan birlikte çalarak keyifli bir geceye imza atıyorlar. Badem-şeftali Bellini, ananas mojito ve acı tatların hakim olduğu ‘Yandım Ayşe’ denenesi lezzetler arasında. Şaraplar 14-15 TL arasında değişiyor, kokteyller ise 25 TL’den başlıyor. Tel: 0212 381 21 21&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Hardal&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Hardal günün her saati yoğun olan bir adres. Asıl hareketlilik akşamları genelde iş çıkışı saatlerine denk geliyor. Genelde insanlar sohbet etmek için ya da özel kutlamalar için tercih ediyor burayı. Hardal’ın en bomba içkilerinden birisi Vanilla Sky. İçki fiyatları 10-35 TL arasında değişiyor. Tel: 0212 219 73 23&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Corridor Bar&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Milli Reasürans Pasajı’nda bulunan Corridor Bar’ı bir Nişantaşı klasiği olarak nitelendirebiliriz. Kapılarını saat 18.00’de açan mekan 22.00’de dolmaya başlıyor. Her güne özel bir DJ performans bulunuyor. Cumartesi geceleri ise mekanı Osman İlder Yalın coşturuyor. Mojito çeşitleri ve fresh apple martini çok sevilen içkiler arasında. İçki fiyatları 12-30 TL arasında değişiyor. Tel: 0212 343 02 41&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Touchdown&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Nişantaşı’nın en keyifli müdavim barlarından birisi olan Touchdown her akşam saat 18.00’de kapılarını açıyor. Gece yarısına dek açık kalan mekanda özellikle cuma geceleri çok keyifli. Çünkü DJ Özgür set başında oluyor. Yeni sezonda pazartesi akşamları blues çalıyorlar. Kış aylarında satsuma ve votka nar en çok tercih edilen içkiler arasında. İçki fiyatları 10-25 TL arasında değişiyor. Tel: 0212 231 36 71&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Beyrouth Cafe&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Çapamarka’nın yeni markası Beyrouth Cafe kış boyunca sık sık uğrayacağımız mekanlar arasında. Saat 23.00’ten sonra mekan tam anlamıyla kulüp atmosferine geçiyor. Arabesque fantasy martini ve lebanese mojito iki enfes seçenek. Kokteyl fiyatları 25 TL’den başlıyor. Tel: 0212 236 50 17&lt;/p&gt;&lt;p&gt;ElIo Nİşantaşı&lt;br /&gt;Atiye Sokak’ın nabzını tutan bir diğer adres de Elio Nişantaşı. Yemek için zengin bir mönüsü bulunuyor. Enginar salatası, robespierre pizza, linguini vongole nefis seçenekler arasında. İçki mönüsü de yüzünüzü güldürecek cinsten. Şarapların kadeh fiyatı 15 TL’den, biralar 10 TL’den başlıyor. Tel: 0212 296 24 70&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Etiler&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Club Nispet&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Etiler deyince akla gelen ilk adreslerden birisi Club Nispet. Mekan cuma ve cumartesi geceleri hizmet veriyor. Aldo ve Günay’ın performans gösterdiği Nispet’te eğlence saat 21.00’de başlıyor. Fiks mönü ücreti ön masalar için 125 TL, bir arka masalar için ise 100 TL. Mönü içinde mezelerden ana yemeğe, ara sıcaklardan çereze her şey bulunuyor. Tel: 0212 263 56 56&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Abajur Club&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Abajur Club tam bir gece mekanı, gece 01.30’dan sonra ortam şenleniyor. Saat 24.00 sularında 70 ve 80’lerden Türkçe pop çalınıyor. Gece ise güncel pop şarkılara geçiliyor. Kaplan Kanı kokteyli ve Belvedere votka enerji veren iki favori içki. İçki fiyatları 30 TL’den başlıyor. Mekana gelmeden önce rezervasyon şart. Tel: 0212 281 63 72&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Qubbe&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Maslak’ta Sheraton Maslak Hotel’in tepesinde bulunan Qubbe, manzarayı karşınıza alarak dans edebileceğiniz bir adres. Cumartesi geceleri ‘Gökyüzünde Kulüp Eğlencesi’ konseptiyle özel partiler yapıyorlar. Pink mojito, Qubbe Tropicana, damla sakızlı votka en sevilen içkiler arasında. Kokteyler 25 TL’den, votka ve viskiler ise 30 TL’den başlıyor. 150 TL’lik Qubbe shot tepsisinin tadına mutlaka bakmalısınız. Çok eğlenceli. Tel: 0212 285 12 12&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Mastika&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Kapılarını saat 20.00’de açan Mastika’da müzik saat 22.00’de başlıyor. 13 çeşit meze, 6 çeşit ara sıcak, ana yemek, tatlı ve limitsiz yerli içkiden oluşan fiks mönü ücreti hafta içi 80 TL, hafta sonu 90 TL’den satışa sunuluyor. Fiks mönü dışında içki fiyatları 10 TL’den başlıyor. Tel: 0212 281 60 70&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Şamatalı Meyhane&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Etiler’in en eskilerinden birisi olan Şamatalı Meyhane, 200 kişiyi aynı anda ağırlayabiliyor. Canlı fasıl müziğiyle ve sürpriz şovlarıyla konuklara oldukça eğlenceli saatler geçirten mekanda masanıza konacak lezzetlerin de iyi olduğunu hatırlatmalıyız. Tel: 0212 280 99 55&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Anadolu yakası&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;360 İstanbul East&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Moda’daki Double Tree’nin tepesinde hizmet veren mekanda önce güzel bir yemek yiyebilir, ardından Tarihi Yarımada’ya nazır coşabilirsiniz. Your world is 360 ve Egzotik Mojito iki şahane lezzeti. Esaslı bir eğlence için 100 TL’yi gözden çıkarmalısınız. Tel: 0216 542 43 50&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Ziyade Fasıl&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Saat 20.30’da hareketlenmeye başlayan mekan gece yarısına dek hizmet veriyor. Fasıl müziğinin yanı sıra davul, oryantal şov ve DJ performanslar da eğlenceye renk katıyor. Fiks mönü fiyatı 120 TL. Tel: 0216 410 90 61&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Bizbize Fasıl&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Bizbize Fasıl’da hafta içi fasıl müziği yapılıyor. Udi Suna ve fasıl grubu konuklara keyifli anlar yaşatıyor. Cuma ve cumartesi saat 23.00’te Aykut sahneye çıkıyor ve pop şarkılardan oluşan repertuarıyla performans gösteriyor. Fiks mönü hafta içi 65 TL, hafta sonu 85 TL arasında değişiyor. Tel: 0216 467 67 03&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Boğaz hattı&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;İstanbul Jazz Center Kışın caz iyi gider. Mevsimin ruhuyla en iyi uyuşan müzik türlerinden birisidir. Lakin İstanbul’da caz dinleyeceğimiz kulüpler de çok az. Bunlardan birisi Ortaköy’de bulunan İstanbul Jazz Center. Sezon boyunca çok iyi caz müzisyenlerini buranın sahnesinde görebilirsiniz. Saat 19.30’da kapılarını açan mekan 20.30’da hareketlenmeye başlıyor. Giriş fiyatları konserlerin fiyatlarına göre değişiyor. En çok şarap tercih ediliyor. Kadeh fiyatları açılan şarabın markasına göre değişiyor. Fiyatları ise 15 TL’den başlıyor. Tel: 0212 327 50 50&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Reina&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Boğaz’ın en havalı kulüplerinden Reina kışın da dur durak bilmeden eğlenceye devam ediyor. Eğlenceden önce yemek yemek isterseniz, saat 19.00 gibi kulüpte olmanız yeterli. Mekan saat 23.30’da kıvamını buluyor, eğlence başlıyor. Cuma ve cumartesi akşamları 50 TL’lik fiks mönü uygulaması yapılıyor. Mojito son zamanlarda çok gözde. İçki fiyatları 15 TL’den başlıyor. Tel: 0212 259 59 19&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Blackk&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Kış aylarının en sıcak adreslerinden Blackk de hoş eğlence alternatiflerimiz arasında. Kapılarını saat 20.00’de açan Blackk’te saatler 21.00’i gösterdiğinde müzik başlıyor. Mekanda fiks mönü uygulaması bulunuyor. Fiyatlar hafta içi 90 TL, hafta sonu 110 TL olarak belirlenmiş. Tel: 0212 236 72 56&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Nomads İstanbul&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Kısa sürede gece hayatının en renkli adresleri arasına giren Nomads İstanbul, şehirde Ortadoğu rüzgarları estiriyor. Mekana gittiğiniz zaman mutlaka özel bir şovla karşılaşacaksınız. Şovların gece 02.00’ye kadar ardı arkası kesilmiyor. Mekanda Lübnan mutfağından lezzetlerle donatılmış fiks mönü uygulaması yapılıyor. Tel: 0212 258 07 77&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Supperclub İstanbul&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Şehrin en havalı kışlıklarından bir diğeri de burası. Mekan atmosferiyle de farklı bir enerji veriyor insana. İlk önce güzel bir yemek yiyip ardından dans edebilirsiniz. Restoran hizmeti saat 23.00’te son buluyor. Fiks mönü ücreti 120 TL olarak belirlenmiş. Sadece içip dans etmek isterseniz, giriş için 35 TL ödeyerek kulüp hizmetinden faydalanabilirsiniz. 12 kişilik loca fiyatı ise 1200 TL. Tel: 0212 261 19 88 &lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=479</link><pubdate>Thu, 12 Jan 2012 10:23:00 GMT</pubdate></item><item><title>İstanbul’da bir Lübnanlı</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Layali Restaurant, Lübnan mutfağının İstanbul’daki yeni temsilcisi. Yemeklerde kullanılan baharatlar&lt;br /&gt;Beyrut’tan getirtilip Mısır Çarşısı’nda harmanlanıyor.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Lübnan mutfağını seviyorsanız istikametiniz Beyoğlu olsun. Rixos’un İstanbul’daki ilk oteli olan Elysium Süites Taksim’in içinde kapılarını açan Layali Restaurant, akşam mönüsünde bu mutfağın orijinal tatlarına yer veriyor. Güne geç başlayanlar için ev yapımı reçeller, yöresel peynirlerle zengin bir kahvaltı sunan mekanda, öğlen Lübnan lezzetlerine odun fırınında pişmiş pizzalar, ev yapımı makarnalar, gurme hamburgerler eşlik ediyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Akşam mönüsüne ise tümüyle orijinal Lübnan lezzetleri hakim. Mekanın executive şefi Veli Bayraktar’ın Beyrutlu şefle birlikte hazırladığı yemekler arasında falafel, humus, kuzu ciğeri, kişnişli sarımsaklı patatesten yapılan Patataharra’ya kadar birbirinden değişik tatlar var. Yemeklerde kullanılan baharatlar özel olarak Lübnan’dan getirtilip Mısır Çarşısı’nda harmanlanıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Arayes adlı kuzu eti yemeği, mekanın spesiyalleri arasında. Izgarada pişirilmiş pita ekmeği içinde servis edilen, çam fıstığı, domates, taze nane ve Lübnan’a özel baharatlarla lezzetlendirilmiş kuzu eti yemeği olan Arayes, açıldığı günden beri en çok sipariş edilen çeşitlerin başında geliyor. Şık dekorasyonuyla dikkat çeken Layali, bar ve restoran olmak üzere iki bölümden oluşuyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Demirhindili tatlı ve kokteyl&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Zencefil, kişniş ve kuzu etiyle yapılan Fas Çorbası Harira, bu soğuk kış günleri için iyi bir başlangıç olabilir. Fiyatı 19 TL. Ana yemek olarak kuzu eti Arayes’i tavsiye ederiz, 32 TL. Finali de gülsuyu ve kremayla yapılan Lübnan muhallebisi Muhallabiya ile yapabilirsiniz, 18 TL. Demirhindiyle yapılan saf mojito adlı özel kokteyli de denemeye değer, 35 TL. Her gün 12.00-24.00 saatleri arasında hizmet veriyor. Otopark ve vale var. Kredi kartı geçerli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İletişim Rixos Elysium Süites Taksim, İnönü Mah. Yedikuyular Cad. Harbiye Çayırı Sok. No: 4 Taksim,&lt;br /&gt;Tel: 0212 373 01 11&lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=478</link><pubdate>Wed, 11 Jan 2012 09:54:00 GMT</pubdate></item><item><title>Eminönü’nde 50 TL’ye üç lezzet</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Bu ay da Eminönü’nün tarihi atmosferinde tura çıktık. Sabah kahvaltısıyla baslayan gezimizde lezzet molası verebileceginiz adresleri belirledik. Iste hem hesaplı hem mükellef ögün seçenekleri.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Güne Saray’da başlayın Kahvaltı: 11 TL&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Güne güzel bir kahvaltıyla başlamak istiyorsanız Saray Muhallebicisi’ni tercih edebilirsiniz. Tarihi Yarımada’nın girişinde geniş bir alanda hizmet veren mekan, her gün 06.00’dan itibaren servise başlıyor. Gece 22.00’ye kadar açık olan Saray’da kahvaltı hafta sonları açık büfe olarak sunuluyor. Sınırsız çayla birlikte   yatı 16 TL. Hafta içi gitmeyi tercih ediyorsanız, kendi imalatları olan simit, poğaça, açma, kol böreği, su böreği gibi hamur işlerinden birini seçebilirsiniz. Kahvaltı tabağı alırsanız, iki çay dahil 11 TL. Daha hafif geçirmek isteyenler için kaşarlı tost 4.75 TL, çay 2&lt;br /&gt;TL. Tel: 0212 512 69 19&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Çöp şişe doyacaksınız Öğle yemeği: 14.50 TL&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Mükellef bir öğle yemeği için önereceğimiz adres Alo Dürümcü. Yıllardır Sirkeci’nin ara sokaklarında lezzetleriyle bağımlılık yaratan kebapçı, bir şube de Eminönü’ne açtı. Çöp şişi ve bonfilesi spesiyali. Et yemeyenler için tavuk beyti gibi seçenekler de var. Cevizli, nar eksili salata, Antakya usulü ezme ve baharatla lezzetlendirilmiş yağlı pide siz oturur oturmaz masanızdaki yerini alıyor. Bu muhtesem ziyafeti tatlıyla sonlandırmak isterseniz, tercihiniz künefe olsun. Böylesini çok az yerde yemişsinizdir. Kebaplar 8-15 TL arasında. Bizim mönümüz: Çöp şiş 7 TL. Künefe 5 TL. Ezme müessesenin ikramı, salata 2 TL, kola 2.5 TL. 11.00’den 16.30’a kadar açık.&lt;br /&gt;Tel: 212 514 16 26&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Galata’ya nazır yemek key Akşam yemeği 23 TL&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Eminönü’ne kadar gelip de o dillere destan manzarasından mahrum kalmak olmaz. Biz de öyle yaptık ve vapur iskelesinin karşısındaki üst geçitten geçip iş hanının terasındaki Cafe 4’ü kesfettik. Adını, bulunduğu kattan alan mekanın dünya mutfağından ortaya karışık bir mönüsü var. Pizzadan makarnaya, fajita’dan salatalara çeşit çok. Bir sene önce açılan Cafe 4, sabah 08.30’dan gece 01.00’e kadar hizmet veriyor. Köri soslu tavuk, spesiyali. Akşamı daha hafif öğünle geçirmek isterseniz, balık deneyebilirsiniz. Izgara çupra 21 TL, kremalı tavuk 14 TL. Bizim önerimiz karışık pizza, 15 TL. Tatlı olarak da kızarmış dondurma, mozaik pasta gibi lezzetlerini deneyebilirsiniz Mozaik pasta 8 TL.&lt;br /&gt;Tel: 0212 514 66 88 &lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=477</link><pubdate>Tue, 10 Jan 2012 10:05:00 GMT</pubdate></item><item><title>Çapamarka’nın Beyrouth’u</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Semtte bir süre önce Al Jamal’in yerine açılan Beyrouth Cafe, ağırlıklı olarak Lübnan mutfağından izler taşıyor. Yemeğin yanında eğlence de arayanlar kaçırmasın.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İzzet Çapa’nın yeni(lenmiş) mekanı Akaretler Sıraevler’de konuşlu Beyrouth Cafe, alıştığınız Çapa formülüyle karşılıyor sizi. Mutfaktan geçip arka bölümdeki bahçeye ulaşıyorsunuz. Dekorasyon hafif ‘kitsch’ ve eklektik. Neon ışıklı panolar, ağaçlar, iki büyük bar ve bir sahne. Yaratılan atmosfer çok eğlenceli vakit geçirilebileceğinin sinyalini veriyor. Ekibin de güler yüzlü olması yemeeğlence deneyiminizi daha keyifli hale getiriyor. Adından da tahmin edilebileceği gibi Beyrouth Cafe ağırlıklı olarak Lübnan mutfağından izler taşıyor. Mönü çok zengin ve neredeyse herkesin yiyebileceği bir şeyler bulmasına olanak sağlıyor. Zenginliğin asıl sebebi Lübnan mutfağından taşıdığı yemeklerin yanı sıra diğer mutfaklardan da beslenmesi. Burgerler, risotto’lar, pizzalar ve ‘steak’ler de var. Hepsi de Lübnan’ın bir dokunuşu ile çeşnilendirilmiş. Hakiki Lübnan mutfağına odaklanılması daha iyi olabilirmiş, çünkü her şey olmaya çalışılırken biraz kaybolunmuş. Bu yüzden de genel lezzet ortanın biraz üzerinde kalmış. Tatlılar için aynı şeyi söyleyemeyeceğim; keza Balkabaklı Revani muhteşemdi. Mekanın kendi havası ve dokusu yemeği telafi &lt;b&gt;ediyor. Hem yemek hem eğlence diyorsanız ideal.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Kutlamalar için ideal&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Büyük gruplar halinde eğlenmek, kutlamalar ve misafir ağırlamak için çok keyifli bir alternatif. Salatalar 24-28 TL, mezeler 12-62 TL, ara sıcaklar 15-28 TL, burgerler 14-28 TL, makarna ve risotto’lar 17-29 TL. Her gün 12.00-02.00 saatlerinde açık. Otopark, vale var.&lt;br /&gt;İletişim Süleyman Seba Cad. No: 42-46 Akaretler Tel: 0212 236 50 17&lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=476</link><pubdate>Mon, 09 Jan 2012 09:29:00 GMT</pubdate></item><item><title>Laptop’ını kapan, kafeye koşuyor</title><description>&lt;p&gt;Ofis maliyetlerinin yüksekligi yeni bir akım dogurdu. Artık laptop’unu kapan kendini bir kafeye atıyor; yazısmalarını ve toplantılarını burada yapıyor. Laptop’lu müsterilerin arttıgını gören mekanlar, internet aglarını güçlendiren altyapıya öncelik veriyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;2008’de ‘Amerika tarihinin en büyük ifl ası’ olarak açıklanan yatırım bankası Lehman Brothers’ın batması üzerine tüm dünyada etkili olan ekonomik kriz, yeni bir akım doğurdu. Artık laptop’unu kapan, kesintisiz internet hizmeti sunan kafelerde soluğu alıyor. Yazışmalarını, görüşmelerini, toplantılarını burada gerçekleştiriyor. Böylelikle kira, elektrik, su faturası gibi sabit ofi s maliyetlerinden kurtuluyor. Laptop’lu müşterilerin artması mekanları da harekete geçirdi. İşletmeler, internet ağlarını güçlendiren altyapıya öncelik veriyor. ‘Dış ofi s’ olarak sessiz, sakin, masalara yakın elektrik prizi olan ve kesintisiz internet bağlantısı bulunan mekanlar tercih ediliyor. Kafeleri ofi s olarak en çok yazarlar, blogger’lar, fotoğrafçılar, yönetmenler, gazeteciler ve freelance çalışan pazarlamacılar kullanıyor. Şehrin en iyi ‘ofi s kafe’lerini merak ediyorsanız, tavsiyelerimize göz atın…&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bast Cafe: Moda’daki Bast Cafe, rengarenk sandalyeleri, gazoz kapaklarıyla kaplı duvarları, kütüphanesi ve kedili aksesuarlarıyla modern dekore edilmiş bir evi anımsatıyor. TTNet bağlantısı kullanılıyor. Makarna, sandviç ve salata ağırlıklı mönüsü var. 09.30-01.00 arası hizmet veriyor. Daha çok üniversiteli gençler, oyuncular ve yazarlar tarafından tercih ediliyor. Buket Uzuner’in de kitaplarını yazmak için tercih ettiği mekanlardan. Çay 3, kahve 6 TL.&lt;br /&gt;Tel: 0216 450 26 40&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Blogger’s Base: &lt;/b&gt;Galata’daki Blogger’s Base, markalarla blogger’ların bir araya geldiği kesintisiz internet bağlantısı bulabileceğiniz bir mekan. Ev konforunda döşenmiş mekanda, kahvenizi ve laptop’unuzu alıp koltuklardan birine gömülebilirsiniz. Zengin bir plak koleksiyonu ve ilginç objelerle süslü dekorasyonu var. İçeride Caff e Nero’nun ufak bir corner’ı var, ister kahve ister çay eşliğinde saatlerce çalışabilirsiniz. www.bloggersbase.net&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Caffe Nero:&lt;/b&gt; İngiliz kahve zinciri Caff e Nero’da TTNet’ten kendi şifrenizi alarak direkt olarak internete girebiliyorsunuz. Gurme İtalyan kahvelerini tadabileceğiniz Nero’nun diğer kahve zincirlerinden farkı, cam bardakta çay da sunulması. Eğer sıkı bir çay tiryakisiyseniz ofi s kafe olarak size en yakın Nero’yu seçebilirsiniz. Çayın yanına unsuz çikolatalı tatlısını deneyebilirsiniz. Hafta içi tercih etmenizde fayda var. Çay 3.50, kahve 4.50 TL.&lt;br /&gt;Caddebostan Tel: 0216 411 11 48&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Cafe Sofa:&lt;/b&gt; Nişantaşı’ndaki Sofa Otel’in birinci katında hizmet veren Cafe Sofa’nın ayrıcalığı 24 saat çalışılabilecek ortam sunması. Yeme-içme servisi de sabaha dek sürüyor. Sadece otel müşterilerine değil, dışarıdan gelenlere de açık. TTNet kesintisiz internet bağlantısı var. Daha çok iş adamları ve semtteki mağazaların üst düzey yöneticileri çalışmak için burayı tercih ediyor. 10 kişilik masaları toplantılar için ideal. Mekanın içinde bir de kitapevi bulunması mekana ayrı bir sıcaklık katıyor. Dilediğiniz kitabı satın alabiliyorsunuz. Sabah saatlerinde giderseniz zengin bir açık büfe kahvaltıyla karşılaşıyorsunuz. Kahvaltı 22 Euro, çay ve kahve 7 TL.&lt;br /&gt;Tel: 0212 368 18 18&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Den Cafe:&lt;/b&gt; Nişantaşı’nın merkezinde olmasına rağmen kalabalığından uzak bir mekan Den Cafe. Camekanla çevrili olduğu için sokağı da izleyebiliyorsunuz. TTNet bağlantısı var. Oyuncu Akasya Asıltürkmen’i de laptop’uyla birlikte sık sık burada görebilirsiniz. Çalışırken çay içenlerdenseniz yanında simit tostunu yemenizi tavsiye ederiz. Sabah 08.00’den gece 24.00’e kadar açık. Çay 3.5 TL, fi ltre kahve 5.5 TL.&lt;br /&gt;Tel: 0212 224 24 70&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Gloria Jean’s Coffees:&lt;/b&gt; Avustralya merkezli Gloria Jean’s Coff ees, 40 ülkede 1000’in üzerindeki mağazasıyla dünyanın en hızlı büyüyen spesiyal kahve zincirlerinden. Diğer kahve zincirlerindeki karmaşa burada yok denebilir. TTNet bağlantısı var. Özellikle Tünel’deki şubesi yazı yazmak için ideal bir ortama sahip. 200’e yakın kahve çeşidi ve doyurucu bir yiyecek mönüsü var. Sabah 09.00’dan akşam 23.00’e kadar hizmet veriyor. Filtre kahve küçük boy 6.50, orta boy 8.25 TL. Poşet olarak sunulan çay 5 TL, french press çay 5.25 TL.&lt;br /&gt;Tel: 0212 292 43 05&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Harem:&lt;/b&gt; Etiler’in en yeni mekanlarından biri olan Harem, sessiz atmosferi nedeniyle tercih sebebi. Öğle saatlerinde gittiğinizde büyük bir masada iş toplantısı yapıldığına şahit olabilirsiniz. TTNet bağlantısı kullanılıyor. Avukatlar, mimarlar çok sık geliyor. Pakize Suda gibi yazı yazmak için burayı tercih eden gazeteciler var. Sultan burger, Harem böreği, ev yapımı limonata spesiyal lezzetler. Her gün 09.00- 21.00 saatleri arasında açık. Çay, tek kişilik gümüş tepside, yanında kurabiyeyle servis ediliyor. Kahve 5.5 TL, çay 5 TL.&lt;br /&gt;Tel: 0212 279 69 09&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Kitchenette: &lt;/b&gt;İş toplantıları için en uygun mekanlardan biri de, şehrin en popüler cafe-restoran zincirlerinden Kitchennette. Özellikle Astoria ve Kanyon’daki şubeleri laptop’la çalışabileceğiniz rahat bir ortam sunuyor. Sabah 10.00’da açılıyor. Yemek servisi 22.00’ye kadar sürüyor. Deniz börülceli levrek salatası ve sıcak çikolatalı tartı mutlaka denenmesi gereken lezzetlerinden. Cappuccino 7 TL, demleme çay 3 TL, bitki çayları 5 TL.&lt;br /&gt;Tel: 0212 215 22 82&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Limonlu Bahçe:&lt;/b&gt; İstiklal Caddesi’nde Galatasaray Lisesi’nin sokağından aşağı inerken sağdaki apartmanlardan birinde ‘Limonlu Bahçe’ tabelasını göreceksiniz. Özellikle yaz aylarında yeşillikler içindeki bahçesinde çalışmak büyük keyif. Kış aylarında da bahçe sıcaklığı kapalı kısımda devam ediyor. TTNet bağlantısı kullanılıyor. Kişisel gelişim kitapları yazarı ve oyuncu Aykut Oğut her iki kitabını da burada yazmış… En çok pazarlamacılar, karikatüristler ve reklamcılar tarafından tercih ediliyor. Dünya mutfağından lezzetler sunan mekanda çay 4, kahve 6 TL.&lt;br /&gt;Tel: 0212 252 10 94&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;On Numara:&lt;/b&gt; Maçka Parkı’nın içindeki On Numara’da laptop’unuzla gün boyu çalışabilirsiniz. Şirket çalışanları ve üniversitelilerin ağırlıklı olarak geldiği işletmede TTNet bağlantısı var. Mekanın yeşillikler içinde olması, şehrin göbeğinde ama kalabalığından ve gürültüsünden uzak ideal bir çalışma ortamı sunuyor. Sabah 09.30’da kapılarını açan mekan gece 03.00’e kadar açık. Çay 4 TL, kahveler ise 7 TL’den başlıyor.&lt;br /&gt;Tel: 0212 231 23 40&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Palma D’Oro: &lt;/b&gt;Adını bahçesinde bulunan palmiye ağacından alan Palma D’Oro, romantik bir atmosferde çalışma imkanı sunuyor. Konsantrasyonunuz bozulmasın istiyorsanız öğle ve akşam servisi dışında bir saatte gitmenizde fayda var. Kafenin kendi hesabıyla internete girilebiliyor. Laptop’uyla gelenlerin artması üzerine, dergimiz baskıya hazırlanırken, altyapıyı güçlendirme çalışmaları başlamıştı bile. Sabah 10.00’dan gece 01.00’e kadar açık. Türk kahvesi 4 TL, çay ince belli bardakta 2.5 TL, kahve 5.5 TL.&lt;br /&gt;Tel: 0216 363 21 10&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Starbucks: &lt;/b&gt;Dünyanın her yerinde aynı konseptte hizmet veren Amerikan kahve zinciri ‘ofis cafe’ tanımlamasının hakkını veren adreslerden. Kahve tutkunları kadar freelance çalışanların da bir numaralı tercihi. Hemen her masada laptop’unuzu şarj edebileceğiniz bir priz bulunuyor. Herhangi bir şubesine gidip TTNet bağlantısıyla internete girebiliyor, yazışmalarınızı yapabiliyorsunuz. Kahve çeşitleri 4 TL’den başlıyor.&lt;br /&gt;Yeşilköy Tel: 0212 663 81 20&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Susam Cafe: &lt;/b&gt;Cihangir’de ev sıcaklığında bir ortam sunan Susam Cafe’de birçok gazeteci-yazar, sinemacıya rastlayabilirsiniz. Koltuklu masaları da bu rahatlığı pekiştiriyor. Laptop’lu müşterilere alışkın olduklarından ‘Bir çay içip saatlerce oturabilir miyim’ stresine girmenize gerek yok. Sınırsız TTNet bağlantısı var. Sabah 10.00’dan gece 02.00’ye kadar açık. Çalışırken bir şeyler atıştırmak isterseniz sandviçlerinden yemelisiniz. Çay 2.5 TL, espresso 5 TL.&lt;br /&gt;Tel: 0212 251 59 95&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Şimdi Cafe: &lt;/b&gt;İstiklal Caddesi’nin Asmalımescit girişindeki Şimdi Cafe, özellikle turistlerin gözdesi. Bunda, yemeklerinin güzelliği kadar, mekanın rahat ortamının da etkisi büyük. Soğuk kış günlerinde gribe karşı koruyan sebze çorbasını içmelisiniz. Çayının demleme olması tiryakiler için tercih sebebi. Mekanın kendi şifresiyle girebileceğiniz sağlam bir internet var. Tek sıkıntı, boş priz bulmanız olabilir. Sabah 07.30’tan son müşteri gidinceye kadar açık. Çay 3 TL, kahve 7 TL.&lt;br /&gt;Tel: 0212 252 54 43&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Blogger’lar ne diyor?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Pinkfreud: Yazılarımı yazmak için bir tek Gloria Jean’s Tünel’i tercih ediyorum. Ofise gitmemi gerektiren bir işim olmadığından kendimden sıkıldığımda dışarıda yazmayı tercih ediyorum. Ev senin her köşesini bildiğin, her alanında kendini rahat hissettiğin, kişisel kalendir. Kafeler ise yine kendini rahat hissettiğin fakat yine de en azından derli toplu oturmak zorunda olduğun yerler. Evde ‘Amaan sonra da yazarım’ dediğim şeyi dışarıdayken daha disiplin içinde yapıyorum. Servise gelen garson ekrana bakmak için can atıyor, merak ediyor ne yazabiliyor olduğunu. Dışarıda yazdığın en sıradan metin bile heyecanlandırıyor insanları. Bu da bende daha çok yazma isteği uyandırıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Teakolik: &lt;/b&gt;Kahve yerine çayı tercih eden birisi olarak Caffe Nero’yu tercih ediyorum. Ayrıca bu tarz mekanlarda garsonların sürekli sizi taciz etmesi çalışmanızı bazen sıkıntılı hale getirebilir. Çok kalabalık yerler de aynı şekilde dikkatimi dağıtmakta. Caffe Nero ise bu tarz olumsuzluklardan uzak ve keyifle çalışabileceğim bir mekan. Kafede çalışırken, hele de merkezi bir noktadaysanız rahatlıkla toplantınızı yapabilir, arkadaşlarınızla buluşabilir, birçok işinizi çabucak halledebilirsiniz. Evde olduğum zaman ne toplantı yapabilirim ne de iş yemekleri... Evde çalışmakla kafeyi ofise çevirmek arasındaki en büyük fark sanırım bu.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Nur Karaata:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;“Yazılarımı Bebek Starbucks veya Aşşk Cafe’de yazıyorum. Denizle iç içe olduğumu bilmek ve onun kokusunu almak tarifsiz bir his.Dışarıda çalışmayı tercih ediyorum çünkü çoğu zaman iyi bir gözlem yapıp onu yazdığım şeylere yansıtabiliyorum.Yani evdeki dört duvar ve yerinde duran mobilyalardansa kafe sana onlarca fikirden oluşan malzeme olanağı sunuyor. Kısacası sokakta hayat var.”&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Sanal ofis patlaması&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Krizin ardından yeni bir sektör doğdu. Ofis maliyetlerinin yüksekliği nedeniyle kendi işini kurmakta zorlananlar ya da işleri bozulanlar ‘hazır ofis’ ve ‘sanal ofis’ hizmeti veren firmalar aracılığıyla hayallerini gerçekleştirebiliyor. İstanbul’da da son üç yıldır bu sektörde ciddi bir artış var. Onlardan biri Zincirlikuyu’da beş katlı bir binada hizmet veren Office İstanbul. Şirketin bünyesinde 10 ila 30 m2 arasında 32 ofis bulunuyor. Faksı, telefonu ile tam teçhizatlı bu bürolar, kefilsiz, minimum bir yıllık sözleşmeyle kiralanabiliyor. Toplantı odası, tuvalet, mutfak, çay-kahve, sekreter ortak kullanım hakkına sahip. Size sadece laptop’unuzu alıp, seçtiğiniz odadaki masanıza kurulmak kalıyor. Daha çok dış ticaret firmaları, medya, sinema sektöründe faaliyet gösteren firmalar tarafından tercih edilen hazır ofislerin aylık kirası 1.100 TL’den başlıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Yüzde 100 doluluk&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Bir de sanal ofisler var. Bu konseptte mekan olarak gidilecek bir ofis olmuyor. Size Office İstanbul sekreterlerine yönlendirilmiş bir telefon numarası ve e-posta tahsis ediliyor. Arayanlar sekteriniz tarafından karşılanıyor. Sizin toplantıda olduğunuzu söyleyebiliyor ya da gelen telefonu cebinize yönlendirebiliyorlar. Adres olarak da Office İstanbul’un adresini kullanabiliyorsunuz, kargolarınız buraya geliyor. Bir saatlik toplantı odası kullanımı da dahil. Sanal ofisin maliyeti de aylık 200 TL. Office İstanbul Pazarlama Müdürü Erol Kazmir, “Sanal ofisler son üç yıldır en yoğun dönemini yaşıyor, yüzde 100 dolulukla çalışıyoruz” diyor.&lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=474</link><pubdate>Wed, 04 Jan 2012 17:22:00 GMT</pubdate></item><item><title>‘Beni Unutma’nın aşıkları...</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Hiç beklemedikleri bir anda tanışan ve aşık olan iki genç insan… Peki sonra? Cevabı, kasımda vizyona girecek ‘Beni Unutma’ verecek. Başrol oyuncuları Mert Fırat, Tuba Ünsal ve Açelya Devrim Yılhan’la, filmin romantizmine yakışır bir mekanda, Bebek Baylan’da buluştuk.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu ay Life Buluşmaları çok farklı bir konseptte karşınıza çıkıyor. 11 Kasım’da ‘Beni Unutma’ isimli aşk filmi vizyona giriyor. Mert Fırat, Açelya Devrim Yılhan, Tuba Ünsal, Melis Babadağ, Ünal Silver, Aliye Uzunatağan ve Kenan Ece’nin başrolde olduğu filmde farklı bir aşk hikayesine şahit olacaksınız. Şu soğuk günlerde ılık bir çay gibi, iyi gelecek cinsten. Eee mevzu aşk olunca buna uygun bir yerde buluşmak da zaruri oluyor. Orhan Veli Kanık’ın “Piyasa vakti muhallebiciye gel” dediği şiirindeki aşkı ve filmi konuşmak için Baylan’ı seçiyoruz. Her İstanbullunun aklında kup griyesi ve makaronuyla kalmış olan Baylan’ın Bebek’teki evine konuk oluyoruz. Burası geçen ay açıldı. Bebek’te bulunan corner tadındaki Baylan’ın hemen yan kapısından girilen üç katlı bu taze mekan, hem bir restoran hem de Baylan klasiklerini tadabileceğiniz bir adres. Baylan markasının kurucularından Harry Lenas’ın mucidi olduğu bu lezzetlerin yanı sıra Kadıköy’deki Baylan Pastanesi’nin ruhunu da bu yeni şubede hissedebiliyorsunuz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kadıköy Baylan’ın bahçesinde 1970’lerde dondurulmuş o his ve etki buraya da sinmiş anlayacağınız. Bundan gayrısını size fotoğraflar söylesin, biz bu ‘aşk’ buluşmasına dönelim. ‘Takva’ filminden tanıdığımız Özer Kızıltan’ın yönettiği ‘Beni Unutma’yı Burak Göral kaleme almış. Filmin başrol oyuncularından Tuba Ünsal, Mert Fırat ve Açelya Yılhan Baylan’da, bizim için bir araya geliyor. Kahve sohbetinin asıl mevzusu tabii ki sinema. Muhabbetin moderatörlüğünü Mert Fırat yapıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Merak edilen sorular…&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Fırat, bir gazeteci edasıyla aklındaki tüm soruları bir bir yöneltmeye başlıyor iki güzel oyuncuya. Açelya Yılhan’a rolün nasıl geldiğiyle başlıyor muhabbet. Aslına bakarsanız Yılhan’ın ilk sinema filmi deneyimi bu. Üniversitede çektiği filmlerle başlıyor söze. ‘Beni Unutma’ filminin senaryosu eline geçince çok heyecanlanmış. Tuba Ünsal bu sırada söze giriyor. “Seni buldukları zaman çok heyecanlanmışlar. Böyle bir tüyo aldım, sen içeri girince ‘işte bu’ demişler”. Ünsal’dan gelen bu istihbarat çok sevindiriyor Yılhan’ı. Tepkisini “Hadi canım!” diyerek gösteriyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Tüm kadro belirlenmiş fakat Açelya Yılhan’ın aldığı rol uzun süre boş kalmış. Uzun bir bekleyişin ardından gelmiş ona rol. “Senaryoyu okuyunca ahh dedim!” diyerek nasıl heveslendiğini kendisi de vurguluyor Yılhan. “Hangi audition sahnesiyle katıldın” diye soruyor Mert Fırat. “Bardaki sahne. Çok heyecanlandım bir sürü insan vardı sette, çıkınca da hiçbir şey demediler, bana da biraz sürpriz oldu açıkçası” diyerek filmin giriş hikayesini bitiriyor Açelya Yılhan. Mert Fırat mikrofonu bu sefer Tuba Ünsal’a çeviriyor. “Sen Burak’ın hikayesini biliyordun, öte yandan Özer Kızıltan’ın ‘Takva’dan sonra böyle bir film çekiyor olması seni şaşırttı mı?” diye soruyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;“Çok şaşırdım ilk önce tabii, ama Özer Kızıltan’ı tanıyınca neden bu kadar naif bir öyküyü filme çekmek istediğini daha iyi anlıyorsunuz”.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;“Aslında bu da bir Özer Kızıltan filmi oldu” diyor Mert Fırat ve ekliyor: “Biz aslında üsluba dayatarak yorumluyoruz her şeyi, bir sanatçının farklı bir şey yapması tuhaf geliyor”.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Konu, oyuncuların bu beklentilerden muzdarip olmasına da geliyor. Üç oyuncu da kendilerinden belirli şeylerin beklendiği konusunda hemfikir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Fırat “Bu filmdeki rolünden bahseder misin?” diye soruyor Ünsal’a. “Ben ilk kez öteki kadını, yani istenmeyen kadını oynuyorum” diyor Tuba Ünsal. Açelya Yılhan ve Mert Fırat bunun üstüne gidiyor. Tuba Ünsal’ın kötü bir kadını oynaması, bizim kadar onların da ilgisini uyandırıyor. Mevzu bir süre bunun üzerine akıp gidiyor. “Fiziğinin de avantajını kullanıp isim yaptığın zaman bunu daha da geliştirmezsen hep aynı kalıplarda oynaman bekleniyor, mesela Kıvanç Tatlıtuğ bunu kırdı ve çok farklı bir karakterle karşımıza çıkmayı başardı” diyor Mert Fırat. Sohbetimiz sırasında zor soruların adamı olarak karşımıza çıkan Mert Fırat’a bu kez Tuba Ünsal soruyor: “Sen karakterini nasıl yarattın?”&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Şakayla karışık “Bana geldiği anda yarattım” diyor. Kahkahaların ardından ciddi bir şekilde anlatıyor filmdeki Sinan karakterini Mert Fırat.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;“Aslında hepimizin içinde böyle bir Sinan var. Sinan benim çok gördüğüm ama istisna sayılabilecek adamlardan birisi. Sinan’da unutulmamanın verdiği bir taraf var. Ne yaparsa yapsın, onu insan olmasından dolayı çok sevdim.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ben bütün rollere şöyle yaklaşıyorum; bu benim başıma gelse ne yapardım? Hep buradan hareketle hazırlanırım rollere.”&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Mert Fırat’tan Baylan’la ilgili hoş bir anı&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Benim Ankara’dan İstanbul’a gelişimdir Baylan. Kadıköy’de ailece balık pazarını gezer, sonra Baylan’a giderdik. Burada kup griye ve makarona şimdi olduğu gibi o zaman da bayılırdım. Bir de uğur böcekli dondurmalı pastası vardı. Dünyanın neresine gidersem gideyim makaron yediğim zaman Baylan aklıma gelir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Filmden notlar&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;‘Beni Unutma’nın müziklerini ünlü piyanist ve besteci Anjelika Akbar yaptı. Senaryoyu okuyunca çok etkilenen ünlü müzisyen, 35 besteyle filme damgasını vurdu. Biraz önce de bahsettiğimiz gibi senaryosunu Burak Göral’ın yazdığı, yönetmenliğini Özer Kızıltan’ın yaptığı filmin yapımcılığını AFS Film üstlenmiş. ‘Beni Unutma’nın basın ilişkilerini ve tanıtımını da SRP İstanbul yapıyor. www.beniunutma lm.com&lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=473</link><pubdate>Wed, 04 Jan 2012 10:25:00 GMT</pubdate></item><item><title>101 ucuz lezzet</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Bu şehirde her zevke, her keseye uygun bir lezzet bulmak mümkün. Semt semt, sokak sokak gezerek lezzetli ve hesaplı adresleri sizin için derledik. İşte 10 lirayı geçmeyen ‘cep dostu’ mekanlar…&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;1. Pilav Dünyası&lt;br /&gt;‘Pilav yemeden doyduğumu anlamıyorum’ diyorsanız buyrun Kadıköy’e. Mönüsünde sadece pilav olan mekanda nohutlu pilavayran mönüsü 3.50 TL, kuru fasulyeli pilav-salata-ayran mönüsü 5 TL, kavurmalısalatalı- ayranlı mönü 7.50 TL, ciğerli pilav-ayran 5.50 TL. Sabah 04.00’e kadar açık. Tel: 0216 348 50 87&lt;/p&gt;&lt;p&gt;2. Tatlıses Kebap&lt;br /&gt;Şehirde altı şubeyle hizmet veriyor. Çorbalar, içli köfte, çiğ köfte, kebap, pide ve lahmacun çeşitleriyle dolu zengin bir mönüsü var. 11.00-22.30 arası açık. Lahmacun 4 TL. Künefesini de mutlaka yemelisiniz, 8 TL. Tel: 0212 280 25 26&lt;/p&gt;&lt;p&gt;3. Kochelöffel&lt;br /&gt;Beşiktaş’taki Alman fast food zincirinde cheeseburger, hamburger, nugget mönülerin yanı sıra kızarmış piliç de bulunuyor. Chesseburger, patates kızartması ve bir içecekten oluşan mönü 6 TL. 10.00-23.00 arası hizmet veriyor. Tel: 0212 227 77 10&lt;/p&gt;&lt;p&gt;4. Hosta&lt;br /&gt;Kadıköy çarşısının vazgeçilmez duraklarından. Et ve tavuk ağırlıklı lezzetler var. Sabah 10.00’dan gece 22.00’ye kadar açık. Ekmek arası et döner 4.25 TL, tavuk köfte 3.5 TL, ayran 1.5 TL. Tel: 0216 405 16 78&lt;/p&gt;&lt;p&gt;5. AKO Islama Köfte: Kadıköy’de 1965’ten bu yana hizmet veren mekanın spesiyali ıslama köfte. Ama siz bir kere de ıslama burger’inden yiyin. 2.90 TL. Sabah 06.00’dan 23.00’edek açık. Tel: 0216 338 78 15&lt;/p&gt;&lt;p&gt;6.Pehlivan Köfte: Izgara köftesinin tadı kadar, salatalar, zeytinyağlılar ve tatlıların hesaplı olmasıyla da meşhur. Gece 23.00’e kadar gidebilirsiniz. Izgara köfte 6 TL, karnıyarık 6 TL, salata 3 TL, tatlılar 4 TL Tel: 0216 550 04 05&lt;/p&gt;&lt;p&gt;7. Merkez Börekçisi Kadıköy Çarşısı’nda en lezzetli kır pidesi yiyebileceğiniz adreslerden. İki kır pidesi ve kola 4 TL, porsiyon olarak alırsanız kol böreği, peynirli su böreği 4 TL. Her gün 06.00’dan 20.00’ye dek açık. Tel: 0216 330 90 98&lt;/p&gt;&lt;p&gt;8. Ali Rıza Sofrası Kadıköy’deki esnaf lokantaları arasında başı çeken Ali Rıza Sofrası’na gece işkembenizi içmek, sabah kahvaltınızı etmek, gün içinde de Türk mutfağından sevdiğiniz yemekler için gidebilirsiniz. Dört çeşit yemek 8 TL, kahvaltı tabağı, sınırsız çayla birlikte 5 TL. 24 saat açık. Tel: 0216 337 26 24&lt;/p&gt;&lt;p&gt;9. Kimyon Antep usulü kelle paça da bulabileceğiniz bir kebapçı. Adana kebap 9 TL, dürüm olarak alırsanız 6 TL, çorbalar 6 TL, içecekler 2 TL. Mangalda pişen Hatay künefesini mutlaka yemelisiniz; 6 TL. Sabah 10.00’dan gece 04.00’e kadar açık. Tel: 0216 330 48 45&lt;/p&gt;&lt;p&gt;10. Pazı Yemek Evi Cihangir’de ev yemekleri yapan temiz ve hesaplı bir mekan arıyorsanız es geçmeyin. Nohut 3.5 TL, pilav 2 TL, menemen 4 TL, tiramisu 4.5 TL. Tel: 0212 252 74 84&lt;/p&gt;&lt;p&gt;11. Hanımeli Ev Yemekleri Sulu köfte 5 TL, zeytinyağlılar 5 TL, karışık dolma 7.5 TL, mekanın spesiyallerinden. Hanımeli mantısı 8 TL. Cihangir’deki mekan 08.30-22.00 arası hizmette. Tel: 0212 245 98 78&lt;/p&gt;&lt;p&gt;12. Patata&amp;amp;Yufka İstiklal Caddesi’nin lezzet duraklarından. Patates kızartması ve etli yufkalar birlikte sunuluyor. Etli 8.50 TL, hellim peynirli sebzeli 7 TL, nutella muzlu yufka 6 TL. Sadece patates kızartması isterseniz orta boy 4.95 TL. Sabah 04.00’te kapanıyor. Tel: 0212 293 60 66&lt;/p&gt;&lt;p&gt;13. Akdeniz Kokoreç Kokoreç seviyorsanız Tünel’deki Akdeniz Kokoreç’e mutlaka uğramalısınız. Çeyrek ekmek 4 TL, yarım ekmek 6 TL. Tel: 0212 251 22 37&lt;/p&gt;&lt;p&gt;14. Kasap Osman Bir Sirkeci klasiği olan Kasap Osman’da saat 15.00’i geçirdiyseniz dönere yetişemezsiniz. Günde üç top değişiyor. Akşam olmadan bitiyor. Döner kebap 10 TL, Kasap Güveci de spesiyallerinden, 8 TL. Tel: 0212 519 32 16&lt;/p&gt;&lt;p&gt;15. Tatbak Soğansız lahmacunuyla nam salan Tatbak’ta her tür kebabı uygun fi yata yiyebilirsiniz. 11.00-21.00 arası açık. Lahmacun 4 TL, Adana-Urfa Kebap 10 TL. Tel: 0212 248 04 25&lt;/p&gt;&lt;p&gt;16. Asiller Kebap Bakırköy’de öğle yemeklerinin adresi Asiller’de en çok dürüm döner satılıyor, 7.50 TL. Urfa kebap porsiyonu 9 TL. Döner yiyecekseniz 15.00’i geçirmeyin, kalmıyor. Tel: 0212 543 23 88&lt;/p&gt;&lt;p&gt;17. Doyuran Lokantası Kumkapı’daki lezzet durağı Doyuran’da akşam 20.00’ye kadar geleneksel tencere yemekleri bulabilirsiniz. Sebzeler 5 TL, ızgara köfte 8 TL.Tel: 0212 458 26 37&lt;/p&gt;&lt;p&gt;18. Papatya Ev Yemekleri Her gün en az iki çeşit sıcak yemek bulabileceğiniz Fındıklı’daki Papatya’nın spesiyali Kayseri mantısı. Türlüsü ve beğendili köftesi de meşhur. Çorbalar 3.5 TL, etli yemekler 7 TL, etsiz yemekler 5 TL. 17.00’ye kadar yemek kalıyor. Tel: 0212 243 44 58&lt;/p&gt;&lt;p&gt;19. Künefis Beşiktaş Çarşısı’ndaki mekanın ‘spesiyal künefe’ adıyla servis ettiği fıstıklı künefesi gurmelerden de tam not alan bir lezzet. Gül böreği, içli köfte gibi seçenekler de var. Tas kebabı 10 TL, künefe 5 TL. Tel: 0212 227 06 03&lt;/p&gt;&lt;p&gt;20. MMY Tantuni Basın Ekspres Yolu’nda hizmet veren MMY Tantuni, Mersin’in vazgeçilmez yemeği tantuniyi hakkıyla yapan mekanlardan. Dürüm fi yatı 7 TL. Tel: 0212 471 48 01&lt;/p&gt;&lt;p&gt;21. Selanik Kurufasulyecisi Kuru fasulye seviyorsanız Kadıköy’deki Selanik Kurufasulyecisi’ni de es geçmemelisiniz. Sucuklu ve pastırmalı kuru fasulyenin yanı sıra pilav ve cacık da var. Sucuklu fasulye 7 TL, pilav 3 TL. Tel: 0216 349 41 40&lt;/p&gt;&lt;p&gt;22. Yemek Sarayı Adının hakkını verecek kadar zengin çeside sahip. Mecidiyeköy Meydanı’nda 23.00’e dek açık mekanda kahvaltıdan açma, pogaçaya, Hasanpasa köfteden tavuk baget yahniye, seçenek çok fazla. Fiyatlar 7-10 TL arasında. Tel: 0212 267 53 00&lt;/p&gt;&lt;p&gt;23. Alooo Balık 20 yıldır Göztepe’de balık tutkunlarının vazgeçilmez adresi olan Alooo Balık lezzetli ve hesaplı bir adres. Mevsimine göre her balıgı bulabilirsiniz. Balık çorbası 5 TL, hamsi tava 10 TL. Tel: 0216 386 25 43&lt;/p&gt;&lt;p&gt;24. Sampi Adını Samsun pidesinden alan Sampi’nin mönüsünde 60’a yakın çesit bulunuyor. En büyük ragbet pastırmalı, ıspanaklı, kıymalı ve peynirli pidenin bulustugu Dört Mevsim’e. Beyaz peynirli ve patatesli pide 9.50 TL, lahmacun 3.50 TL. Tel: 0212 444 76 74&lt;/p&gt;&lt;p&gt;25. Pando’nun Yeri Besiktas Çarsısı’ndan geçip de Pando’nun Yeri’nde kahvaltı etmediyseniz büyük kayıp. Menemeni, sahanda yumurtası ve Pando’nun kaymagıyla kahvaltı keyif 10 TL. Tel: 0212 258 26 16&lt;/p&gt;&lt;p&gt;26. Edirne Kırkpınar Köftecisi Besiktas’ta Kırkpınar köftesi sevenlere hizmet veriyor. Kırkpınar Sisman Köfte ve Kırkpınar Kıyık Köfte en çok satan çesitler. Silivri yogurdu da bulabileceginiz mekanda köfte porsiyonu 8.95 TL. Tel: 0212 258 33 98&lt;/p&gt;&lt;p&gt;27. Safinaz Bahçesinde yetistirdigi feslegen ve biberiyeleri yemeklerinde kullanan Atasehir’deki Sa? naz’da her gün degisen çorba çesitleri, tost ve sandviçler, makarna, salata, ızgara çesitleri ve sebze yemekleri bulunuyor. Pazar hariç her gün 22.00’ye kadar açık. Çorbalar 4 TL, sebze kavurması 9 TL, karamelize soganlı sosisli sandviç 8 TL. Tel: 0216 577 70 27&lt;/p&gt;&lt;p&gt;28. Helvetia En iyi ev yemegi yapan mekanların basında gelen Asmalımescit’teki Helvatia’da yesil mercimekten semizotuna aklınıza gelebilecek her tür sebze yemegini bulabilirsiniz. Gece 24.00’e dek açık ama o saate yemek kalmıssa sanslısınız demektir. Yemeklerin porsiyon fiyatı 9 TL. Tel: 0212 245 87 80&lt;/p&gt;&lt;p&gt;29. Keyif Cafe Menemen ve sigara böregi, Bakırköy’deki Keyif Cafe’nin öne çıkan lezzetleri. Kahvaltı tabagı 10 TL, pastırmalı yumurta 6 TL. 02.00’ye kadar açık. Tel: 0212 662 44 65&lt;/p&gt;&lt;p&gt;30. Aslı Börek Hamur isi seviyorsanız Aslı Börek’in bagımlılık yaratan çesitlerini de biliyorsunuzdur. Özellikle su böregi ve mantıda da iddialılar. Börekler 5 TL, mantı 8 TL. Tel: 0212 527 54 80&lt;/p&gt;&lt;p&gt;31. Filibe Köftecisi Sirkeci’de ögle yemeginin en iyi adreslerinden biri. Filibe köftesinin yanı sıra et, tavuk ve ızgara çesitleri var. Peynir tatlısı da meshur. Filibe köftesi 8 TL, ekmek arası alırsanız 5 TL. 17.00’de kapanıyor. Tel: 0212 522 97 21&lt;/p&gt;&lt;p&gt;32. Yemekhane Eminönü’ndeki Yemekhane’de Türk mutfagından çesitler bulunuyor. Kıs günlerinin vazgeçilmezi çorba, patlıcan musakka, spesiyalleri. Ev yemeklerinin porsiyonu 2.5-6 TL arasında. 19.00’a kadar servis var. Tel: 0212 526 26 86&lt;/p&gt;&lt;p&gt;33. Mado Adı dondurmayla özdeslesmis olan Mado subelerinde çorbadan köy pizzalarına, dürümden yöresel Maras tabagına kadar otantik lezzetler de bulunuyor. Çorbalar 5.50 TL. Tel: 0212 263 72 41&lt;/p&gt;&lt;p&gt;34. Küp Börek Kadıköy Balık Pazarı’ndaki mekan, hamur isi sevenlerin ugrak yeri. Gülten Ana’nın ellerinden çıkma otlu pogaçanın alıcısı çok. Küp börek, gül böregi, mercimek köftesi gibi ev isi lezzetler de var. Pogaçalar 1 TL.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;35. Hacıoglu Sehirde 25 subesi bulunan lahmacunuyla nam salan Hacıoglu’nda döner mönüler de var. Ayrıca et yemeyenler için çıkardıgı peynirli lahmacun Peymacun’a da talep çok. Iki lahmacun ve ayran mönü fiyatı 6.5 TL. Tel: 0212 608 22 15&lt;/p&gt;&lt;p&gt;36. Dicle Balık Kadıköy Çarsısı’ndaki Dicle Balık’ta mevsimine göre istediginiz balıgı uygun fiyata yiyebilirsiniz. Balık ekmek 4 TL. Tel: 0216 336 43 53&lt;/p&gt;&lt;p&gt;37. Tarihi Sultanahmet Köftecisi 1920’den gelen bir lezzet Sultanahmet Köftesi’nin tüm Türkiye’de müdavimi çok. köfte burger 2.60 TL, salata tabağı 4.90 TL. Tel: 0212 520 05 66&lt;/p&gt;&lt;p&gt;38. Çıtır Usta Maslak’ta özellikle öğle saatlerinde oturacak yer bulmanın zor olduğu bir kebapçı. Döner, İskender ve tavuk çeşitlerinin de bulunduğu mekanda etli ekmek 8.50 TL. Künefe 5.50 TL. Tel: 0212 276 66 68&lt;/p&gt;&lt;p&gt;39. Acıktım Emin Baba Dürüm Evi Mecidiyeköy’de özellikle akşam saatlerinde yer bulmak imkansız. Adana ve Urfa kebap, yanında ezme, yağlı lavaş, turşu ile servis ediliyor. Adana, Urfa dürüm 8 TL, çöp şiş dürüm 10 TL. 02.00’ye dek gidebilirsiniz. Tel: 0212 275 37 62&lt;/p&gt;&lt;p&gt;40. Adnan’ın Yeri İzmirli olup da kumrunun tadını bilmeyen yoktur. İzmirli olmayanlar da mutlaka tatmalıdır. Özel kumru ekmeğinde yapılan bu sandviçi Ortaköy’deki Adnan’ın Yeri’nde 5 TL’ye yiyebilirsiniz. Tel: 0212 261 21 93&lt;/p&gt;&lt;p&gt;41. Pide Park Ihlamur’daki Pide Park, adının hakkını verecek kadar çeşide sahip. En çok sucuklu kaşarlı pidesi seviliyor. Fiyatı 10 TL, kıymalı pide 9 TL, kimyonlu tavuk 8 TL. Tel: 0212 258 30 31&lt;/p&gt;&lt;p&gt;42. Anatolia Mantı&amp;amp;Çiğ Börek Ataşehir’deki Anatolia otantik lezzetleriyle tanınıyor. İki adet çiğ börek 9 TL, gözlemeler 6 TL, yuvalama çorbası 7 TL, cacık 3 TL. Tel: 0216 456 93 65&lt;/p&gt;&lt;p&gt;43. Wienerwald Piliç çevirme zinciri Wienerwald şubelerinde tavuğun her çeşidi var. Jumbo kanatlar, dürümler, butlar, şinitzeller… Yarım çevirme piliç 9.50 TL, piliç dürüm 6.50 TL, pilav 4.50 TL, buharda sebze 2.90 TL elma dilim patates 3.50 TL gibi aperitifler de cabası. Tel: 0212 444 13 53&lt;/p&gt;&lt;p&gt;44. Pandeli Eminönü’nde dönerli patlıcan böreğiyle nam salan Pandeli’de sebze yemeklerinin porsiyonu 10 TL. Tel: 0212 527 30 09&lt;/p&gt;&lt;p&gt;45. Kiva Han Hiç duymadığınız Anadolu yemeklerinin en lezzetlisini yiyebileceğiniz mekanlardan Kiva Han’da dulavrat çorbası ve erikli sarmayı tatmalısınız. Çorbalar 4 TL, sebze yemekleri 10 TL. Tel: 0212 292 98 98&lt;/p&gt;&lt;p&gt;46. Kahve6 Cihangir’de kalabalıktan uzak bir atmosfere sahip Kahve6, böğürtlenli lor peyniri, sahanda tulum peyniri, zeytin, domates, salatalık gibi çeşitlerden oluşan İzmir kahvaltısı sunuyor. Çayın ücretsiz servis edildiği kahvaltı keyfi 10 TL. Tel: 0212 293 08 49&lt;/p&gt;&lt;p&gt;47. Asia Ma Chinese Foods Canınız Çin yemeği çekiyorsa Mecidiyökey’deki Asiama’ya gidebilirsiniz. Buharda mantı 8.90, Çin böreği 5.70, sebzeli noodle 9 TL. Tel: 0212 217 56 00&lt;/p&gt;&lt;p&gt;48. Goralı Fındıkzade’de adını verdiği Goralı sandviçiyle meşhur Goralı, günün her saati uğrayabileceğiniz bir mekan. Ekmek arasında özel Goralı köfte, Rus salatası, turşu, mayonez ve hardalla servis ediliyor. Fiyatı 4 TL. Tel: 0212 589 90 67&lt;/p&gt;&lt;p&gt;49. Halil Lahmacun Kadıköy’de lahmacun deyince mutlaka akla gelen adreslerden biri de Balık Pazarı’ndaki Halil Lahmacun’dur. Mönüsünde sadece taş fırında pişen lahmacun ve et yemeyenler için peynirli pide bulunuyor. Lahmacun 3 TL. Tel: 0216 337 01 23&lt;/p&gt;&lt;p&gt;50. Suat Usta Tantuni İstanbul’da en iyi tantuni yiyebileceğiniz adreslerin başında gösterilerin Beyoğlu’ndaki Suat Usta’da yarım ekmek 6 TL, dürüm tantuni 5 TL. Gece 03.30’a kadar hizmet veriyor.Tel: 0212 292 59 77&lt;/p&gt;&lt;p&gt;51. Shorba Çorba konseptli ilk restoran olan Shorba, Ataşehir ve Astoria’daki mekanlarında her gün 24 çeşit çorbayı 02.00’ye dek servis ediyor. Kalorisi düşük, sağlıklı ve besleyici çorbaların fiyatları 7.50 ile 9.75 TL arasında değişiyor. Tel: 0216 456 49 22&lt;/p&gt;&lt;p&gt;52. Çukurcuma Köftecisi Kömür ateşinde pişmiş bol etli köfteleriyle meşhur Beyoğlu’ndaki Çukurcuma Köftecisi özellikle turistlerin ilgi gösterdiği bir mekan. Köfte dışında pirzola, sebzeli çorba, revani gibi anne lezzetleri de var. 09.00-19.00 arası açık. Köfte porsiyonu 8 TL, içecekler 2 TL. Tel: 0212 245 08 33&lt;/p&gt;&lt;p&gt;53. Yes Kardeşler Fulya’da gece geç saatlere kadar açık Yes Kardeşler, köftelerinin kokusuyla baştan çıkarıyor. Dürümler 6 TL, kebaplar 9 TL civarında.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;54. Bahçeden Ev Yemekleri Ataşehir’deki Bahçeden’de tereyağlı nohut, bulgur pilavı, pirinç pilavı, ızgara köfte, salata ve burger çeşitleri bulabilirsiniz. Pilavlar 4 TL, makarnalar 7 TL, zeytinyağlı yaprak sarma 7 TL. Tel: 0216 455 97 13&lt;/p&gt;&lt;p&gt;55. Beşyol İskender Kebap çeşitlerinden dilediğinizi seçebileceğiniz mekanda lahmacun siparişe göre soğansız, sarımsaklı ve sarımsaksız olarak servis ediliyor. Kelle paça çorbası 7 TL, lahmacun 3.50 TL, Adana 9 TL. Tel: 0212 624 08 98&lt;/p&gt;&lt;p&gt;56. Köfteci Ali Baba Bahçelievler’deki mekanda satır köfte, kaşarlı köfte, kasap köftesi ve Alibaba köftesi gibi bu yemeğin pek çok çeşidi var. Köfteler 8 TL civarında, irmik helvası 3 TL. Tel: 0212 553 22 22&lt;/p&gt;&lt;p&gt;57. Adam’s Pizza Feneryolu ve Kozyatağı’ndaki mekanda adına aldanarak sadece pizza var sanmayın. Makarna, salata ve ızgaradan oluşan ana yemek seçenekleri de mevcut. Küçük boy pizzalar 9.90 TL, sezar sandviç 9.90 TL. Tel: 0216 411 26 44&lt;/p&gt;&lt;p&gt;58. Yurdusen Kayseri Mantısı Kayseri el mantısının yanı sıra, ev kesmesi makarna, katmer, kete, bazlama gibi hamur isleri için de birebir. Peynirli-cevizli ev eristesi 10 TL, içli köfte 4 TL, katmer 3 TL. Tel: 0216 360 64 91&lt;/p&gt;&lt;p&gt;59. Malatya Sofrası Malatya mutfagından lezzetleri en uygun fiyata yiyebileceginiz adreslerden biri de Bakırköy’deki Malatya Sofrası. Kasarlı kıymalı pide 10 TL, ayran ası çorbası 3.50 TL. Tel: 0212 583 79 79&lt;/p&gt;&lt;p&gt;60. Nu Noodle Çin mutfagının bu essiz lezzetini restoranlardan çok pahalıya yemekten sikayet ediyorsanız bir de Cihangir’deki Nu Noodle’a gidin deriz. Ince ve kalın çesitlerini sebzeli, diyet seçenekleriyle bulabilirsiniz. Fiyatı 9 TL. Tel: 0212 244 88 99 61. Dürümce Vapur beklerken atıstırmak isterseniz Besiktas Iskelesi’ndeki Dürümce’ye gidebilirsiniz. Bakır tabakta servis edilen sis kebaplar 10 TL, pilav, salata ve ezmeyle birlikte. Kola 3 TL, künefe 5 TL. Gece 03.00’e kadar açık. Tel: 0212 259 49 24&lt;/p&gt;&lt;p&gt;62. Küçük Ev Levent Çarsı ve Etiler civarında çalısanların ögle yemegi için tercihi olan Küçük Ev’de ev yemeklerini uygun ? yata tadabilirsiniz. Zeytinyaglı çesitleri 6.75 TL, çorba ve pilavlar 4 TL. Tel: 0212 282 96 96&lt;/p&gt;&lt;p&gt;63. Mr. Kumpir Taksim’de 24 sat açık Mr. Kumpir, alıskın oldugunuzun aksine Inegöl köfteli, tavuklu ve dönerli kumpir çesitleriyle sasırtıyor. Diyette olanlar için Light Kumpir bile var. Fiyatlar 8.55 TL civarında. Tel: 0212 252 61 00&lt;/p&gt;&lt;p&gt;64. Nalia Karadeniz mutfagına özgü lezzetler sunan Günesli’deki Nalia’da uygun ? yata seçenekler de mevcut. Çayeli kurufasulyesini 8 TL karsılıgında yiyebilirsiniz. Karalahana çorbası 6 TL, pilav 4 TL. Tel: 0212 630 06 90&lt;/p&gt;&lt;p&gt;65. Lale Iskembecisi Gece gezmelerinin finali genellikle çorbacıda yapılır. Onlardan biri de 24 saat hizmet veren Beyoglu’ndaki Lale’dir. Tuzlama 8.50 TL, iskembe 8 TL, kelle paça 8.50 TL. Tel: 0212 252 69 69&lt;/p&gt;&lt;p&gt;66. Murat Muhallebicisi Adına aldanıp da tatlıcı sanmayın. Muhallebi çesitleriyle yola çıkan Murat’ta, kahvaltıyla baslayan güne, tavuk ve et çesitlerinden olusan mönüsüyle öglen ve aksam da devam edebilirsiniz. Sucuklu menemen 8.50 TL, tavuk sis 9.50 TL. Tel: 0212 267 01 22&lt;/p&gt;&lt;p&gt;67. Çömçe Kebap Gaziantep’in kendine özgü çesitlerini sunan Kadıköy’deki mekanda pide yemelisiniz. Kasarlı 7 TL, kusbası pide 8 TL, tavuklu kasarlı pide 9 TL. Tel: 0216 336 28 91&lt;/p&gt;&lt;p&gt;68. e Port Cafe Arnavutköy’deki Bread’s’in yerine açılan e Port Cafe’de dünya mutfagından çesitler var. Pizza, krep, quesadilla en sevilen lezzetler... Çorbalar 5 TL, Çin böregi 10 TL. Tel: 0212 358 06 81&lt;/p&gt;&lt;p&gt;69. Sandwich Lab Bahariye’deki Sandwich Lab, adının hakkını veren bir sandviç laboratuvarı gibi. Istege göre tahıllı, dereotlu, susamlı panini ekmeklere hazırlanabiliyor. Vejetaryenler için sebzeli çesitleri de var. Fiyatları 4-8 TL arasında. Her gün 20.30’a kadar hizmet veriyor. Tel: 0216 330 39 36&lt;/p&gt;&lt;p&gt;70.Egeli Gurme Atasehir’deki lezzet duraklarından Egeli Gurme, adı gibi Ege’den tatlar sunuyor. Ege’den el mantısı spesiyallerinden, incecik hamurlu ve bol kıymalı mantı 10 TL, ısırgan otlu ve rezeneli tostları tadılmalı; 6 TL. Cunda kabagından yapılan balkabagı çorbası 6 TL, sebzeler 8 TL. Tel: 0216 315 30 08&lt;/p&gt;&lt;p&gt;71. Hai Sushi Kalamıs Marina’da susi sevenlerin bulusma adresi olan mekanda Japon mutfagına giris yapabilirsiniz. California Kani Maki en çok satan spesiyali, iki adet 8 TL, dört adet Sake Maki 8 TL, baharatlı somon 9.50 TL, hayli doyurucu olan Japon salatası 10 TL. Tel: 0216 541 03 54&lt;/p&gt;&lt;p&gt;72. Adem Baba Arnavutköy’deki bu içkisiz balık lokantası, özellikle pazar günleri kuyrukta bekleyeceginiz kadar dolu oluyor. O civarda bu lezzette yiyebileceginiz en ucuz balık burada. Hamsi porsiyon 10 TL, içecekler 3 TL, tatlılar 4 TL. Tel: 0212 263 29 33&lt;/p&gt;&lt;p&gt;73. Köfteci Ramiz Akhisar’ın meshur köftecisi Ramiz, Istanbul’daki subelerine her geçen gün bir yenisini ekliyor. Tereyagında kızartılmıs kepekli pide üzerinde Ramiz köfte 8 TL. Yarım ekmek köfte 6 TL. Tel: 0212 344 04 31&lt;/p&gt;&lt;p&gt;74. Lades Beyoglu’nda iki ayrı subede hizmet veren Lades’te mercimek, pazı çorbası, kelle ve iskembe gibi çorba çesitlerini 5 TL’ye içebilirsiniz. Tel: 0212 251 32 03&lt;/p&gt;&lt;p&gt;75. Lider Kokoreç Kızıltoprak’ta 24 saat açık olan Lider Kokoreç, iskembe çorbasıyla anılıyor. Sakatat sevenlerin vazgeçemedigi mekanda yarım ekmek közde kokoreç 7 TL, içecekler 2.50 TL. Tel: 0216 348 43 44&lt;/p&gt;&lt;p&gt;76. Sampiyon Kokoreç Sehirdeki lezzet zincirlerinden biri olan Sampiyon Kokoreç Kokorecin dısında midye tava, köfte ve tavuk sis gibi alternati er de mevcut. Bizim tavsiyemiz elbette kokoreç ve zümküfül’ünden yemeniz. Ekmek arası lezzetler 7 TL. Sabah 04.00’e kadar gidebilirsiniz. Tel: 0212 259 62 68&lt;/p&gt;&lt;p&gt;77. Mercan Dürüm&amp;amp;Kebap Üsküdar’daki lezzet duragı gece 03.00’e dek hizmet veriyor. Tavuk kanat ve Adana kebabı en çok talep gören ürün. Kebaplar porsiyon olarak 8.50 TL civarında, dürüm içi 7 TL. Tel: 0216 495 60 98&lt;/p&gt;&lt;p&gt;78. Fasuli Sehirde bes subeyle kuru fasulyeci zinciri olma yolunda ilerleyen Fasuli’de kuru fasulye, Dogu Karadeniz’de yetisen özel seker fasulyeden yapılıyor. Pek çok ünlü müdavimi olan mekanın mönüsünde çorba ve ızgaralar da var. Kuru fasulye 7 TL, tursu kavurma 5 TL, Hemsin mıhlama 7 TL. Tel: 0212 633 25 02&lt;/p&gt;&lt;p&gt;79. Radika Kosuyolu’nda hafif bir ögle yemegi için tercihiniz Radika olsun. Ege mutfagından lezzetler bulacagınız mekanda Girit böregi ve rezeneli semizotu favori seçenekler. Zeytinyaglılar 5.50-9.50 TL arasında. Tel: 0216 339 13 15&lt;/p&gt;&lt;p&gt;80. Zeytin Agacı Cafe Akdeniz mutfagından lezzetler sunan Nisantası’ndaki Zeytin Agacı vejetaryenlere hizmet veriyor. Yemekler Ayvalık ve Antakya’dan getirtilen zeytinyagında pisiriliyor. Asma yapragında enginar dolması, pazılı kabak en sevilen yemekler. Ispanak çorbası 6 TL, roka salatası 10 TL, krepli kahvaltı tabagı 7 TL, mozaik pasta 5 TL. Tel: 0212 291 28 42&lt;/p&gt;&lt;p&gt;81. Dönerci Ali Usta Lezzetli ve hesaplı dönerin Maltepe’deki adresi Ali Usta’da sadece döner var. Isteyene ekmek arası, isteyene tabakta, isteyene Iskender, isteyene pilav üstü… Bol köpüklü Susurluk ayranını da denemenizi tavsiye ederiz. Yarım ekmek döner 7 TL, dürüm döner 7.50 TL. Tel: 0216 444 12 54&lt;/p&gt;&lt;p&gt;82. Rumi Konya’nın meshur etli ekmegini tadabileceginiz Rumi, AVM’lerde hizmet veriyor. 22.00’ye kadar servisi olan mekanın mönüsünde etli ekmegin yanı sıra biftek tantuni de var. Etli ekmek porsiyonu 8.95 TL, tantuni 7.45 TL. Tel: 0212 380 18 00&lt;/p&gt;&lt;p&gt;83. Hen Coops Batı Atasehir’in lezzet duragı Hen Coops’un mönüsü chicken wings, grill, sinitzel ve wrap’lerden olusuyor. Grill chicken sandviç 9.50 TL, piliç çevirme yarım 8.50 TL. Tel: 0216 688 44 48&lt;/p&gt;&lt;p&gt;84. Ottaköy Cafe Bogaz’a yakın mükellef bir kahvaltıya ne dersiniz? Adını bulundugu semtten alan Ortaköy Cafe’de çig börek, menemen ve gözlemeyle güne baslayabilirsiniz. Gözleme 4 TL, çay 2 TL. Tel: 0212 259 40 02&lt;/p&gt;&lt;p&gt;85. Cadde Burger Adından da anlasılacagı üzere mekanın en çok satan ürünü hamburgeri. Ama bunun dısında kahvaltı tabagı, sosisli, menemen gibi çesitler de mevcut. Tavuk burger, patates kızartması ve içecekle mönü fiyatı 6.50 TL. Tel: 0212 572 88 28&lt;/p&gt;&lt;p&gt;86. Tarihi Sarıyer Börekçisi Adım bası Sarıyer Börekçisi’ne rastlıyor olabilirsiniz, bu müthis lezzetin en hası yerinde, yani Sarıyer’de yenir. 250 gram börek 5.50 TL, çay 1 TL. Tel: 0212 242 15 39&lt;/p&gt;&lt;p&gt;87. Yıldırım Büfe Kadıköy iskelede 24 saat açık Yıldırım Büfe’nin sosisli sandviçi meshur. Öyle ki, ‘Kaybedenler Kulübü’ ? lminde de bahsi geçiyor. Tursu, ketçap ve mayonezle tatlandırılan sandviçin sırrı sosunda, üç ayrı salça kullanılıyor. Bir yiyen daha bitmeden bir tane daha siparis ediyor. Sosisli 1.60 TL. Tavuk döner de var, 2 TL.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;88. Etiler Marmaris Büfe 1964’ten bu yana damakları tatlandıran Etiler Marmaris Büfe haftanın her günü 24 saat hizmet veriyor. Gece eglencesinden dönüslerin vazgeçilmez duragı olan büfenin spesiyalleri dilli-kasarlı ve biftekli-kasarlı tostları. Kavurmalı, yengen, hamburger gibi çesitlerin de bulundugu büfede yiyeceklere taze sıkılmıs meyve suları ve köpüklü ayran eslik ediyor. Dilli kasarlı ve biftek kasarlı 6 TL, kasarlı tost 3.5 TL. Tel : 0212 269 53 39&lt;/p&gt;&lt;p&gt;89. Bambi Taksim’de eglenenlerin büyük bölümünün gece hayatını noktaladıgı Bambi, 1974’ten bu yana hizmette. Kasarlı, sucuklu, sosisli, salamlı, dilli-kasarlı, dilli-Amerikan salatalı, sosisli-Amerikan salatalı, dönerli sıcak ve soguk sandviç çesitleri mevcut. En çok talep ise kasarlı dürüm dönerine. Fiyatı 7 TL. Tost çesitleri 6 TL civarında. Her türlü taze meyve suyunun bulundugu büfenin ’Atom’ adıyla satılan enerji bombası ise nefis. Elma, havuç, portakal, nar, greyfurt, kivi, muz ve baldan olusan ‘atom’ 4.5 TL. Sabah 05.00’e kadar açık. Tel : 0212 252 87 13&lt;/p&gt;&lt;p&gt;90. Kızılkayalar Gece gezmelerinin olmazsa olmazlarından biri de Taksim Meydanı’nda 24 saat hizmet veren Kızılkayalar’ın ıslak hamburgeridir. Özel bir sosla hazırlanan bu hamburgerin formülü adeta sır. Döner ekmek, kasarlı dürüm, sosisli de diger seçenekler. Yaslılıga meydan okuyanlar için mevye suları karısımından olusan kokteylleri de yok satıyor. Saskınbakkal’da da bir subesi bulunan mekanın önünde pek çok ünlüyü görmeniz mümkün. Islak hamburger 2 TL kasarlı dürüm 7.5 TL. Tel: 0212 251 13 57&lt;/p&gt;&lt;p&gt;91. Define Büfe Besiktas’ta özellikle ögrencilerin ugrak mekanı olan Define Büfe kapısının önünden geçenleri de kokusuyla müsterisi yapacak lezzetlere sahip. Gece geç saatlere kadar açık olan büfenin spesiyali döner. Islak hamburgerini de denemelisiniz. Dürüm döner 8 TL, ayran 2 TL. Tel: 0212 260 82 83&lt;/p&gt;&lt;p&gt;92. Çagrı Büfe Nisantası’nın sayılı büfelerinden biri olan Çagrı, ögle saatlerinde döner tutkunlarının akınına ugruyor. Sucuklu ve dilli-kasarlı tostu da en çok satan ürünlerden. Kepek ekmegine yapılan diyet tost seçenekleri de bulunuyor. 30 yıldır hizmet veren Çagrı Büfe, aksam 21.00’e kadar açık. Döner yemek istiyorsanız ögle saatlerini geçirmemenizi tavsiye ederiz. Karısık tost 4 TL. kavurmalı kasarlı 6 TL, sosisli 3 TL.Tel: 0212 241 75 83&lt;/p&gt;&lt;p&gt;93. Barıs Büfe Sehirde dört subesi olan Barıs Büfe, 1976’dan bu yana degismeyen lezzetler sunuyor. Kasarlı tostuyla ünlü. Döner ekmek, köfte dürüm, kumpir gibi tatlar da var. Tostlar 4-5 TL, lavas döner 9.50 TL, tavuk dürüm 7 TL portakal suyu 4.50 TL. Tel: 0216 358 41 02&lt;/p&gt;&lt;p&gt;94. Durak Büfe Hafif yemek istiyorsanız Durak’ın tostlarından deneyebilirsiniz. Kasarlı tost 2.5 TL. Sinitzel ve nugget mönüler de var. Içecekle birlikte 8.5 TL. Tel: 0216 336 16 78&lt;/p&gt;&lt;p&gt;95. Ünsal Büfe Gayrettepe’de kendine özgü spesiyali ‘Zühtü’yle namlı. Kızarmıs sosis ve Amerikan salatasıyla yapılan Zühtü fazlasıyla doyurucu. Fiyatı 6.5 TL. Tel: 0212 274 56 57&lt;/p&gt;&lt;p&gt;96. Bahçe Büfe Bakırköy’deki Bahçe Büfe ‘büfe kültürünün en iyi temsilcilerinden biri’ olarak anılıyor. Sosisli ve ciger sandviç en çok satan lezzetleri. Çift kasarlı tost 3 TL, kavurmalı-kasarlı tost 4.25 TL, ıslak hamburger 2.50 TL, içecekler 2 TL. Tel: 0212 571 11 00&lt;/p&gt;&lt;p&gt;97. Köfteci Arnavut Amerikan tipi sosisleri andıran köfteleri bagımlılık yapan cinsten. Piyazla birlikte servis ediliyor. Bazı günler ciger de oluyor. Balat’taki bu lezzet duragını bir ögle vakti mutlaka kesfetmelisiniz. Köfte 8.50 TL, ciger 7 TL. Tel: 0212 531 66 52&lt;/p&gt;&lt;p&gt;98. Burger King Her gün mönüsüne yeni bir lezzet ekleyen Burger King’in whooper mönüsü çok seviliyor. Big King mönü de en çok satan çesitlerden. Büyük boy patates kızartması ve kutu içecekten olusan double king chicken mönü fiyatı 9.90 TL. Tek hamburger 2.75 TL. Suresi de çok begeniliyor, 5.25 TL. Tel: 0212 444 54 64&lt;/p&gt;&lt;p&gt;99. Mc Donald’s Fast food tutkunlarının vazgeçemedigi iki markadan biri olan Mc Donald’s subelerinde en çok tavuklu burger mönüler satılıyor.Cheeseburger 3.85 TL, dokuz parçalı nugget mönü 9.70 TL, orta boy patates kızartması 3.25 TL, içecekler 3.20 TL. Tel: 0212 444 62 62&lt;/p&gt;&lt;p&gt;100. Komsu Fırın Sadece ekmekleriyle degil, karın doyurucu lezzetleriyle de ‘ara ögün’den çıkıp ana ögün molalarının adreslerinden biri oldu. Hamur isi lezz etlerinin yanında, ekmek arası lezzetleri de var. Mercimekli böregi ve tahıllı pogaçası hayli doyurucu. Fiyatları 1.15 TL, yanında da çay yetiyor, ince belli bardakta servis edilen çaylar 1.75 TL. Tel: 0216 444 53 00&lt;/p&gt;&lt;p&gt;101. Simit Sarayı En pratik ve en ucuz lezzet elbette ki simit. Simide peynir ve çay da eslik etsin istiyorsanız, solugu en yakın Simit Sarayı’nda alabilirsiniz. En çabuk zincirlesen markalardan bir i olan Simit Sarayı’nda simidin her halini bulabilirsiniz. Ayrıca börek, pogaça gibi hamur isleri çesitleri de çok. Sade simit 1 TL, çay 1.50 TL. Tel: 0216 564 44 44 &lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=472</link><pubdate>Tue, 03 Jan 2012 10:27:00 GMT</pubdate></item><item><title>Los Angeles arası İstanbul</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Kenan Doğulu’yu hazır İstanbul’da yakalamışken, Galata’daki bu buluşmayı ayarlamak kaçınılmaz oluyor.Hayranları yollarını gözlerken o, uzaklarda bu şehrin denizinin ve balığının hasretini çekiyor.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;SSöz konusu Kenan Doğulu olunca hafızamdaki filmi her seferinde geriye sarıyorum. Onu canlı olarak ilk kez, yıllar önce Şaziye’de dinlemiştim. Tahmin edersiniz ki henüz 18’ine yeni girmiş bir kız için çok vurucu ve ulaşılmaz bir andı. Mezuniyet balosunun yapıldığı gece daha ergenlikten bile çıkamamış bir grup arkadaş olarak, eve dönmeyip onu dinlemeye gitmek için az yalvarmamıştık ailelerimize. Babam için, gece hayatıyla henüz tanışmamış kızına ‘Evet’ demek hiç de kolay olmamıştı ama zafer benimdi. Bir taraftan deliler gibi dans edip şarkı söylüyor, bir taraftan da mekana ilk kez gittiğimizi çaktırmamak için (hani çok büyüğüz ya) bir falso yapmamaya çalışıyorduk. Ta ki Kenan Doğulu sahneden hafif alaylı “Şaziye’ye ilk kez gelen var mı, sanırım yoktur ama varsa el kaldırsın” diye sorana kadar. Birden hepimiz göz göze gelmiş ve suratımız dağılmıştı ama ‘imaja’ leke sürer miyiz hiç?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Özgüvenimizi hiç kaybetmeden gayet ‘cool’, “Hayıııır yoooook” diye koro halinde bağırdığımızı hatırladıkça, hala gülüyorum. Bu eğlencenin tesiri bende o kadar büyük olmuştu ki ertesi sabah, zar zor izin kopardığım babama “Ya baba bu gece hayatı amma da eğlenceli bir şeymiş ya” demiş ve babamın, otur oturduğun yere bakışını atmasıyla anında toparlanmıştım. Tabii yıllar geçti, ben büyüdüm, onu defalarca izledim ve her seferinde de ilk günkü kadar eğlendim. Ancak çekim için bir araya geldiğimizde büyüyen sadece ‘benim’ galiba diye düşündüm. Çünkü karşımda bir çocuk naifliğinde sürekli eğlenen ve içinden geldiği gibi davranabilen biri vardı. İnsan merak ediyor tabii, hep böyle misiniz? “Ne bileyim” diyor, “Günlük hayatta da neşeli, eğlenceli, anlayışlı ve iyi niyetliyim”. Sahnedeki enerji ve eğlencenin gerçek nedenini anlamak zor olmuyor tabii. Peki ya o duygusal sözler, şarkılar nasıl çıkıyor? Bu şöhret kimi zaman tehlikeli de olamaz mı, insanın duygularını köreltmez mi? “Hayır” diyor “Duygular varsa oradadır, insanın içi değişmez ki… Sadece şartlar, şekilleri değiştirir. Özünden ve farkındalıktan pek uzaklaşmamak mümkünse daha iyidir. Şarkılarımı yaparken de her şey beni tetikler aslında. Olaylar, hayal kırıklıkları, sürprizler, güzellikler, dertler… Hatta belki bu koşturmaca içindeki geçen hayat bile diyorum.” Bir Amerika’da bir Türkiye’de olduğunuzu düşününce ben bile yoruluyorum ama galiba size böylesi daha iyi geliyor… “Hava burcu olduğum için belli bir yerde uzun süre kalamıyorum, bu yolculuklar beni aktif tutuyor.” Zaten bu aktiflik her halinden anlaşılıyor. Bir yandan konuşuyor bir yandan çekilecek kareleri tartışıyor, kıyafetleri seçiyoruz. Ancak ortamdaki enerji hiç düşmüyor. Bir an boşluk oluyor hepimiz bir köşeye dağılıyoruz… O sırada elinde iPad’iyle yakalıyorum onu. Biraz sonra fotoğrafçımız “hadi” diyor, yeniden toparlanıyoruz. Ve tabii sorular da kaldığı yerden devam ediyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;“Bu işe ünlü olmak için başlamadım. Çocukluğumdan beri, oyuncağım da, sevgilim de müzik.”&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;“Artık moda ‘cool’ olmak”&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Yıllarca sahnede yüzlerce kişiyi eğlendirmekte usta olmuş birine İstanbul gece hayatı sorulmaz mı? Özellikle de bir zamanlar İstanbul’un iddialı mekanlarında canlı müzik yapıldığını ve insanların buralarda gerçekten eğlendiğini düşününce… O günler gerilerde mi kaldı? Şaziye’de sahneye çıktığınız günlerden bu yana İstanbul gece hayatında neler değişti? “Eskiden gece çıkan insanlar sadece eğlenmek için çıkarlardı sokağa. Şimdi millet bir yere birilerini görmeye gidiyor. Cool olmak diye bir moda var. Sanki dans etmek ayıpmış gibi millet birbirini süzüyor.” “Merak etmeyin sizi izlerken kimse cool kalamıyor” deyince gülüyor. Sanırım bu güzel bir his, yıllardır izlendiğiniz halde hala kimsenin sıkılmadan sizi dinlemesi ve her defasında da eğlenmesi... “Ama ben kendim de eğlendiğim için böyle oluyor sanırım. Ben bu işe para kazanmak ya da ünlü olmak için başlamadım. Çocukluğumdan beri, oyuncağım da, sevgilim de müzik.” Bir müzisyen için hangisi daha tatmin edici peki? Birçok kişinin hakkında çok iyi müzik yaptığını düşünmesi mi yoksa kendisi sahnedeyken herkesin çılgınca eğleneceğini bilmek mi? “Bence ikisi birden de olabilir ama onu yakalamak gerçekten zor. Mesela benim aklıma eğlence ve müzik deyince Frank Sinatra geliyor. Tatlı, esprili. Grease müzikalinin müzikleri, 90’lar, Black Eyed Peas, Gogol Bordello da beni kıpraştırıyor. Ayrıca izleyip de etkisinden kurtulamadığım konserler var. Roger Waters, Michael Jackson, Madonna konserleri gibi… Bir de ben gittiğim mekanlarda kendimi rahat hissetmek isterim. Ses düzeninin iyi olmasına çok önem veririm.” O sırada önümde duran birbirinden havalı 6-7 gitardan turuncu olanı seçiyor ve bir şeyler çalmaya başlıyor. Tabii herkes hayatından memnun. Ortam bayağı eğlenceli anlayacağınız. Artık çoğu şarkının birbirine benzediğini düşünecek olursak o kendini nereye koyuyor? Ama sorunca anlıyorum ki o bu konumlandırma işinden pek de hoşlanmıyor. “Benim tek derdim yeni şeyler söylemek ve üretmek. Bu yüzden de projelere aşığım”diyor sadece.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;“Heyecan biterse olmaz”&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Hayatınızda her şey bu kadar iyi mi? Yani sahip olmak istediğiniz her şeye sahip olduğunuzu, hayatta yapmak istediğiniz çoğu şeyi gerçekleştirdiğinizi söyleyebilir miyiz? Aslında bu dışarıdan çok keyifli ve ışıltılı yaşamları olduğunu düşündüğümüz herkes için akıldan geçen bir sorudur. Ancak keskin bir “hayır” gecikmiyor. “Hiç öyle hastalıklı bir duruma girmedim ve umarım asla da girmem. Çünkü heyecan biterse insan boşa nefes alır.” O zaman hayaller devam ediyor. İstanbul’da şurada sahneye çıksam ne kadar da güzel olurdu dediğiniz yerler vardır mutlaka. “Aslında hayal ettiğim her yerde çaldım İstanbul’da. Harbiye Açıkhava’da, Rumeli Hisarı’nda, Bostancı Gösteri Merkezi’nde, AKM’de, Lütfi Kırdar’da, Harbiye Muhsin Ertuğrul’da, Şan Tiyatrosu’nda, İnönü, Ali Sami Yen ve TTNet Arena Stadyumları’nda, Taksim, Beşiktaş, Ortaköy, Kadıköy; Bakırköy ve Şişli meydanlarında. Şimdi sırada Ora Arenası’ndaki konserim var. Ora da bu tarihi mekanlar gibi olacak ilerde.” Yeni bir yıla az kaldığını da düşününce, sizi heyecanlandıran başka şeyler de olmalı ufukta. “Evet aslında. Geçtiğimiz günlerde Ozan’ın yeni albümü ‘130 bpm Allegro’ için ‘Kalp Kalbe Karşı’yı çıkardık. Önümüzdeki günlerdeyse İskender Paydaş’ın albümünde bir şarkımı dinleyeceksiniz. İsmi ‘DR’. Yine önümüzdeki günlerde, Ömer Vargı’nın ‘Anadolu Kartalları’ filmi için yazdığım şarkı ‘Güle Güle’nin klibi ekranda olacak. Orhan Gencebay 50. yıl albümünde bir düette yer alacağım ve ocak ayında da yeni albümüm çıkacak.” Sanırım cevabı alıyorum, bunlar heyecan duyarak nefes almak için oldukça yeterli nedenler. Bizim heyecanımızsa hala devam ediyor, kareler ardı ardına çekiliyor ve ortaya galiba eğlenceli fotoğraflar çıkıyor. Çekim sırasında herkes iyi vakit geçirdiği için olabilir mi?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Kenan Doğulu’yla İstanbul turu&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. İstanbul’u hiç görmemiş birine bu şehri anlatacaksınız. En sık kullanacağınız kelimeler ne olurdu?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Özgün, hareketli, etkileyici, ilham verici, tarih kokulu.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. Şehirde keşfettiğiniz bir yer var mı?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Şehir keşfetmekle bitmiyor ki. Her gün yeni bir deniz akıyor tam ortasından.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. Şehirde şu ana kadar izlediğiniz en etkileyici konser ya da gösteri hangisiydi?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Micheal Jackson ve Madonna galiba hala. Phoenix, Prince, Janelle Monae, Adele, görmek istediklerim.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. En son hangi toplu taşıma aracına bindiniz?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Vapur.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. Bu şehirde en çok sevdiğiniz tarihi simge hangisi?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Galata Kulesi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. Akşam yemeği için tercih edeceğiniz yerler?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Karaköy Balıkçısı, Nusret Steak House, Münferit.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. Nerede spor yapıyorsunuz?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Eve özel trainer geliyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. Şimdiye kadar hangi semtlerde oturdunuz?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Bakırköy, Yeşilköy, Kuruçeşme, Kireçburnu, Ortaköy, Ihlamur, Beykoz&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. İstanbul’da en sevdiğiniz semt?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Galata.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. İstanbul’da hiç gitmediğiniz bir semt var mı?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Yoktur herhalde. S. Son dönemde sizi en çok etkileyen olay nedir?&lt;br /&gt;Asmalı’daki masaların kalkması rahatsız etti beni. Öyle çok iyiydi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;S. Bu şehrin tadını en çok kimler çıkarıyor sizce?&lt;br /&gt;Kuşlar.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. İstanbul bir sevgili olsaydı onu elde etmek için neler yapardınız?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Gerdanından, havasından değil, geleceğinden bahsederdim.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;S. Şehrin en iyi kavuşma mekanı sizce neresi?&lt;br /&gt;Sevilenin olduğu yer.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. En sevdiğiniz yürüyüş parkuru?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Bebek’ten Hisar’a.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. Türk kahvesi içilebilecek en iyi adres?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Bebek Kahve.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. Pazar sabahı için en sevdiğiniz yer neresidir?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Polonezköy.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. Şarküteri alışverişini nereden yaparsınız?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Şütte’den.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. Kıyafet alışverişi için bir adresiniz var mı?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Nişantaşı’nda saatlerce dolaşabilirim, İstinye Park, Kanyon sık gittiklerim.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. Sokaktan ne yemeyi seversiniz?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Mısır ve nohut pilav hastasıyım, dürümcüler ve çorbacılar da uğrak yerlerim.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. Yalnız kalmak istediğinizde nereye gidersiniz?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Çocukluk mahalleme giderim bazen yalnız başıma. Düşünürüm, hatırlarım, yine düşünürüm.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. Kitap, müzik alışverişini nereden yaparsınız?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Ağırlıkla D&amp;amp;R’lardan alışveriş yapıyorum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. Evde en iyi yaptığınız yemek?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Basri usulü KENdvichler.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. Çok önemli bir misafiriniz var. Nerede ağırlarsınız?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Sunset ya da Vogue olabilir ya da Wanna da olabilir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. İstanbul’dan silmek istediğiniz bir manzara var mı?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Trafikteki insan halleri.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. İstanbul olmasaydı nerede yaşamak isterdiniz?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;İzmir, Bodrum ya da Antalya olsa fena olmaz. Sıcak ve denizli olmalı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. Okuduğunuz kitap?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Hakan Günday ’Kinyas ve Kayra’.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. Aldığınız albüm?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;MFÖ ‘Yaşın Hep 19’.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. Gittiğiniz konser?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Massive Attack.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. İzlediğiniz film?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Anadolu Kartalları. &lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=471</link><pubdate>Mon, 02 Jan 2012 10:13:00 GMT</pubdate></item><item><title>Çekmeköy yemem içme adresleri</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Çekmeköy’deki villa hayatı yeme içme sektörüne de dogrudan etki yapmış. Insanlar bir yerde oturup yemek yemekten ziyade evlerine yemek siparişinde bulunuyor ya da gurme butiklerden mutfak alışverişi yapıyorlar. Bu alışverişin başrolünde genelde meze, peynir ve et var. Semtin gözdesi butik adresleri, kesif rotamızda ayrı bir şekilde ele aldık. Onun dışında sehirde birçok subesi olan klasik adreslere burada da rastlayacağınızı belirtmeliyiz.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Giardino Cappuccino// Çimenlikteki oyun evi&lt;br /&gt;Giardino Cappuccino, Çekmeköy’ün en çarpıcı adreslerinden, beyaz ahşabın ve yeşilin keyifli bir şekilde bir araya geldiği adresin müdavimi çok.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Burası Çekmeköy’ün en esaslı adreslerinden birisi. Hem doğal bir ortamda yiyip içme keyfi hem de çocuklara pony’lerle hasır nesir olma imkanı tanıyorlar. Daha girerken farklı bir yere geldiğinizi hissediyorsunuz. Bahçe kısmındaki masalar tam anlamıyla yayılmalık. Zaten bir gelen en az dört saat kalıyormus. Çocuklu aileler için cennet tadında bir yer oldugunu söylemeliyiz. Özellikle hafta sonu aile boyu kahvaltı yapacaklara gönül rahatlığıyla önerebiliriz. Su sıralar bahçe için son demler olabilir. Bu yüzden elinizi çabuk tutmalısınız. Iç bölüm de gayet ferah, kış aylarında burada vakit geçirmenin güzel olacağı mesajını mekanın konseptinden hemen alıyorsunuz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Mekanın ortamı kadar mönüsü de oldukça güçlü. En mühim kozları spesiyal kahvaltıları. Iki kişilik servis edilen bu kahvaltının fiyatı 55 TL. Diğer ögünler için de seçenek bol. Sandviçten burgere birçok lezzet, mönüde yerini almış. Atıştırmalıklar 8-24 TL, sandviçler 15-16 TL, dürümler 18-21 TL arasında degişen fiyatlarla satılıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İletişim&lt;br /&gt;Çavusbası Yolu Caddesi Atış Sokak No:2 Çekmeköy Tel: 0216 640 25 26&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Pötikare// Tam bir kır evi&lt;br /&gt;Çavusbası Caddesi’nde yer alan Pötikare, hem konsepti hem de lezzetleriyle semtte çok sevilen bir adres. Bizden geçer not aldı, siz de bir an önce deneyin.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Evinizin ikinci mutfağı’ sloganıyla yola çıkmış olan Pötikare, bu cümlenin arkasında durmayı başarmış bir adres. Mekana dışından bakınca sizi buraya özel olarak tasarlanmış bir çizgi kahraman buyur ediyor. Pötikareli önlügü ve eldiveni olan bu çizgi kahramanın gerçekleriyle içeri girer girmez karşılaşıyorsunuz. Açık mutfakta bir sürü kadın, hummalı bir sekilde çalışıyor. Mekandaki aksesuar ve mobilyaların seçimi de oldukça keyifli. Bol bol IKEA kokusu alsanız da parçaların basarıyla bir araya getirildiğini görüyorsunuz. Mönüde kepekli mantı, kızarmış mantı, soslu tavuk, anne köfte ızgara, mini çig börek, tiramisu, mozaik pasta gibi lezzetler davetkar bir şekilde göz kırpıyor. Pötikare’de bir kişi 20 TL’ye fazlasıyla doyabilir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Letişim&lt;br /&gt;Mimar Sinan Mah. Çavusbası Cad.No: 40/A-B Çekmeköy Tel: 0216 642 42 05&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Köylüce// Gurme cenneti&lt;br /&gt;Çekmeköy’ün en hareketli dükkanlarından Köylüce, yeme-içme alışverişini büyük bir keyfe dönüştürüyor. Semt dışından da müsterisi az değil.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Çekmeköy halkının gözdesi Köylüce, lezzet düşkünü herkesin gözünü kamaştıracak bir adres. Burayı sık bir gurme butik olarak tanımlayabiliriz. Rafların hepsinde alabilecek bir şey bulabilirsiniz. İlk bahsedeceğimiz şey 150 çeşit peynirin birarada olduğu büfe. Balıkesir sepet peynirinden, kızartmalık peynire birçok seçenek bulunuyor. Envai çeşit peynirin dışında sarküteri reyonunun diğer güzelleri arasında karabiberli rozbif, çeşnili füme et, Kayseri pastırması ğgibi özel etler bulunuyor. Her gün servış edilen açık büfe kahvaltı da sabahları acelesi olanların imdadına yetişiyor. Mevzuya kahvaltıdan girdik, diger lezzetlerden bahsetmezsek ayıp ederiz. Et çeşitlerine de mutlaka göz atın. Nuan, dana juian, patlıcan kebap gibi çesitler oldukça talep görüyor. Evde yemek pişirmek istemeyenler için zeytinyağlılar, salata ve mezeler hazırda bekliyor. Işpanyol salatasından karalahana dolmasına 70 çesit meze servis Ediyorlar.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İletişim&lt;br /&gt;Mimar Sinan Mah. Çavusbası Cad. No: 14/1 Çekmeköy Tel: 0216 639 10 40&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Diger yıldız: İşşçen&lt;br /&gt;Sarküteri deyince akla gelen bir diğer adres de İşçen. Özellikle soğuk mezeleri ne Yaprak sarma ve acılı ezmeyi tatmanızı öneririz. Buraya özel imal edilen tulum peynirleri de lezzetli. Çörekotlu ve biberli tulum peyniri az bulunur cinsten. Tel: 0216 641 53 52&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Butiklerden tanıdıklara...&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Ateş Kalesi&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Çekmeköy’de mangal tesisleri gözde. Özellikle oksijen depolamak isteyen şehir insanları, mangal yerlerine çok talep gösteriyor. Bunlardan en gösterişlisi hiç kuşkusuz Ateş Kalesi. Hakikaten kale gibi bir adres! Etlerin piştiği mangal, deniz feneri şeklinde. Fenerin önünde bulunan havuzda alabalıklar yüzüyor. Tercihini etten değil de balıktan yana kullanmak isteyenler seçimini buradan yapabiliyor. Et konusunda da bereketli bir yer, pirzoladan kanata birçok seçenek sunuyorlar. Etlerin kilosu 15 TL’ den başlıyor. Tel: 0216 641 37 98&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Esmer Cafe&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Dışarıdan bakıldığında çevresindeki çoğu adresten hemen sıyrılıyor. Esmer Cafe çok şık bir butik kafe. İtalyan mutfağına yakın zenğin bir mönüsü var. Makarnalar, pizzalar, sandviçler, wrapler dikkat çeken seçenekler arasında. Özellikle pizza çeşitleri arasında bulunan İskender pizza, pollo, Esmer pizza tadılmaya değer. Pizzalar 11-15 TL, makarnalar 9-13 TL, sandviçler 7.40-10 TL arasında değişiyor. Esmer Cafe sadece yemek için değil, kahve ve çay keyfi için de ideal bir adres. Tel: 0216 640 18 88&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Ziya Şark Sofrası&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;İstanbul için eski, Çekmeköy için yeni bir mekan. İlk bakışta bir yol üstü lokantası sibi görünen Ziya Şark Sofrası, henüz yeni olmasına rağmen ilgi görüyor. İç bölümün tasarımı pek hoşumuza gitmedi açıkçası. Bahçesi bölgenin ruhuyla daha iyi bütünleşiyor. Ziya Şark deyince akla ilk olarak kebapları geliyor. Acılı zırh kıyma, ezmeli kebap, Ali Nazik, soğan kebabı, Ziya karışık kebap, iddialı seçenekler arasında. Ara sıcaklar 3.50- 9 TL, pideler 2.50-15 TL, kebaplar 13.50-22 TL arasında değişiyor. Tel: 0216 642 32 92&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Hacı Memed&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Sadece döner spesiyalleri sizi memnun ediyorsa Hacı Memed’i keşfetmenizi öneririz. Restoran döner üzerine uzmanlaşmış. Döneri beş ayrı şekilde servış ediyorlar. Bizim favorimiz İskender oldu. Bu arada dönerin yanına mutlaka ayran söyleyin. Kocaman, köpüklü ve buz gibi servis ediyorlar. Döner seçenekleri 7-13 TL arasında değişiyor. Tel: 0216 640 42 50&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Doğal&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Ahşap masa ve sandalyeleriyle orman havasına yakışan bir adres. Üst katta villa manzaralı bir balkonu bulunuyor. Restoranın en gözde ürünü pideleri. Bunu bizzat yasadık. Döneri yüzünüzü güldürecek kadar iyi değil, pideler nispeten daha lezzetli. Pide fiyatları 213.50 TL, kebaplar 9.5014 TL arasında degışiyor. 20 TL’lik 10 lahmacun ve bir litre kola kampanyası da hayli cazip. Tel: 0216 641 93 30&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Hanımeli Lezzet Sofrası&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Çekmeköy merkezinde bulunan Hanımeli, küçücük bir esnaf lokantası. Mönü de restoranın konseptine göre şekillenmiş. Tencere yemekleri ve zeytinyaglıları iddialı. Mantı ve etli yaprak sarma işe en çok giden iki çeşit arasında. Zeytinyağlılar 6 TL’ den başlıyor, mantının porsiyon fiyatı ışe 8 TL. Tel: 0216 639 12 10&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Fırınlar &amp;amp; Pastaneler&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Manolya Pastaneleri&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Manolya Pastaneleri Çekmeköy’de de çok seviliyor. En benzersiz ürünü profiterolü. Çekmeköy villalarına buradan oldukça fazla profiterol taşınıyor. Profiterol dışındaki pastaları da tatmaya değer. Doğum günü pastaları, tatlı tuzlu pasta çeşitleri, özel tasarım pastalar da Manolya’nın güzellikleri arasında. Profiterolün kilo fiyatı 2428 TL arasında değişiyor, pastalar ise 25 TL’den başlyor. Tel: 0216 642 64 64&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Komşufırın&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Özellikle sabah ve öğle saatleri ayak üstü bir şeyler alanlarla dolup taşıyor dükkan. Baget ekmekler, poğaçalar, açmalar, simitler, çörekler, kek ve pastalarmış gibi kokular yayarak cam büfenin ardında sizleri bekliyor. Ürün fiyatları 0.9035 TL arasında değişiyor. Tel: 0216 444 53 00&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Ekpa&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Mimarsinan Mahallesi’nde güzel bir noktada bulunan Ekpa, eskilerin mahalle pastanelerini anımsatıyor. Ekmek ve pastane ürünlerinin yanı sıra pizza çeşitleri de bulunuyor. Ekpa’da poğaçalar 75 kuruştan, ekmekler 1 TL’ den başlayan fiyatlarla satışa sunuluyor. Tel 0216 640 09 19&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Görgülü Pastane&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;İstanbul’un klasiklerinden Görgülü Pastaneleri’nin Çekmeköy şubesi sabah saatlerinde adeta buluşma noktası oluyor. Kahvaltı için en çok tercih edilen yerlerden birisi. Tasarım pastalardan makarona birçok lezzet satışa sunuyorlar. Tuzlu ürünleri ve börek çeşitlerine de ilgi az değil. Sabah saatleri çıkan özel kahvaltının fiyatı 18 TL. Tel: 0 216 640 13 93&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Bolulu Hasan Usta&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Sütlü tatlılar konusunda uzman bir adres olan Bolulu Hasan Usta’ya özellikle paket servis konusunda büyük ilgi var. Tavuk göğsünden, keşküle birçok spesiyali gözde. Tatlı fiyatları 5 TL’den başlıyor. Tel: 0216 640 08 08&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Mado&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Mado İstanbul’da çoğu semtte olduğu gibi burada da oldukça ilgi görüyor. Mekanla ilgili söyleyeceğimiz ilk şey binasının çok hoş görünüyor olması. Mado diğer pastaneler gibi sabah saatlerinde yoğun oluyor, özellikle hafta sonları… Nefis dondurma ve tatlılarının yanı sıra kahvaltısı da çok meşhur. Kahramanmaraş usulü köy kahvaltışını denemelisiniz. Tel: 0216 640 52 23&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Metro da geliyor&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Metronun Çekmeköy’e ulasıyor olması semtin piyasasını olumlu bir şekilde etkileyecek. Yol mesafesi yüzünden burada yaşamaktan çekinenler bu haberi mutlaka okusun.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;3 Subat 2011 tarihi Çekmeköy için çok önemli. Çünkü bu tarih, metro ihalesinin yapıldıgı günü gösteriyor. Semtin kaderini etkileyecek olan Üsküdar-Ümraniye-Çekmeköy Metro Hattı oldukça büyük ve zahmetli bir proje. 19 km uzunluğundaki metro hattında 17 adet istasyon, depo sahası bağlantı tüneli, bakım alanı hattı ve binalar yer alacak. Çekmeköy metrosu adeta zamanla yarışacak, hatta büyük bir mucizeye imza atacak diyebiliriz. Dile kolay hat hizmete girdiği zaman Üsküdar-Çekmeköy arası 28 dakikada kat edilebilecek. İnşaatın 3-4 yıl içinde tamamlanıp hizmete girmesi bekleniyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Hangi istasyonlar olacak?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Hayatı büyük oranda kolaylaştıracak olan metronun Üsküdar, Fıstıkağacı, Bağlarbası, Altunizade, Kısıklı, Libadiye, Ümraniye, Inkılap Mahallesi, Çakmak, Ihlamurkuyu, Atasehir, Dudullu, Çekmeköy- Sancaktepe gibi semtlerde istasyonu olacak.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;İETT’yle ulaşım&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Çekmeköy’e ulaşım düşündüğünüz kadar zor değil. Gün içinde birçok ulaşım aracı semt sakinlerinin emrinde. 131 ÇK: Çekmeköy-Kartal, 9 ÇN: Çekmeköy-Nisantepe, 9 Ç: Üsküdar-Çekmeköy ve Çekmeköy-Kadıköy gibi otobüs hatlarıyla su sıralar semte toplu olarak ulaşım sağlanabiliyor. Çekmeköy’ün diğer semtlerine sağlanan ayrıntılı ulaşım çizelgesine www.cekmekoy.bel.tr’den ulaşabilir &lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=470</link><pubdate>Thu, 29 Dec 2011 11:14:00 GMT</pubdate></item><item><title>Tavaya da gelir mangala da</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Biz Istanbullular için ekim ayı demek, balık demek. Av yaşağı kalkınca, denizin bin bereketinden özgürce faydalanırız. Envai çesit deniz ürünü ve balık, hem sofraları hem de balık restoranlarını coşturur.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ekim aylarında gelenekselleşen balık dosyamız bu yıl da çok dolu. Four Seasons Hotel Bosphorus ve Mövenpick Hotel Istanbul’dan iki ünlü sef, kıs mönülerinde demirbaş olacak iki özel tari­ bizimle paylaştı. Birer lezzet avcısı olarak nitelendirebileceğimiz Eleos ve Tarihi Karaköy Balıkçısı’nın isletmecileri de mönülerinde yer alan çok özel lezzetleri bizden sakınmadı. Ilerleyen sayfalardaysa balık restoranlarının tümünü bulabileceğiniz bir sema göreceksiniz. Bu semayı katlayıp sezon boyunca cebinizde taşıyabilirsiniz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Hangi balık ne zaman yenir?&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;EKİM&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Karadeniz sularında semirmiş balıkların sehre dönme zamanı. Palamut, istavrit, hamsi… Aklınıza ne gelirse bu ay en bol ve lezzetli zamanı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;KAŞIM&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Lakerda tutkunlarını çok memnun edecek bir ay, çünkü lakerdanın hammaddesi torik sularda yavaş yavaş gezinmeye başlar. Ha bir de pisi balığı var tabii.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;ARALIK&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Yılın son ayında denizlerin yıldızı tekirdir. Palamut, uskumru ve lüfer de konvoya katılır. Üstelik en yağlı ve etli oldukları zamanlardır bunlar.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;OCAK&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Palamut, istavrit, lüfer ve uskumruya sans vermek lazım, çünkü yılın bu ayında lezzetleri hala yerindedir. Ayın diğer güzelleri arasında kefal, hamsi, tekir, kırlangıç, çinekop ve kofana bulunur.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;ŞUBAT&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Kalkan bu ay coşar, coşkusu mayıs sonuna kadar devam eder. Gümüş balığı, kefal, midye, derepisisi, minekop için de güzel günlerdir bunlar.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;MART&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Şubatta sahalara giren kalkanın lezzeti, mart ayında tavan yapar. Kefal ve levreğin de ondan aşağı kalır yanı yoktur.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;NİSAN&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Kalkan hala mesaj vermeye devam eder, onun dısında listeye en önden kılıç, kırlanğıç ve mercan ğirer.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;MAYIS&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Bahar kutlamasına sanki deniz de katılır. Barbunya, dilbalığı, tekir, kılıç, kırlangıç, pavurya, istakoz, levrek ve karides bu ayın hediyeleri.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;HAZİRAN&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Aman sakın ha, oltalar bir süre dolapta beklesin. Bu ay yapacağınız av ne sizi mutlu eder, ne de denizi. Zaten ay başlarken balıklar Karadeniz’e doğru dinlenmeye çekilir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;TEMMUZ&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Istakoz ve pavurya bereketini gösterir. Sardalya ise müjdesini vermek için yavaş yavaş görünmeye başlar.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;AĞUSTOS&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Sardalya ele avuca gelmiştir. Çingene palamudu, kılıç, mercan, sinagrit, ıstakoz da bu ay tadılaşı çeşitler olarak varlık gösterir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;EYLÜL&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Kılıç balığının lezzeti kendini bulmuştur. İzmarit, kırlanğıç ve lüfer de bu ayın sundukları arasındadır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Four Seasons Hotel Bosphorus Şefi Luca De Astis’ten kalamar ve kalkan balığı pıraşalı kızarmış&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kalkan Balığı tarifi İçerik (5 kişi için ) 2.5 kg. kalkan balığı 5 parça bebek kalamar&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Yapılışı&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Kalkanı temizleyin, kafa ve kuyruk kısmını kesin. Gövdesinden kılçığı takip ederek ikiye ayırın. Sonrasında her biri 220 gr, olacak sekilde porsiyonlar hazırlayın. Kalamarı temizleyip, bekletin.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Pırasa Püresi 6 parça pırasa 50 gr. pişmiş patates 30 gr.zeytinyağ&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Pırasaları temizleyip kesin, iyice yıkayıp yeşil kısmını atın. Kaynamış tuzlu suda pisirin. Pisince, pismeyi durdurmak için buzlu suya sokun. Pıraşadan 5 yuvarlak dilim kesin. Bu dilimleri tabağı süslemek için kullanacağız. Geri kalan pıraşalarwı blender’da pişmiş patatesler ile birlikte krema kıvamına gelene kadar karıştırın ve zeytinyağı ekleyin.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sos Kalkan artıkları (kafa, kılçık, yüzgeç) 100 gr. havuç 50 gr. pırasa 50 gr. soğan 1 adet sarımsak 20 gr. taze zence­ l 1 litre sebze suyu&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Yapılışı&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Tavaya bir kaşık zeytinyağı koyun. Isınınca kılçık, kafa ve yüzgeçleri ekleyin (çene hariç) ve pişirin. Sonraşında yıkayıp küp küp doğradığınız pırasayı pişirin. Sonraşında sosu 15 dakika daha pişirin ve biraz soguk tereyağı ekleyip sebzelerin tümünü ilave edin. Tüm malzemeler kızarınca sebze suyunu ekleyip 45 dakika pişirin.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Baharat Yağı&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;10 gr. maydanoz 10 gr. Frenk soganı 10 gr. zahter 100 gr. zeytinyağı Tuz ve karabiber Baharatların yapraklarını gövdelerinden ayırın. Özellikle maydanoz ve blender’a zeytinyağ ile bu baharatları koyun. Tuz ve biberi ilave edip karıştırın.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yapılışı&lt;br /&gt;Sosu ısıtın, sonrasında tabağın en alt kısmına bu sosu yayın. Süsleme için ayırdığımız pırasaları tabağa güzelce yerlestirin (her bir tabaga 5 parça olacak şekilde.) Kalkanı ve kalamarı kızartın ve tabağın ortasına yerleştirin. Son olarak balığı baharat yağıyla parlatın.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Mövenpick Hotel İstanbul Fırınlanmış Şili levreğer (sote şitake mantarı ve pırasa ile)&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Malzemeler&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;3 adet 150 gr.’lık levrek letosu 7 yemek kaşığı tereyağı (bir miktarı yerine zeytinyağı kullanılabilir) 150 gr. pırasa (dörde bölünmüş ve 3 milimetre eninde, parçalara dogranmış) 300 gr. sitake mantarı, (tazesi bulunamazsa kurusu kullanılabilir) 75 gr. domates, soyulmuş, çekirdekleri alınmiş ve küçük küplere doğranmış 2 yemek kaşığı ince kıyım fesleğen 250 ml beyaz şarap 1-2 yemek kaşığı ayçiçek yağı Yeterince tuz ve karabiber 150 gr. un ve 2 yemek kaşığı köri tozu karışımı 100 gr. ıspanak Malzemeler 800-1000 gr. levrek 25x30 cm. ölçüsünde kağıt 1 adet domates 1 adet sivri biber&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Yapılışı&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Pırasayı bir yemek kaşığı tereyağında soteleyin. Pırasalar yumuşayınca bir yemek kaşığı daha tereyağı ekleyip, eriyince dilimlenmiş mantarları ilave edin ve pırasa ile beraber soteleyin. Küp domatesleri ve fesleğeni de ilave edip karıştırın. Sonra beyaz sarabı ilave ederek, çeyreğini çektirin. Sos çekerken tuz ve karabiber ile lezzetlendirilmiş balık letolarını her yeri kaplanacak şekilde köri ve un karışımına batırın. Kızdırılmış bir tavaya tabanını kaplayacak şekilde ayçiçek yağı koyup köri unu ile panelenmiş balık letolarının her iki yüzünü 30’ar saniye kadar kızartın. Kızaran balıkları 6-8 dakika kadar 190 derece fırına atıp pişirme islemini tamamlayın. Balık pişerken, mantarlı pırasalı sosa 3-4 yemek kaşığı tereyağı ekleyip iyice yedirerek, sosu zenginlestirin. Balık fırından çıkana kadar sıcak bir yerde muhafaza edin. Pişince fırından alın ve 2-3 dakika dinlendirin. Servise hazır olduğunuzda, sosu ısıtıp bütün olarak ıspanağı ilave edin. Bir yemek kaşığı daha tereyağı ekleyip hafifçe karıştırın ve son lezzetlendirmeyi yapın. Tabağa önce sosu koyup üzerine balık letosunu yerleştirerek servis edin.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Yapılışı&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Levreği iyice temizleyip, letosunu çıkarın. Çıkarılan letoları 3 parçaya bölün. Bir ince parçayla, bir kalın parça olmak üzere porsiyonları eşitleyin. Kağıdı önce zeytinyağıyla sıvazlayın. Tam orta yerine domates dilimlerini koyun. Domateslerin üzerine letoları üst üste bindirerek yerleştirin. Üzerine tekrar alta koyduğunuz miktarda, domates dilimleri ve sivri biber koyun. Levrekleri suyu akmayacak şekilde paketleyin. Kağıttaki levrekleri kömür ızgarada alt üst çevirerek, 11 dakika pisirin. Önceden ısıtılmış 190 derece fırında 15 dakika pişirin.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Tarihi Karaköy Balıkçısı’nın işletmecisi Hakan Özkaraman’dan&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Fener kavurma&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Malzemeler&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;1 kg. fener balığı 1 sogan 1 dolmalık sarı biber 3 sivri biber 50 gr. yeşil zeytin 4 dis sarımsak 1 adet limon Yarım demet maydanoz 1 çorba kaşığı soya 1 çay kaşığı taze biberiye 1 çay kaşığı kekik 1çay kaşığı safran 5 kiraz domates&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Yapılışı&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Fener balığını ufak parçalar halinde dograyın. Soğan ve sarımsakları temizleyip kıyın, domatesleri yıkayıp ikiye bölün, biberleri temizleyip doğrayın, taze biberiye, kekik, yeşil zeytin, soya sosu ve safranı bir kasede karıştırın. Tereyağını bir tavada eritip, sarmısak, biber ve balık etlerini atarak, hep birlikte kavurun. Domates ve sosu ekleyip 10 dakika daha kavurun, Ocaktan alıp, kıyılmış maydanozla tatlandırın.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Yeter ki balık olsun…&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Klaşikler dışında ğideceğiniz başka balık restoranları da var. Kimi salaş ortamı, kimi manzaraşıyla çeliyor aklımızı. Keşfetmenizi öneririz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Rago Balık&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Arnavutköy’de Bogaziçi Spor Kulübü’nün altında hizmet veren Rago Balık tam bir muhabbet mekanı. 50 kisilik mekan tekne aksesuarlarıyla dekore edilmiş. 40 yıldır balıkçılık yapan sahibi Rağıp Gürsoy, balıkların seçiminden pisirilmesine ve sunumundan servisine kadar her seyiyle ilgileniyor. Kaya koruğu, cibes, deniz börülcesi ğibi Ege otlarının ağırlıklı olduğu 15 çeşit meze var. Fener ve dil kavurma ile levrek ızgara, spesiyali. Yemeğin ardından mekana özel ‘Laz su? esi’ yemeden dönmemeli. Tahin helvaşı ve keçi boynuzu pekmezinden yapılan tatlı bağımlılık yaratıyor. Kenan-Ozan Dogulu kardesleri sık sık görebileceğiniz mekanda canlı fasıl da var.&lt;br /&gt;Tel: 0535 743 74 09&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Espadon Balık&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Çengelköy’de Kuleli Caddesi üzerindeki Espadon Balık, hem manzarasıyla hem de atmosferiyle insanda bağımlılık yaratıyor. 2008 yılından beri hizmet veren restoranda, 20 kişilik deneyimli bir ekip hizmet veriyor. Özellikle uzun yıllar sektöre hizmet vermiş olan Muammer Kılıç, Adnan Sarıçamlık, Müslüm Genç ve Hamit Ay sayesinde emin ellerde olduğunuzu hissedebilirsiniz. Mekanın bu kıs için en büyük yeniliği ise teraşın kıs aylarında da kullanıma açılması. Restoranda, balık çeşitleri kadar mezeler de iddialı.&lt;br /&gt;Tel: 0216 557 81 00&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Yüksel Balık&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Oltanın ucundan sofraya felsefesiyle hareket eden Yüksel Balık, 15 yılda birçok müdavim edinmiş bir adres. Restoran her seyde taze ürün kullanmaya özen gösteriyor. Mevsimine göre sebze, meyve ve balık servis ediyorlar. Yeme içme kadar atmosfere de önem gösteriyorlar. 500 ve 1000 kisilik iki şubesiyle Yeşilköy sahilini keşfetmiş durumdalar.&lt;br /&gt;Tel: 0212 574 34 34&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Yosun Restaurant&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Anadolu Kavağı’nda denizin kenarında yer alan Yosun Restaurant, yaz kış ayrı bir güzellik sunuyor. Kalamar, midye tava, karides güveç gibi sıcakların yanı sıra mevsim balıkları da servis ediyorlar. Özellikle bir bütün olarak zeytinyağında marine edilerek, 220 derecede pişirilen kalkanın tadına bakmalısınız. 35 senedir hizmet veren restoran, 60 kişiye kadar grupları isteğe baglı olarak İstinye ve Sarıyer’den Anadolu Kavağı’na tekneyle taşıyabiliyor.&lt;br /&gt;Tel: 0216 320 21 48&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Taç Restaurant&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Çubuklu Dalgıç Okulu’nun yanında bulunan Taç Restaurant, mönüsünden önce denizle kucaklaşan atmosferiyle tavlıyor insanı. 40 yıllık deneyimle hizmet veren mekanın aşırlık ıhlamur ve manolya agaçlarıyla süslü bahçesinin muhtesem oldugunu dile getirmeliyiz. Balık ziyafetine geçmeden önce sıcak ve soğuk mezelerin tadına bakmalısınız. Deniz börülcesi, ahtapot sögüs, mancı, midye dolma, levrek Burma, balık Adana gibi seçeneklere sans vermelisiniz.&lt;br /&gt;Tel: 0216 331 00 51&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Balıkçı Mustafa&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;İstanbul’un en dingin yelerinden Tuzla’ya yolunuz düserse Balıkçı Mustafa’yı mutlaka kesfedin deriz. Semt restoranları arasında en taze ve iyi balığı bulacağınız Balıkçı Mustafa’nın bu iddiası boşuna değil. Çünkü Balıkçı Mustafa ailesinin kökeni Yunanistan’a uzanıyor. Burada masanız Ege’nin kokusuyla harmanlanmış lezzetlerle donatılıyor. Balıkçı Mustafa’nın kurucusu ve sahibi Mustafa Özkan tam bir balık uzmanı. Balığı, hem seçmeyi hem de pişirmeyi iyi biliyor. Restoranda, kaşım sonuna kadar istavrit, tekir, lüfer ve hamsi tatmalısınız. Tel: 0216 395 23 99&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Bostancı Cunda Balık&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Cunda’yla gönül bağı olanlar bu restoranı çok sevecek. Çünkü Bostancı Cunda Balık Istanbul’daki ilk Cunda restoranı. 70-75 çeşit meze ve ara sıcaktan oluşan meze büfesinden seçim yapmak çok zor. Deniz börülcesi, cibes, şevketi bostan, radika, kaya korugu ğibi Ege’ye haş otların tadına mutlaka bakmalısınız. Ayvalık’tan gelen sızma zeytinyağı, siyah ve yesil zeytin, taze lor, lor tatlısı, keçi peyniri, sepet peyniri ğibi lezzetler de emrinizde. Gördüğünüz gibi burada sadece balık yok. Tel: 0216 380 59 89&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Marmara Balık&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Renaissance Polat Istanbul Hotel bünyesindeki Marmara Balık, hem taze hem de temiz ürünler bulabileceğiniz bir adres. Sef Çetin Can’ın ne seçenekleri arasında odun kömüründe barbunya pilaki ve balık kokoreç büyük ilgi görüyor. Yemeğin üstüne ise dondurmalı helva iyi gider. Tel: 0212 414 18 67&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Park Balık&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Suadiye Park’ın en üst katında yer alan Park Balık, Adalar manzarası eşliğinde balık ziyafeti vaat ediyor. Sevket Sabancı, Tülin Sahin, Seda Sayan, Selçuk Yöntem, Ajda Pekkan gibi birçok ünlü ismin tercih ettiği Park Balık’ta zeytinyağlı kabak çiçeği dolmaşı, levrek külbaştı, fener kavurma, ahtapot yahni, balık kokoreç gibi lezzetlerin tadına muhakkak bakın.&lt;br /&gt;Tel: 0216 410 39 59&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Temenye Balıkçısı&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Pendik Marintürk’te yer alan Temenye Balıkçısı’nı mutlaka keşif listenize koyun. Sef Hakkı Akdeniz’in hazırladığı mönüde zencefilli karides, güveçte dil kardinal, ısıtılmiş pilaki, levrek tuzda ızgara, kalkan tandır, ev yapımı somon füme, Rum ve Ermeni mezeleri, dil kardinal ve sütte karides gibi seçenekler ön plana çıkıyor.&lt;br /&gt;Tel: 0216 511 10 48&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Dodo Balık Restaurant&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Dodo Balık, enfes lezzetlerle bezeli mönüsü kadar konumuyla da en iyiler arasında. Mekanda çarşamba, cuma ve cumartesi günleri yemeğe piyano eşlik ediyor. Havalar iyi giderse 500 kişi kapasiteli denize sıfır bahçesinde oturmanızı tavsiye ederiz. Tuzla’da bulunan Dodo Balık açıksa Kadıköy’den 25 dakikada ulaşabiliyorsunuz.&lt;br /&gt;Tel: 0216 446 87 37&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Sandal Balık Evi&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Yeniköy’de bulunan Sandal Balık Evi, balık gibi balık yemek isteyenlerin vazgeçemeyeceği bir adres. Mekanın mütevazı ve sıcak ortamı ziyafetin tadını daha da artırıyor. Mevsim balıklarının yanı sıra kemik üstü levrek, levrek buğulama, asma yaprağında sardalye gibi enfes seçenekler de mekan mönüsünde yerini almış. Mutlaka uğrayın.&lt;br /&gt;Tel: 0212 263 40 56 &lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=469</link><pubdate>Wed, 28 Dec 2011 10:27:00 GMT</pubdate></item><item><title>Doğanın içine kurulan yeni hayatlar</title><description>&lt;p&gt;Çekmeköy sessiz ve derinden bir yükseliş içinde. Aslında burayı anlamak için iki taraftan bakmanız gerekiyor. Asıl Çekmeköylüler, bir de burada doğanın tüm nimetlerinden faydalanmak isteyen müstakil villa hayatını benimsemiş gelir düzeyi yüksek bir kitle. Gerçi son yıllarda müthiş kampanya seçenekleri sunan konut projeleri sayesinde yatırım yapmak isteyen herkes buraya göz dikti. Çekmeköy’de her yerden yepyeni bir konut projesi yükseliyor. Dolayısıyla semtin yeni bir çehresi var. Bu yeni durusa bakıp semtin tarihini hafife almayın. Osmanlı döneminde Çekmeköy, bir orman ve çiftlikler bölgesi olarak kullanılıyormuş. 1845 tarihli kayıtlara bakıldığında Alemdağ ve Sultançifliği köyünde konutlar olduğu görülüyor. Cumhuriyet’in ilanıyla Çekmeköy Üsküdar Kısıklı’ya bağlı bir köy olarak konumlanmış. 1935 yılındaki nüfus sayımında köyde 364 kisinin yaşadığı kayıtlara geçmiş. Osmanlı döneminde bir oksijen merkezi olarak tanımlanan, Karadeniz ormanlarıyla komşuluk eden Çekmeköy, hızlı yapılaşma ve şehirleşmenin sonucu doğal dokusunu büyük oranda kaybetmiş. Semtteki en büyük devrimlerden birisi 2 yıl önce oldu. 2009 yerel seçimlerinde Çekmeköy artık bir ilçe olarak varlığını sürdürmeye başladı. Çekmeköy sınırlarına Ömerli, Alemdağ ve Taşdelen de katıldı. Dev bir ilçeye dönüşen Çekmeköy’de günümüzde 147.352 kisi yaşıyor. Bu sayı gayet fazla lakin semt sokaklarında insan görmeniz çok zor. Burada yaşamayı seçenler arabalarıyla sitelerine girip, çevreyle ilişki kurmadan kendi yaşamlarına çekiliyorlar. Sosyalleşme ortamlarının henüz çok gelişmediği bir yer olarak da tanımlayabiliriz Çekmeköy’ü.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Ulaşım Sektörü&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Çekmeköy’de konumu gereği otomobil sektörü hızlı bir gelişme göstermiş. Bunlardan birisi de ARY Otomotiv. Burası 3000 metrekare kapalı alanı ile Tofaş Türk Otomobil Fabrikası A.S.’nin İstanbul 3S ana bayilerinden birisi olarak gösteriliyor. Çekmeköy ve çevresinde 4 yıl içerisinde toplam 5100 araç satışı gerçekleştirmişler, 23.775 müşteriye de hizmet götürmeyi başarmışlar.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;ESSA Royal Villaları&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Çekmeköy’de birçok heyecan verici villanın arasından sıyrılan ESSA Royal Villaları ormanın içinde huzurlu bir hayat vaat ediyor. 340 metrekare yaşam alanı olan villaların bahçeye açılan geniş salon ve mutfakları hayatı daha da keyifli kılıyor. Sadece 7 villadan oluşan bu butik sitede, 2 villa kaldı. Elinizi çabuk tutun.&lt;br /&gt;Tel: 0216 639 08 78 &lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=468</link><pubdate>Tue, 27 Dec 2011 12:39:00 GMT</pubdate></item><item><title>Müdavimi olacaksınız</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;B&lt;/b&gt;&lt;b&gt;eyoğlu’nda açılan Tag Bistro hem yemek yemek için, hem bir seyler içmek için gidilebilecek çok işlevsel bir adres. Özellikle kısa bulusmalar için şahane...&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Şehrin en güçlü sanat galerilerinden birisi olan ARTER’e sevimli bir kapı komsusu geldi. Eminiz siz de Tag Bistro isimli bu kutu gibi mekana girer girmez, bizim gibi sevimli bulacaksınız. Mekanın önünde iki üç masanın sığabileceği veranda gibi bir bölüm bulunuyor. İçeride dörtlü ve ikiserli olmak üzere dört oturma grubu bulunuyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hepi topu bu kadar işte. Barın üstündeki kara tahtada mönüyle ilgili notlar var. Tag’i iyi bir şekilde koklamak için girişe yakın masalardan birine oturuyoruz. Az sonra yabancı bir kadın garson geliyor. Türkçe bilmiyor ama dediklerimizi hemen anlıyor. İki parçadan olusan gri mukavvadan yapılmıs mönüleri getiriyor. Mekan küçük ama mönüsü büyük. Atıstırmalıklar, salatalar, makarnalar… Birçok lezzeti bulma şansınız var. Biz iki tane yemek seçimi yapıyoruz; biri mantarlı kasarlı krep, diğeri ise tavuk şnitzel. Açıkçası krep bizi çok mutlu etmiyor, lezzeti biraz yavan, görüntüsü ise sönük.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Şinitzel ise gerçekten tadılmaya değer. Tavugun yanına garnitür olarak konmuş, içinde çiğ kabak bulunan salata enfes. Mönüde merakımızı uyandıran başka lezzetler de var. Mesela mantarlı sarımsak çorbasına gelecek sefer mutlaka şans vereceğiz. Tag, tam anlamıyla bir müdavim mekanı, insan buraya alışmaya görsün her gün gelmek isteyebilir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Mantarlı sarımsak çorbası var!&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Haftanın her günü açık olan Tag, 12.00-02.00 saatleri arasında hizmet veriyor. Tavuk çesitleri 21-25 TL, salalatalar 13-19 TL, et çesitleri 26-34 TL, makarnalar 15-19 TL arasında degisiyor. Kredi kartı geçerli. Otopark, vale hizmeti yok.&lt;br /&gt;İletişim İstiklal Cad. Postacılar Sok. No: 1/A Beyoğlu Tel: 0212 243 68 62 &lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=467</link><pubdate>Fri, 23 Dec 2011 10:41:00 GMT</pubdate></item><item><title>Hedefimiz model Çekmeköy!</title><description>&lt;p&gt;Çekmeköy Belediye Baskanı Ahmet Poyraz, son yıllarda büyük bir yükselis gösteren semt hakkındaki sorularımızı yanıtladı. Kendisi de Çekmeköylü olan Poyraz, semtin yükselisinin hız kesmeyeceginden emin.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Çekmeköy’ün son yıllarda bu denli gelişmesini nasıl açıklıyorsunuz?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;İstanbul, dünyanın sayılı metropollerinden biri. Sadece nüfusu bile dünyanın birçok ülkesinden daha kalabalık. İstanbul özellikle son 20-25 yıl içinde merkezden şehrin sınırlarına doğru hızlı bir büyüme gösterdi. İstanbul, şehrin kuzey yönüne doğru büyüme gösterirken, bir zamanlar belde ve köy statüsünde olan yerleşim alanları da bu büyümeden nasibini aldı. Çekmeköy hem yemyeşil doğası, hem de düzenli ve modern şehirciliğin tüm kurallarına riayet edilen konut yerleşiminin bir arada bulunması özelliğiyle insanlarımızın tercih ettiği bir bölge haline geldi. Yüzölçümü açısından İstanbul’un 5. büyük ilçesi olan Çekmeköy, diğer ilçelerden farklı olarak İstanbul içinden ‘tercih göçü’ alıyor. Istanbul’un merkez ilçelerindeki konutlarını satıp Çekmeköy’den konut satın alanların ya da ilk kez bir konut satın alacak ise Çekmeköy’ü tercih edenlerin oluşturduğu bir ‘tercihli göç’ten bahsedebiliriz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Çekmeköy’de oluşmaya başlayan sosyal hayattan bahseder misiniz?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Çekmeköy ormanları ve Ömerli havzası, İstanbul’un en iyi korunan bölgelerinden biri. Bu yeşil ve yüksek oksijen dolu ortam, özellikle doğa sporlarına ilgi düyanların bir numaralı adresi haline geldi. İlçemizde her yıl düzenli olarak dağ bisikleti yarışı, patika koşusu ve motokros yarışları düzenliyoruz. Bu yarışmaların hepsine dallarında milli olan sporcular da katılıyor. Dağ bisikleti yarışlarımızın ünü Çekmeköy sınırlarını da aştı. Bu sene Mardin’in tarih kokan evlerinin arasında da ilk bisiklet yarışını da gerçekleştirdik. Bu yıl yine Türkiye’de ilk kez düzenlenen 50 kilometrelik maraton yarısına da ev sahipliği yaptık. Mesela geleneksel olarak düzenlediğimiz Kiraz Festivali her yıl binlerce kişiyi ağırlıyor. Ünlü sanatçıların konuk olduğu festivalde bu yıl üç ton kiraz, halkımıza dağıtıldı. Basta Doga Park olmak üzere, ilçemizdeki yeşil alanlar özellikle hafta sonları doğa ile baş başa kalmak isteyenlerin akınına uğruyor. Çekmeköyümüz kültür ve sanat alanında da hızla yükselen bir yıldıza dönüşüyor. Hizmete açtığımız Mehmet Akif Kültür Merkezi’nde Özürlü Rehabilitasyon Merkezi, kadınlar için spor salonu, İsmek kursları, bilgi evi, kütüphane, toplantı salonları, başkanlık katı ile tiyatro, sinema, sergi ve konferans salonu olarak kullanılabilen bir salon bulunuyor. Bunun dışında Taşdelen’de 6000 metrekarelik Turgut Özal Kültür Merkezi’ni vatandaşlarımızın hizmetine sunduk.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Belediyenin son dönemlerde yaptığı yeniliklerden bahseder misiniz?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Göreve gelmeden önce halkımıza yapacağımız hizmetlerle ilgili bir seçim broşürü dağıtmıştık. Şimdi aradan 30 ay geçtikten sonra baktığımızda, bu vaatlerimizin hepsini yerine getirdiğimizi gönül rahatlığı içinde söyleyebiliyoruz. Öncelikli hedefimiz halkımıza planlı ve nitelikli hizmet vermekti. Bu hedefimizi de önceden belirlediğimiz başta sağlık ve egitim konularında yoğunlaştırdık. Her mahalleye bir sağlık ocağı hedefimiz doğrultusunda belediye-vatandaş işbirligi ile 6 Aile Sağlığı Merkezi’ni hizmete açtık ve anlaşmaları yapılan yapılan yeni aile sağlığı merkezlerimiz sırada bekliyor. Bir Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi yapıyoruz. 40 trilyonluk bütçesi hazır olan Çekmeköy Devlet Hastanesi’nin temelini inşallah bu yılın sonunda atacağız. Eğitim konusu da bizim için en az sağlık kadar önem arz ediyor. İlçemiz, özel eğitim kurumlarının da ilk tercihi konumuna geldi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Peki, Çekmeköy’ün geleceğini nasıl planlıyorsunuz?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Çekmeköy, İstanbul’un gerçek anlamda yükselen yıldızı olmayı sürdürecek. Yaşam kalitesi, modern şehirciliği ve temiz doğası ile bir huzur ve mutluluk beldesi konumuna gelen ilçemiz, özellikle İstanbul içinden tercihli göç almaya devam edecek. Çekmeköy’de konfor kalitesi yüksek site inşaatları hız kesmiyor. Şu an yüzölçümü ile kıyaslandığında yoğunluk arz etmeyen ilçe nüfusunun, önümüzdeki beş yıllık süreçte hızla artacağını öngörüyoruz. Bu durumu göz önünde bulundurarak ilçemizin üstyapısına verdiğimiz önemin aynısını altyapı çalışmalarına da veriyoruz. IBB’de ilçemize ciddi yatırımlar yapıyor. Şile otoyolu üzerinde yapılan Madenler ve Taşdelen kavşakları, ilçemizde yaşanacak yoğun trafiğin önünü şimdiden aldı. Önümüzdeki yıllarda inşasına başlanacak Çekmeköy Metrosu da ilçemizin hızla artacak nüfusunun ulaşım kolaylığı açısından büyük önem tağıyor.&lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=466</link><pubdate>Wed, 21 Dec 2011 19:01:00 GMT</pubdate></item><item><title>Sihirli eller</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Kendinizi iyi hissetmek ve saçlarınızla fark yaratmak istiyorsanız dogru kuaförü seçtiginizden emin olun. Iste sehrin en iddialıları…&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;1. Ali Gür&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Şehirde 10 şubesi bulunuyor. Kesim, boya, röfle, manikür, pedikür, ağda, kaş gibi bir kuaförde bulabileceğiniz tüm hizmetler var. Esmerlere uygulanan Zeugma ve açık tenli kadınlara belli sayıda paketlerle atılan Afrodit adı verilen röfleleri meşhur. Saç bakımında Tunus menşeili bir bitkinin yağı olan ‘Argan’ bakımı uygulanıyor. 200’e yakın çalışanıyla hizmet veren Ali Gür’de kadın-erkek hizmet alabiliyor. Kesim 90 TL, fön 25 TL.&lt;br /&gt;Bağdat Cad. Ay Apt. No: 224/1 Çiftehavuzlar Tel: 0216 360 06 60&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;2. Different Hair&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Levent, Metrocity ve Flatofis’te olmak üzere üç şubesi var. Kesim, boya, ağda, manikür, pedikür ve makyaj bu salonlarda alabileceğiniz hizmetlerden bazıları. Kadınerkek ayrımı yapılmaksızın kişisel danışmanlık hizmeti de veriliyor. Kerastese ürünlerini kullanan salonlarda saç bakım kürleri ve maskeleri büyük ilgi görüyor. Levent şubesinin müdavimleri arasında Ayşe Özyılmazel-Ali Taran çifti de bulunuyor. Fön 25 TL, dip boya 125 TL.&lt;br /&gt;Nispetiye Cad. Başak Sok. No: 9 Levent, Tel: 0212 280 30 98&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;3. Ebil&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Kemerburgaz, Suadiye ve Bebek’te şubeleri var. Mahmut Ebil, birçok ünlü isme image maker’lık yapmış bir isim. Saç tasarımı, cilt bakımı, manikür-pedikür, ağda, makyaj, kaş şekillendirme gibi hizmetler sunuluyor. Saç bakımında da iddialı olan Ebil’de büyükbaş hayvanların iliklerinden elde edilen proteinle çok özel bir bakım yapılıyor. Kesim 150 TL, manikür 40 TL.&lt;br /&gt;Cevdet Paşa Cad. No: 69 Bebek. Tel: 0212 257 55 70&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;4. Makas Academy&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Erdem Kıramer Akademisi’nden mezun olan, 30 yaşın altında, yeniliğe açık, dünya trendlerini takip eden gençlerin yeteneklerini özgürce sergiledikleri bir salon zinciri. ‘Mahallenizin kuaförü kadar ucuz, Erdem Kıramer kadar kaliteli’ sloganıyla hizmet veriyor. İlk şubesini 2008’de Beşiktaş’ta açan Makas’ın 13 şubesi var. Ucuzlukta iddialılar, bunu da hizmetten değil, servis elemanı gibi lüks hizmetlerden kısarak sağlıyorlar. Fön 12 TL, manikür 20 TL.&lt;br /&gt;Ambarlıdereyolu Cad. No: 17/1 Ortaköy, Tel: 0212 273 17 33&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;5. MM Bahçecik&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Ulus, İstinye Park, Acarkent ve Ritz Carlton’da geniş bir kadroyla hizmet veriyor. Saç, kaş, manikür-pedikür gibi klasik kuaför hizmetlerinin dışında Kerastese’in Chronologiste adlı havyar bakımı uygulanıyor. Müşteri memnuniyetini ön planda tutan Bahçecik’e randevusuz da gitseniz fazla bekletilmiyorsunuz. 15-20 dakikada fönünüz çekiliyor. Otopark sorunu da yok Kısmi röfle 200 TL, dip boya 140 TL.&lt;br /&gt;Ahmet Adnan Saygun Cad. Dostlar Sitesi A Blok K: 1 Ulus, Tel: 0212 257 68 22&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;6. Hakan Köse&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Müşterileri arasında Meltem Cumbul, Sıla ve Çağla Şikel gibi ünlü isimler var. 40 kişilik ekibiyle hizmet veren Hakan Köse’de sadece saç hizmeti yok. Cilt bakımı, kalıcı makyaj ve kaş dövmesinin de yapıldığı salonda yaşam merkezi var. Bu merkezde meditasyon, nefes teknikleri ve fizyoterapi hizmetleri sunuluyor. Fön 40 TL, kesim 120 TL, pedikür 60 TL.&lt;br /&gt;Nispetiye Cad. Çamlık Yolu Sok. No: 6/1 Etiler, Tel: 0212 257 46 40&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;7. Erdem Kıramer&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Saç kesimi ve boyada iddialı olan Erdem Kıramer’in dokuz şubesi var. Kaş dövmesi ve kalıcı makyaj da yapılıyor. İngiltere’den getirtilen özel keratin bakımı saçı canlandırarak boyadan yıpranan saçlara ‘şok bakım’ olarak uygulanıyor. Etiler şubesinde erkeklere de hizmet veriliyor. Otopark ve vale var. Fön 50 TL, dip boya 190 TL.&lt;br /&gt;Maya Residence Bebek Mah. Otlukbeli Cad. No: 16 C Blok Etiler, Tel: 0212 352 11 95&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;8. Yıldırım Özdemir&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Tarkan, Emre Belözoğlu, Gülşen ve daha pek çok ünlünün tercih ettiği Yıldırım Özdemir, özellikle saç kesiminde iddialı. Boya için ayrı, saç şekillendirme için ayrı ekip bulunuyor. Kalıcı kaş ve kirpik perması da yapılan salonda, saç güçlendirici birçok bakım uygulanıyor. Bebek dışında Akaretler’de de bir şubesi var. Fön 40 TL, Yıldırım Özdemir’e ait saç kesimi 190 TL.&lt;br /&gt;İnşirah Yokuşu No: 7/1 Bebek, Tel: 0212 287 21 73&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;9. MOS&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Adını, kurucuları olan Muammer Yaprakgül, Orhan Bademli ve Sedat Kamaz’ın isimlerinin baş harflerinden alan MOS’un10 şubesi var. Orhan Bademli’nin 15 yıl önce yarattığı ‘bigudi balyaj’ en çok talep gören uygulama. Slikonlu bir çubukla gerçekleştirilen bu balyaj röflede keskin geçişlerden hoşlanmayan, doğallığı sevenler için. Kesimi 80 TL, fön 25-35 TL, manikür 30 TL.&lt;br /&gt;City’s AVM, Teşvikiye Cad. No. 162 Nişantaşı, Tel: 0212 373 17 80&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;10. Hairmafia&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Avrupa’da saç tasarımı üzerine edindiği deneyimlerden sonra Türkiye’ye dönerek ilk salonunu açan Ahmet Ağırbaş, saç tasarımının yanısıra moda ve stil danışmanlığı da yapıyor. Nişantaşı’ndaki Hairmafia klasik bir kuaförden çok farklı. Burası, dönemsel sergilere de ev sahipliği yapan saç tasarım stüdyosu. Boyada bekleme süresini eğlenceli geçirmek adına DJ performanslar da gerçekleştiriliyor. Ahmet Ağırbaş sundukları hizmeti ‘ruh terapisi’ olarak özetliyor. Saçınız yapılırken işlerinizden geri kalmamanız için, salonda müşterilerin de kullanımına sunulan laptop ve iPad bulunuyor. Dip boya 65 TL, fön 15 TL.&lt;br /&gt;Teşvikiye Mah. Ihlamur Yolu Cad. Hacı Efendi Sok. No: 23/B Nişantaşı, Tel: 0212 246 69 79&lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=465</link><pubdate>Tue, 20 Dec 2011 23:45:00 GMT</pubdate></item><item><title>Şehrin diğer Sakinleri</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Tıpkı bizim gibi şehirde yaşam onlar için de kimi zaman kolay, kimi zamansa karmaşık… Peki evcil hayvan besleyenler ne gibi sorunlarla karşılaşıyor ve bu sorunların ortadan kalkması için neler yapılmalı? Mevzu derin olsa da belli başlı noktaları bilmek, hem sizin hem de onların hayatını kolaylaştırabilir.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hafızam beni yanıltmıyorsa 12-13 yaşlarındaydım. Bir yaz akşamı, çok yakın bir arkadaşımın evinin balkonunda otururken, geceyi yırtan, acı bir ağlama sesiyle irkilmiştim. Aralıksız devam eden ve insanın içini ezen türden bir ağlamaydı bu. “Ne oluyor, nedir bu?” deyince, arkadaşımın annesi, karşı apartmanda birilerinin, besledikleri köpeği sokağa attıklarını ama hayvancağızın bunu kabullenemeyip, her gece kapıda onu yeniden içeri almaları için böyle ağladığını söylemişti. Üstelik bu insanlar, çevredeki bazı komşuların kapılarına kadar gidip “Yapmayın, etmeyin, yazık bu hayvana” demelerine aldırış bile etmemişlerdi. Belli ki bıkmışlar, altından kalkamamışlar ve çareyi onu sokağa atmakta bulmuşlardı. O gün her zaman tekrarlanan o meşhur cümlenin doğruluğundan daha da emin olmuştum; ‘Sadece insanların değil, hayvanların da şanslısı var.’ Bizler için hayatımız boyunca iyi ve vicdanlı kişilere denk gelmek ne kadar büyük bir şanssa, onlar için de durum farksızdı. Kimi el bebek gül bebek, en iyi mamalarla, mutlu yuvalarında yaşayıp giderken, kimi de böyle kapıya konuveriyordu işte. Belki sizin de dikkatinizi çekmiştir. Özellikle eylül-ekim dönemlerinde yani yaz bitişi, sokaklarda başıboş dolaşan cins köpeklerin fazlalığı dikkat çeker. Karne hediyesi olarak alınan hayvanlar, ufaklıkların hevesi kaçınca, belki de ev halkı çileden çıkınca oy birliğiyle evden gönderilir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Aslında bu, sokaktaki diğer insanlar için de üzücü hatta bazen de tedirgin edici bir görüntüdür. Sahipsiz kalan bu hayvanlar, kimileri için korku ve endişe de yaratabilir çünkü. Peki bu bir suç mudur? Sırf keyif ya da gösteriş için bir hayvanı almak, sonra da sıkılıp onu sokaklara bırakmak ya da bir yabancıya vermek… Tabii bir de madalyonun diğer yüzüne bakmalı. Onları sonuna kadar sahiplenenlere ve karşılaştıkları sorunlara. Her iki durumda da kafamızdaki soruları netleştirmek için HAÇİKO Derneği Kurucu Üyesi ve Hukuki Danışmanı Avukat Osman Serdar Uluç’un anlattıkları oldukça önemli.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Yasalar hayvanlara ne kadar sahip çıkıyor?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Serdar Uluç, hayvanları yasayla tamamen koruyamayacağımızı, bu konuda yasaları uygulayacak etkin yapıya sahip olmamız gerektiğini söylüyor. “Aktif olarak bir yapı oluşturmalı ve bu yapıya süreklilik kazandırılmalı. Güncel mevzuatımızda hayvana karşı kötü muamele, ceza hukuku tekniğiyle ‘kabahat’ olarak değerlendiriliyor ve çok hafif para cezalarıyla geçiştiriliyor. Bu konuda caydırıcı yaptırımların yasada yer alması için hem biz, hem diğer dernekler, federasyonlar ve İstanbul Barosu Hayvan Hakları Komisyonu, yoğun olarak çalışıyor. ” Peki evcil hayvanları bir süre besledikten sonra sokağa atılmalarının önüne geçilebilir mi? Bunu engellemek için yasal bir yaptırım söz konusu mu? Bu soruyu sorduğumuzda, hayvanlarını terk edenlere 70-7.000 TL arasında cezai yaptırım öngörüldüğünü ancak uygulamada bu yaptırımın alt sınıra yakın miktardan verildiğini öğreniyoruz. Ayrıca bu insanların hızlıca tespiti için evcil hayvanlara takılan çip’lerin önemi büyük. Tabii yasal mevzuatın genişletilmesi, para cezasının üst sınıra yakından verilmesi ve evcil hayvanını sokağa bırakan kişilerin hayvan bakım merkezlerinde belli saatlerde çalıştırılması gibi yaptırımlar uygulanması da bu durumun önüne geçilmesinde etkili birer faktör.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Diğer ülkelere bakarsak…&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Çoğu ülke; hayvanların korunmasını sağlayan yasaların varlığı açısından bizden oldukça ileride. Örneğin ABD’de hayvana kötü muamelede bulunan kişiler iki yıla kadar hapisle cezalandırılabiliyor. Yunanistan’daysa beş aya kadar hapis cezası ya da 300 Euro ile 1.500 Euro arasında değişen para cezası uygulanıyor. Almanya ve Macaristan gibi ülkelere baktığımızda da ilgili yasalarda hayvana kötü muamelede bulunanlara hapis cezası verildiği görülüyor. Örneğin Macaristan’da geçtiğimiz yıl köpeğini aç bırakarak kötü muamelede bulunan evcil hayvan sahibine altı ay hapis cezası verildi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;“Şehir, sağlıklı bireylere hizmet ediyor”&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Dönelim kendi ülkemize. Şehir bizler için bile çoğu zaman yetersiz kalırken, durumu hayvanlar ve evcil hayvan besleyenler açısından ele aldığımızda, ortaya çok da parlak bir tablo çıkmıyor. Uluç’un anlattıkları da bunu doğrular nitelikte. “Şehir hayatının, daha çok sağlıklı bireylere göre tasarlandığını görüyoruz. Çevremize baktığımızda engelliler için yapılmış ancak çalışmayan asansörler, engellilerin hiçbir şekilde yürümesine olanak tanımayan yollar, kaldırımlar vs. görüyoruz.” Gerçekten de çoğu park ve bahçede, yeterli alanlar olduğunu söylemek zor. “Oysa ki buralarda hayvanların gezinmesine olanak sağlayacak ayrı bölümler oluşturulmalı ve bu uygulama, park ve bahçelerin doğallığı bozulmadan yapılmalı.” Diyor Uluç. “Ayrıca yine buralarda sokak hayvanlarına yönelik kulübeler, su ve mama kaplarının bulunması sağlanmalı. Birkaç belediye dışında bu yönde bir çalışmaya rastlamak mümkün değil ne yazık ki.”&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Mekanlar açısından durum nedir?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Evcil hayvan besleyenlerin şehirdeki özgürlüklerine değinmişken en çok merak edilen sorulardan biri de kafe ve restoranlara rahatlıkla girip, giremeyecekleri. Çoğu mekan sağlıklı olmadığı gerekçisiyle buna izin vermese de yasal mevzuat açısından, herhangi bir mekana girebilmenin önünde engel olmadığını öğreniyoruz. Yani mekan sahiplerinin kamu özgürlüğü açısından yasak koymaları uygun değil. Ancak mekanların uymaları gereken genel hijyen ve sağlık kuralları olduğunu belirten Uluç, “Böyle bir durumda mekana evcil hayvanla birlikte girilmesi, mekan sahibi tarafından yasaklanabilir mi tartışılabilir.” Diyor. “Ancak evcil hayvanın aşı karneleriyle birlikte bu mekanlara girmesi kesinlikle engellenemez. Bu durum tutanak altına alınarak şikayet edilebilir. Sağlık açısından değerlendirecek olursak da; tüm bakımları yapılmış bir evcil hayvanla herhangi bir mekana girilmesi, sağlık şartlarını kesinlikle tehdit etmez. Aksi halde tüm hayvan besleyenlere şüpheyle yaklaşmamız gerekir.”&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Apartman dairelerine mahkum olunca…&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Pek çok kişinin bahçeli evlerde yaşama şansı yok. Bu nedenle apartman dairelerinde beslenen hayvanların sayıları azımsanamayacak boyutta. Hal böyle olunca evcil hayvan besleyenlerle, diğer apartman sakinleri arasında zaman zaman tatsızlıklar yaşanabiliyor. Olaya yine yasalar çerçevesinden bakıyor ve Serdar Uluç’a kulak veriyoruz. “Bugünkü mevzuata göre apartmanda evcil hayvan beslemeyi yasaklayan bir düzenleme söz konusu değil. Ancak toplum genelinde apartmanda hayvan beslemenin yasak olduğuna dair, yanlış bir düşünce var. Çoğu kişi sinirlenince “O hayvanı apartmanda beslemek yasak, seni belediyeye şikayet edeceğim” diye tehditte bulunur. Oysa ki apartman dairesinde evcil havyan beslemek yasak değildir. Ancak apartmanların adeta anayasası niteliğinde olan yönetim planına, evcil hayvan beslemenin yasak olduğu hükmü getirilebilir. Bu, o apartmanın kat maliklerinin inisiyatifindedir. Apartman yönetim planında evcil hayvan beslemenin yasak olduğuna dair bir madde yoksa, kimse kimseyi dairesinde evcil hayvan beslemekten alıkoyamaz. Tabii birtakım kriterler mevcut. Evcil hayvanın çok gürültü yapması halinde, hakkınızda evcil hayvanın apartmandan tahliyesi için dava açılabilir. Gerçekten sürekli bir gürültü tespit edilirse apartmanda beslenmesi mahkemece engellenebilir. Olumsuz sağlık koşulları yaratması halinde de aynı durum söz konusu olabilir. Bu yetki tamamen mahkemededir. Belediyelerin, sizin evcil hayvan beslemenizi engellemesi söz konusu değildir. Bir kişi belediyeye sizi şikayet etmişse, belediyenin yapacağı tek şey uyarmaktır. Bu uyarı da aşı karnesi, sağlık koşulları gibi konularda olur.” Şikayetler daha çok gürültüden kaynaklanıyor. Gürültü tespiti için bilirkişi geliyor ve bu tespit, şikayetçi olanın dairesinden yapılıyor. Şikayetin geçerli olması için gürültünün belli bir desibelin üzerinde olması gerekiyor. Havlama seyrekse hayvan sahibi itiraz edebiliyor. Karar, hayvanın tahliyesi doğrultusunda çıkarsa bu doğrultuda bir icra kararı çıkıyor. Bu da hayvan sahibi için yeni bir ev bakmak anlamına geliyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Ben gezerken o evde kalmasın diyorsanız, birlikte gidebileceğiniz mekanlar da var.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Cafe La Martine&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Havanın güzel olduğu günlerde bahçesinde kediniz ya da köpeğinizle keyifli bir mola verebilirsiniz.&lt;br /&gt;Beyaz Akasya Sok. No:2 Caddebostan Tel: 0216 369 51 53 09.00-24.00 saatlerinde açık.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Bebek Kahve&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Hem içeride hem de dışarıda rahatlıkla oturabilirsiniz.&lt;br /&gt;Cevdet Paşa Cad. 18 A Bebek Tel: 0212 257 54 02 06.00-21.00 saatlerinde açık.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Secret Garden&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Yeşillikler içindeki bahçesi hem size hem de evcil hayvanınıza rahat bir nefes aldıracak.&lt;br /&gt;Kalender Üstü Atadan Sok. No:12 Yeniköy Tel: 0212 299 00 77 10.00-24.00 saatlerinde açık.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Caffe Nero&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Anadolu ve Avrupa Yakası’nda birçok şubesi olan Caffe Nero’ya, dışarıda oturmak koşuluyla evcil hayvanınızla gidebilirsiniz.&lt;br /&gt;Tel: 0212 345 62 36 08.00-24.00 saatlerinde açık.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Happily Ever After&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Mekan, içeride değil ama dışarıda evcil hayvanınızla oturmanıza izin veriyor.&lt;br /&gt;Cevdet Paşa Cad. 24/A Bebek Tel: 0212 263 41 38 07.00-23.00 saatlerinde açık.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Kaktüs&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Kedi ya da köpeğinizle özgürce gidebileceğiniz bir mekan daha. Küçük bir not: Fazla yaramazlık yapmamasına dikkat edin.&lt;br /&gt;İmam Adnan Sok. No:4 Beyoğlu Tel: 0212 249 59 79 08.00-02.00 saatlerinde açık.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Bast Cafe Moda&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Mekanın kendi kedi ve köpekleri zaten özgürce dolaşıyor etrafta. Bir de sizin evcil hayvanlarınızın gitmesinin hiçbir sakıncası yok.&lt;br /&gt;Moda Cad. Nesime Apt. No:153/A Tel: 0216 450 13 46 10.00-23.00 saatlerinde açık.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Tenis Cafe Restaurant&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Yoğunluk olmadığı sürece içeride de kediniz ya da köpeğinizle oturmanız mümkün.&lt;br /&gt;Cemil Topuzlu Cad. No: 102-1 A Caddebostan Tel: 0216 355 12 12&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hayvan sevgisi sınır tanımıyor. Iguana, bukalemun, tavşan, yılan, maymun, sincap hatta aslan besleyenlere bile rastlamak mümkün. Ancak çoklukla kedi ve köpekler öne çıkıyor. Hayvan beslemenin kolay ve zor yanlarını bir de sahiplerinden dinleyin:&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Sedef Avcı / Oyuncu&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Hayvan beslemek dünyanın en güzel şeylerinden biri. Öncelikle şehir hayatının stresini, pozitif enerjisiyle alıyor. Sadece zaman zaman rahat gezebilmemiz biraz zor oluyor. Sitede oturduğumuz için çevre sessiz ve sakin, bu nedenle dolaşması için rahat bir alanımız var. Tatile giderken ise anneme bırakmayı tercih ediyorum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Ömür Gedik / Gazeteci&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Aileler için en büyük zorluk özellikle köpekler. Onları rahatça gezdirecek park ve bahçelerin sayıları ne yazık ki fazla değil. Bu yüzden özgürlükleri kısıtlanıyor. Özellikle bazı sitelerde, yönetmelikte yazmamasına rağmen köpeklerin site alanları içinde gezdirilmesi istenmiyor. Bunun sonucunda hem insanlar hem de köpekler için tehlikeli olabilecek dış mekanlara gidilmesi zorunlu oluyor. Ve tabii bir de apartmanlarda yaşanan soğuk savaştan söz etmeliyim. Evcil hayvan besleyenlerin, onlara düşman komşularla birlikte yaşamak zorunda kalmaları en zoru.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Beyazıt Öztürk / Televizyoncu&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Önceden iguana, papağan ve deniz akvaryumum vardı. Şu an sadece köpeğim ‘kızım’ var. Bence hayvan beslemenin en güzel yanı; önce bizim daha sonra da onların bize bir şeyler öğretmeleri. Alçakgönüllü, kaprissiz, hırssız olmayı öğretiyorlar. Açıkçası kaybettiğimiz insani değerleri öğrendiğimizi düşünüyorum onlardan. Şehir içinde olmadığım için ‘kızım’la ilgili hiçbir zorluk yaşamıyorum. Bir yere giderken onu da yanımda götürüyorum, çok mecbur kalırsam güvendiğim dostlarıma bırakıyorum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Belinda Özakarsu / Veteriner hekim&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Papağan, kedi ve kaplumbağam var. Papağan beslemenin püf noktası çok ilgi göstermek. Çünkü ilgi ve sevgi görmedikleri anda strese giriyorlar. Bu nedenle onu çok sevmeniz lazım. Hatta ortamda TV ve müzik açarsanız da iyi olur. Çok iyi eğittiğim için kedim ve papağınım oldukça iyi anlaşıyorlar. Kedim bıdık, ona hiç zarar vermiyor. Zaten ikisi de uzun yıllardır benimle.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Şenay Gürler / Tiyatrocu&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Şehirde hayvan beslemenin en büyük zorluğu ne yazık ki parkların az olması. Aslında bu, sadece hayvanlar için değil çocuklar için de bir sorun. Bir de benim köpeğim Alman kurdu olduğu için onunla birlikte hareket etmek gerçekten zor oluyor. Ancak evim bahçeli olduğu için neyse ki köpeğim yeterli bir alana sahip. Uzak bir yere gitmek zorunda kaldığımda ise onu yardımcıma emanet ediyorum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Serdar Kaçar / Mimar&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Maymun beslemek, küçük yaştan beri aklımda olan bir şeydi. Karşılaştığım en büyük zorluk, tuvalet sorunu. Çoğu zaman ofisimizde önüne gelen birçok yeri pisletebiliyor. Ama kafesindeyken tuvaletini oradaki kabına yapıyor. Komşuların ve çevredekilerin yaklaşımı çok olumlu. Sadece ısırmasından korktukları için biraz çekiniyorlar. Fakat Çaki’nin ısırma problemi yok. Sadece çok hareketli ve bazen bu insanların ondan korkmasına neden olabiliyor. Ara sıra dışarıya da çıkarıyorum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Aklınızda bulunsun:&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Whiskas mamaları&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Kedinizi mama saatlerinde Whiskas® Kuru’daki çıtır çıtır etli somunlarla da şaşırtın. Bir taraf tan içi yumuşacık etli mamasını yiyecek, bir taraftan da protein, doğal yağlar ve vitaminler alacak.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Kedi ve köpekler için likit süt&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Yavruları, Kmr kedi likit sütü ve Esbilac köpek likit sütüyle annesi kadar iyi besleyebilirsiniz. Anne sütüne eşdeğer hazırlanmış likit sütler, karışım gerektirmez, yavru için gerekli tüm vitamin ve mineralleri içerir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Pets Veteriner Tanı Merkezi&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Burada küçük dostlarınız için pek çok sağlık hizmeti sunuluyor. Ayrıca siz uzaklardayken, kedilerinizin konaklayabileceği ‘Pisi pisi Oteli’ni de atlamayalım. Bu otelde, klimadan tutun da televizyona kadar her şey var. Internet üzerinden 24 saat boyunca kedilerinizi izleyebiliyorsunuz. Ekimde Ataşehir’de de şubeleri açılıyor. www.pets.com.tr&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Ginger’s butik&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Tasmalar, tokalar, bakım ürünleri, yazlık-kışlık elbiseler, yağmurluklar, bereler, atkılar, çantalar, ayakkabılar… Kedi ve köpekleriniz için aradığınız her şey var burada. Siteden online olarak alışveriş yapmanız gerekiyor. www.gingersbutik.com &lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=464</link><pubdate>Tue, 20 Dec 2011 10:44:00 GMT</pubdate></item><item><title>Cadde cool takılıyor maslak’ta iş şıklığı</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Yazarımız Alex Akimoglu, Bagdat Caddesi ve Maslak’taki sokak modasını yerinde inceledi, izlenimlerini yazdı. Cadde’de abartısız sıklık dikkat çekerken, Maslak’ta çalısan kadın imajının belirgin özellikleri yansıyor sokaklara...&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İlk gençlik heyecanlarımı yaşamış olmaktan kaynaklanan garip bir duygu ile bağlıyım Bağdat Caddesi’ne. Nişantaşı’nda oturmaktan mutlu olmama rağmen haftada bir kez kız kardeşimi ve yeğenimi görme bahanesiyle giderim Caddebostan’a. Ev ya da geleneksel kulüp keyfi nden sonra Cadde’ye çıkmak şart gibi gelir bana. İşte yine Cadde’deyiz. Yan yana dizilmiş birbirinden şık kafelerden birinde oturuyoruz. Burada, karşı taraftaki diğer semtlerde olmayan bir homojenlik var. Türkiye’nin modern yüzünün modern geleneklerini koruyan bir kitle yaşıyor burada. Bu olgu, daha çok genç kitlenin gezindiği Bağdat Caddesi’nin sokak modasına da yansıyor. Cadde’yi, Beyoğlu’ndan, Nişantaşı’ndan ayıran en önemli özellik gençlerin gruplar halinde olması. Marka tutkunluğu ise gözlük ve ayakkabı ile sınırlı gibi geliyor insana. Nişantaşı’ndaki total look ya da Beyoğlu’ndaki marjinal görüntü, burada yerini daha cool bir imaja bırakıyor. Kötü görüntülü ya da abartılı giyinmiş insan tipine rastlamanız pek mümkün değil. Hemen hemen herkeste göze çarpan abartısız şıklık olgusu insana huzur veriyor aslında. Bağdat Caddesi’nin ‘in’lerine gelince… Fred Perry’nin başarısına göz diken Penguin marka polo t-shirtler, vazgeçilmez Adidas ayakkabılar (special edition olanları tercih edenler çoğalmaya başladı), Ray Ban marka gözlükler.. Ve Cadde’yi cadde yapan şık eşofmanlar…&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Maslak, urban görüntüsü ile dikkat çekiyor&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;İstanbul’un ‘yeni semt’lerinden Maslak’taki bir kafedeyim bu kez. Amaç İstanbul Life için sokak trendlerini gözlemlemek. Biraz Tokyo’nun Omote Sando Caddesi, biraz Manhattan’ımsı bir hava var burada. Birbirini incelemekle ünlü olan milletimiz, burada ellerinde cep telefonları ile bir metrodan çıkmış bir yerlere doğru koşuyorlar. Bağdat Caddesi’ndeki homojen görüntünün soğuk bir versiyonu gözümü rahatsız ediyor. ‘Çalışan kadın’ imajının belirgin özellikleri sokak giyimine yansımış bu semtte. Beyaz gömlek-lacivert ceketpantolon formülü ön planda. Erkekler de Tokyo caddelerindeki gibi stereotype bir görüntü sergiliyor. Takım elbise, gömlek, kravat.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Nişantaşı marka tutkunu beyoğlu bohem&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;Modacı Atıl Kutoglu 2011 Sonbahar/Kış modasını İstanbul Life okuyucuları için değerlendirdi. sadeliğin öne çıktığını söyleyen ünlü modacıya göre Nisantaşı kadını ve erkeği marka tutkunu, Bu sezon Beyoğlu’nun tarzı ise bohem.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;“Bu sezon nostaljik 60-70’li yılları anımsatan ama günümüz için yeniden yorumlanmış kreasyonlar ön planda olacak. Sadelik yeniden kitch’e karşı galibiyet kazanmış durumda. Birçok koleksiyonda drapeli kadınsı çizgiler hakimken, bir taraftan da maskülen görünümler, büyük ceketler, paltolar dikkat çekiyor. Deri ve kürk ise bu sezon adeta altın çağını yaşıyor. İstanbul’da yaşayanların modaya çok yakın durduğunu ve trendleri yakından takip ettiklerini düşünüyorum. Belli başlı semtlerdeki görüntü, çogunlukla Londra, New York gibi metropollerin görüntülerinden farksız gibi. Ben yine de herkese daha sade bir şıklıgı ve natürel görünümü tercih etmelerini tavsiye ediyorum. Ve marka çanta tutkusundan vazgeçmeliler! İyi giyinmek ve sık olmak, kisinin kendi yasam tarzına, vücuduna ve karakterine uygun bir giyim tarzı yaratmış olmasıdır. Ve çok önemli olan, giyilen kıyafetlerdeki oranlardır. Özgüvenle taşınan hemen her giysi güzel bir etki bırakır. Önemli olan baştan aşagıya bir markayı taşımak degil, kendi tarzına uygun doğru seçimleri yapabilmektir. Pahalı bir ceket ya da takımın içine neden sadece basit bir tişört giyilmesin? Aksesuar ve çantalarda da büyük logolardan kaçınıp, herkesin elinde olan modellerden kesinlikle uzak durulmalıdır. Semt semt ele alacak olursak, Nişantaşı kadını ve erkegi daha marka tutkunu. Ama bunu negatif manada söylemiyorum. Güncel trendleri son derece modern bir şekilde kendine uyguluyorlar ve bakımlı bir görünüme sahipler. Nişantaşı kadını cool ve yaratıcı, erkegi ise zarif ve sık. Beyoglu ve civarında ise daha bohem bir stil ve yaşam tarzı hakim. Buralarda bazen günün trendleriyle karışık bambaşka görünümler ortaya çıkabiliyor. Spor bir tarz ve vintage parçalar tercih ediliyor. Beyoğlu kadını ve erkeği dünyayı umursamaz bir tavırla cool ve modern olabiliyor. Giyim tarzından bir insanın semtini anlamak mümkün olabilir. Yüzde 100 tutturmak her zaman mümkün olmasa da büyük olasılıkla lehrin hangi bölgesinde yaladığını genel görünüm, çanta ve ayakkabılarından tahmin etmek mümkün olabilir.”&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Şehirli kadınlara özel&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Volt, Look, Agenda gibi kendi markalarının yanı sıra, yerli-yabancı birçok markanın koleksiyonlarını da bünyesinde barındıran YKM, bu sezon bes temaya dikkat çekiyor. ‘Ağırbaşlı ve Güçlü’ , ‘Kisisel ve Tek’ , ‘Av ve Avcı’, ‘Eglenceli Moda’ ve‘Geçmis ve Bugün’ ... Zarafet ve şıklığın birleştiği koleksiyon 50’li yıllardan da esintiler taşıyor. Agenda by Zeynep Tosun koleksiyonu ise günümüz şehirli kadınından ilham alıyor. Bu koleksiyondaki giysilere pudra, camel tonları hakim, fiyonk ve puantiye gibi detaylardan oluşuyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Romantik dokunuşlar&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;LCWAIKIKI, sehrin dinamizmine ayak uydurmak isteyenlere hitap ediyor. Yeni sezonda hem iş hayatına hem de hafta sonuna uygun seçenekler bulunuyor. Leopar ve retro çizgilerin ağırlıkta olduğu kadın koleksiyonunda uzun elbise ve etekler, deri ceketler dikkat çekiyor. Erkek koleksiyonunda ise farklı renkte ‘chino’ pantolonlar şıklıkla rahatlığı birleştiriyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Gençlere ve genç kalanlara&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Colin’s, bu sezon sokakların asi ruhunu klasik rock temasıyla harmanlıyor. Kadınsı Urban Rock, genç, dinamik ve özgür ruhlu Campus Britannica, kırsal sadelişi yansıtan Country Time, gündüz şıklığını küçük detaylarla gece dinamikliğine taşıyan Wall Street Chic, kolej hayatından esinlenen Campus, rahatlığından ödün vermeyenler için tasarlanan Chic, hep genç kalanlara özel Go Ivy ve sokakların asi ruhunu tasıyan Urban koleksiyonları ile Colin’s bu sezonun da en çok tercih edilen jean markalarından biri olacak.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Mad Men ilham verdi&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Banana Republic, Amerika’nın en çok izlenen TV dizilerinden Mad Men’den ilham alarak oluşturduğu Mad Men koleksiyonuyla sezonu karşılıyor. Emmy ödüllü Mad Men’in kostüm tasarımcısı Janie Bryant tarafından tasarlanan koleksiyon, 65 parça giysi ve aksesuardan oluşuyor. Banana Republic, 1960’ların ihtişamını modern görünüşlerle rötuşlarken, ulaşılabilir lüks ve kaliteyi meraklılarıyla buluşturuyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;LA’li tasarımcılar GAP’te&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;GAP bu sezonu Los Angeles tasarım ekibinin hazırladığı ‘1969 Los Angeles and Beyond’ kampanyasıyla karşılıyor. Kreatif Direktör Rosella Giuliani öncülüğündeki ekip, sanatçılar, müzisyenler, sporseverler ve modayı belirleyen bir gruptan oluşuyor. Kadın Koleksiyon Tasarım Direktörü Nicole King-Burroughs, stil yaratırken ilhamını sanattan alıyor. Cale Margol, denimi kanvas gibi kullanarak modern ve progresif bir hikaye anlatırken, erkek tasarım direktörü Jason Ferro, patenci, sörfçü ve müzisyen özgeçmisini tasarımlarına yansıtıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Rengarenk bir kış&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Kış gardıroplarının klasik renkleri, Koton kadını için geçmişte kalıyor. Koton’un yeni sezon koleksiyonunda şarap kırmızısı, narçiçeği, yanık portakal, mor, safran sarısı, petrol, zümrüt yesili öne çıkıyor. Koton erkeğinin gardırobu da trençkot, blazer ceket, non-denim pantolon, deri mont, slim-cut takım elbise ve gömlek gibi efsanelesmis klasik parçalardan oluşuyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Ayşe Arman şıklığı&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Batik, Ispanyol paça pantolonlar, A-Line elbiseler, kalın kazaklar, kürk, tweet, ekose, kuş ve doga baskılarıyla bu sezon yine zengin bir koleksiyon sunuyor. ‘60’s Pop’ temalı koleksiyonda bilekte biten pantolonlar, blok elbise ve tunikler, çizgili tisörtler, uzun etekler 60’lar stilini günümüze tasıyor. ‘Luxe Grunge’ temasında bu kışın modası olan iki beden büyük duran kalın aba kazak ve hırkalar yer alıyor. 70’ler ‘Country Girl’ teması altında yaz aylarındaki maxi etekler, sonbaharın da vazgeçilmezi. Batik’in bu sezon yüzü olan Ayşe Arman’ın seçtigi ürünler de belli mağazalarda satısa sunuluyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Kıvanç Tatlıtuğ imzalı saatler&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Dünyanın en şık saat markalarından biri olan Hollanda kökenli TW Steel, Kuzey Güney’in yıldızı Kıvanç Tatlıtuğ’a özel saat üretti. Ilk kez bir Türk ünlüyle çalışan TW Steel’in bu özel saatleri, Forum Saat tarafından piyasaya sunuluyor. CEO TECH Collection içinde yer alacak olan saatlerin kadranında ‘Kıvanç Edition’ yazısı yer alıyor. Arka kapağında ise Kıvanç Tatlıtuğ imzası bulunuyor. Rose PVD kaplama kasanın yanı sıra Italyan mavi deri kayıs, Kristal cam ve 100 metre su geçirmezlik özellikleri, Kıvanç Tatlıtuğ saatlerine ayrı bir özellik katıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Lüks ve bohem&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Roman’ın yeni sezon koleksiyonu, 70’lerin lüks ve bohem havasını, 50’lerin feminen şıklığıyla buluşturuyor. Geniş paçalı yüksek bel pantolon ve tulumlar, bele oturan elbiseler ve klos etekler bu sezon Roman mağazalarında karşılaşacağınız giysiler arasında. Kokteyl ve gece elbiseleri ise ipek saten, krep, şifon ve tafta kumaştan oluşuyor. Renklerde saks, tarçın, konyak, haki, zeytin yeşili ve kahve hakim. Fabrika’da dinamik bir kış Fabrika’nın 2011 kadın koleksiyonu, Elif Cığızoğlu imzasıyla daha renkli ve heyecanlı. Volümlü dolgun kumaşlar, maskülen blazer ve kruvaze ceketler öne çıkıyor. Erkek koleksiyonunda ise modern çizgiler hakim.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Ustalık ve sadelik birarada&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Levi’s® koleksiyonun bu yılki ana trendleri, usta el işçiliği, dayanıklılık ve sadelik... Yeni sezonda ‘Art in Craft’-el işçiliğindeki sanat konseptiyle yola çıkan markanın koleksiyonunda el yapımı grafikler ve el dikişi detaylar dikkat çekiyor. Denim sanatında ustalığını konuşturan Levi’s®’ın koleksiyonunda soluk renkler ve kadifeler öne çıkıyor. Kadınlar sadelikleriyle etkilerken, erkekler için denim pantolonlarda skinny (dar) ve tapered (paçaya dogru daralan) kesimler bu yılın da gözdesi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;adL’nin yeni yüzü Özge Ulusoy&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Yeni sezonda marka yüzü olarak manken Özge Ulusoy’u seçen adL, stil sahibi, güçlü, şehirli ve ışıltılı kadın imajını vurguluyor. adL’nin çalışan kadına hitap eden Working Chic koleksiyonu bu sezonda da birçok farklı alternatif sunuyor. Üç temadan oluşan koleksiyonda, asimetrik kesimli elbise ve paltolar, vintage esintiler, smokin ceketler ve pelerinler kış günlerinde içimizi ısıtıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Özgünlüğe davet&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Camel Active, bu sezon klasik camel görünümünü retro etkisine sahip üniforma detaylarıyla birarada sunuyor. Yün ve tivit kumaslar klasik, yağlanmış dana derisiyle harmanlandığından kış boyu içinizi ısıtacak. Koleksiyonun ana teması özgünlük. Ayakkabılarda da işlevsel özelliklerine ek olarak kahverengi tonları kullanılıyor. Gri, mavi, yeşil tonları da koleksiyonun doğallığıyla bütünleşiyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;İçte de dışta da Nostalji&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;İç giyimdeki çeşitliliğiyle alışveriş tutkunlarının gözdesi Marks&amp;amp;Spencer’ın sezon modasında retro cazibesi yaşanıyor. 60’lardaki pop temasının canlı renkleri, göz alıcı pullu süslemeleri ve geniş ekose desenlerinin hakim olduğu sezonda, maskülen yansımalar da göze çarpıyor. İç giyim koleksiyonunun mucize ürünü ise iki beden büyük ve dolgun gösteren sütyenler.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Romantik ve rock&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;T box’ın yeni koleksiyonu bes ana temadan oluşuyor: Romantik şıklık, popüler kültür, askeri, rock partisi ve şehirli kadın… Sezon modasında siyah, kırmızı, antrasit, ekru, pembe, haki, hardal ve saks lacivert ağırlıklı olarak yer alıyor. Romantik çiçek desenleri, ekoseler, askeri desenler, kürklü detaylar, şal deseni, soyut grafik baskılar, 70’lerden esinlenilmiş retro çizgiler de koleksiyona hareket katıyor.&lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=463</link><pubdate>Thu, 15 Dec 2011 22:10:00 GMT</pubdate></item><item><title>Aurası çok güçlü!</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Şişhane'ye açılan Good Mood’un marka olma potansiyeli çok yüksek. Hem sık hem butik bir mekan nasıl olur, burası güzel bir örnek. Kesfedin.... Aurası çok güçlü!&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Şişhane’de hizmete açılan Good Mood’u sevmek için ilk üç nedenimizi hemen açıklayalım. Bir, adı çok pozitif, insanın kanını kaynatıyor. Iki, sık ama aynı derecede mütevazı, insanı kucaklıyor. Üç, piyasa mekanların yorucu elektrigini tasımıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Iç mimar Ahmet Tolan imzasını tasıyan dekorasyon eskiyle yeniyi harmanlıyor. Mekanda ilk gözünüze çarpacak olan sey muhtemelen ahsap malzemeyle yapılmıs bar olacak. Hem sade hem de son derece sık. Tasarımı için kafa yoruldugu belli. Tugla duvarlarla uyum gösteren ahsap masa ve sandalyeler de konseptle bütünlük içinde. Good Mood’un bize kalırsa en keyifi yeri hemen giris kapısında bulunan siyah sedir. Burada oturdugunuz zaman hem sokagın enerjisini hissediyorsunuz, hem de rahat ediyorsunuz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Mönü ise oldukça yalın. Biz seçimlerimizi ha­fif lezzetlerden yana kullandık. Hellim sis hem sunumuyla hem de lezzetiyle geçer notu aldı. Özellikle diyette olanların tercih etmesini önerecegimiz tahıl salatası da enfes lezzetlerden birisi. Bunlar beni kesmez derseniz yemek seçenekleri arasında da istah açıcı olanları size hemen göz kırpacak. Izgara dana bon­ le ve kagıtta levrek aklınızda bulunsun.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Hafif lezzetler&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Mekan 12.00-04.00 saatlerinde açık. Baslangıçlar 16–20 TL, ana yemekler 28–44 TL, makarnalar 22-30 TL, tatlılar 14–15 TL arasında degisiyor. Otopark, vale var.&lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=462</link><pubdate>Wed, 14 Dec 2011 19:03:00 GMT</pubdate></item><item><title>700 yıllık lezzetlerİn dönüşü muhteşem oldu</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Muhteşem Yüzyıl dizisiyle katlanan tarih sevgisinden mutfağımız da nasibini aldı. Osmanlı döneminden tariflerin yer aldığı yemek kitaplarının sayısı her geçen gün artıyor. Mönüsü Osmanlı lezzetlerinden oluşan restoranlar da eskiye oranla daha fazla yerli müşteri ağırlıyor.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Reyting rekortmeni Muhteşem Yüzyıl dizisi gösterdi ki, biz aslında tarihimize düşkün bir milletiz. Sahip çıkma konusunda eksiklerimiz olsa da, üstünü örttüğümüz bir ilgimiz varmış sonuçta. Dizinin ardından Sultanahmet’e düzenlenen kültür turlarının artması, Kapalıçarşı kuyumcularında Hürrem yüzüğünün yok satması, restoranların dizide adı geçen yemeklere mönülerinde yer vermesi ve kitapçı raflarında Osmanlı mutfağını konu alan kitapların çoğalması da bunun göstergesi. Aslına bakarsanız, dünya genelinde bir ‘öze dönüş’ yaşanıyor. Bizdeki eskiye dönüşü de sadece diziye bağlamak ne derece doğru, tartışılır. Nitekim, siyasi arenamızda son on yılda yaşanan değişim, ‘Padişahın torunlarıyız’ söylemleri, televizyon kanallarında profesörlerin neredeyse bir kafede sohbet edercesine anlaşılır bir dille tarihimizden söz etmesi, tarih yazarlarının yazılı basında genişçe yer bulması, bu ilginin tetikleyicisi unsurlardı. Muhteşem Yüzyıl dizisiyle de katlandı. Öyle ki, dizide Hürrem Sultan’ın yediği lokma bile talep üzerine Osmanlı yemekleri sunan mekanların mönüsüne girdi. Unutulmaya yüz tutmuş lezzetler, yemek yazarlarına da ilham verdi. Biz de geçmişteki lezzetleri sofralarımıza yeniden taşımayı amaçlayan bu yazarlarla görüştük. Ve sadece Osmanlı yemekleri bulabileceğiniz restoranları ziyaret ettik. İşte yükselişe geçen Osmanlı mutfağından sayfalarımıza yansıyanlar...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Hürrem’in yediği lokma tatlısı mönüye girdi&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Osmanlı saray mutfağı, coğrafya itibarıyla geniş bir yelpazeye sahip. Ancak dönemin aşçı loncalarının bu yemekleri meslek sırrı olarak saklamalarından dolayı günümüze hakkıyla ulaşamadığı düşünülüyor. Bir de şöyle bir kafa karışıklığı yaşanıyor: Osmanlı mutfağı Türk mutfağının bir parçası mı, Türk mutfağı Osmanlı döneminin içinde mi kabul edilmeli? Osmanlı’yı Türk mutfağının bir dönemi olarak görmek gerektiğini savunan da var, coğrafi sınırların Osmanlı mutfağının belirleyicisi olarak görülmesi gerektiğini belirten de. ‘Osmanlı yemeği’ ile kastedilen çeşitler de hangi görüşü savunduğunuza bağlı olarak değişiyor. Değişmeyen tek şey, bu lezzetlerden mahrum kalmamak gerektiği. İşte Osmanlı mutfağının hakkını veren bazı mekanlar:&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Muhteşem Yüzyıl’ın yemekleri Asitane’de hazırlanıyor&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Edirnekapı’daki Kariye Oteli’nin bahçesinde hizmet veren Asitane, Osmanlı mutfağı dendiğinde akla gelen ilk restoranlardan. Muhteşem Yüzyıl dizisinde gördüğünüz yemekler de Asitane’de hazırlanıyor. Mekanın hikayesini, sahibi Batur Durmay’dan dinledik: “Aile dostumuz Engin Türker Osmanlı mutfağı konusunda zengin bir arşive sahipti. Bunu değerlendirelim düşüncesiyle 1989’da burayı Turing’ten devraldık. Deneysel araştırmalarla mönümüzü oluşturduk. 350’nin üstünde yemek çıktı. Yazlık ve kışlık olarak 35’in üstünde yemek sunuyoruz. Döneme ait yazılı kaynaklar çok kısıtlı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İlk olarak 1844’te Mehmet Kamil’in yemek kitabı çıkmış. Ayrıca hiçbir tarifte malzeme miktarı olmaz, pişirme süresi yazmaz. ” Batur Durmay diziden sonraki rüzgarı da şöyle değerlendiriyor: “Osmanlı mutfağına ilgiyi duyan kebapçılar, adının önüne Osmanlı’yı ekleyip Osmanlı Kebapçısı oluveriyor. Ama o iş o kadar kolay değil. Osmanlı mutfağıyım diyen bir mekandan humus ve gavurdağı dışında bir mönü beklemek gerek.” Asitane mönüsünde yemekler, tarihleriyle birlikte yer alıyor. Mesela saray mutfağının spesiyallerinden vişneli yaprak sarmanın yanında 1844 yazıyor. 1539’dan günümüze gelen kavun dolması, 15. yüzyıldan levrek büryan, 1471’den kırma tavuk kebabı, 1539’dan mahmudiye, 1695’ten ciğer köftesi burada bulabileceğiniz lezzetlerden bazıları. Yemekler 10-38 TL arasında.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;‘Yemekleri günümüze uydurmak zorundayız’&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Süleymaniye’deki Darüzziyafe, 1552’de Süleymaniye Camii’nin külliyesinin aşevi olarak kullanılıyormuş. Fakirlere, öğrencilere yemekler veriliyormuş. Ziyafet kapısı manasına gelen Darüzziyafe, 1991’de bir grup mutfak gönüllüsü tarafından devralınarak günümüze gelmiş. Mekanın mönüsü Yrd. Doç. Dilaver Cebeci tarafından oluşturulmuş. Osmanlı döneminden 550 çeşit yemekten, günümüz şartlarına uygun 50 çeşit mönüye girmiş. Yaz ve kış mönüsü ayrı. Spesiyalleri Süleymaniye çorbası, Antep fıstıklı Darüzziyafe köftesi ve fukara keşkülü. Yönetim Kurulu Üyesi Hilal Nuhoğlu “Darüzziyafe köftesi iç yağıyla yapılıyormuş. Eskiden bedensel aktivitelerimiz daha yoğundu. Günümüzde hareket azaldı. O dönem sade yağ kullanılıyordu yemeklerde, biz bunu günümüz koşullarına uyduruyoruz. Darüzziyafe köftesini dana, kuzu ve piliç etini karıştırarak veriyoruz. Daha çok turlarla gelen yabancılara hizmet ediyorduk, son bir yıldır Türk müşterimiz ciddi oranda arttı” diyor. Tarçınlı piliç, erikli güveç spesiyalleri. Yemekler 7-30 TL arasında.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;‘Kemik suyu kaynamıyorsa Türk mutfağı sayılmaz’&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Sultanahmet’te Ottoman Otel’in içinde hizmet veren Matbah da Osmanlı mutfağından mönüsüyle dikkat çeken mekanlardan. Yiyecek-içecek müdürü Necati Yılmaz’ın bu mutfağa özel bir ilgisi var. Değişik ne bulabilirim, mönüye ne katabilirim diye sahaf sahaf dolaşıyor. Nitekim randevumuza da elinde yeni aldığı kitaplarla geliyor. Bu işe başlarken 400 çeşit yemek tespit etmiş, 36’sı mönüde. Devamını kendisinden dinleyelim: “İş yeni tarif bulmakla bitmiyor. Her reçete alakart mutfağa uymayabiliyor. Mesela yoğurtla servis edilen kuzu haşlama yemeği vardı, onu mutfağımıza uyarlayamadığımızdan alamadık. Mekanımıza ilginin diziden sonra arttığı gerçek. Bir gün bir müşterimiz ‘Hürrem’in yediği lokma tatlısından var mı?’ diye sordu. Hürrem’e dizide bıldırcın sunulsa ona rağbet oluyor.” Necati Yılmaz’ın güzel bir tespiti de var: “Mönüsü ne olursa olsun, kaynayan kemik suyu olmayan restoran, Türk mutfağı değildir.” Nırbaç, Dane-i Sarı, Levzine (badem helvası) da Matbah’ın spesiyallerinden. Yemekler 13-33 TL arası.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;‘Karakol’da yemek var&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Sultanahmet’teki kültür turlarının uğrak yerlerinden biri de Topkapı Sarayı’nın avlusundaki Karakol Restaurant. Osmanlı döneminde karakol olarak inşa edilen bina, bugün Feriye Lokantası’na bağlı Karakol Restaurant olarak hizmet veriyor. Mutfağı, Osmanlı ağırlıklı. Feriye’nin 11 yıllık aşçısı Birkan Köylü, artık burada konuşturuyor hünerlerini. Mönüde badem sütlü gerdan çorbası, kuru meyveli kereviz dolması, kuzu kuşgömü gibi lezzetler var. Başlangıç alternatifleri, kabak çiçeği dolması, deniz fasulyesi, taratorlu balık salatası. Badem sütlü humus köpüğünde ızgara dut pekmezli ayva pareleri ile ördek palazı şiş kebabı, yaprak dana kuşgömü külbastısı da ana yemek seçenekleri. Tatlı olarak rağbet kesme hünkar muhallebisine. Çorbalar 12 TL, ana yemekler 28-42 TL.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;‘Bu mutfağa dönelim, yeter ki moda olmasın!’&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Türk Mutfağı araştırmacısı, TUROB-Turistik Otelciler İşletmeciler ve Yatırımcılar Birliği 2. Başkanı, Mutfak Dostları Derneği üyesi Vedat Başaran, Osmanlı mutfağının gördüğü ilgiden memnun. Ancak bu ilginin gelip geçici bir ‘moda’ olmamasını diliyor. Başaran, bugünlerde, Amerika’da kurulan ve geleneksel Türk kültürünü evrensel boyuta taşımayı amaçlayan Turkish Culturel Foundation Vakfı’nda çalışmalarını yürütüyor. Vakfın Nuruosmaniye’de açtığı Nar Lokantası’nın mönüsü de onun elinden çıkma. Vedat Başaran’ın, Osmanlı yemeklerinin günümüze uyarlanması konusundaki düşünceleri şöyle: “Dünyadaki siyasi gelişmelerin yemek kültürü üzerinde büyük etkisi olmuştur. Stratejik yemek kaynaklarının el değiştirmesi, endüstri devrimi gibi etkenler tarihi yemeklerin günümüze farklı yapıda gelmesini sağlamıştır. Endüstri devriminin başına kadar baharat sık kullanılırdı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Aroma ve lezzetten öte, antiseptik olarak, sağlık amaçlı yemeklere konulurdu. Ancak zamanla yemekleri muhafaza etme, soğutma sistemleri vs. gelişince, Osmanlı yemek kültürünün ana malzemesi baharat etkisini kaybetti. Domatesin gelmesiyle birlikte Türk mutfağı ciddi bir değişim süreci yaşadı. Salçanın hakim olduğu bir mutfak oluştu. Ekonomik krizle, 1. Dünya Savaşı’yla birlikte beslenme sistemi değişti.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bir kemik üç kez kaynatılırdı, böylelikle sulu tencere yemekleriyle tanıştı mutfaklar. Bunun gibi birçok etken nedeniyle Osmanlı mutfağının aynı koşullarda birebir yaşatılmasından söz edemesek de, malzemesi tedarik edilebilen, lezzet olarak kabul gören bazı yemeklerin, günümüze, orijinaline yakın olarak aktarıldığını söyleyebiliriz. Önemli olan bu mutfağa sahip çıkmamız. Geleneksel yemeklerimiz de şık bir sunumu hak ediyor. Osmanlı şerbetleri neden sofralarımıza geri dönmesin? Bunun için mücadele veriyoruz.”&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Kuşaktan kuşağa en değerli miras&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Bugünlerde kitapçılarda ‘yemek’ kategorisindeki raflara göz gezdirirseniz Osmanlı yemeklerini konu alan kitapların çokluğu karşısında şaşırırsınız. Eski tarifleri günümüze taşıyan yemek yazarlarına göre sağlıklı beslenmek istiyorsak mirasımıza sahip çıkmamız şart.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;‘Gençler eski tatlara daha meraklı’&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Ebru Omurcalı, çorba konseptli restoranını açtıktan sonra, tariflerinin gördüğü ilgi üzerine Çorba’nın Kitabı’nı yazarak yemek yazarlığına adım attı. Ardından bir zamanlar Osmanlı’nın da hüküm sürdüğü, pek çok medeniyete ev sahipliği yapan, Lübnan, Tunus, Mısır, Fas, Arap mutfağından seçtiği masallara konu olmuş tariflerden hazırladığı ‘Binbir Gece Sofraları’ adlı kitabını çıkardı. Geçtiğimiz ay da Osmanlı’nın unutulmaya yüz tutmuş tariflerinin bulunduğu ‘Tatlı’nın Kitabı’ raflardaki yerini aldı. ‘Binbir Gece Sofraları’nı 15 yıllık birikim sonucu hazırladığını söyleyen Omurcalı’ya göre yeni nesil, sanıldığının aksine eski tatları yakalamaya daha hazır. Kitap için hazırladığı tarifleri önce 13 yaşındaki oğluna denettiğini söyleyen Omurcalı, “Bu kitap yıllardır süren çalışmalarımın eseri. Günümüzde sağlıklı beslenmeye çok özel bir ilgi var. Ancak sağlıklı yemekleri uzakta aramamak gerekiyor. Anneannelerimizden bize miras kalan tencere yemekleri en sağlıklı yemekler. Dolmalar, tatlılar, hoşaflar, kompostolar, pelteleri günümüz damak tadına uyarlayarak gençlerin bu kültüre ilgisinin devamlılığını sağlayabiliriz.”&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Raita&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Malzemeler: 2 su bardağı yoğurt, 1 demet maydanoz, 2 çorba kaşığı kekik, 1 çorba kaşığı pul biber, 2 çorba kaşığı kuru nane, ½ demet taze nane, tuz. Yapılışı: Maydanoz ve taze naneyi ince kıyın, baharatları yoğurt ve maydanoz karışımına ekleyip, pürüzsüz oluncaya dek karıştırın. Meze ve sos olarak kullanabilirsiniz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;‘Palüze tatlısını dizide görünce şaşırdım’&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Holdinglere yönetim danışmanlığı yapan Ulvi Sami, ‘Unutulmaması Gereken Lezzet Sırları’ adlı kitabını hazırlamaya 10 yıl önce karar vermiş. Aslen Kıbrıslı olan Sami, “Annem ve anneannemin yaptığı yemeklerin lezzetini unutamam. Günümüz çalışma koşullarında bir-iki nesil sonra insanların sadece sandviç yiyecek olması beni endişelendirdi. Aile büyüklerini bir araya toplayıp bir zamanlar damaklarımı şenlendiren çocukluğumun lezzetlerini bana anlatmalarını istedim. Ancak yemek kitabı yazmak sanıldığı kadar kolay değilmiş. Bire bir hepsini deneyip öyle yazdık. Gençlerin Osmanlı yemeklerine ilgisinin sürmesini istiyorsak biz de üzerimize düşeni yapmalıyız” diyor. Sumaklı köfte, nar şuruplu köfte, mütebbel ve Muhteşem Yüzyıl dizisinde de adı geçen Palüze tatlısı Ulvi Sami’nin kitabında yer alan bazı lezzetler.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;‘Malzemesi bulunan yemekleri seçtim’&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;İstanbullu Rumlardan Marianna Yerasimos’a ait 99 tarifin yer aldığı ‘Osmanlı Mutfağı’ kitabı bu konudaki en kapsamlı eserlerden. Yerasimos, kitabın hikayesini şöyle anlattı: “Kitabı yazmaya 11 yıl önce karar verdim. Kitabı hazırlarken ilk ulaştığım kaynak Süleymaniye Kitaplığı’ndaki Şirvanî’ye ait 15. yüzyıl yemek tarifleriydi. 18. yüzyıl tariflerini de Nejat Sefercioğlu’nun ‘Yemek Risalesi’nde buldum. Bunların dışında baharatlardan yağlara, etlerden, tavuklardan balıklara kadar kullanılan malzemeye ulaşmak için sarayın mutfak muhasebe defterleri dahil, çok çeşitli kaynaklara yöneldim. Tarif seçiminde katı, şaşmaz ölçütlerim yoktu, dönemin makbul yemeklerinden olması, günümüz ağız tadına çok yabancı olmaması ve malzemesinin kolay bulunabilir olmasına dikkat ettim.”&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;‘Pişirme tarzına sadık kalmalı’&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Ayşe Güzelsoy, ‘İstanbul’daki Gizli Mutfak’ kitabının yazarı. İstanbul’un eşsiz bir tarih laboratuvarı olduğunu belirten Güzelsoy, lezzetlerin birebir günümüze getirilmesinin mümkün olmayacağını düşünüyor: “Tarifleri seçerken her şeyin topik gibi, yeri yurdu belli zannediyordum. Baktım ki bizim klasik hünkârbeğendi bile franco-turca bir garnitürmüş. Her yemeği kitaba almak yerine, günümüz mutfağında bile, eşine dostuna hoş bir lezzet tattırmak isteyenlerin işine yarayacak şeylere yöneldim. Ve tabii ki küçük değişiklikler yaptım. Kuyrukyağı yerine tereyağı tercih ettim vs. ama bu tür güncellemeler haricinde, özgün pişirme tarzlarına sadık kaldım. Osmanlı yemekleri çok uzun sürede pişirilir. Bir tek bunu uygulayarak bile klasik yemeklerimizde farklı lezzetlere ulaşabiliriz.”&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Palüze&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Malzemeler: 4 bardak su, 4 tepeleme çorba kaşığı buğday nişastası, 250 gr ceviz, 250 gr ağartılmış badem, 50 gr çam fıstığı, 1 paket dövülmüş damla sakızı, 1 su bardağı şeker Yapılışı: Nişasta soğuk suyla karıştırılır ve eritilir. Karışım ısıtılır, ısıtılırken devamlı karıştırılır ve kaynaması sağlanır. Kaynayınca şeker, damla sakızı, badem ve çam fıstığı eklenir, ateşten indirildikten sonra ceviz de konur. İki parmak derinliğinde kaba dökülür. Soğuduktan sonra buzdolabına konur.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Limon peltesi&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Malzemeler: 2 limon, 8 kaşık pudra şekeri, 3 kaşık buğday nişastası, 2 bardak su, 50 gr tatlı badem Yapılışı: Limonların kabuklarını rendeleyip suyunu sıkın. Tencereye önce şekeri sonra nişastayı koyun. Karıştıra karıştıra limon suyunu ve suyu ekleyin. Nişasta ve şeker eriyince kadar karıştırarak pişirin. 2-3 dakika kaynatın. Ateşten indirmeden önce rendelenmiş limon kabuklarından 2 tatlı kaşığı ekleyin ve ateşi söndürün. 15x25 cm boyunda bir kabın dibini ıslatıp pelteyi boşaltın. Soğuyunca buzdolabına koyun. Pelteyi düz bir servis tabağına ters yüz edip boşaltın.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Amberiye:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Malzemeler: 100 gr az yağlı koyun kıyma, 200 gr yağsız koyun kuşbaşı, 1 çorba kaşığı sumak, 3 dilim bayat ekmek içi, 2 yumurta sarısı, gül suyu, 1 çorba kaşığı tereyağı, birer çay kaşığı kişniş, kimyon, tarçın, kuru nane, karabiber, damla sakızı. Yapılışı: Kıyma ile ekmek içlerini yoğurup köfte yapın ve bunları ekmeklerin sumaklı suyuyla 10 dakika haşlayın. Damla sakızını ve baharatları ekleyin. Kuşbaşını kavurun, haşlanmış köftelerle birlikte tereyağında pişirin. Yemeğin ortasında iki göz açıp yumurta sarılarını koyun ve ateşten indirmeden önce bir kaşık gül suyu gezdirin. &lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=461</link><pubdate>Wed, 14 Dec 2011 10:34:00 GMT</pubdate></item><item><title>Şehrin en havalı ‘Bebek’lisinin, keyifli dörtlü’sü</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Bu ay Cem Mirap’ın mekanı Lucca’dayız. İyi sohbet ve kahkaha şimdiden garanti. Malum, soframızda mekanın has müdavimlerinden fotoğrafçı Bennu Gerede, gazeteci Melis Alphan, müzisyen Ayhan Sicimoğlu, DJ Salih Saka ve halkla ilişkiler uzmanı Yeşim Aksoy var.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Lucca için ‘bir Cem Mirap şahikası’ tabirini rahatlıkla kullanabiliriz. Çoğu şehir insanı mekanın magazinsel yönüyle ilgileniyor daha çok. Evet, Lucca şehrin en havalı ‘bebek’lerinden birisi. Lakin ev sahibi Cem Mirap’ın yeme içme dünyasına gözü kara bir şekilde dalmış bir araştırmacı olduğunu bilmek de zaruri bize kalırsa. Kendisi yeme içme konusunda esaslı bir erbap. Bu ay kapısını çalalım, onun bilgeliğinden ve sofrasından bir şeyler öğrenelim istedik. Konuk listesini de o tayin etti. Lucca’nın sağlam müdavimleri Ayhan Sicimoğlu, Salih Saka, Melis Alphan, Bennu Gerede ve Yeşim Aksoy’dan oluşan küçük bir grup, kahvaltı masasını şenlendirdi. Muhabbetin nerelerden nerelere gideceğini, farklı mesleklerden gelen bu isimlere bakınca kestirmek biraz zor tabii. Ünlü DJ Salih Saka, Lucca’ya ilk teşrif edenlerden. Üzerinde müthiş aksesuarlar var, özellikle yılanlı yüzüğü dikkatimizden kaçmıyor. Melis Alphan’ın bu yüzüğü görüp üstüne birkaç kelam etmesini dört gözle bekliyoruz. Aslında Bennu Gerede’nin püsküllü ceketine yapacağı yorumları da merak etmiyor değiliz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Kahvaltı dedikleri bu olmalı!&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Muhabbetin nasıl geçeceğini düşünürken soframız da hummalı bir şekilde hazırlanıyor. Bir çiçek demeti gibi masaya konan nane ve maydanoz, ahşap üzerinde tablo gibi yerleştirilmiş peynirler, zeytinler, ceviz reçelleri, kruvasanlar… Tam bir kahvaltı işte! Daha bakarken insanın iştahını açan masa, bu muhabbetin yeme içme konularında neler olacağına dair ilk ipuçlarını da veriyor. ‘Değişik şeyler tatmaya meraklı olsak da bir yanımızla gelenekçiyiz ve klasik olanı seviyoruz’. Güne dair en önemli ana fikirlerden birisi bu, şimdiden söyleyelim. Cem Mirap, Yeşim Aksoy, Bennu Gerede, Salih Saka, Melis Alphan ve mutfak koordinatörü Pelin Çakar yerlerini alıp sohbete başlıyorlar. Antika yeşil arabası ve şapkasıyla Lucca’nın önüne havalı bir şekilde park eden Ayhan Sicimoğlu’na dönüyor tüm kafalar, onun gelmesiyle birlikte ekip tamamlanıyor. Sicimoğlu’nun yurt dışı anılarıyla en az 50 yemek yenir. Bugüne özel anlattığı Marakeş ve Vatikan anılarının müşterisi hayli fazla sofrada. Çok heyecanlanan Sicimoğlu, bir ara yerinden kalkıp ayakta anlatmaya başlıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Gezginler Sofrası&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Yeşim Aksoy, Sicimoğlu’nun anlattıklarından yola çıkıp masadaki herkesin bir gezgin olduğunu ve bu kişilerden harika bir proje çıkabileceğini söylüyor. “Bennu’nun fotoğraflarına metinler yazalım” diyerek projeyi biraz daha ete kemiğe büründürüyor Melis Alphan. Kahvaltıyla ilgili ilk kelamı ise Salih Saka ediyor. “Lucca’da benim favorim menemendir, ama bu da muhteşem görünüyor.” Masada olan her şey büyük ilgi görüyor, beklenen ilk tezahürat ise İspanyol omletine geliyor. Bu omlet, Sicimoğlu’na her ne hikmetse yenilenen Lucca’yı çağrıştırıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Herkes bir anda Lucca’daki büyük yenilikleri hatırlıyor ve etrafına bakmaya başlıyor. Tabii masadaki ziyafet dışında gözler pek bir şeyi görmüyor o ana kadar. “Beni rahatsız eden detaylar vardı, onlar halloldu” diyerek basit bir şekilde dile getiriyor Cem Mirap yaptığı yeniliği. “Sergiler devam ediyor mu?” sorusu tez elden geliyor Alphan’dan. Biliyorsunuz Lucca aynı zamanda birçok sergiye ev sahipliği yapıyor. Burada sergilenen çoğu iş satılık. “Ben de resim yapıyorum, aslında hep yapıyordum şimdi tekrar yoğunlaştım, bu konuda azimliyim” diyor Melis Alphan. Aslında ne hoş olur, bir gazeteci gözüyle çizilmiş resimler Lucca duvarlarını süslese.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Küçük bir gurme Seyahat&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Sohbet devam ederken soframızdaki lezzetlerin sahibi İspanyol şef Willy Moya geliyor. Sicimoğlu burada yine devreye giriyor ve şahane İspanyolcasıyla ayaküstü sohbet ediyorlar. Willy Moya’nın ceviche’sinin güzelliğini yeri gelmişken dile getiriyor Cem Mirap. Grup en kısa zamanda ceviche ziyafeti yapmak üzere anlaşıyor. Ceviche, esaslı bir yemek muhabbetinin de başlangıcı oluyor. Melis Alphan ve Bennu Gerede, Doğu Timor gezisi sırasında yedikleri körili tavuğu anlata anlata bitiremiyorlar. Güneş gözlükleri ve ceketiyle ‘cool’ duruşundan ödün vermeyen Gerede’ye “Siz evde yemek yapar mısınız?” sorusu geliyor. “Tencere, tencere yapıyorum” cevabı ne kadar stiliyle tezatlık gösterse de, o bir anne!&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Çok gezen, çok bilir&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Körili tavuk muhabbeti üzerine Cem Mirap da ‘Hundred Years Old Eggs’ macerasını anlatıyor. Bilmeyenlere söyleyelim; bu genelde Uzak Doğu’da bulunan, bir ya da iki yıl bekletildikten sonra servis edilen bildiğimiz yumurta. ‘Dışı siyah içi koyu mavi’ diye tanımlıyor Mirap yumurtayı. “O da bir şey mi, ben geçenlerde Estonya’da sarımsaklı dondurma yedim” diyor Ayhan Sicimoğlu. Sarımsak ve dondurmanın nasıl bir araya geldiğine dair kısa bir süre kafa yoruyor herkes. Feran Adria’nın Sevilla’daki restoranında yediği parmesanlı dondurmadan bahsederek, yeme içme işinin ne denli yaratıcı olabileceğini vurguluyor Cem Mirap. Dondurma muhabbeti Melis Alphan’ın İstanbul’da verdiği bir adresle son buluyor. “Ben bazı lezzetler konusunda tutucuyum galiba, İstanbul ve dünyada yediğim en güzel dondurma bence Bostancı’daki Yusuf Usta” diyor. Ayhan Sicimoğlu çok gezen çok bilir sözünden hareketle Cem Mirap’a ‘Lucca Cook Book’ kitabı yapması konusunda öneride bulunuyor. Ortaya atılan öneri, hafif bir baskıya dönüşüyor. Cem Mirap zaten akıllarında böyle bir proje olduğunu söylüyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Bizden duymuş olun!&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Yemek sırasında yeni bir oluşumdan da haberdar oluyoruz. Cem Mirap’ın yönetim kurulunda bulunduğu Turyid, bir gastronomi festivali olan ‘Taste İstanbul’u düzenliyor. Projeye, yaklaşık 200 restoran dahil. Türk mutfağını tanımak ve tanıtmak amacıyla girilen bu iş, birçok önemli projeyi kapsıyor. Kahvaltıdan çıkan en heyecan verici haberlerden birisi de bu oluyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Yerel lezzetlere yelken açtık&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Lucca’nın yenilenen mönüsünü executive sef Willy Moya’dan dinledik.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Lucca’nın yenilenen brunch mönüsünden bahseder misiniz?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Yeni sezondaki Lucca Brunch’da yine lokal lezzetlerin önde olmasına özen gösterdik. Yöresel peynir çesitlerinin yanı sıra Bolu’dan özel olarak getirttigimiz ekmekler, organik yumurta, karakovan balı gibi sofistike lezzetlere önem verdik. Sıcak olarak sundugumuz scramble, menemen gibi kahvaltı seçeneklerine bu sezon ‘quail eggs benedict’ ekledik. Kahvaltı kokteyllerini daha fazla öne çıkarıp, keyifi bir pazar gününde taze seftali ile yapılan Bellini’yi favoriler arasında sunuyoruz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Bizim için nasıl bir mönü hazırladınız?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Bugün için hazırladıgımız kahvaltıda, masada rahatlıkla paylaşabileceğimiz kahvaltılıkları öne çıkardık. Uzun ahsap tahtalarda peynir ve şarküteri çeşitlerini sunduk. Yine rahatlıkla paylaşılması açısından kokteyl domates ve Çengelköy salatalıklarını uzun tabaklara dizerek servis yaptık. Türkiye’de enfes manda kaymağı ve karakovan balı var. Bu iki lezzete hayran kaldığım için kahvaltı mönüsüne koymakta hiç tereddüt etmedim. Sıcaklarda ise ‘Quail Eggs Benedict’ ve İspanya’da çokça yaptığım ‘Huevos Rotos’u sundum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Bu sezon öne çıkan lezzetler neler olacak?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Modern teknikle pişirilip sunulan lokal lezzetler favori bu sene. Bence önümüzdeki seneler de favori olacak.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Peki, mekan mönüsünde ne gibi yenilenmeler var?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Lucca’nın mönüsünde sezona dair içerikleri kullanmaya özen gösterdik. Üç mantar çeşitli cibiatta pizza, yeni atıstırmalıklar arasında bu sene. Ana yemeklerde ise karamelize sogan soslu deniz levregi, mönünün en seçkin lezzetlerinden olacak.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Kahvaltı mönüsü&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Peynir tabağı Şarküteri tabağı Kokteyl domates/Çengelköy salatalık tabağı Manda kaymağı/Karakovan balı Marine zeytin Ceviz reçeli/Vişne reçeli Quail Eggs Benedict Huevos Rotos Menemen pancake&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Lucca’da hangi içkiler içilecek?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Lucca’dan Cevat Yıldırım mekandaki içki trendlerini anlattı: “Kokteyl mönüsünde her zamanki gibi taze meyve karışımlarıyla yapılan kokteyllere önem verdik. Şarap listemizi genişlettik, daha fazla roze şarap çeşidi ekledik. Bu yıl en çok gidecek içkiler arasında ise taze frambuaz ile hazırladığımız Raspberry Royal, Lychee meyvesi ile hazırlanan Snoopy Caipirinha ve Chili-Passion Margarita bulunuyor.”&lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=460</link><pubdate>Mon, 12 Dec 2011 22:28:00 GMT</pubdate></item><item><title>İstanbul'un en şık 10 kadını ve erkeğini seçtik</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;İstanbul , Fashion Week sayesinde dünya moda gündeminde hatırı sayılır bir yer edinme yolunda hızla ilerliyor. Şehirdeki moda rüzgarı sadece podyumlarla sınırlı kalmıyor. Cemiyet, iş ve magazin dünyasının simaları da şıklıkta birbirleriyle yarışıyor. İstanbul Life için biraraya gelen modanın etkin isimlerinden oluşan jürimiz şehrin en iyi giyinen 10 kadın ve erkeğini seçti. İşte şıklıklarından taviz vermeyen isimler…&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Jüri:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Bahar Korçan Moda tasarımcısı, Hatice Gökçe Moda tasarımcısı, Hakan Akkaya Moda tasarımcısı, Simay Bülbül Moda tasarımcısı, Alex Akimoğlu Moda yazarı, Tuğba Çetin Moda tasarımcısı, Melis Ağazat Çelik Elle Moda Direktörü, Gözde Kaynak Elele yayın yönetmeni, Umut Eker Stil danışmanı, Nur Karaata Moda blogger’ı&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;1. Derin Mermerci&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Cemiyet hayatının en hos kadınlarından Derin Mermerci, gerek davetlerde gerekse özel hayatındaki giyim tarzıyla tüm bakışları üzerinde toplamayı beceriyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;2. Feryal Gürman&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Davetlerin vazgeçilmez simalarından Feryal Gülman da şıklığı tescilli isimlerden... Chanel tayyörleri vazgeçilmezleri listesinde ilk sıraya koyan Gülman, genelde düz renkleri tercih ediyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;3. Ronit Gülcan&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Cemiyet hayatının en güzel kadınlarından Ronit Gülcan ne giyse yakıştıranlardan.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;4. Hande Ataizi&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;TNT Kanalı’ndaki Dest-i Izdivaç’ın sunucusu, ekranların sempatik yüzü Hande Ataizi bir giydiğini bir daha giymiyor. Stil denince akla gelen ilk isimler arasında.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;5.Ajda Pekkan&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Sahnelerin en şık kadını Süperstar’ın yaz sezonu için Twist’e özel hazırladığı Ajda Pekkan for Twist koleksiyonu modacılardan geçer not aldı. Hayranları da artık onun tarzını takip ediyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;6. Özlem Önal&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Cemiyet hayatının en alımlı kadınlarının başında Özlem Önal geliyor. Önal, şıklık ve zarafeti aynı bedende buluşturuyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;7. Burcu Esmersoy&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Burcu Esmersoy spor spikerligini bırakıp sohbet programı sundugundan bu yana giyimine daha da özen gösteriyor. Önceden spor giyinen güzel sunucu artık en şıklar listesinde.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;8. Eda Taşpınar&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;‘İkoncan’ olarak ünlenen ve sıra dışı tarzıyla magazin sayfalarında şıklıkla yer alan Eda Taşpınar, inceliğinin ve uzun boylu olmasının avantajını çok iyi kullanıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;9. Ruken Mızraklı&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Kadınları iş dünyasında başarıyla temsil eden Ruken Mızraklı, şıklığından da taviz vermiyor. Hem iş günlerinde hem de davetlerde güzelliği kadar doğru seçimleriyle de beğeniliyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;10. Özge Ulusoy&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Survivor yarışmasıyla ününe ün katan Özge Ulusoy düzgün fiziğiyle dikkat çekiyor. Güzel manken, günlük hayatta spor giyinse de davetlerde kıyafetlerine ayrı bir özen gösteriyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;1. Rahmi Koç&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Koç Holding’in Onursal Başkanı Rahmi Koç, açık ara farkla en şık erkek seçildi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;2.Ali Koç&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe As Baskanı Ali Koç, şıklıkta babasının izinden gidiyor. Başarılı yönetici, jürimizin oy çokluğuyla seçtiği en iyi giyinen ikinci isim oldu.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;3.Sezai Taşkent&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Cemiyet hayatının en yakışıklı simalarından Sezai Taşkent, şıklığıyla da kendinden en çok söz ettiren isimlerin başında geliyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;4.Derin Sarıyer&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Tasarımcı Derin Sarıyer genelde siyah giyiyor. Ama tek renk tercihi bile onu en şıklar listesinde ön sıralara oturtmaya yetiyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;5.Ömer Karacan&lt;br /&gt;Düzenlediği partilerle İstanbul’u dünyaya tanıtan isimlerin başında gelen Ömer Karacan da her daim şık.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;6.Bülent Eczacıbaşı&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı, sadece bu şehrin değil, Türkiye’nin de en şık giyinen erkeklerinden…&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;7.Daniel Stork&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Hollanda Kültür Ateşesi Daniel Stork, daha çok konsoloslukta verdiği resepsiyonlar ve partilerle tanınıyor. Daniel Stork, bu partilerin en şık isimlerinden oluyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;8.Pascal Nouma&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Eski Beşiktaşlı yeni televizyon ünlüsü Pascal, sporcu olmasının avantajını kullanıyor. Spor şık tarzı benimseyen Pascal, Fashion Week kapsamında düzenlenen defilelerde de zaman zaman boy gösteriyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;9. Sadettin Sarana&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;İşadamı Sadettin Saran modayı ne kadar takip ediyor bilinmez ama kendisini her daim sık görmek mümkün.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;10. Kıvanç Tatlıtuğ&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Kuzey Güney dizisindeki başarılı performansıyla oyunculukta da kendini ispatlayan Kıvanç Tatlıtuğ’un spor sık bir tarzı var. &lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=459</link><pubdate>Mon, 12 Dec 2011 10:58:00 GMT</pubdate></item><item><title>Antika avi başlasın!</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Şimdi ayağınıza en rahat ayakkabılarınızı geçirin. Nedeni basit. Sokaklara ğirip çıkacak, yokuşlar tırmanacak, belki biraz yorulacaksınız. Ancak İstanbul sokaklarındaki bu antika turunun verdiği hazzı uzun süre unutamayacaksınız.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İstanbul, her ne kadar modern bir kent olsa da, nostaljiye dalmak işteyenlere de bolca malzeme sunuyor. Bu ay dümeni şehrin en gözde antikacılarına kıralım dedik. Baktık ki bu iş oldukça yorucu, siz bizim kadar helak olmayın diye bir de küçük kolaylık yaptık. Gezdiğimiz her semtten öneriler çıkardık. Şimdiden belirtelim, bu mağazaları gezerken illa ki koleksiyoner olmanıza gerek yok. Alısverişe hiç niyetiniz olmasa da tüm bu nobtaljik eşyaları görmek bile ufkunuzu açacak. Tabii gözünüze uygun fiyatlı antikalar çarparsa ne ala. Sakın almadan dönmeyin!&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Çukurcuma&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Çukurcuma’da pek çok sokak boyunca uzanan sayısız antikacı dükkanında, neyi, ne fiyat aralığında ararsanız arayın, bulmanız mümkün. Buraya bolca vakit ayırın. Biz yokuşları sizin için tırmanarak en çok hoşunuza ğideceğini düşündüğümüz ilk dört antikacıyı belirledik bile!&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Aslı Günşiray Design Projects: Burada objeden mobilyaya, aksesuara kadar görmek iştediğiniz pek çok antika parça seçkin bir zevkin sonucunda bir araya getirilmiş. Mağazadaki her ürünü kolaylıkla evinizdeki modern parçalarla da kombinleyebilir, eklektik bir tarz yakalayabilirsiniz.&lt;br /&gt;Çukurcuma Cad. No: 58 Tel: 0212 252 59 86&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hakan Ezer: Çok özel ambiyansı ve ışıklandırmasıyla gelen müşteriyi içine çeken bu mağazadan uzun süre çıkmak istemeyebilirsiniz. Buradaki bronz heykellerin ve aydınlatmaların güzelliği ğirdiğiniz andan itibaren dikkatinizi çekecek.&lt;br /&gt;Faik Paşa Yokuşu No: 5 Tel: 0212 293 95 06&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Serdar Öğecan Antique: Serdar Öğecan’ın&lt;br /&gt;Çukurcuma’da bulunan iki mağazasına ğidip, evinizi neredeyse A’dan Z’ye antikalarla döşemeniz mümkün. Ürün yelpazesi o kadar geniş ki; avizeden aynaya porselen tabaktan gümüş çatal bıçağa, bronz heykelden kriştal objelere, varaklı aynalara, saatlere ve mobilyalara kadar burada birçok parça var.&lt;br /&gt;Faik Paşa Yokuşu No: 21/A-33/A Tel: 0212 245 93 56&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Karadeniz Antik: Burada evinizin içine de bahçesine de yetecek pek çok eşya var. Özellikle girişteki bahçe süslerine ve havuzlarına bolca vakit ayırmalı. Bronz bahçe havuzlarının ince işçiliğini, zarafetini ve görkemini görüp de etki alanına girmemek mümkün değil.&lt;br /&gt;Firuzağa Mah. Çukurcuma Cad. No: 55 Tel: 0212 251 96 05&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Horhor Antikacılar Çarşısı&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Antikacı deyince çoğu İstanbullunun aklına hemen Horhor gelir. Bu çok doğal çünkü burası yedi katlı, 200’den fazla dükkan barındıran bir çarşı. Dükkanların yanı sıra antika restorasyonu yapan pek çok atölye de bulunuyor. İşinin ehli antikacıların bulunduğu çarşının, ‘ilk dört’ listesini görmenizi tavsiye ederiz.&lt;br /&gt;Horhor Antikacılar Çarşısı: Horhor Cad. Kırma Tulumba Sok. No:13 Aksaray-Fatih&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Osman Gürsoy&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Antiques: Horhor’un en göze çarpan ve gördüğünüz anda sizi içine çeken dükkanlarının başında Osman Gürsoy’un dükkanı geliyor. Burada, özenli bir seçimin ardından bir araya getirilmiş, mobilyalar, objeler, özellikle Avrupa kökenli pek çok değerli antika görebilirsiniz. Osman Gürsoy’un yakında Çukurcuma’ya taşınacağından da şimdiden haberiniz olsun.&lt;br /&gt;Horhor Antikacılar Çarşısı No: 167-168-169 Tel: 0212 524 87 32&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Merih Uman: Merih Uman da Horhor’un dikkat çekici dükkanlarından. Burayı görüp de içeriye ğirmemek mümkün değil. Mobilyalar, aksesuarlar ve aydınlatmalar çok değerli olmalarının yanı sıra mağazanın içinde öyle bir düzenle sizi bekliyorlar ki, kendinizi rüya ğibi bir köşkün salonunda hissediyorsunuz.&lt;br /&gt;Horhor Antikacılar Çarşısı No: 154-155 Tel: 0212 534 24 53&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Durak Antikacılık: Çarşı’da farklı ve özel tarzıyla sizi kendine çekecek dükkanlardan biri de burası, çünkü art deco tarzında mobilya ve aksesuarların en güzel örneklerini görebilirsiniz. Evinizde zarif, şık ve modern parçalar istiyorsanız, Durak Antikacılık adresleriniz arasında olmalı.&lt;br /&gt;Horhor Antikacılar Çarşısı No: 143 Tel: 0212 621 81 16&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Fırat Antik: Burada hem Türkiye’den hem yurt dışından toplanmış sayısız ürünü bir arada görmeniz mümkün. Hem çeşitlilik hem de değerlilik bakımından çok iddialı olduklarını da üstüne basa basa vurguluyorlar. Fırat Antik’in çarşıdaki dört mağazasında, mobilyadan aksesuara aklınıza gelebilecek her şeyi görebilirsiniz.&lt;br /&gt;Horhor Antikacılar Çarşısı No: 41-43-15-37 Tel: 0212 531 96 24&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Kapalıçarşı&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;İstanbul’da değerli eşya denince akla ilk gelen yer elbette Kapalıçarşı. Kapalıçarşı’da başta değerli takılar olmak üzere pek çok ürünün antikasını bulmanız mümkün. Çarşının özellikle İç Bedesten denen bölgesindeki irili ufaklı dükkanlar, keşfedilmeyi bekleyen değerli parçalarla dolu. Nuruosmaniye Kapısı’ndan ya da Beyazıt Kapisı’ndan girerek, bu bölgeye rahatça ulaşabilirsiniz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ümit Berksoy: Çarşı’nın antika takı satan en seçkin mağazalarından biri paha biçilmez mücevherleriyle, Ümit Berksoy. Burada dünyanın pek çok yerinden gelen muhteşem ve çok değerli antika takıların, heykelciklerin, mineli objelerin yanı sıra eski tarzda tasarlanmış yeni ürünleri ve modern takıları da bulmanız mümkün. Emin olabileceğiniz şey; burada bulacağınız her parçanın çok özel ve benzersiz olacağı. Hepsi müthiş birer tasarım ve ustalık örneği.&lt;br /&gt;İnciciler Sok. No: 2-4-6 Tel: 0212 522 33 91&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ziva Antiques: Çarşı’nın yine değerli takı ve objeleriyle en çok öne çıkan dükkanlarından biri de Ziva. Değerli taşlardan oluşan takıların yanı sıra burada, gümüş, fildişi, cam, porselen objeler, saatler ve ikonalar da meraklılarını bekliyor.&lt;br /&gt;Sandal Bedesten Sok. No: 8 Tel: 0212 512 96 94&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Adnan &amp;amp; Hasan: İsteyebileceğiniz her boyda ve özellikte halı ve kilimleri bulmanız mümkün. Mağazadaki halı ve kilimlerin yüzde doksanı Türk ve yarı antika değeri taşıyor.&lt;br /&gt;Halıcılar Cad. No: 89-90-92 Tel: 0212 527 98 87&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Andre Bardakçı: Bu dükkanda en çok ilginizi çekecek parçalar, çeşit çeşit ikonalar ve Osmanlı silahları olacak. Ahşap Meryem Ana heykeli de tüm güzelliğiyle ğirişte sizleri karşılayacak.&lt;br /&gt;İç Bedesten Şerifağa Sok. No: 5-6 Tel: 0212 527 04 38&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İbar: Eğer madalyon ve nişan meraklısıysanız, İbar Antik tam size göre. Mağazada Osmanlı’dan, Almanya’dan, Rusya’dan kalma pek çok madalyon ve nişan sizi bekliyor.&lt;br /&gt;Cevahir Bedesteni No: 170-171 Tel: 0212 526 23 85&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Mecidiyeköy Antikacılar Çarşısı&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Mecidiyeköy’deki Antikacılar Çarşısı, barındırdığı antikaların kalitesi ve mağazaların seçkinliğiyle dünyada sayılı örneklerden biri. Toplam dört kata yayılmış 77 mağazada, paha biçilmez Osmanlı eserleri, Avrupa kökenli antikalar bulabilirsiniz. Amacınız alışveriş olmasa bile özel bir gün geçirmek için gezmenizi öneririz. Ayrıca çarşının ğirişimiyle, antika meraklıları çok yakında, www.antikacarsisi.com adresinden online alışveriş yapabilecekler.&lt;br /&gt;Tomurcuk Sok. 1/7 Abide Sitesi&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İskender &amp;amp; Çintemani Antik: Bu mağazada göreceğiniz ürün çeşitliliğini ve kalitesini dünyada çok az sayıdaki mağazada yakalayabilirsiniz. İskender &amp;amp; Çintemani’ye ait iki mağazada, ahşap eşyalardan cam objelere, porselenden halıya, hattan resme, sayısız antika bulabilirsiniz.&lt;br /&gt;Mecidiyeköy Antikacılar Çarşısı No: 4-6 Tel: 0212 217 71 32&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Tunca Antik: Tunca Antik, çarşıya yeni gelen mağazalardan biri. Mağaza, hem Osmanlı dönemine ait hem de Avrupa kökenli çok seçkin antika parçaları bünyesinde barındırıyor. Objeler, mobilyalar, aynalar, cam işçiliğinin eşsiz örneklerinden porselene, pek çok değerli parça bulabilirsiniz.&lt;br /&gt;Mecidiyeköy Antikacılar Çarşısı No: 30 Tel: 0212 217 78 36&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Aktuna Antika: Çarşıya girer girmez seçkin antikalarıyla ilgi çeken dükkanlardan biri de Aktuna Antik. Burada da mobilya, obje, ev eşyası, eski yazı gibi pek çok değerli antikayı bulabilirsiniz.&lt;br /&gt;Mecidiyeköy Antikacılar Çarşısı No: 2-36-57 Tel: 0212 217 80 14&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Orse Halı: Mağazada, antika değeri olan yaklaşık 50-100 senelik Anadolu halıları bulunuyor. Farklı ebatlarda, renklerde ve tarzlarda çok sayıda seçenek var.&lt;br /&gt;Mecidiyeköy Antikacılar Çarşısı No: 56 Tel: 0536 249 72 65&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Nişantaşı&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Eskiden Nişantaşı’nı gezerken pek çok antikacı görürdük. Şimdi onları aramaya çıktığımızda artık yerlerinde olmadıklarını, ya kapandıklarını ya da müzayedecilik yapmaya başladıklarını keşfettik. Dolayısıyla Nişantaşı artık müzayedecilerin adresi haline gelmiş durumda. Hal böyle olunca, biz de yaklaşan müzayede sezonu nedeniyle, size zevkle takip edebileceğiniz beş müzayedeci öneriyoruz. Ekim, kasım aylarında gerçekleşecek müzayedelerin net tarihleri henüz belli değil ama ilerleyen zamanlarda internet sitelerinden ya da telefonla bilgi almanız mümkün olacak. Ayrıca müzayedelere merakı olanlar, antika dışında çağdaş sanat eserleri de bulabilirler.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Portakal Kültür ve Sanat Evi: Mim Kemal Öke Cad. Gün Apt. No: 8 Tel: 0212 225 46 37 www.rportakal.com&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İstanbul Müzayede: Prof. Dr. Orhan Ersek Sok. No: 18/A Tel: 0212 234 52 73 www.istanbulmuzayede.com&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Antik A.Ş: Süleyman Seba Cad. Talimyeri Sok. No: 2/Maçka Tel: 0212 236 24 60 www.antikas.com&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Nişantaşı Müzayede: Akkavak Sok. 15/1 Tel: 0212 225 28 90 www.nisantasimuzayede.com&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Atika: Teşvikiye Caddesi İmren Apt. No: 55 Kat: 1 Tel: 0212 291 16 25 www.atikaart.com.tr&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Tellalzade Sokak&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Kadıköy, Moda’da bulunan Caferağa Mahallesi’ndeki Tellalzade Sokak, Kadıköy’ün antikacılar sokağı olarak biliniyor. Buradaki dükkanlarda da yine çeşitli ürünler bulmanız mümkün ancak bizim size tavsiyemiz; mobilya değil de daha çok küçük objeler, aynalar, heykeller, avizeler, aydınlatma aksesuarları arıyorsanız buraya gitmeniz yönünde.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Alev Antik Ğaleri: Burada en çok ilginizi çekecek ürünler, ince işçiliğiyle kendini gösteren biblolar, heykeller ve aksesuarlar. Evinizde güzel objelerle bezenmiş köşeler yaratmayı seviyorsanız,&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Alev Antik Galeri’ye mutlaka uğrayın. Caferağa Mah. Tellalzade Sok. Kutlu Apt. No:27/A Tel: 0216 550 42 10 Köşk Antik: Köşk Antik’te heykeller, aynalar, mobilyalar ve aksesuarlar göze çarpacak cinsten. Ürünlerde kullanılan malzemeye göre değişen fiyatlardan dolayı çok uygun fiyatlı antikalar bulmanız da mümkün.&lt;br /&gt;Caferağa Mah. Tellalzade Sok. No: 22 Tel: 0216 330 10 80&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Osmanlı Yaldız Sanat Galerişi: Burada özellikle varaklı Osmanlı ve Fransız aynalarının seçkin örneklerini göreceksiniz. Aynalar dışında, özellikle Avrupa kökenli varaklı mobilyalar da ilginizi çekecek.&lt;br /&gt;Moda Cad. Tellalzade Sok. No: 29/A Tel: 0216 347 34 69&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Çakır Antik: İçeri girer girmez hemen sol köşede göreceğiniz eski Anadolu halıları, içerilerde göreceğiniz heykeller ve tablolar arasından harika ürünler bulabilirsiniz.&lt;br /&gt;Moda Cad. Tellalzade Sok. No: 26 Tel: 0216 345 10 44&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Üsküdar Antik: Oldukça fazla ürün çeşidine sahip olan Üsküdar Antik’e girdiğinizde bronz ve tutya heykellerle, insan figürüyle süslenmiş saatler göze çarpıyor. Meraklılarının, bu eserleri Üsküdar Antik’te makul fiyatlara bulmaları mümkün.&lt;br /&gt;Caferağa Mah. Tellalzade Sok. No: 40 Tel: 0216 492 71 73&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Üsküdar Antikacılar Çarsısı&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Üsküdar antikacıları 90 yılı askın bir maziye sahip ve bu antikacılar 1986’dan beri Büyükhamam Sokagı’nda bulunan Kıroglu Han’da ziyaretçilerini bekliyor. Çarşıda 40 dükkan var ve çok özel antika parçalar bulmak mümkün. Buranın dezavantajı, binanın uzun süredir bakımsız bırakılmış olması. Antikaların güzelliğiyle çarşı binasının durumu çelişki yaratıyor. Yakın civarda antikacı dükkanları var.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Zeki Antik: Çarsının en özel parçalarını barındıran dükkanlardan biri burası. Ahsap mobilyalar, cam, porselen, bronz objeler, avizeler meraklılarını bekliyor.&lt;br /&gt;Büyükhamam Sok. Kıroglu İş Hanı No: 30 Üsküdar Antikacılar Çarsısı No: 15 Tel: 0216 343 13 10&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Antik Varak: Adından da anlasılacagı gibi, varaklı ayna, çerçeve gibi seyler arıyorsanız Antik Varak’a mutlaka bakmalısınız. Ayrıca tablolar, cam objeler ve avizeler de görülmeye değer.&lt;br /&gt;Üsküdar Antikacılar Çarşısı No: 6 Tel: 0216 310 69 40&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Başbaydarlar Antik: Bu dükkanda ağırlıklı olarak ahsap mobilyalar var ve İnğiliz tarzı gözden kaçmıyor.&lt;br /&gt;Üsküdar Antikacılar Çarşısı No: 21 Tel: 0216 310 18 88&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Asır Antik: Asır Antik; çeşme taslarının, hamam kurnalarının, muslukların ve kapı kulplarının olduğu ilğinç bir dükkan. Taş işçiliğine merakı olanlar buraya da uğramalı.&lt;br /&gt;Üsküdar Antikacılar Çarşısı No: 19 Tel: 0216 334 32 01&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Antik 28: Antik 28, çarşı binasının dısında ama çarşının çok yakınında bulunuyor. Üsküdar’daki antikacılar çarşısının gözde dükkanlarından burası. Ev eşyası olarak, mobilyadan objeye pek çok şey bulabilirsiniz.&lt;br /&gt;Mimar Sinan Mah. Evliya Hoca Sok. No: 3/A Tel: 0216 334 13 05&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İstanbul Müzayede’nin sahibi Ugur Yeğin’den meraklılarına ipuçları...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Bir antikanın kriterleri nedir?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Her eski eşyanın antika olmadığı aşikar. Antika olabilmesi için, üretildiği dönemde de bir değer içeriyor olması gerekir. Bu değer sanatsal değer olabilir, üretimine harcanmış ağır bir emek olabilir, malzemenin kalitesi, işçilik olabilir. Mesela herkes eski ütüleri getirir, bu antika mı diye sorar. O eski bir eşya ama antika değil. O dönem herkeste varmış ve kullanılmış. On kişi merak salıp o ütüleri toplasaydı belki çok kıymete de binebilirdi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;İstanbul’daki antika piyasasının işleyişini nasıl değerlendiriyorsunuz?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Teknolojinin ilerlemesi ve insanların zamanının da azalması insanların dükkan dükkan gezmek yerine, halihazırda katalogdan görebilecekleri ürünleri tercih etmelerine sebep oldu. Dolayısıyla artık antikacı gezmek yerine antikayı müzayededen almayı tercih ediyor insanlar. Antikacılar da birebir müşteriyle diyalog yerine, çok daha geniş kitleye ulaşan müzayedelerle muhatap olmayı tercih ediyor. Bu durumda zaten ürünün tadilatıyla, müzayedenin tanıtımı, pazarlamasıyla da müzayedeci uğraşıyor. Tüm bunların sonunda artık sistem antikacı dükkanı formatından müzayedeci formatına dogru hızla ilerliyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Türkiye’de çok değerli antikalar bulmak mümkün mü?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Evet, Türkiye’de çok değerli antikalar var. Özellikle Osmanlı’dan kalma çok önemli antikalar var ama su an antika yerine çağdaş resim daha yükselen bir değer. Bunun bir sebebi; çok önemli antika parçaların kurumlar tarafından satın alınması. Çok değerli antikaların sirkülasyonda olma şansı böylece düşmüş oluyor. Bir piyasanın da ayakta kalması için sirküle olabilecek, bir miktar malzemenin olması lazım. Gittikçe azalan malzeme demek de; bu işe merak salacak potansiyel insanların kaybı anlamına geliyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Antika almak isteyenlere tavsiyeniz nedir?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Tek bir tavsiyem var; sürekli çalışabilecekleri insanlardan bir şeyler alsınlar. Bunun iki sebebi var. Birincisi; bu afaki bir konu çünkü altının değerini ölçer gibi gramla falan ölçemiyorsunuz bu eşyaların değerini. İkinci sebep ise şu; özellikle yeni başlayan insanlar bir süre sonra aldıkları şeylerden sıkılıp geri götürebiliyorlar. Bunu kabul edip, parasının belli bir kısmını geri alabileceği insanlardan alışveriş yapsınlar. &lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=458</link><pubdate>Fri, 09 Dec 2011 10:46:00 GMT</pubdate></item><item><title>Bu kış çok eğleneceğiz!</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Açık havayla isimiz bitti, simdi sıcak kulüplerin zamanı… Masa sandalye operasyonuyla gölge düsen yaz eglencesinin acısını kısın çıkartacagız. Beyoglu’ndan Bogaz’a birçok adreste sezona yönelik güzel haberler var.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Taze kanlar&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;• Yine en bomba haber Çapamarka’dan geldi. Akaretler’de hizmet verecek olan Beirut Cafe gece-gündüz gidilesi bir adres olarak gezme rotalarımızda yerini alacak.&lt;br /&gt;• Airport Club’ın yerine açılan Loop gecelere sağlam bir giriş yapacak gibi. Bazı geceler mekanda Ozan Doğulu, Suat Ateşdağlı, Burak Yeter, Emrah İş gibi isimler maharetlerini gösterecek.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;‘Hafta içi partileri revaçta’ Nevzat Ataray ve Erol Turkoğlu/Otto&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Yeni sezonda hafta içi partileri artık daha revaçta olacak. Hafta sonları ise happy hour tadında akşamüzeri başlayıp makul saatte biten partiler düzenleyeceğiz. Asmalımescit’in yoğun haftasonu trafi ği nedeniyle mahalleye gelmekten çekinen müşterilerimize, Küçük Otto’da hafta içi gerçekleşen canlı ve DJ performansları kaçırmamalarını tavsiye ederiz. Salı Sallanır partileri, Beard Newman geceleri ve Alp Ersönmez’in Cereyanlı performansı Küçük Otto’da olacak. Yeni sezonda Otto Santral’de hafta sonları gerçekleşen canlı performanslarımız yine devam ediyor olacak. Özellikle Otto Santral’in yenilenen bahçesindeki ‘happy hour’ partileri ile yeni bir alternatif sunacağız.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;‘Şişhane partilerine ev sahipliği yapacağız’ Muhittin Ülkü/Spoil&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Kışın gelmesiyle birlikte Spoil olarak Şişhane’ye yeni bir hareket getirmek istedik. Gece 22.00’den sabah 04.00’e kadar kulüp olarak da hizmet vermeye başlıyoruz. Eylül ayı itibariyle birbirinden farklı konseptli DJ’ler Spoil’de yer alacak. Nu-disco’dan Deep House’a, Indie’den Acid Jazz’a, pek çok farklı türün müzikseverlere sunulacağı Spoil’de, Fuchs, Barış Bergiten, Dear Head gibi elektronik müziğin ülkemizdeki en önemli temsilcileri performans sergileyecek. Her gün farklı DJ’in müziğiyle birlikte sabaha kadar eğleneceğiz açıkçası. Çarşamba günleri Funk, Acid Jazz ve 70’lerin, perşembe günleri dünya müzik trendlerinin var olduğu Disco, Cumartesi günü ise House, Ambient, Drum’n Bass ve Breakbeat müziklerinin yorumlanacağı DJ performanslarıyla Spoil, Şişhane’de kulüp havası estirecek.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Soğuğu içeri almadan coşacağız’ Mehmet Davran/Kaf:f&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Mekanın üstü tamamen şeffaf ses bariyeriyle kapatılıyor. Ses perdeleri ile hem ses yalıtımı hem de soğuğu kesmek amacıyla yenileniyor. Döşemeler ve dekorasyon renklerinde daha kışlık tonlar kullanılarak revize ediliyor. Mönüye kış sezonu için yeni yemekler ekleniyor ve zenginleştiriliyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Konsept partiler geliyor’ Tankut Gökçe/Indigo Pub&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Kış sezonu boyunca çarşamba, cuma, cumartesi günleri 70’ ler- 80’ ler partisi gerçekleştireceğiz. Aynı zamanda ekim ayı itibariyle haftada bir gün konsept partilerimiz başlayacak. Ayrıca mönümüzü güne özel yemekler koyarak zenginleştireceğiz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;‘Off to Rook’ partileri geliyor Rüzgar Çetin/Rook&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Rook bu kışa iddialı giriyor. Her şeyden önce, ödüllü şefimiz Eyüp Gül’ün muhteşem lezzetlerinden oluşan yeni mönümüzü, bu kış damak zevkine düşkün misafirlerimize sunmaya başlıyoruz. Aynı zamanda, gündüz iş arasında ya da alışveriş molasında misafirlerimizi en iyi şekilde ağırlamak için aperatif, tatlı ve içecek mönümüzü zenginleştirdik. Rook cafe ve bistronun yanı sıra, bir bar. Eylül sonundan itibaren her Çarşamba ‘Off to Rook’ adını verdiğimiz iş çıkışı partilerine ev sahipliği yapmaya başladık. DJ Burçak Çakıroğlu’nun çaldığı iş çıkışı partimizde, mutfağımızdan çıkan aperatifleri ve barmenlerimizin hazırladığı ‘shot’ları ikram ediyoruz. New York klasiği bu partilerde, gelenler hem sosyalleşiyor hem de erken saatlerde evine eğlenmiş olarak dönüyor, dolayısıyla bir sonraki güne yorgun başlamıyorlar. İstanbul’da yeni bir trend yarattık diyebilirim. Son olarak, özel davetlerin yanı sıra, ekim ayında, İstanbul Bienali sırasında düzenleyeceğimiz Rook Instagram Sergisi gibi organizasyonlarla, sanatla eğlenceyi birleştirmeyi hedefliyoruz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;‘Cumartesileri 3D partileri’ Elif Erdost/ Babylon&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Heyecan verici konserler bu yıl da bizimle birlikte olacak. Elektronik müziğin güçlü isimleri Plaid, Apparat Band, Scuba, DMZ Night, Pinch, 2562, Darkstar, Deadboy sezonda sahne alacak bazı isimler arasında. Yerli ve yabancı, tribute band konserleri de iyi geçecek. Pink Floyd, Th e Smiths, Joy Division, Nirvana, Pearl Jam, Bob Marley, Th e Doors, Led Zeppelin, Coldplay, Jethro Tull gibi isimlerin tribute konserlerine yer vereceğiz. Cumartesileri ise ‘3D Party’ günü olacak.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;‘Yemekten sonra parti var!’ Leyla Çullu/Nupera&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;67 restaurant hafta içi ve hafta sonu, yemek sonrası kulüp olarak hizmet vermeye devam edecek. Girişte sol taraftaki küçük odadaki Auf, Rustik adı verilen doğal yemeklerin kendi lezzetini öne çıkaran mönüsünde en çok etleri ile ön planda olacak. Hafta sonları gece 24.00’ten sonra kulübe dönen mekanlardan 67’de Resident DJ Ulaş Yağmur House, Deep House tarzı müzikler ile klasik Nupera eğlencesini sürdürecek. Auf ’ta 70’lerden günümüze popüler müzik ile misafi rlerini ağırlayacak. Cuma günleri DJ Tarık Koray müdavimleri ile kışın tekrar buluşacak. Cumartesi günleri DJ Tolga Saka, bu sezon popüler olmuş müzikleri Auf ’ta çalmaya devam edecek.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;‘Caz gecelerine hazırlanın…’ Ahmet Özbek/Leb-i Derya&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Leb-i derya Kumbaracı ve Leb-i derya Richmond, kış mevsimini yeni mönüleriyle karşılıyor. Bu sene mönülerimizde kimyon, zahter, anason gibi doğu baharatları ön plana çıkarılacak. Bu baharatların deniz ürünleri ile eşleştirilmelerinin farklı lezzetler arayan konuklarımız tarafından büyük bir beğeniyle karşılanacağını düşünüyoruz. Bir diğer projemiz de ‘çiftlikten masaya’ olacak. Et, balık ve süt ürünlerini en taze şekilde elde etmek için, lezzetleri açısından coğrafi şartları da ön planda bulundurarak ülkenin çeşitli bölgelerindeki çiftliklerle anlaşmalar yaptık. İlgili ürünleri en taze halleriyle direkt üretim noktalarımızdan mutfağımıza taşıyarak, konuklarımıza sunacağız. Geçtiğimiz yıl Sibel Köse ile başladığımız Leb-i derya Richmond’daki ‘Caz Geceleri’ bu sezon da devam edecek. Kasım ayından itibaren başlatmayı düşündüğümüz Caz Geceleri’nde bu sene Sibel Köse’nin yanı sıra İmer Demirer, Ayşe Gencer, Yahya Dai gibi caz müziğin dünyaca ünlü isimlerini cazseverlerle buluşturmak istiyoruz. Leb-i derya Kumbaracı’da ise konuklarımız çarşamba, perşembe, cuma ve cumartesi geceleri, bir klasik olduğu&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;‘Ünlüleriyle Ünlü’ Senem Cimilli/White Mill&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Mekana gelen ünlüleriyle ünlü White Mill; bu kış yine defne ağaçlarıyla kaplı huzurlu bahçesinde ve iddiasız ama şık üst mekanında sizleri ağırlayacak. Öncelikle içinde her türlü alternatifi barındıran mönülerimiz daha sık değişecek, mönü ile uyumlu şarap seçimleri de hem çoğalacak; hem de sık sık değişecek. Bu durumda misafirleri her seferinde yeni tatlar; farklı yeme-içme deneyimleri bekleyecek. Hiç bir yerde tadamadığınız şarapları kadeh olarak içip tadabileceksiniz. Kasım ayında İtalya’dan konuk bir şef getiriyoruz. Konuk şefi, Londra’dan konuk barmen ve yine İtalya’dan çok ünlü bir konuk DJ takip edecek.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;‘Gerçek kulüp deneyimi yaşatacağız’ DJ U.F.U.K./Lux&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Bu kış gece hayatı son bir kaç senedir moda olan bistro/bar dancing kavramından uzaklaşıp yeniden iyi ses sistemi olan ve müzik dinleyip dans etmek için tasarlanmış mekanlara doğru kayıyor. Müzik akışı da inişli çıkışlı tempolar yerine yine doğrusal olarak hafif yükselme trendinde. Bu doğrultuda Lux bu sene yaptığı mimari ve kavramsal değişiklikle hem erken saat ‘lounging’ ihtiyacını, hem de ‘Funktion-one’ ses sistemine sahip kulübünde yarattığı ambiyansla gerçek bir kulüp deneyimi yaşamak isteyenlerin beklentisini karşılayacak şekilde tasarlandı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;‘Mekanı büyüttük’ Özgür Aras/eelence&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;eelence’de bu kış yine keyifli geçecek. İstanbul’da birçok mekana müzik konusunda konseptimizle örnek olduk. Türkçe müzik ve 90’lar yine ağırlıklı olacak eelence’de. Biz geçen sene misafirlerimizin mekanı biraz büyütün uyarılarını dinledik ve elimizden geleni yaparak biraz eelence’nin içini büyüttük. Geçen kış olduğu gibi yine DJ Mert Can’ın seçtiği şarkılarla eğlenmeye devam edeceğiz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Gece hattında neler oluyor?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;• Anjelique: Mekan tepeden tırnağa yenileniyor. Ekim sonunda tadilata girecek, aralık başında yepyeni yüzüyle karşımıza çıkacak. Cuma ve cumartesi&lt;br /&gt;akşamlari alt katta 80’ler ve Türkçe çalacak. Üst katta ise Doğuş Cihan set başında olacak. • Sortie: Sortie’de yapılacak değişikler dergimiz baskıya hazırlanırken netleşmemişti. Kesin olan mekanın kış aylarında da yarı kulüp olarak hizmet vermeye devam etmesi.&lt;br /&gt;• Beyoğlu’nda masalar kalktı, sokakta kaldık. Hava ne kadar soğuk olursa olsun Hardal, Flavio By Lokal, Nar Pera ve Off Pera önünde onlarca insan dans edip içkisini yudumlayacak.&lt;br /&gt;• Vogue: Eğlence, manzara ve iyi yemekte aklımıza gelen ilk adreslerden birisi Vogue. Ünlü İngiliz şef Tom Aikens’in hazırladığı kış mönüsünde bir&lt;br /&gt;sürü yeni lezzet var. Türkiye’nin ilk molekuler kokteylleri Vogue‘da servis ediliyor. • Nomads İstanbul: Nomads işletmecilerine Beyrut yolları göründü. Beyrut’ta mönüyü yenilemek için araştırma yapacaklar. Nez ve Hüsnü Şenlendirici bu ay itibariyle her hafta sahneye çıkacak.&lt;br /&gt;• 360istanbul: Mike Norman nefis lezzetleriyle mönüyü zenginleştirecek. Mekanda sürekli DJ’i Filth’ın performanslarının yanı sıra konuk DJ ve performans sanatçıları da kış boyunca bizimle birlikte olacak.&lt;br /&gt;• Komün İstanbul: Gülsüm Sami’nin işlettiği Komün İstanbul sakin bir şekilde eğlenmek isteyenler için birebir. Mekanda her gece Sami’nin komüni toplanıyor, gece 02.00’ye kadar eğleniyor. Kış sezonunda yine ‘in’ olacak.&lt;br /&gt;• Blackk: Açılışını ekim ayının ortalarına doğru yapacak. Dekorasyon ve konseptinde esaslı bir değişiklik olacak. Mekanın DJ’i de değişiyor, fakat yeni isim henüz netleşmedi.&lt;br /&gt;• Araf: Amaç sadece dans etmek ve coşmaksa yeriniz belli. Araf sezona birkaç yeni grupla birlikte merhaba diyor.&lt;br /&gt;• Touchdown: Cuma günleri DJ Özgür performans göstermeye başlıyor. Mönüye nar sulu votka ve satsumalı kokteyller eklendi.&lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=457</link><pubdate>Thu, 08 Dec 2011 08:39:00 GMT</pubdate></item><item><title>Yeşilköy’de 50 TL’ye üç lezzet</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Yeşillikler içinde, mavinin kıyısında huzurlu bir gün geçirebileceğiniz Yeşilköy’de lezzet keşfine çıkıyoruz. Kendinizi ister sahile atın, isterseniz İstasyon Caddesi’ndeki popüler adreslerden birini seçin…&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Köftenizi nasıl alırsınız? Öğle yemeği: 14 TL&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Öğle yemeğinde kırmızı et yemeyi düşünürseniz, Yeşilköy Köftecisi’ni tercih edebilirsiniz. Ataköy ve Esenler Otogarı’nda şubeleri bulunan Yeşilköy Köftecisi, 12 yıl önce İstasyon Caddesi’nde açıldığında Sultanahmet Köftecisi olarak hizmet veriyormuş. Son yedi yıldır semtin adıyla müdavimlerini ağırlıyor. Sultanahmet köftesinin lezzeti malum. Mönüde tavuk sis de var. Tatlı olarak irmik helvası sunuluyor. Köfteyi ekmek arası tercih ederseniz 8 TL. Porsiyon olarak 10 TL’den satılıyor. Köftenin en iyi eşlikçisi piyaz ise 4 TL. 12.00-23.00 arası açık. Tel: 0212 663 84 50&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Gözleme ve çay keyfi Kahvaltı: 7 TL&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Yeşilköy’de kahvaltı için pek çok adres mevcut. Kahvaltı keyfini sahilde yaşamak istiyorsanız, adını koltuklarının renginden alan Kırmızı Koltuk’u tercih edebilirsiniz. Semtin en popüler çay bahçelerinden olan mekanda zengin kahvaltı tabağı, omlet ve tost çeşitlerinin yanı sıra gözleme de var. Ispanaklı ve peynirli gözlemeler, mekanın girişinde kadınlar tarafından açılıp, sıcak sıcak servis ediliyor. Sabah 07.30’dan son müşteri gidinceye kadar aşçık olan Kırmızı Koltuk’ta kahvaltı keyfine, tavla, okey oynayarak da devam edebilirsiniz. Gözleme 5 TL, çay 2 TL.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Balık denince… Akşam yemegi 29 TL&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Yeşilköy sahilinin en eski ve lezzetleriyle namlı balıkçısı Yüksel, akşam yemeği için ideal adreslerden. Lakerda, kalamar ve ahtapot ile karidesli ve peynirli Yüksel salatası, mutlaka denemeniz gereken tatlardan. Aynı cadde üstünde, biri 600, diğeri 900 kişilik iki şubesi bulunuyor. Mekanın Rahmi Koç, Ali Sabancı, Uğur Dündar gibi ünlü müdavimleri de var. Lezzetleri kadar servise de ihtimam gösterilen mekanın sahibi Yüksel Karakıs’ı gece-gündüz işinin başında görebilirsiniz. Izgara ya da tava olarak tercih edebileceğiniz hamsi 20 TL, salata 5 TL, yanında meşrubat 4 TL. Tatlı da müessesenin ikramı olarak sunuluyor. &lt;br /&gt;Tel: 0212 574 34 34 &lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=456</link><pubdate>Wed, 07 Dec 2011 11:31:00 GMT</pubdate></item><item><title>Alışverişten yorulanlara...</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Dekorasyonu, atmosferi ve yemekleriyle Sofia Restaurant, günün her saatine hitap ediyor. Cevahir Alışveriş Merkezi’nin 6. katında bulunan mekan bir alışveriş molası için aklınızda olsun.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Alışveriş keyfine hayır diyecek yoktur ancak uzun süren bir maratonun ardından lezzetli bir yemek ya da kahve molası için karar vermek de çoğu zaman zor olabiliyor. Özellikle alışveriş merkezlerinde hem dekorasyonu iç açıcı hem de teraslı mekanların sayısı da biraz sınırlı. Tüm bu kriterleri içinde barındıran bir rota arayanlara ise sevindirici bir haberimiz var. Cevahir Alışveriş Merkezi’nin 6. katında bulunan Sofia Restaurant dekorasyonu ve atmosferi ile gelenleri mest ederken, dünya mutfağı ağırlıklı mönüsüyle de lezzetli seçenekler vaat ediyor. So­fia’da ne yesek sorusunun ilk yanıtı ise, fajita’ları olabilir. Özellikle fajita’nın sosu konusunda çok iddialılar. Ha­fif bir sşeyler denemek isterseniz badem soslu tavuklu bahçe salatasını veya denizlerin lezzeti salatasını deneyebilirsiniz. Sofia’nın mönüsünde çocuklar da unutulmamış. Minikler için de yemekler mönüye eklenmiş.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Kahvaltı mönüsü de zengin&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Mekanın geleneksel Türk kahvaltısının tüm lezzetlerini sunan bir mönüsü var. Her gün 10.00-22.00 saatlerinde açık. Mönüsünde baslangıçlar 6.5-14TL, ana yemekler 17-38 TL, tatlılar 9.5-16.50 TL. Kredi kartı geçerli. Otopark ve vale var.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;em&gt;İletişim Cevahir Alışveriş Merkezi, Büyükdere Cad. Şişli &lt;br /&gt;Tel:0212 380 00 44&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=455</link><pubdate>Mon, 05 Dec 2011 23:56:00 GMT</pubdate></item><item><title>"İstanbul masal dünyasında yaşamak gibi..."</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Bade İşcil, şehre olan sevgisini böyle dile getirse de ona göre bu masalın kötü kahramanları da var… Günden güne betonlaşan siluet, trafik sorunu, kalabalık ve yollarda biriken çöpler… Ama her şeye rağmen İstanbul kelimelerle anlatılmayacak kadar özel onun için…&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Son haftalarda dillerden düşmüyor Kuzey Güney dizisi. Kah Kıvanç Tatlıtuğ’un oyunculuğu ve yakışıklılığı, kah dizinin çekim kalitesi, kah izlenme rekorları kıran ‘Muhteşem Yüzyıl’la aynı saate konulması derken, sadık televizyon izleyicisinin gündemini oldukça meşgul ediyor anlayacağınız. Biz de Pera Palas’ın nostaljik atmosferini içimize çekerken, bir yandan da çok konuşulan dizinin güzel oyuncularından Bade İşcil’i beklemeye koyuluyoruz. Az sonra kapıdan girdiğinde gözümüzün önünde ister istemez oynadığı Banu karakteri canlanıyor. Ancak dizideki şımarık ve umursamaz kız çok uzaklarda kalıyor çünkü karşımızda ağır başlı, abartıdan uzak ve naif biri var. Biraz zaman geçtikten sonra aramızdaki duvar yıkılıyor ve sessizlik, yerini samimiyete bırakıyor. Çekimlerin çok yoğun olduğunu, Antalya’dan henüz döndüklerini ve uzun yolun kendisini yorduğunu anlatıyor. Onu, Pera Palas ve Kamondo Merdivenleri’ndeki nostaljiye sürüklemeden önce ufak bir beyin fırtınası yaparak aklımızdaki kareleri tartışıyoruz. Ancak tabii bizim başka bilmek istediklerimiz de var.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Kuzey Güney macerası&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Ezel dizisiyle birlikte Türkiye’de çok başarılı işlere imza atan Ay Yapım ailesiyle çalışma fırsatı yakaladığını söyleyen Bade İşcil, Kuzey Güney için de yine Ay Yapım’dan böyle bir teklif alınca çok isteyerek dahil olduğunu anlatıyor: “Gerek oyuncu kadrosu, gerek senaryosuyla çok heyecan verici bir iş olduğunu düşündüm. Henüz çok yeni başlamamıza rağmen izleyicinin beğenisini kazanan bir işe imza attığımıza inanıyorum. Kuzey Güney, hikaye ve sinematografik yapısıyla, diğer işlerden bence farklı bir yerde. Aldığım olumlu tepkiler de beni destekler yönde. Senaryo ilerleyip karakterler belirginleştikçe izleyici için olduğu kadar bizim için de heyecan artacak.”&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Her şey Gülpare’yle Başladı&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Biraz daha geriye dönersek Bade İşcil’in oyunculuk serüveninin Gülpare diziyle başladığını hatırlıyoruz. Aslında moda ve tasarım okuyan genç oyuncu, oyunculuğa girişinin Andaç Haznedaroğlu sayesinde olduğunu anlatıyor: “Yönetmenliğini yaptığı bu dizi için görüşme yaptığımızda, Andaç Hanım, bende oyuncu olabilecek ışığı gördüğünü ve bana bu konuda inandığını söyleyerek, beni teşvik etmişti. Bugün dönüp baktığımda o gün beni ikna etmeseydi belki de hayatta en keyif alarak yaptığım bu mesleği, hiç denememiş olacaktım.” Ancak çocukluk hayalim dediği moda ve tasarımla da bağlarını koparmış değil. “Moda asla bir kenara bırakıp unutacağım bir şey değil. Giyim konusunda çok titizimdir, giyinmenin belli kuralları ve ahlakı olduğunu düşünüyorum. Günlük hayatımda daha çok spor yaptığım için yaptığım spora uygun kıyafetler tercih ediyorum ancak özel bir davete giderken de yerine ve zamanına göre giyinmeye özen gösteriyorum. Modayı eğitim dönemimdeki kadar yakından takip etme şansım olmuyor maalesef, malum dizi çekimlerinin yoğunluğundan aynaya bakacak vaktim bile yok çoğu zaman. Buna rağmen internet ortamından ya da dergilerden devamlı takip etmeye çalışıyorum. Bir de Özgür Masur var hayatımda. Atölyesinde bir araya geldikçe, kumaşlara, çizimlerine hayranlıkla bakıyor, modanın geçiş dönemlerine dair bilgi alıyorum. Modayı en çok Özgür’le, özgürce yaşıyorum diyebilirim.”&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;“Güzellik konusunda konuşmama kararı aldım”&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Karşınızda güzel bir kadın olunca, bunun onu mesleki açıdan nasıl etkilediğini sormak da kaçınılmaz oluyor. Güzelliğin çoğunlukla, özellikle de oyunculuk için bir avantaj olduğu gerçek. Peki hiç dezavantajları yok mu? Bade İşcil, bu soruyu mütevazı bir şekilde pas geçmek ister gibi. “Güzellik üzerine konuşmama kararı aldım artık. Beğenen de beğenmeyen de sağ olsun.” Diyor. “Benim dış görünüşe dair takıntılarım yok, önemli olan beden denen mekanizmayı doğru şekilde ayakta tutmak. Sağlıklı ve huzurlu yaşamak, en güzeli. Günümüz teknolojisiyle yapılan çekimlerde; ışık, makyaj teknikleriyle, herkes güzel de çirkin de olabilir. Bana göre oyuncuya düşen görev, rolüne adapte olup, canlandırdığı karakteri en iyi şekilde izleyiciye aktarmak. Ayrıca ben daha yolun çok başındayım. Şu an ne söylesem geçersiz çünkü henüz çok yeni ve tecrübesizim. Geleceğe yönelik planlarımda ise hep daha da başarılı bir oyuncu olabilmek var. İnşallah yıllarca devam eder.”&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Ekrandan, gerçek dünyaya…&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Günlük hayattaki Bade İşcil’in nasıl biri olduğunu merak ediyoruz. Aslında sade görünümü az çok ipucu verse de yine de sormadan duramıyor insan. “Kişinin kendini anlatması zordur aslında, ama beni tanıyanların bana hep söyledikleri özelliklerimle anlatayım kendimi diyor. “İyi niyetli, pozitif düşünen, yerinde duramayan hatta hiperaktif denebilecek kadar hareketli, spor yapmayı seven, üşenmek nedir bilmeyen, hayatla barışık, nadir de olsa sinirlenebilen ama bunu asla dışa vurmayan ve kendi halinde biriyim. Bir de takıntılıyımdır, boş geçecek zamana ve haksızlığa asla tahammül edemem.” Çekimler, yolculuklar, bunca stres arasında İstanbul’un hayatındaki yeri nedir? Zaman zaman hakkını veremediği için çoğumuz gibi suçluluğa kapıldığı oluyor mu? Ancak bu şehre öylesine aşık ki, en küçük bir zaman dilimini bile kaçırmadığı anlaşılıyor. “Vakit buldukça yürüyüş ve koşu yapıyorum. Bunun için de mümkün oldukça doğayı, özellikle ormanlık alanları ya da sahil şeridini tercih ediyorum. Zaman zaman Boğaz’a karşı oturup keyif yaptığım da oluyor. Mekan çok da önemli değil aslında, İstanbul Boğazı’nı görsün yeter. Bu muhteşem güzelliği seyre dalınca, zamanı da mekanı da unutup, masal dünyasında yaşıyor gibi oluyorum.”&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. &lt;/b&gt;&lt;b&gt;İstanbul’u hiç görmemiş birine bu şehri anlatacaksınız. En sık kullanacağınız kelimeler ne olurdu?&lt;br /&gt;İstanbul’u görmemiş birine İstanbul’u anlatmak için “insanoğlu cennete de el atmış” derim. Çünkü burada doğup büyümüş biri olarak, bu denli hayran olduğum bu cennet şehrin, günden güne betonarme görüntülere bürünen, yolda adım atamayacak kadar kalabalıklaşan, trafik sorunu çözülemeyen, yollarda çöpleri biriken bir hal alması çok üzücü. Yine de her şeye rağmen bu şehri yaşamak cennette olmak gibi benim için. Kelimelerle anlatılmaz.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S.&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Şehirde keşfettiğiniz bir yer var mı?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Keşfettiğim yerler var, sessiz sakin kalmak isteyince gidiyorum. O yüzden paylaşamayacağım ama keşfedilmeyi bekleyen bir o kadar da yer vardır diye düşünüyorum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S.&lt;/b&gt;&lt;b&gt; Şehirde şu ana kadar izlediğiniz en etkileyici konser ya da gösteri hangisiydi?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Ah tabi ki Bon Jovi konseri! Büyülendim, bir kez daha aşık oldum. Hem İstanbul hem de Bon Jovi olunca başka alternatif yok! 7 Temmuz 2011’de ben gerçekten cennetteydim diyebilirim.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S.&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Bu şehre en çok hangi sanatçının gelmesini isterdiniz?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Jon Bon Jovi bir daha gelse ve hiç gitmese keşke.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. &lt;/b&gt;&lt;b&gt;En son hangi toplu taşıma aracına bindiniz?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Metro ya da vapur. İkisini de çok kullanırım.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. Bu şehirde en çok sevdiğiniz tarihi simge hangisi?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;O kadar çok ki. Rumeli Hisarı, Anadolu Hisarı… Yok yok Kız Kulesi, Ayasofya, Topkapı Sarayı, Dolmabahçe Sarayı ya da Galata Kulesi. Ama Saint Antoine kilisesi de çok güzel. Bu çok zor bir soru oldu benim için, her eser çok güzel.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S.&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Akşam yemeği için tercih edeceğiniz yerler?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Bebek Balıkçısı, Sunset, Vogue, Zuma, Ortaköy House Cafe.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S.&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Nerede spor yapıyorsunuz?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Etiler MSC, Nişantaşı Luce Pilates ve yürüyüş yapabildiğim her yer.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. En sık dinlediğiniz radyo hangisidir?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Power FM, Metro FM, Joy FM, Radyo Alaturka.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. İstanbul’da en sevdiğiniz semt?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Arnavutköy, Şişli.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. Son dönemde size en çok etkileyen olay?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Çok sevdiğim birinden gelen bir koli dolusu mango.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. Şehrin en iyi kavuşma mekanı sizce neresi? &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Nişantaşı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. En sevdiğiniz yürüyüş parkuru?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Anadolu Yakası sahil yolu.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. Türk kahvesi içilebilecek en iyi adres?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Beyoğlu Mandabatmaz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. En sevdiğiniz sinema salonu hangisidir?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;En çok City’s’dekine giderim.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. Şarküteri alışverişini nereden yaparsınız?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Tuşba.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;S. Kıyafet alışverişi için bir adresiniz var mı?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;İstinye Park ve Nişantaşı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. Hangi çiçekçiyi kullanırsınız?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;La maison Des Fleurs.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. Sokaktan ne yemeyi seversiniz?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Kestane, simit.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. Yalnız kalmak istediğinizde nereye gidersiniz?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Boğaz’a.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. Kitap, müzik alışverişini nereden yaparsınız?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;D&amp;amp;R.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. Şehrin sizce en depresif ve neşeli bölgeleri neresi?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Trafik varsa depresif, yoksa her yer güzel.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. Evde en iyi yaptığınız yemek?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Zeytinyağlı yaprak sarma.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. Çok önemli bir misafiriniz var. Nerede ağırlarsınız?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;İstanbul’a ilk kez geliyorsa, akşam yemeği için mutlaka Reina’da ağırlarım. İstanbul Boğazı’nın büyüsüne kapılsın isterim.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. İstanbul’dan silmek istediğiniz bir manzara var mı?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Her yer bina olmamalı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. İstanbul olmasaydı nerede yaşamak isterdiniz?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;New York.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. Bu şehrin tadını en çok kimler çıkarıyor sizce?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Turistler.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. İstanbul bir sevgili olsaydı onu elde etmek için neler yapardınız?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Ben abayı yakmışım zaten.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. Okuduğunuz kitap?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;How to be a Movie Star.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. Aldığınız albüm?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Sezen Aksu, Öptüm&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. Gittiğiniz konser?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Bon Jovi, Greatest Hits Tour konseri&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. İzlediğiniz film?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;A Little Bit of Heaven&lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=454</link><pubdate>Mon, 05 Dec 2011 10:34:00 GMT</pubdate></item><item><title>İkiz kulelerde bir mola</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Şehrin yeni Manhattan adayı Bomonti’de açılan The Hill’s dünya mutfagından lezzetler sunuyor. Sık bir bistro olarak tasarlanan mekanın fazla aydınlık olması, eksiklik hissettiriyor.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Son zamanlarda birbiri ardına yükselen inşaatlarıyla şantiyeye dönen, İstanbul’un yeni Manhattan’ı olmaya aday Bomonti’deki hareketlilik yemeiçme sektörüne de yansıyor. Semtin en yeni mekanı The Hill’s Restaurant, şehrin en yüksek ikiz kulelerine sahip Anthill Residence’ın B Kulesi giriş katında geçtiğimiz ay açıldı. Dünya mutfağından lezzetler sunan restoran, fazlasıyla ferah bir atmosfere sahip. Bu ferahlık akşam yemekleri için fazla aydınlık olmasıyla katlanıp, bir eksiklik varmış hissine kapılmanıza neden oluyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kapıdan girişte tam karşıda restoran bölümü, hemen sağda bar tabureleriyle yemek öncesi aperaitif bölümü, tam ortada da açık mutfak ve bar bulunuyor. Yemekler gözünüzün önünde hazırlanıyor. Executive Chef Orhan Yenidere tarafından yönetilen mutfak ekibinin hazırladığı mönüde ızgara ıstakoz kuyruğu, kuzu külbastı, wrap, pizza, makarna ve ev yapımı hamburger gibi seçenekler var. Canınız tatlı isterse, dondurmayla servis edilen kestaneli tahinli ılık keki tercih edebilirsiniz. Fesleğen aromalı karışık sebze çorbası da hafif bir seçim olabilir. Sık bir bistro olarak tasarlanan mekan 100 kişilik kapalı salona sahip, duvarları dev ekran televizyonlar süslüyor. Turuncu-yeşil balon lambaları turuncu peçeteler tamamlıyor. Bakır kaseler şeklinde tasarlanmış lavaboların bulunduğu tuvaletlerinin de birçok restorandan daha havalı olduğunu söylemeliyiz. Yemek esnasında çalan müzik de oldukça iyi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Ev yapımı lezzetler&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Haftanın her günü 12.00-23.00 saatleri arasında açık olan mekanda &#xB; yatlar şöyle: Ev yapımı makarnalar 16-23 TL, deniz levreği 49 TL, ızgara somon 34 TL, çorba 7 TL, tava ahtapot 26 TL, samosa böreği 14 TL, ev yapımı hamburger 23 TL, kestaneli tahinli ılık kek 16 TL, çay 3 TL. Anthill’in içinde oldugu için otopark sorunu bulunmuyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İletişim Cumhuriyet Mah. İncirlidere Cad. No:6 Anthill Residence, B Kule-Bomonti Tel: 0212 373 68 45 &lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=453</link><pubdate>Fri, 02 Dec 2011 10:14:00 GMT</pubdate></item><item><title>Kahve molası...</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Güzel bir yemegin ardından içilen Türk kahvesinin tadına doyum olmaz. Hele köpügü de kıvamındaysa. Siz kahvenizi nasıl içerdiniz?&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;1. Assk Kahve&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;6 TL Assk Kahve, Bogaz’a nazır kahve key&#xC; sunuyor. Ihsan Efendi’nin kahvesi tercih ediliyor. Elektrikli kahve makinesinde pisirilen kahve, bakır kapaklı cezve içinde lokum ve suyla birlikte servis ediliyor. Böylelikle kahvenin masaya gelene dek sogumaması saglanıyor.&lt;br /&gt;No: 64/B Kuruçesme Tel: 0212 265 47 34&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;2. Cemilzade&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;5 TL Ezme ve lokumun 127 yıllık adresi Cemilzade’nin Nisantası ve Etiler subesinde Türk kahvesi bulunuyor. Kurukahveci Mehmet Efendi kahvesi Kütahya Porselen’in tugra desenli &#xC; ncanıyla, yanında Cemilzade lokumlarıyla servis ediliyor. Bir bardak su ikram.&lt;br /&gt;Valikonagı Cad. No: 2 Nisantası Tel: 0212 240 48 44&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;3. Cipriani&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;9 TL Italyan restoranı Cipriani’nin mönüsünde Türk kahvesi bulunmuyordu. Müsterilerden gelen yogun istek üzerine bes ay önce mönüye girdi. Kurukahveci Mehmet Efendi kullanılıyor. Arçelik’in kahve makinesinde pisirilip beyaz porselen &#xC; ncanda yanında suyla servis ediliyor.&lt;br /&gt;Büyükdere Cad. No: 2 Levent Tel: 0212 317 77 87&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;4. Çorlulu Ali Pasa Medresesi&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;4 TL Çorlulu Ali Pasa Medresesi’nde Kurukahveci Mehmet Efendi tercih ediliyor. Ocakta pisen kahvenin köpügü ne az ne de çok oluyor. Lezzet farkının özel pisirme tekniginden kaynaklandıgını söyleyen isletmeciler sırrını vermiyor.&lt;br /&gt;Divanyolu Cad. Beyazıt Tel: 0212 519 23 41&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;5. Fazıl Bey Kahvesi&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;4.5 TL 1923’ten beri açık olan Fazıl Bey’de tas degirmenlerde kavrulan ve çekilen Fazıl Bey kahvesi kullanılıyor. Beyaz porselen &#xC; ncanda sunulan kahvenin yanında su ve lokum ikram.&lt;br /&gt;Serasker Cad. No: 1 Kadıköy Çarsısı Tel: 0216 450 28 70&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;6. Kahve Dünyası&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;3.5-4 TL Kahve Dünyası, kendi markasıyla üç çesit kahve sunuyor: Normal, damla sakızlı ve sütlü Türk kahvesi. Istege göre orta ve çok kavrulmus olarak, kendi imalatı olan elektrikli cezvelerde pisiriliyor. Porselen &#xC; ncanda sunulan kahvelerin yanında çikolata ve su ikram ediliyor.&lt;br /&gt;Sair Nedim Cad. No: 13 Besiktas Tel: 0212 327 42 34&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;7. Mandabatmaz&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;3 TL Istiklal Caddesi’nin Tünel tarafına yakın olan kısmına konumlanmıs olan Mandabatmaz, sehirde köpüklü ve lezzetli kahve içebileceginiz mekanlardan. Daracık bir sokakta hizmet veren mekanın ögrenci agırlıklı müdavimi var. Pet sisede su ikram ediliyor. Mekanın telefonu yok.&lt;br /&gt;Istiklal Cad. Olivo Geçidi No:1/A Beyoglu&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;8. Nevi Cafe&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;5 TL Balat’ta otantik bir dekorasyona sahip Nevi Cafe’de Türk kahvesi olarak Kurukahveci Mehmet Efendi kullanılıyor. Mönüde Dogu’nun yöresel kahvesi ‘Çebene’ de var. Közde pisirilen kahve masaya cezveyle getiriliyor ve müsterinin gözü önünde servis ediliyor. Lokum ikram ediliyor.&lt;br /&gt;Abdulezelpasa Cad. No: 1 Haliç Tel: 0212 531 86 02&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;9. Pierre Loti Kahvesi&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;4.25 TL Haliç manzarasına sahip Pierre Loti Kahvesi’nde özel çekilmis Türk kahvesi servis ediliyor. Kömür atesinde pisen kahve, beyaz &#xC; ncanda servis ediliyor.&lt;br /&gt;Pierre Loti Tepesi Eyüp Tel: 0212 581 26 96&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;10. Sark Kahvesi&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;4 TL Kapalıçarsı’daki mola adreslerinden Sark Kahvesi’nde Kurukahveci Mehmet Efendi markası kullanılıyor. Kumda pisirilen kahve lokumla birlikte porselen &#xC; ncanda servis ediliyor.&lt;br /&gt;Kapalıçarsı, Beyazıt Tel: 0212 512 11 44 &lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=452</link><pubdate>Thu, 01 Dec 2011 09:57:00 GMT</pubdate></item><item><title>İkinci Gedikli geldi!</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Sofyalı Sokak'tan tanıdığımız Gedikli Meyhane semte yeni bir sube daha açtı. Yakup’un sırasındaki yeni genis bahçesiyle dikkat çekiyor.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Uzun süredir Asmalımescit’in tanıdık simalarından olan Gedikli Meyhane gördüğü yoğun ilgiden olacak ki, yine aynı semte, hatta bir alt sokağa şubesini açtı. Özellikle hafta sonlarında boş masa bulmakta zorlandığımız Gedikli’nin yeni mekanında aynı sıkıntıyı yaşamayacağa benziyoruz. Çünkü mekanın ön tarafında bahçe diyebileceğimiz alan oldukça geniş. Gerçi şu an semtte açık havada oturabileceğimiz adresler kısıtlı olduğundan burası da çok yakında dolup taşmaya başlayabilir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Dolayısıyla gitmeden önce rezervasyon yaptırmanızda fayda var. Özellikle de dışarıdaki masalardan birinde oturmak istiyorsanız. Mönünün öne çıkan lezzetleri yine deniz mahsülleri üstüne. Örneğin mezelerden levrek dolma ve lakerda kesinlikle tadılmalı. Izgara balıkların neredeyse her çeşidine rastlayacağınız mönünün bir de buğulama başlığı altında toplanan balık alternati? eri var. Levrek buğulama onlardan biri ve son derece lezzetli.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Öte yandan etten vazgeçemeyenlerin de unutulmadığı mönüde köfte, pirzola, biftek ve karışık ızgara da yer alıyor. Ayrıca yaprak ciğer tutkunları da burada mutlu olacağa benziyor. Çünkü o da denenmeye değer seçenekler arasında yer alıyor. Mekanın tatlıları ise klasik lezzetlerden ve açıkçası biraz kısıtlı alternatife sahip. Çünkü sadece baklava ve revani ile Gedikli tatlısı mönüde yer alıyor. Havalar soğumadan keşfetmeniz gereken bu adres özenli servisi ve zevkli dekorasyonuyla da son derece keyif verici.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Balık kokoreci deneyin&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Haftanın her günü açık olan Gedikli Meyhane 12.00-01.00 saatleri arasında hizmet veriyor. Mekanın ara sıcaklarından balık kokoreç oldukça lezzetli. Mezeler 3-14 TL, ara sıcaklar 10-22 TL, salatalar 8-10 TL, ızgara et çeşitleri 15-25 TL, balık çeşitleri 15- 100 TL, buğulamalar 20-25 TL, tatlılar 5-8 TL arasında değişiyor. Şarap ve rakı çeşitlerinin kadeh fiyatı 9 TL. Kredi kartı geçerli. Vale hizmeti yok. Yanında otopark var. &lt;br /&gt;İletisim Asmalımescit Sok. No: 23/B Asmalımescit Tel: 0212 245 96 92 &lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=451</link><pubdate>Mon, 28 Nov 2011 23:50:00 GMT</pubdate></item><item><title>Orkestra tamam, eğlence başlasın!</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;&amp;#160;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;Piyanoda Baki Duyarlar, modada Siren Ertan ve Cengiz Abazoğlu, iç mimaride Hakan Helvacıoğlu, takı tasarımında Dilara Karabay… Bu keyifli orkestranın şefi ise lezzetli yemekleriyle Savaş Aydemir…&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu ay Four Seasons Sultanahmet’teyiz. Aylardan eylül olunca yağmura yakalanmak da an meselesi oluyor. Olsun, keyfimizi bozmak yok! Otelin lobisinde, bizi halkla ilişkiler direktörü Sibel Benli karşılıyor. Konuklar mevsimin ilk yağmurundan muzdarip, biraz rötarlı geliyorlar. En erkencimiz iç mimar Hakan Helvacıoğlu. Ardından piyano üstadı Baki Duyarlar görünüyor. Mücevher tasarımcısı Dilara Karabay ve Cengiz Abazoğlu sözleşmiş gibi aynı anda varıyorlar. Görünen o ki, muhabbetimizin temeli tasarım ve sanat olacak! İlginç ve cesur lezzetlerin mucidi Savaş Aydemir’in sofrasını da merak etmiyor değiliz hani. Lobide başlayan bol kahkahalı ön sohbet, Siren Ertan’ın içeri Hollywood yıldızları misali girişiyle bölünüyor. Kısa bir sessizlik ve son tanışma faslının ardından masamıza geçiyoruz. “Yağmur yağarken burası ne güzel oluyormuş” diyen Dilara Karabay’a hak vermemek mümkün değil. Yemeği yiyeceğimiz camlı bölmeden yağmuru izlemek gerçekten çok keyifli. “Ben bu iki yakışıklıyla birlikte oturmak istiyorum” deyip, Hakan Helvacıoğlu ve Cengiz Abazoğlu’nu yanına alıyor Siren Ertan. Tabii bu üçlü yan yana gelince, koyu bir moda muhabbeti başlıyor aralarında. En iyi kumaş nereden alınır, haute couture piyasaları şu ara ne durumda? İtalya’dan yeni gelen Siren Ertan’ın hararetli bir şekilde mevzuyu ballandırması dikkatlerden kaçmıyor. Günün adamı Şef Savaş Aydemir, bu afili moda muhabbetini şerbetle kesiyor. Samimi bir hoş geldin konuşmasının ardından “Mide ağrılarına ve yaralarına iyi gelen taze kızılcık şerbeti” dediği özel içecekle yemeği başlatıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Garsonlar şov tadında bir servisle, herkesin önüne şerbetlerini getiriyor. Şerbetler daha çok rakı içerken kullanılan ehl-i keyiflerde servis edilmişler, sunumları çok özel, aynı zamanda fokurduyorlar. Günün ilk esprisi Dilara Karabay’dan geliyor. “Galiba arızası en çok olanda daha çok fokurduyor”. Gülüşmeler arasında, bir yandan da gözler en çok fokurdayan ehl-i keyfi arıyor. Baki Duyarlar hafiften yakınarak “Ya benimki de susmak bilmiyor” diyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Cengiz Abazoğlu “Benimki çok sakin çıktı, şimdi rahatlamalı mıyım?” diye sorunca ikinci kahkaha postası başlıyor. Bu arada yeri gelmişken, Cengiz Abazoğlu’nun masanın en çok güldüren isimlerinden biri olduğunu da not edelim. Sohbet sırasında İstanbul Life ekibi olarak, Hakan Helvacıoğlu, Cengiz Abazoğlu ve Siren Ertan’ın üçlü bir televizyon şovu yapmasını hayal ediyoruz. Bize kalırsa moda ve mimari üzerine çok eğlenceli bir iş çıkarabilirler. Üçlünün gizli gizli yaptığı Balıkçı Sabahattin planları da, kayıt cihazımızdan kaçmıyor. Şerbet faslından sonra sıra başlangıçlara geliyor. Masamızda suşi var. Şef Aydemir “Suşi’miz çok iddialı ve çok beğeniliyor” diyor. Suşi çeşitlerinin sunumlarının hem de lezzetlerinin yerinde olmasının yanı sıra içinde kullanılan ürünlerin tazeliğinden bahsediyor Aydemir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Suşi’ler tadıldılkça ilk ‘hımmmmm’ efektleri de masada duyulmaya başlıyor. Bir zamanlar Aziz Nesin ve Yaşar Kemal gibi isimlerin hapis yattığı Four Seasons binasının bahçesinde yemek yemek, herkesin aklına Sultanahmet’i ve civarını getiriyor. Herkesin ağzından “Ne kadar uzun zamandır buraya gelmiyoruz” gibi özlem sözleri dökülüveriyor. Masanın bilirkişisi Dilara Karabay. Atölyesi Nuruosmaniye’de olduğu için Nişantaşı’ndaki mağazasından ziyade burada vakit geçiriyor. Tavukpazarı’ndaki zula balıkçı lokantasını iştah açan bir üslupla anlatıyor. Şef Savaş Aydemir başta olmak üzere herkes bu salaş restoranı merak ediyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Oldukça salaş ama bir o kadar da lezzetli ve basit ürünlerin satıldığından bahsediyor Karabay. Ancak bizim dikkatimiz şu anda kendi masamızda. Sofraya nefis bir enginarlı iştah açıcının gelmesiyle, tezahüratlar tekrar yükseliyor. Enginarlar afiyetle yene dursun, Hakan Helvacıoğlu ve Siren Ertan arasındaki sohbet dikkatlerden kaçmıyor. Ertan, “Birçok sosyal sorumluluk projesinde çalışıyorum, Anadolu’daki kadınların yaratıcılığı beni hayrete düşürüyor. Hiçbir eğitim almadan bu denli yaratıcı işler çıkarmaları çok keyifli” deyince Hakan Helvacıoğlu, “Bir yer ne kadar çorak ortaya, bu bir kontrast, yaşadığınız yer renkten yoksunsa renklere o derece düşkün olursunuz.” diyor. Bu sohbetten ilham alan Savaş Aydemir “Bu masada oturan herkesin mesleği örtüşüyor. Ben tasarımcı ve mimar olmak isterdim. Belki sonra yine aşçı olurdum. Mesleklerimizin temeli yaratıcılık” diyerek Baki Duyarlar’a dönüyor ve ondan müzik ve yemek ilişkisini anlatmasını istiyor. “Müzik ve yemek birbirinden ayrılmaz. Düşünsenize yemek müziği diye bir şey var. Aslında müzisyenler hoş karşılamaz bu kavramı ama böyle bir gerçek var. Bir taraftan da iyi bir şey bence bu.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Çok müzisyen var ama herkes konser performansı yapamayabilir. Bazılarıysa hayatlarını bu şekilde kazanabilir.” Bu koyu muhabbet, Dilara Karabay’ın yemekleri fotoğraflayıp, meraklı bir arkadaşına naklen yayın yaptığını fark etmemizi engellemiyor. Söz bu kez de geliyor yemeklerin sunum şekline. Savaş Aydemir, Türk mutfağının bundan kaybettiğinden dem vuruyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Aslında soframızın çok zengin olduğunu, bu zenginliğin sunumlarda yapılacak yaratıcılıkla ortaya çıkarılması gerektiğini söylüyor. İş sekiz saatte pişen kuzu incik yemeğinin sofraya gelmesine kadar varıyor. Mönüdeki bu çok özel kuzu inciğin tarifi, hakiki Osmanlı kaynaklarından çıkarılmış. Aydemir’in bu yemeği göstermekteki amacı Osmanlı mutfağına has bir lezzetin nasıl modernize edilip sunulabileceğine dair fikir vermek aslında. Hiç kimse bir et yemeğinin nasıl olup da bu kadar şık görünebildiğine inanamıyor. Aydemir, bir kez daha herkesi kendisine hayran bırakıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Mevsimin bütün Güzellikleri&lt;br /&gt;Four Seasons Sultanahmet şefi Savaş Aydemir, Life buluşmaları için yaptığı hazırlığı yemekten hemen önce anlattı.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Life bulusmaları için nasıl bir sofra hazırladınız?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Kaliteli ve lezzetli bir yemek yapmak için ilk adım ürünleri taze, mevsiminde kullanmaktan geçer. Ben de sezondaki balık, sebze ve meyvelerden oluşan bir mönü yarattım. Öğle yemeği olduğu için hafif yemekler olmasına dikkat ettim. Bunun yanında yemeklerin birbirleri ile uyumuna, tatlarına ve tabii ki görüntülerine ayrıca özen gösterdim.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Masamıza konacak yemeklerden söz eder misiniz?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Baslangıç olarak portakal suyu ve zeytinyagında pisirilmis taze Kıbrıs enginarı servis edilecek. Hafif ve bir o kadar da lezzetli. Ara yemekte ise Manyas çökelek peynirli ravioli servis edilecek. Bu özel ravioli benim mayhoş ve şekerli tadı yüzünden ‘patlıcan marmeladı’ dediğim bir sos ile servis ediliyor. Tabağa en son olarak bahçeden topladığım taze adaçayını ekliyorum. Ana yemekte bu aylarda denizin en lezzetli balıklarından olan dülger balığı, barbun ve bebek kalamardan oluşan deniz ürünleri tabağı servis edilecek. Garnitürlerin balığın tadının önüne geçmemesi, balığın tadının tam alınabilmesi için garnitür olarak yoğunluğu daha az olan taze minik patates, maydanoz ve zeytinyağı karısımını seçtim.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Bu yıl sizin mutfagınızda ne gibi yenilikler bizi bekliyor olacak?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Yemek tarihimiz arastırıldıgında size ilham verecek bir çok fikir, pişirme tekniği ve ürün ile karşılaşıyorsunuz. Ben de biraz araştırma yapıp yerli, sezonluk ürünler ile neler yapılabileceğini araştırdım. 8 saatte pişirilen kuru erikli kuzu incik benim imza yemeğimdir. Anasonlu karides pilakiyi ise belki de ilk defa üzüm pekmezi ve gülsuyunda pişmiş dana yanağı, Rumeli kalamar dolması ve Ege otlarının eşliginde, karidesli zeytinyağlı pilaki şeklinde Four Seasons’da yiyebileceksiniz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Bu tür davetlere hazırlanırken neleri göz önünde bulundurursunuz?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Baklava ustaları baklavayı fırında pişirip serbeti vereceği zaman mevsimine, ayına, o günün hava sıcaklığına bakar, şerbetinin kıvamını tüm bu değişkenlere göre ayarlar. Ben de o ayda hangi taze ürünler bulunacağını düşünür, davetin konsepti, misafir portföyü ve yaş grubu gibi degişkenleri göz önüne alarak mönüyü oluşturmaya başlarım.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Yemek yapmak yetenek ister mi?&lt;br /&gt;Siren Ertan: Savaş Bey evde mutfağa giriyor musunuz?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Savaş Aydemir: Elbette giriyorum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S.E.: Benim esim Four Seasons’ın ödüllü sesi olacak, ben hayatta mutfağa girmem. Onunla baş mı edilir?&lt;br /&gt;Cengiz Abazoğlu: Siz eşinizi eleştiriyor musunuz yemek yaparken?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;S.A.: Elestirmiyorum sadece düzeltmeye çalışıyorum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;C.A.: Ben mutfak konusunda çok yetersizim, sadece yumurta kırarım.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;S.A.: Aslında yemek yapmakta bir şey yok. Taze ürün ve dogru pişirme seklini biliyorsanız kötü yapma olasılığınız yok.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S.E.: Ben kırk yılda bir girerim. Öyle olunca daha kıymetli oluyor. Savas Bey bu arada sizin en çok begendiginiz mutfak hangisi?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;S.A.: Bana kalırsa mutfakların en babası Fransız mutfağı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;S.E.: Bence de, sadece yemekleri değil Fransızların her şeyi ilgimi çekiyor benim.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;C.A.: Sosun çok kullanıldıgı bir mutfak degil mi? &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Onca sosu benim üstüme dökerseniz ben de çok lezzetli olurum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;S.E.: Böyle de tadına doyulmuyor, merak etme.&lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=450</link><pubdate>Mon, 28 Nov 2011 11:24:00 GMT</pubdate></item><item><title>Dahada kirleniyoruz, farkındamısınız?</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Bugün Somali’de yaşananların yarın burada yaşanmaması için bir an önce kendimize gelmeli, doğayı korumak için elimizden geleni yapmalıyız. Yoksa dünyamız yakın bir gelecekte bize ev sahipliği yapmaktan vazgeçecek.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Çevremizde yaşanan kirlilikten rahatsız olmadan bir gün bile geçiremez olduk. Korna sesleriyle uyanıyor, evden çıkar çıkmaz bitmek tükenmek bilmeyen yol çalışmalarının tozuyla, dumanıyla karşılaşıyoruz. Canhıraş bir şekilde kendimizi iskeleye zor atıyoruz. Tam “Vapur keyfi yapacağım” derken gözümüz denize takılıyor ve işte o an “Artık bu kadarı da fazla” diyoruz. Yaşadığımız durumun vahametine dikkatinizi çekebilmek için, gidişattan en az bizim kadar muzdarip olan Akasya Asıltürkmen, Alper Kul, Bedük, Hakan Bilgin ve Vildan Atasever’le birlikte yola çıkıyoruz. Hepinizi, şuursuzca kirletmediğimiz, kaynaklarını bilinçsizce tüketmediğimiz bir dünyaya davet ediyoruz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Vildan Atasever “Biz yokken o vardı”&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Ağaçsızlandırma, su ve toprak kirliliği ile aşırı avlanmadan dolayı birçok canlı türünün nesli tükenme sınırında. Biz yokken o vardı, biz geldik ve bozulmaya başladı dünya. Biz hala varız ama o yok olmak üzere. Gelecek kuşaklara bırakılacak en büyük miras olması dileğiyle…&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Bedük “Radyo bile açmak istemiyor insan!”&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Yeşilin her gün griye döndüğü bu günlerde çevrenin kirleniyor olması kaçınılmaz. Özellikle gürültü kirliliğinden kaçmak imkansız. İnsan kafasını dinleyebileceği, kenara çekilip kendini dinleyebileceği zamanlar azaldıkça, kendine dönüp temiz bakış açısını kaybetmeye başlıyor. Benim en büyük gürültü kirliliği problemim popüler müziğin getirdiği kirlilik. Öyle bir hale geldi ki artık radyo açmak bile istemiyor insan. Umarım günün birinde içimize dönüp pencereye dışarıdan bakabilir ve dünyanın bize baktığı kadar biz de dünyaya bakabiliriz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Akasya Asıltürkmen “Bir nefes alabilsem!”&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;İnsanların sağlıklı ve rahat yaşayabilmesi için teneffüs edilen havanın mutlaka temiz olması gerekiyor. Havanın doğal yapısını bozan ve kirleten maddelerin, başka bir deyişle kirli havanın solunması, özellikle akciğer dokularını tahrip edici ve öldürücü olabiliyor. Solunum yolu ile alınan hava içerisindeki parçacıklar ve duman, teneffüs esnasında yutuluyor ve akciğerlere kadar ulaşıyor. Peki biz bu konuda ne yapabiliriz? Kurşunsuz benzin kullanarak, sigarayı bırakarak, doğalgaz kullanımını arttırarak hava kirliliğinin önlenmesine katkıda bulunabiliriz. Ayrıca hava kirliliği problemini politik ve bilimsel olarak benimseyebiliriz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Hakan Bilgin “Denizden baban bile çıksa yiyemeyeceksin artık!”&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Biz zaten kirlendik, denizi bari kirletmeyelim. Çünkü deniz ne bizim, ne pet şişelerin, ne de sigara izmaritlerinin. Deniz ‘onlar’ın ama ‘onlar’ tükendiği için denizden baban bile çıksa yiyemeyeceksin artık!…&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Alper Kul “Konu uzun, paragraf kısa”&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Çevrene duyduğun saygı kadar medenisindir. Kadınlara, çocuklara, hayvanlara, bitkilere, denize... Umarsızca bu hakkı gasp etmek kabul edilemez. Kanalizasyonunu hala denize akıtan, habitatındaki hayvanlara zulmeden, kendi cinsinin bile dişisini adam yerine koymayan bir tür halini aldık. Konu uzun, paragraf kısa. Ben kendi adıma iki yıldır, Anadolu’nun 81 vilayetinden ulaşabildiğim kadarıyla organik tohumları toplayarak fi deleyip, arkadaşlarımın da üretmelerini teşvik ederek çevreme hediye ediyorum. Türkiye’de artık yerli tohum kullanmak yasak. Yurt dışından alarak ekmek zorunda olduğumuz tohumlar da kısır. Savaş, deprem, her türlü mücbir sebep durumunda bize dış ülkelerden tohum verilmez ise ertesi sene yiyeceğimiz ekmeğimiz dahi olmayabilir. Bir de beni en etkileyen sosyal sorumluluk projesi www.ekledestekle.com’a lütfen giriniz ve uygulamayı indiriniz. Bu uygulamayı indirerek sizin cebinizden para çıkmadan bilgisayarınız açık kaldığı sürece seçtiğiniz İKSV, TEGV, TEMA gibi sosyal sorumluluk projelerine para kazandırıyorsunuz. Hem de sürekli.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=449</link><pubdate>Fri, 25 Nov 2011 19:12:00 GMT</pubdate></item><item><title>Mesai arası tazelenme</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Maslak’ta çalışan beyaz yakaların ögle aralarında gidebilecekleri yeni bir adres oldu. Mesaiden çalacak kadar keyifli olan Carlotta’nın mönüsünde her gittiginizde farklı lezzetler deneyebilirsiniz.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Maslak hattındaki hareketlenmelerden daha çok bahsedecegiz önümüzdeki günlerde. Semtte esen rüzgarın son eseri Carlotta Cafe &amp;amp; Deli. Istanbul Doors Group imzalı mekan sırf bu özelliğiyle bile büyük bir avantaja sahip. Mekanı anlatmaya dilerseniz lezzetlerinden başlayalım. Özellikle hafif şeyler yemekten hoşlananların yüzünü güldürecek çok seçenek var.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yemeklerin lezzeti kadar hızlı servis edilmesine de önem veriyorlar. Zaten restoran ‘fast casual’ olarak tanımlanıyor. Yani günlük lezzetleri hızlı tatma imkanı tanıyorlar. Hızlı ama özenli ürünler olduğunun altını çizmekte fayda var. Sandviçler, wrap’ler, salatalar, tatlılar, çorbalar ön plana çıkan lezzetler arasında. Mönü sürekli değişim ve yenilik içinde. Her gittiğinizde farklı ve değişik bir çeşitle karşılaşma imkanınız var anlayacağınız. Mönüdeki lezzetlerin pratik olmasının en önemli sebebi çevredeki iş yerlerinde çalışanların taleplerinin bu yönde olması. Lezzetler kadar restoranın atmosferine de önem vermişler. Zira Carlotta Cafe &amp;amp; Deli’de bizim en sevdiğimiz seylerden birisi dekorasyonu oldu. Mekana adımınızı atar atmaz aşık olacaksınız. Ahşap oturma gruplarıyla metal masa ve sandalye takımları hoş bir bütünlük içinde. Iç bölümde upuzun bir büfe içinde yanda bahsettiğimiz ürünlerin iştah açıcı bir şekilde sergilendiğini göreceksiniz. Vitrinde seçim yapmaya kalkınca eliniz en az üç tane şeye gidiyor. İlk kez gidecekler çalışanlardan tavsiye alarak seçim yapmalı. Mekanın logosunun da çok keyifli oldugunu ve insanın içini ısıttığını söylemliyiz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Hafif lezzetler&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Haftanın her günü 08.00- 20.00 saatlerinde açık. Unlu ürünler 2-5 TL, salata ve sandviçler 5-12.5 TL, kahveler 4-5.50 TL, tatlılar 5-7.75 TL arasında değişiyor. Otopark, vale var.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İletişim Ayazaga Mah. Dereboyu Sok. Kapital Olive Plaza, Giriş Katı, Maslak Tel: 0212 346 34 24 &lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=448</link><pubdate>Fri, 25 Nov 2011 11:30:00 GMT</pubdate></item><item><title>Benin gönlüm serhoştur yıldızların altında</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Bu güzel şehirde yaşayıp da mehtaplı Boğaz turuna çıkmadıysanız çok şey kaçırdınız demektir. Yıldızların altında romantik bir gece için tek yapmanız gereken, rüzgarsız hava ve doğru tekneyi seçmek.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İstanbul’un tadı en güzel nerede çıkar? Tabii ki Boğaz’da… Hangi yakasında olursanız olun, hayata küçük bir mola verip şehri izlemek iyi gelir insana. En çok da geceleri keyifli olur Boğaz… Tarihi Yarımada’nın görkemi, Sultanahmet ve ışıl ışıl camiler, Kız Kulesi, renkten renge giren Boğaz Köprüsü ‘İyi ki İstanbul’da yaşıyorum’ demek için bir sebeptir. Bugüne kadar İstanbul’a hep bir kıyıdan baktıysanız, artık açınızı değiştirme vaktiniz gelmiş demektir. Bu güzel şehre bir de denizden bakmaya ne dersiniz? Yok, öyle işiniz gereği hemen her gün yaptığınız Kadıköy-Kabataş vapur seferlerinden söz etmiyoruz. Tamamen keyfi sebeplerle Boğaz turuna çıktınız mı hiç? Kendiniz için. İstanbul için. Sevdiğiniz dostlarınızla, ailenizle, sevdiğiniz adamlakadınla yıldızların altında bir gece geçirdiniz mi? Biz size rehberlik etmek adına Boğaz’ı bir de gece gözüyle görelim dedik.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Gürültü sorunu çözülmüş&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Öncesinde küçük çaplı bir araştırma yapmamız gerekti. Hemen her gün, 10-15 TL karşılığında, eller havaya eğlencesi eşliğinde, Boğaz turları yapan tekneler bulmak mümkün. İki kişilik romantik turlar için seçenek daha az. ‘Tekneler nereden kalkar, hangi güzergahı izler, son durakları neresidir?’ soruları eşliğinde yaptığımız araştırmalar sonucu Ada Turizm’e ulaştık. Ada Turizm’in en özel yatı Süreyya V. Ancak 32 metre uzunluğundaki yat, iki kişi için fazlasıyla görkemli. 12 kişilik Bebi adlı yatları ise romantik turlar için biçilmiş kaftan.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bir dolunay akşamı Bebi ile yola çıkmak üzere sözleştik. Kaptanımız Metin Yangöz, yardımcısı Ümit ve servis görevlisi Serkan Çavuşoğlu Bebek’te bizi bekliyordu. Yemek isteyip istemediğinizi baştan söylüyorsunuz. Ada Turizm Elma Catering’le çalışıyor. Biz romantizmin hakkını vermek adına şarap, çerez ve meyve istedik. Ona rağmen çok şık bir masa kurulmuştu. Teknenin kıç kısmındaki masada biraz atıştırıp buruna geçtik. Kırmızı şaraplarımızı yudumlarken Kuruçeşme’yi geçmiştik bile… Her zaman içinde olduğumuz Reina ve Sortie’ye bir de dışarıdan baktık. Aklımıza ilk olarak ‘Eskisi kadar ses problemi yaşanıyor mu?’ sorusu geldi. Ömrünü deniz üstünde geçiren Metin Kaptan, ‘Artık hiç duyulmuyor’ dedi. Demek ki gürültü perdeleri işe yaramış.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;En renklisi Ortaköy&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Gezimizin en renkli durağı Ortaköy’dü. Öyle ki, Ortaköy Camii, restorasyondayken bile büyüleyici. O eşsiz mimari önünde durdurduk teknemizi. Dilediğiniz yerde mola verebiliyormuşsunuz. Yatların yanaşabildiği her yerden de binebiliyorsunuz. Ancak güzergahı turu seçtiğiniz şirket belirliyor. Öyle kafanıza göre ‘Oradan gidelim, şuradan dönelim’ demek biraz da deniz trafiğine bağlı. Şansımıza çıktığımız saatte yoğunluk azdı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Hassas midelere dikkat&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Bu şehre niye bu kadar çok şiir yazılmış olduğunu bir kez daha anladık bu gezide. Saat 21.00’i geçtiğinde Boğaz Köprüsü’nün ışıkları da yanmaya başladı. Kah mavi oldu köprü, kah kırmızı, kah yeşil… Ortaköy Meydanı’nın cıvıltısı da eklenince gezimiz daha da renklendi. Ama en büyük renk, gecemizi aydınlatan dolunaydı. Böyle bir tur düşünüyorsanız, mehtaplı geceleri kovalamanızı öneririz. Bir de rüzgarsız bir hava seçmenizi. Büyük gemilerin yanından geçmek bile hassas mideleri rahatsız edebilir. Neyse ki, bütün kaptanlar gibi Metin Yangöz de cebinde bulantı hapıyla geziyor. Sayesinde hasarsız atlattık turu. Kabataş açıklarından dönerken karşı yakanın incileri Üsküdar, Kuzguncuk, Beylerbeyi, Çengelköy, Kandilli’ye açıktan selam ettik. ‘Bir müziğimiz eksik’ yakınmalarını duyan Kaptan, CD setini gösterdi. İstanbul’un göbeğinde, yıldızların altında, kulağımızda güzel bir tını eşliğinde sonlandı turumuz. Peki ‘bu özel gece turlarını en çok kimler tercih ediyor?’ derseniz, daha geçenlerde büyük bir medya patronunun oğlu evlenme teklifi etmiş kız arkadaşına. Tekneyi de Kız Kulesi’nin tam önünde durdurmuş. Evlilik yıldönümleri, doğum günleri ya da hiç sebepsiz, unutulmaz bir akşam yemeği için farklı bir mekan arıyorsanız aklınızda bulunsun. Hem sevdiğinize, hem bu şehre bir kez daha aşık olmayı göze alıyorsanız tabii…&lt;/p&gt;&lt;p&gt;20 metre uzunluğundaki Bebi, Adalar turu için de uygun. Arkadaş grubunuzla toplanıp Boğaz sefası yapabilirsiniz. Şehirde eylül romantizmi yaşayabileceğiniz bir de terası var...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Seç, beğen, turla&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;. Ada Turizm’in Süreyya V teknesi, düğünler, yıldönümü kutlamaları ve özel partiler için daha uygun. Birçok devlet başkanı, üst düzey siyasetçi ve bürokratı ağırlayan teknenin kiralama bedeli, 19.00-23.00 arası 2.900 Euro. 12 kişi kapasiteli Bebi ise aynı saatler arasında 1.400 Euro, günlük 2.900 Euro. Fiyatlar eylül sonuna kadar geçerli. Konaklamalı tur da alabiliyorsunuz. &lt;br /&gt;Tel: 0212 575 47 75&lt;/p&gt;&lt;p&gt;. Horasan teknesi ile, Kabataş-2. Köprü arasında gidiş-dönüş olarak Boğaz turu düzenleniyor. 1.5 saat süren turun gündüz fi yatı 400, gece fi yatı 1.500 TL. Sadece kira bedeli, 45 kişiye kadar kapasitesi var. &lt;br /&gt;Tel: 0212 638 50 64&lt;/p&gt;&lt;p&gt;. Kaan Yat’ın Emirgan’da demirli teknesi Avrupa yakasını Çırağan’a kadar gezdiriyor. Oradan Beylerbeyi’ne ve Beykoz’a gidiyor. Son durağı yine Emirgan olan tur, 4 saat sürüyor. Gündüz-gece 20 kişiye kadar ödeyeceğiniz tutar 1.500 TL. &lt;br /&gt;Tel: 0532 316 85 55&lt;/p&gt;&lt;p&gt;. Hünkar Lokantaları’na ait Hünkar teknesi 15 kişiye kadar yemekli-yemeksiz gecegündüz Boğaz turu düzenliyor. Haliç’ten Adalar’a kadar sizin belirleyeceğiniz güzergahta ilerlerken, Hünkar’ın o eşsiz lezzetlerinden yiyebilirsiniz. Bir saatlik tekne kirası 150 Euro. Yemek hariç. &lt;br /&gt;Tel: 0532 211 76 87 &lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=447</link><pubdate>Thu, 24 Nov 2011 11:58:00 GMT</pubdate></item><item><title>Ev ve ofisler için Koleksiyon’da ‘Fırsat Çadırı’ zamanı!</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Koleksiyon Mobilya, Tarabya merkezinde kurulan ‘Fırsat Çadırı’nda ev ve ofislerin eksiği, tamamlayıcısı birçok ürünü çok uygun şartlarla satışa sunuyor.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Koleksiyon Mobilya’dan önemli bir fırsat. Yerli, yabancı ünlü tasarımcıların imzasını taşıyan birçok mobilya, aksesuar ve tekstil ürünü %30’dan %60’a varan indirimlerle Koleksiyon ‘Fırsat Çadırı’nda sunuluyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Koltuk takımlarından sehpa ve puflara, yemek masalarından el dokuması İran halılarına; ofis masalarından depolama sistemlerine, cam ve porselen aksesuarlardan ev tekstili ve aydınlatma ürünlerine kadar geniş bir ürün yelpazesinin satışa sunulduğu ‘Fırsat Çadırı’, haftanın 7 günü hizmet veriyor. Hafta içi 08.00 – 18.00, hafta sonu ise 10.00 – 17.00 saatleri arasında ziyarete açık olan bu fırsat alanı, Tarabya’daki Koleksiyon Forum’da ziyaretçilerini bekliyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Koleksiyon Mobilya İstanbul Tarabya Merkez&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Hacıosman Bayırı, Cumhuriyet Mah. Bağlar Cad. No: 35 Kefeliköy-Sarıyer 34457 İstanbul&lt;br /&gt;Tel: 0212 363 63 63&lt;br /&gt;Web: http://www.koleksiyon.com.tr&lt;br /&gt;Blog: http://blog.koleksiyon.com.tr&lt;br /&gt;Facebook: http://www.facebook.com/KoleksiyonMobilya&lt;br /&gt;Daha fazla bilgi için: Ferda Bakay Communications 0212 215 62 73 &lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=446</link><pubdate>Thu, 24 Nov 2011 11:47:00 GMT</pubdate></item><item><title>Bahçede mangal keyfi</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Etiler'in hemen yanı basında, Karanfi lköy’de, gecekonduların arasında kapılarını açan Bahçe 34 tam bir gizli sıgınak! Erik, dut, kiraz agaçlarının gölgesinde keyif yapabilirsiniz.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Big Chefs Suadiye, restoranın Etiler, Tünel, Ataşehir, Marmara Forum, Ataköy Plus’tan sonra İstanbul’daki beşinci şubesi. Ankara’lı lezzetler Anadolu sakinlerinin emrine geldi sizin anlayacağınız. iyi yemek ve kaliteli ortam seven Bağdat Caddesi sakinleri burayı çok sahiplenecektir eminiz. Öyle ki bizim yolumuz da tıklım tıkış bir günde düşüyor mekana. Rezervasyonumuz olmadığı için bir süre beklemek zorunda kalıyoruz ama sonunda ferah bir masaya kurulma şansını yakalıyoruz. Ancak siz siz olun özellikle hafta sonu gidecekseniz, işinizi şansa bırakmayın ve mutlaka rezervasyon yaptırın.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Mekan gerçekten de çok kalabalık çünkü. Biraz nefes aldıktan sonra etrafı inceliyoruz, bahçe çok keyifi, insanlar da hayatlarından oldukça memnun görünüyorlar. Vakit kaybetmeden mönüyü karıştırmaya başlıyoruz. Her damak zevkine göre bir şeyler bulmak mümkün. Big Chefs’in mönüsüne göz atmak bile insanı çığrından çıkarıyor. Yemek fotoğrafarı çok etkileyeci. Burgerler, pizzalar, etler, makarnalar, salatalar…&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Karnınız açsa bizim yaptığımız gibi ‘combo fajita’yı (30 TL) tercih edebilirsiniz. Zaten garsonlar ellerinde combo fajita’larla geçip durdukça kokusuna dayanamayıp, sipariş etme ihtimaliniz çok yüksek. Bunun dışında biz fettucine alfredo (19 TL) ve dana pirzola (42 TL) yemeği sipariş ediyoruz. Özellikle fettucine alfredo çok başarılı ve de doyurucu. Salatalarda kararsız kalırsanız somonlu salatayı tavsiye edelim. Avokado, labne peynirli kuşkonmaza sarılı somon ve cherry domates… Pişman olmayacaksınız.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Tatlıya da yer kalsın&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Tatlı mönüsü de oldukça zengin. Antakya’nın meşhur tatlısı bibi bici ve çilekli kup aklınızı çelebilir, bizden söylemesi. Başlangıçlar 14-24 TL, salatalar 17-25 TL, süper sandviçler 18-23 TL, burgerler 19-23 TL, pizzalar 17-25 TL, etler 30-44 TL, ana yemekler 24-33 TL, makarnalar 16-25 TL, tatlılar 11-13 TL.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İletişim Bagdat Caddesi, Çatalçesme Mah. No: 497 / A Kadıköy Tel: 0216 410 27 00 &lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=445</link><pubdate>Wed, 23 Nov 2011 12:27:00 GMT</pubdate></item><item><title>Galata’nın hayaleti</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Kuledibi’ndeki Barnathan Apartmanı, mimarışiyle fazla söze gerek bırakmıyor. İçeri girince, tarifsiz bir hüzün kaplıyor içimizi. Binanın bir süre önce, butik otel olmak üzere satın alındığını öğrenince, bu hüznün sebepsiz olmadıgını anlıyoruz.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İstanbul’da fantastik bir film çekilse eminiz Tımarcı Sokak en iyi görüntüleri verecektir. Burada yer alan Barnathan Apartmanı nam-ı diğer Halil-Hamit Kardeşler Apartmanı, heybetiyle, kokusuyla, ruhuyla bir asır önce Musevi, Rum ve Levantenlerin yaşadığı Kuledibi halet-i ruhiyesini bugünlere taşıyor. Apartmanın birer heykeli andıran duvar süslemeleri kararmış, pencere pervazlarında adam boyu otlar bitmiş. Perişanlığına ragmen “yıkılmadım ayaktayım” diyerek herkese meydan okuyor. Sadece Kuledibi’nin değil İstanbul’un da harikalarından birisi olan Barnathan Apartmanı üzerinde kara bulutlar geziyor su günlerde. Apartman geride bıraktığı onca yıla grileşmış ve yosun tutmuş duvarlarıyla direnirken bir taraftan da ilginç bir tartışmayla çalkalanıyor. Sahkulu Sokak’ta yer alan Nar Suites Pera, otel yapmak üzere apartmanın yüzde 80’lik kısmını satın almış. Yıllardır burada yaşayan sakinleri için ise buhranlı günler bu satıştan sonra başlamış. Onlarca kavga ve gürültüyle birlikte olaylar mahkemeye taşınmış. Dairelerde yaşayanların iddiaları üzerine ilk is Nar Suites Pera’yı arıyoruz, apartmanı aldıklarını doğruluyorlar, lakin onca ısrarımıza ragmen röportaj taleplerimize olumlu dönmüyorlar. Bunca kavga ve gürültünün arasında Tımarcı Sokak’ta yer alan bu gizemli ve heyula gibi masalsı binanın hikayesi, içinde yaşayan bir avuç insanla devam ediyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Giriş kısmında birkaç tane kafe ve çerçeve dükkanı bulunuyor. Dairelerin bir kısmı işe terk edilmiş. Dolu olanlarda semte ve bu dokuya tutkusu olanlar yaşıyor çogunlukla. Önümüzdeki günlerde burası bir otel olursa, İstanbul Life olarak biz de son kez apartman halini belgelemis oluruz, bu haberle. Barnathan Apartmanı hakkında kaynaklar oldukça sınırlı. Galip Dede Caddesi’yle Tımarcı Sokak’ın el ele verdigi noktada yükselen bina, duvar bezemeleri, pencereleri, Fransız balkonları ve mimari özellikleriyle Doğan Apartmanı’yla benzerlik gösteriyor. Apartmanın kapısında yazan Musevi tarihi 5652’yi gösteriyor, yani bunun karşılığı 1892. Bu aynı zamanda apartmanın insaat tarihini de belirtiyor. Zaten Foto Sebah tarafından 1892 yılında Galata Kulesi’nde çekilen fotoğrafta, binanın bir kısmının tamamlanmamış olduğu görülüyor. Ön cephesi bir caddeyi olduğu gibi kaplıyor. Binanın arka avlusuna çıkınca, Galata Kulesi’ni görüyorsunuz. Bina, yapıldığı yıllarda şehirde oldukça seyrek olan büyük konut bloklarına da iyi bir örnek.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Roman olacak hikaye&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Barnathan Apartmanı’nın diğer adının Halil Hamit Kardeşler Apartmanı olduğunu yukarıda belirtmiştik. Bu isim olayının ilginç bir hikayesi de var. Bir Yahudi yapısı olan apartmanın asıl sahipleri Osmanlı zamanında İstanbul’u terk ederken binayı Halil ve Hamit kardeşlere satmışlar. Halil ve Hamit kardeşlerin eşleri kavga edince apartman önce ikiye sonra üçe bölünmüs. Son büyük terk ise 6-7 Eylül olaylarında azınlıkların gitmesiyle olmuş. Barnathan’ın hemen bitişiğinde bulunan ikiz kardeşi Demir Apartmanı, gıcır gıcır ve bakımlı bir şekilde hayatına devam ediyor. Bu küçük hikaye Damat Paçası’nda çalışan Bülent Çapoğlu’ndan geldi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Apartman sakinleri ne diyor?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Barnathan Apartmanı’nın yüksek tavanlı ve zor ısınan dairelerinde yaşayan sakinleriyle görüştük. Kimi yıllardır burada, kimisi taze kiracı. Çoğunun ortak arzusu buranın yenilenip bir apartman olarak varlığını sürdürmesi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Ece Öz, Moda Editörü&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Bu dairede daha önce arkadaşlarım yaşıyordu. Apartmanın en yeni sakinlerinden birisiyim. Şu an sadece ev olarak kullanıyorum, bir kısmını atölye yapacağım. Çok büyük bir ev burası, bu kadar ferah bir alanı şehrin göbeğinde hissetmek çok güzel. Öte yandan hiçbir konforu yok. Apartman tamamen sobayla ısınıyor. Doğalgaz kutusu içeri hiç girmemiş. Yine de yaşamak çok keyifli çünkü Galata’nın en eski binalarından birisi ve eskinin ruhunu çok iyi barındırıyor bünyesinde. Bu ve benzeri apartmanların temizlenmesi çok zor. Çünkü çoğu işgal evi. Anadolu’nun birçok yöresinden gelen insanlar el koymuşlar ve artık düzeltmesi çok zor. Onların gelir seviyesi yüksek olmadığı için apartmanlara yeterince bakım yapılamıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Ömer Bilgiç, Çerçeve Ustası&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Binanın dış cephesinin ciddi anlamda restorasyona ihtiyacı var. Eski mal sahipleri paradan sakınıp bu işe girişmediler. Yıllarca buraya mimarlar geldi gitti, restorasyon yapılacaktı sözde. Restorasyon için biz de taşın altına elimizi koymak istedik ama yanaşmadılar. Zaten sonra da bütün hisselerini Nar Suites Otel’e sattılar. Onlar da yıllardır yaşadığımız bu apartmandan bizi çıkartmaya çalışıyor. Biz 25 yıldır buradayız, düşünsenize 60 yıldır yaşayan insanlar var. Buranın otel olması bu apartmanın değerini çok düşürür. Yaşayan bir bina olması gerekiyor bence. Mesela bir müşterimiz geldi; “Çocukluğum bu evde geçti” dedi. Büyüdüğü odayı gösterdi. Bence bu hayatın içinden çok hoş bir ayrıntı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Ahmet Tükenmez, Ressam&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;İstediğimiz kadar söylenelim, bu tarihi zenginliği de berbat edecekler. Önlerinde hiçbir engel yok çünkü. Para gücünü nasıl kullanacaklarını çok merak ediyorum. Çevresel ve tarihsel zenginliklere karşı hassas olsalar belki içimiz rahat eder, ama ben böyle olduğunu zannetmiyorum. Bu bağlamda restorasyonun çok başarılı olacağını düşünmüyorum. Çünkü bu binadaki en küçük ayrıntı bile para harcamayı gerektiriyor. Sahipleri bence buranın değerlenmesini bekledi, birilerinin gelip iyi paralara satın alacağını öngördüler. Ayrıca daha fazla dikkat edilmesi gerekenlerden biri de şu; apartmanda yaşayan insanlara karşı davranışları baştan beri çok kötü. Sonuçta herkes çıkacak ama kullandıkları üslup çok yanlış.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Günay İnci, Mimar- Damat Paçası’nın İşletmecisi&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Ben Damat Paçası’nda yeniyim, daha önceki işletmeciler üç sene önce burayı açmışlar. Binanın güzelliğinden ziyade olaya daha çok ticari yaklaşmışlar. Bana soracak olursanız ben bu dokuyu çok seviyorum. Bina her şeyiyle kendini gösteren bir yapı, bir anlamda Akaretler’e çok benzetiyorum. Ayrıca mimar olduğum için mimari anlamda da olağanüstü buluyorum. Bu zamana kadar nasıl korunmamış anlamıyorum. Burayı isteyen birkaç otel var. Bence butik otel olarak değerlendirilmesi en doğrusu. Tabii bunu yaparken dokusunu ve özelliğini korumalılar. Girişleri de kahve ve restoran olarak değerlendirilmeli. Apartmanın önü, baştan sona kafeler sokağı olarak değerlendirilebilir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Daha gençlik çağlarında kanına girer insanın:&lt;br /&gt;‘Hele ayrı eve çıkayım, görün bakın neler yapacağım…’&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Sonsuz özgürlük sunacagı varsayılan single hayat, 18’ini tamamlayan her gencin en büyük rüyasıdır. Kimi bu rüyayı gerçekleştiremeden evlilik hayatına ‘merhaba’ der ve kalabalıklarına karışır; kimi de hep ‘bir gün olacak’ arzusunu içinde taşır. Yalnız yasamayı bu kadar cazip kılan, hayatının patronu olma key­ dir elbette. Televizyonda hangi kanalı izlemek istediğinden tut da aksama ne yiyeceğine karar verecek tek kişi olmak büyük lüks. Dizinin en heyecanlı yerinde su getirmeni isteyen yok, dışarı çıkarken ‘O etek çok kısa değil mi?’ diye kılığına kıyafetine karışan yok. Gecenin bir vakti canın helva kavurmak istediğinde ‘Bu saatte ne tatlısı, otur oturdugun yere’ diye hevesini kursağında bırakan ebeveyn yok. Ala bir hayat.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ama iste… Her madalyon gibi tek başınalığın da öbür yüzü var ne yazık ki. Bu yüz biraz can sıkıcı.&lt;br /&gt;İki çift laf edecek insan olmaması, gecenin bir yarısı kapının kilidinin zorlandığını hissettiğinde korkunu paylaşacak kimseyi bulamamak, şiddetli bir gürültüyle patlayan sofbenin evi göle çevirmesi, single yaşayanlara aslında nasıl bir çaresizlik içinde olduklarını hatırlatan sahneler. En kötüsü de ansızın yasanan elektrik kesintileri olsa gerek. Televizyondaki tartışma programlarını son ses açıp evde yalnız olmadıgını sanırken, ‘pat’ diye ısssızlıgın koynunda bulursun kendini. Ve o karanlık saatler geçmek bilmez. Bir de dışarısı var tabii…&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Single yaşıyorsan, yalnızlığınla barışman şart. Yoksa toplumda ‘ikinci sınıf vatandas’ muamelesi görmenin yarattığı travmayla baş edemezsin. Misal, sahilde bir kafeye gider; denize en yakın masayı gözüne kestirirsin, garson hemen yanında biter; “Tek misiniz? Sizi söyle alalım.” Gösterdiği yer genelde kuytu bir masadır. Baş köseler en az ‘iki kisilik’lere ayrılmıştır çünkü. ‘Parasıyla değil mi kardeşim?’ deme hakkın bile olmaz. Sadece o olsa ‘Sabır’ der geçersin. Mekandakiler de gözlerini senden alamaz. En çok da kadınlar bakışlarıyla yer hemcinslerini. Yalnız kadın çekistirmelere doyulmaz: ‘Ayy kadına bak tek başına oturuyor’ , ‘Yazık ya…’ ‘Beni asla böyle göremezsiniz.’&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yalnızlık genelde acıma hissi uyandırır bizim toplumumuzda. Oysa ne yaman çelişkidir: Baskalarının yalnızlığına acıyanlar, onların ‘single’ hayatını ‘özgürlük’ olarak görüp imrenir. Herkes yaşadığını bilir sonuçta. O yüzden son söz single hayat kahramanlarının. Bakalım onlar ne diyor? Kendilerini ‘Sultan Süleyman’ gibi mi hissediyorlar, yoksa Pargalı’dan hallice mi?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Ahu Yağtu Model&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;“Single hayat sürerken herhangi bir zorlukla karşılaştığımı söyleyemem, yalnız yasamaya karar verdiğinizde bir şekilde her şeyi ona göre organize ediyorsunuz zaten, tıkır tıkır işliyor. Ne temizlik, ne yemek sorun olmuyor, faturalar otomatik ödemeye bağlanıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Başak Sayan Oyuncu-Yazar&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;“Ben single yaşamaktan çok memnunum. Zaten yapı olarak yalnızlığı seviyorum. Sürekli biriyle birlikte yaşamak benim için zor bir şey. Bir ilişkinin içinde de sık sık yalnız kalmak isterim. Yalnızlık benim işim için de besleyici. Ancak o zaman yazabiliyorum. Yalnız sinemaya gitmekten, alışveriş yapmaktan da çok hoşlanıyorum. Tek başıma yapabileceğim o kadar çok şey var ki… DVD izlerim, kitap okurum, yazarım. Köpeğim Max’le yaşıyorum. Onunla yürüyüşe çıkmak büyük zevk. Ama bütün bunlardan yabani bir insan olduğum zannedilmesin. Biraz asosyalimdir evet ama arkadaşlarımı da çok severim. ‘Single life’ güzeldir ve vazgeçilmesi zordur bence.”&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Ece Vahapoğlu Yazar-Sunucu&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;“Seçilmiş yalnızlığını seven biriyim; kitap ve yazı yazdığım için sessizliğe ihtiyacım var. Şehrin göbeğinde bahçeli evim bana ilham veriyor. Ne kadar sosyal olup seyahat de etsem, evimi home-o? ce olarak kullandıgım için hayatımın büyük bölümü evde geçiyor. Tek yaşamanın keyili yanları bence daha çok. İstedigin saatte uyan, yat, kalk, yemek ye, yazı yaz, kitap oku. İstedigin müziği dinle. Tek zorluğu, aksam yemeklerini tek başına yemek ve ­ Film izlerken koltukta sarılacak birinin olmaması.”&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Evren User İşletmeci&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;“Hem iş saatimin dengesizligi hem de tek yaşamanın etkisiyle beslenme alışkanlıklarım çok kötü. Her gün dışardan yemek söylüyorum. Gece yarısı makarnalarıyla beslendiğim için kilo aldım. Ödediğim kiranın yaklasık iki katını yemege veriyorum desem yeri. İsten çıkıp eve döndüğümde yalnız olduğumu hissetmiyor degilim. Eve dönüşte zili çalmayı özlemeye başladım. Single hayatın en büyük zorlugu temizlik, ben ev islerinden hiç anlamam, Lusi Hanım gelip o isleri halleder. Bulaşık yıkamaktansa, kullanılmış tabakları, bardakları çöpe atıp yenisini almayı yeğlerim. Ama giyimime ayrı özen gösteririm. Faturalarımı ise her zaman son gün yatırırım, aklıma gelirse tabii.”&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Göze Kolunan İletişim Danışmanı&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;“Yalnız yaşamanın en sevmediğim yanı her işimi kendim yapmak zorunda oluşum. İste zaten yoğun çalışıyoruz, sosyalleşmek için elimizdeki tek zaman dilimi olan iş çıkışı da çoğu zaman arkadaşlarla geçiyor, üstüne bir de çamaşırla, bulasıkla, temizlikle uğraşmak eziyet. O kadar sık dışarıda yiyorum ki buzdolabımın içinde oturulabilecek kadar boş yer olduğu günler oluyor. Öte yandan bir de ‘hem yalnız, hem kedili kadın sendromu’ var tabii… Şimdilerde ‘Ifot (kedim) su getirir misin?’ üstünde çalısıyorum, ümitliyim.”&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;A. Sami Özbudak Gazeteci&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;“Ütü yapma dışında single hayatın hiçbir zorlugu yok bence. Bu şehir her şeyiyle evli veya sevgilisi olanlardan çok tek yasayanlara hizmet ediyor. Bir kere aşk konusunda çok bereketli bir şehir. Her anı aşık olup yeni bir hikayeye bulaşma durumunuz var. Mazbut ev yaşamı da İstanbul’un enerjisiyle uyuşmuyor. Yalnız yaşayanlar şehrin dilini iyi çözüyor. Ayrıca İstanbul cinsel özgürlüklerin de şehri. Tek eşliliği zorlayan bir akım var, bu akıma vicdan azabı çekmeden kendini bırakmak büyük lüks. Bir arkadaşım İstanbul’un okyanus olduğunu ve yalnız yüzmemek gerektiğini söylüyor. Haklı! Ama ben yalnız yüzüyorum, korkuyorum ve bundan haz duyuyorum.”&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Şafak Ulusoy Akademisyen&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;“On yıldır yalnız yaşıyorum. Öncelikle zorluklarından bahsedeceğim. Bir gece yarısı şelaleyi andıran sesle zıpladım. Elektrikli termosifon patlamış, banyo göl olmuştu. Yapabildiğim tek şey vanayı kapatmak oldu. Bir kere de tablo asarken matkapla bayağı kavga etmiştim! Dübeli duvara monte ederken matkap duvar yerine beni delmeye kalkmıştı! Uçları her yere saçıldı, salteri indirmek zorunda kalmıstım. Yalnız yasayanlara tavsiyem hasta olmasınlar! Yalnızlık ve hastalık iyi bir ikili değil. En yakın poliklinik telefonunuzda kayıtlı olsun.”&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Ufuk Sarışen Fotoğrafçı&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;“Sevgiliniz yoksa zaten single yaşama adapte olmaya mecbursunuz. Benim evim aynı zamanda fotograf stüdyom ve o­ sim. Gelen giden çok olduğundan temizlik en büyük sorun. Yardımcı tutma işini bir türlü düzene oturtamadım. Temizliği genelde ben yapıyorum, daha doğrusu çalışmaktan vakit kalmıyor, yapamıyorum. Ev işleri single hayatın eziyet veren yönleri. Hem çok zevksiz hem de çok vakit alıyor. Mutfak alışverişi ve yemek işini seviyorum. Kendine vakit ayırmak anlamında yalnızlık gerekli ama dozajı çok önemli.”&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Mini Test&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Yalnızlığın anlaşıldığı anlar&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Evinizin kapısını anahtarla mı açıyorsunuz? -Nevresim takımını her değiştirdiğinizde acı gerçekle yüz yüze mi geliyorsunuz: Yatağın hep bir yanı bozuluyor ve yastık kılıflarının biri ilk günkü kadar temiz…&lt;/p&gt;&lt;p&gt;-Su içmek için temiz bardak bulmakta zorlanıyor musunuz?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;-İzleyecek bir şey olmasa bile sırf ses olsun diye televizyonunuz hep açık mı?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;-Bilgisayarın başına oturduğunuzda klavyeden çok mouse mu kullanıyorsunuz?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;-Yastığınızın altında ekmek bıçağıyla mı uyuyorsunuz?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;-Gecenin bir yarısı buzdolabından yükselen ‘tıkırtı’larda bile alarma geçip, bütün evin odalarını tek tek dolaşarak, kapı pencere mi yokluyorsunuz?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bütün bu sorulara cevabınız ‘evet’se sandığınız kadar yalnız degilsiniz!&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kalabalık bir yalnızlık sizinki. Şehirde tek başına yaşayan çoğu insanla aynı kaderi paylaşıyorsunuz. Bu bir tercihse sorun yok tabii. Ama bir mecburiyet olarak yaşanıyorsa yalnızlığınızla iyi geçinmeyi öğrenmelisiniz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Aklınızda bulunsun&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;. Back-Up, single hayatı kolaylaştıran bir hizmet türü. 7 gün 24 saat çilingir için arayabilirsiniz. Kendinizi yorgun hissediyorsunuz ama neyiniz olduğunu soracak kimseniz yoksa, rahatsızlığınızın ne olduğunu bir telefonla öğrenebilirsiniz. Ama en güzeli single yaşayanların iliklerine kadar hissettiği yalnızlıklarına son verecek hizmetleri... Mesela sevgilisiyle kavga edenler, gözyaşlarını ilişki koçu Cansu Yagız’a sildirebilir. Arayın, aslında o kadar da yalnız olmadığınızı görün. Tel: 0212 366 03 03&lt;/p&gt;&lt;p&gt;. Yemek yapmayı bilmeyenler için www.yemeksepeti.com büyük kurtarıcı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;. Temizlik sorunsa şirketler imdadınıza yetişebilir. Boğaziçi Temizlik 1+1 evler için tek kişi gönderiyor, 100 TL. 2+1 ve daha büyük evlere bir kadın, bir erkek gidiyor, 200 TL. Tel: 0212 257 03 20&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Asıl sultanlık evlilikmiş!&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2010 yılında yaptığı Yaşam Memnuniyeti Araştırması’nın sonuçları ezberi bozan cinsten. 7 bin 27 bireyle yapılan araştırma gösteriyor ki, ‘Bekarlık sultanlıktır’ diyenlerin aksine, evli olanlar daha mutlu. ‘Mutlu musunuz?’ sorusuna evli bireylerin yüzde 63.7’si ‘Evet’ cevabını verirken, single yaşayanlarda bu oran yüzde 53.5 düzeyinde. Bu arada, kadınlar erkeklerden daha mutlu çıkmış. Kadınlarda mutluluk oranı yüzde 62.7 iken, erkeklerde bu oran yüzde 59.6. Yakın geçmişte evlilerin single yaşayanlardan daha uzun ve sağlıklı bir ömür sürdüğü de araştırmalarla kanıtlanmıştı. &lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=444</link><pubdate>Tue, 22 Nov 2011 11:05:00 GMT</pubdate></item><item><title>Pandora 20 yaşında</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Bu ay sehrin en fazla kitap çesidine rastladıgımız, aradıgımız yayınları kolaylıkla bulabildigimiz kitabevlerinden Pandora’ya ugradık. Avrupa’nın en iyi 15 kitabevinden biri seçilen Pandora’nın basarılı yolculugunu, Hüseyin Sönmez’den dinledik.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Pandora’nın kurulusundan bugüne hikayesini sizden dinleyebilir miyiz? Bu sene 20. yılımızı kutluyoruz. 1991 yılında Beyoglu subesiyle birlikte yola çıktık. 1994 yılında www.pandora.com.tr adresi üzerinden elektronik ortamda ticarete başladık. 1997 yılında Bogaziçi Üniversitesi kampüsünde, 2001 yılında da Koç Üniversitesi kampüsünde şube açtık. 2012 yılında hayatımıza girecek olan bir alışveriş merkezinde de beşinci şubemizi açacağız. Raflarımızda, Türkiye’nin en fazla Türkçe ve İngilizce kitap çeşidine yer veriyoruz. Örneğin Gökhan Akçura “Ne zaman Pandora’ya uğrasam, mutlaka bir sürprizle karşılaşırım” der.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kitap okunma oranının son derece düşük oldugu ülkemizde, bu denli sevilen ve sahip çıkılan bir kitabevi olmayı nasıl başardınız?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;‘Zamanınızı kitap aramak için degil okumak için kullanın’ sloganı ile basladık. Bu slogandan 20 yıl boyunca taviz vermedik. Yazmayı tahrik eden kalemler, okumayı zevkli kılan ayraçlar, konjonktüre müdahale eden afişler, dogaya saygılı poşetler tasarladık. Dogru yolda ilerlediğimizi de Hollanda Kitap Birligi tarafından 2008 yılında Avrupa’nın en iyi 15 kitabevinden biri seçildiğimizde daha da iyi anladık. İşimizi en iyi şekilde yapmak için elimizden ne geliyorsa onu yapıyoruz. Dijital ortamın hakimiyetinde, kitap basta olmak üzere basılı yayınların gelecegi hakkında öngörüleriniz neler? Matbuatın iktidarını kaybetme zamanı bir gün elbette gelecek. Benzetme caizse; 1980’li yılların ikinci yarısında filmleri evlerde Beta veya VHS formatında izlerdik, bugün bu formatta bir filmi ancak müzede izleyebiliyoruz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Herkesin mutlaka okuması gereken kitaplar arasında sizin için hangileri öncelikli sırada yer alıyor? Bir adaya gitsem yanımda götürecegim Kara Mizah Antolojisi, Gönülçelen, Suç ve Ceza, Saatleri Ayarlama Enstitüsü ile Malina’yı herkesin okuması gerektigini düşünüyorum. &lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=443</link><pubdate>Mon, 21 Nov 2011 10:12:00 GMT</pubdate></item><item><title>Acun Ilıcalı ile 3600 İstanbul</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Ne yapıp, ne edip, bunca işinin gücünün arasında Acun Ilıcalı’yı Sapphire İstanbul ’in en tepesine çıkmaya ikna ediyoruz. 261 metre yükseklikten, hayata ve İstanbul’a bakıyoruz. . .&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Haftalar süren telefon trafiğinin ardından nihayet beklenen gün geliyor. Günün her saatini neredeyse toplantılarda geçiren birinin hayatına sızabilmek, pek de kolay olmuyor. Ama neyse ki sonunda derin bir oh çekiyoruz. İstikamet önce Acun Ilıcalı’nın Levent’teki ofisi. Kapıdan adımımı attığım anda kendimi ‘survivor adası’na düşmüş gibi hissediyorum. Nedeni basit. Hem önceki hem de son dönemden aşina olduğum o kadar çok yarışmacı görüyorum ki şaşırıyorum bir an. Hepsi de sanki evlerindeymiş gibi rahatça dolaşıyorlar etrafta. Demek ki yarışma bitince ipler kopmuyor, dostluk devam ediyor diye düşünüyorum. Bildiğiniz sıkıcı ofis ortamlarının stresli havası solunmuyor anlayacağınız burada. Gülüşüp, şakalaşmalar gırla gidiyor. Bir an kafamı kaldırıp son dönem Survivor’ın popüler ismi Taner’i görünce, aklıma yarışmanın tarihine altın harflerle kazınan ‘Dacmiiiiiin Goooooos’ repliği geliyor ve ister istemez gülümsüyorum. Gördüğünüz gibi Acun Ilıcalı’yı beklerken gözlem yapmak için çok zamanım oluyor. En çok dikkatimi çeken de buradaki genç nüfusun fazlalığı. Belki de bu kadar dinamik ve tutulan programların sırrı bunda gizlidir diye düşünüyorum. Bu genç nüfusun enerjisinde. Benim için hafif stresli ama bir yandan da eğlenceli bu bekleyiş, llıcalı’nın toplantı odasından çıkıp, Sapphire İstanbul’a yol almamızla son buluyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;“Çok az vaktimiz var”&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;İtiraf etmeliyim ki bu cümle beni hafiften sarsıyor. “Ben de bunu duymaktan korkuyordum” deyince, “Merak etme ben çok hızlı konuşurum” diye cevap veriyor. Mesajı alıyorum. Merak ettiklerimi kısacık bir zaman dilimine sığdırmalıyım. Üstelik bu konuşmanın ardından daha önümüzde uzun bir çekim süreci var. “Hayatınız sürekli böyle mi geçiyor diyorum, sürekli böyle uzun toplantılarda.” “Evet” diyor umutsuz bir gülümsemeyle sanki. “Her günüm böyle. Ekran önündeki değil, ekran arkasındaki işlerim daha yoğun benim. Bu işlerin tümünden ben sorumlu olduğum için hemen hemen her toplantıya girmem gerekiyor, bu da tabii inanılmaz bir yorgunluk.” “Ee peki insan kaçıp gitmek istemez mi bunalıp?” “Kaçıp gidiyorum zaten istediğim zaman şimdi nankörlük etmeyeyim, Allah bir yerden alınca öbür yerden verirmiş, işi çok verince özel hayatından alıyor, neyse ki maddi gücüm olduğu için o kısa zamanlarda kendimi bir yerlere atabiliyorum.”&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Yeni dönem, yeni Heyecanlar&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Bunca yoğunluk ve yorgunluk boşuna değil tabii. Yeni dönem yine çok hareketli geçecek. Bir taraftan ‘Yetenek Sizsiniz’ diğer yandan ‘Yok Böyle Dans’ ve en heyecanlısı da ‘O Ses’. Bu yarışmanın da diğerleri kadar başarılı olacağına inanıyor. “Beni en çok heyecanlandıran çok değişik bir formatının olması. İlk kez jüri de yarışmacılarla birlikte yarışacak. Bu yüzden de sıra dışı bir yarışmaya şahit olacağız. Çok da iddialı bir jüri kurdum. O açıdan da çok mutluyum. Hadise ilk kez jürilik yapacak. Mustafa Sandal da olacak. Diğer iki ismi şimdi söyleyemiyorum ama onlar da benim için oldukça önemli. Önümüzdeki günlerde onları da açıklayacağım. Farklı, heyecanlı ve güzel bir yarışma olacağına inanıyorum. Aynı zamanda seçmeler de şu anda çok iyi gidiyormuş, arkadaşlar çok iddialı sesler dinleyeceğimizi söylüyor. Ekim başı gibi hep birlikte göreceğiz.” “Nedir sizin yaptıklarınızı bu derece izlenir kılan?” diye sorunca “Birçok talk show var ama en çok Beyaz izleniyor. Bunun sebebi Beyaz’ın artık arayı çok açmış olması.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sanırım biz de halkın gözünde belli bir inandırıcılığa sahip olduk, projelerimizde gerçekleri hissettirdik ve tabii ki doğru projeler seçtik, bunlar da insanları sıcak geldiği için bizi tercih ediyorlar. Ayrıca defalarca söylediğim gibi ben de sokaklarda büyüdüm, halktan hiç kopmadım ve inzivaya çekilen tiplerden olmadım. Zengin fakir her kesimden arkadaşım olduğu için Türkiye mozaiğini kendi çevremde yaşıyorum. Bizim sevdiğimiz şeyleri, halkın da sevdiğini söyleyebilirim.” Arada benim yaptığım gözleme de atıfta bulunarak genç bir ekiple çalışmanın önemini vurguluyor. “Ofisimizde genç olmayan birini görüyorsanız bilin ki o benim eski arkadaşımdır, diğer tüm çalışanlar gençlerden oluşuyor. Abi-kardeş ilişkisi şeklinde düşünebilirsiniz. Bizden açıkçası pek ayrılan da olmaz. Genelde huzur vardır. Kimsenin gelişine, gidişine karışılmaz. Mesai saati kavramı yoktur, başarıya beraber ulaşmak kavramı vardır.” Çevresindekilerin tavırları da aslında bunu doğruluyor. Sanki hem çekinip hem de çok seviyorlar Ilıcalı’yı. Abi-kardeş diyaloğu her harekette hissediliyor. Bu dengeyi kurmak zor tabii ki. O bunu saygı olarak tanımlıyor. Çünkü “Ben de büyüklerime saygı göstererek yetiştim” diyor. Dayanamayıp aslında beklenenin aksine daha ciddi bir duruş sergilediğini söyleyince “Normalde hiç ciddi biri değilim. Şöyle bir sorunum var benim. Bir şey düşünüyorsam ya da yorgunsam ciddi oluyorum. Tabii ki gerçek hayatta ekranda pozitif durduğum kadar pozitif değilim. Mesela şu an çok uykum var, çekim biter bitmez hemen uyumak istiyorum.”&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Yoğun temponun arasında…&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Nasıl çıkar İstanbul’un tadı deyince “Ben çok sıra dışı bir insanım aslında. Benim için İstanbul gece on ikide başlıyor. Gündüzleri ofiste geçiyor genelde, çok dışarı çıkamıyorum ama dün geceki programımı söylersem az çok fikir sahibi olabilirsin” diyor. “Saat 20.30 gibi yemek yedikten sonra, 22.00’de arkadaşlarla maç izledik, 24.00’te karşıya geçip futbol maçı yaptık. Maç 03.00 gibi bitti. Daha sonra ofise döndük yemek yedik. Sabahın 04.00’ünde play station oynadık. O da 06.00 gibi bitti. Gece trafik diye bir şey yok. İstanbul trafiği denen şeyi ben o saatlerde görmüyorum. Gideceğiniz yere 5 dakikada ulaşıyorsunuz. Ama bu anlattığım hayat 40-50 kişinin yaşadığı bir hayat olduğu için de canınız sıkılmıyor.”&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;En hayran olduğum İstanbul manzarası, Büyük Mecidiye Camii ile Boğaz Köprüsü’nün birlikte göründüğü kare.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. &lt;/b&gt;İstanbul’u hiç görmemiş birine bu şehri anlatacaksınız. En sık kullanacağınız kelimeler ne olurdu?&lt;br /&gt;Dünyada, tarihi, denizi ve teknolojiyi iç içe bulabileceğin başka bir şehir yok derim.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. Akşam yemeği için tercih edeceğiniz üç yer?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Sunset, Balıkçı Kahraman, Eftelya Balıkçısı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. Nerede spor yapıyorsunuz?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Halı sahalar. Halı sahaların kurdu olduk artık.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. Şimdiye kadar hangi semtlerde oturdunuz?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Moda, Kozyatağı, Ataköy, Bakırköy, Levent, Etiler, Beykoz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. En sık dinlediğiniz radyo hangisidir?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Power FM, Number One FM.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. İstanbul’da en sevdiğiniz semt?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Bebek ama gazetecisiz Bebek.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. Hiç gitmediğiniz bir semt var mı?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Esenler tarafında zayıf buluyorum kendimi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. İstanbul bir sevgili olsaydı onu elde etmek için neler yapardınız?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Kendimi ona emanet ederdim.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. Şehrin en iyi kavuşma mekanı sizce neresi?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Boğaz o kadar güzel ki, her noktasında kavuşulur.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. Türk kahvesi içilebilecek en iyi adres?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Türk kahvesi pek içmediğim için söyleyemeyeceğim.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. Pazar sabahı için en sevdiğiniz yer neresidir?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Bağdat Caddesi’ndeki Cafe Cadde’yi severim. Uzun zamandır da gitmedim bu arada. Sabah kahvaltısı için güzel bir mekan.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. En sevdiğiniz yürüyüş parkuru?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;İnşallah bir gün yürüdüğüm zaman söylerim.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. Şarküteri alışverişini nereden yaparsınız?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;5-6 yıldır gidemedim ama Doğa Şarküteri.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. Kıyafet alışverişi için bir adresiniz var mı?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Harvey Nichols’da her şeyi bulabiliyorum, kolay geliyor bana.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. Sokaktan ne yemeyi seversiniz? Mısır, kestane, nohut-pilav?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Şu anda tam damarımdan yakaladın, kestaneye bayılırım, mısır için deliririm, nohut-pilav almayayım.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. Yalnız kalmak istediğinizde nereye gidersiniz?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Yalnız kalmaktan nefret ederim, o yüzden yalnız kalmamaya çalışırım. Genelde kalabalığın içinde olurum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. Kitap, müzik alışverişini nereden yaparsınız?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Kanyon D&amp;amp;R.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. Şehrin sizce en depresif ve neşeli bölgeleri neresi?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Depresif deyince benim aklıma Laleli- Beyazıt tarafı geliyor çünkü o tarafa gidişte hep trafik problemi yaşayacağımı düşünüyorum. Karışık geliyor, en yakın otoban da uzak. Ama tabii tarihi açıdan çok güzel yerler. Mesai saatinde sıkışıp kalma fikri kötü. Neşeli yer ise bence yine Bebek.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. Çok önemli bir misafiriniz var. Nerede ağırlarsınız?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Öğlen Beyoğlu’ndaki Hacı Abdullah. Akşam içinse Sunset ya da Reina.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. En sevdiğiniz eğlence mekanı neresidir?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Anjelique.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. İstanbul’dan silmek istediğiniz bir manzara var mı?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Uçağın geliş açısına göre değişiyor bu manzara. Denizden gelirken başka İstanbul görüyorsun. Kara tarafından gelirken ise yapı olarak kötü manzaralar var. Keşke o semtlerimiz daha güzel binalara sahip olsa.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. İstanbul olmasaydı nerede yaşamak isterdiniz?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Miami.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. İstanbul’dan silmek istediğiniz bir manzara var mı?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Uçağın geliş açısına göre değişiyor bu manzara. Denizden gelirken başka İstanbul görüyorsun, kara tarafından gelirken yapı olarak kötü manzaralar var. Keşke o semtlerimiz daha güzel binalara sahip olsa.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. En sevdiğiniz sinema salonu hangisidir?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Kanyon.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. Bu şehrin tadını en çok kimler çıkarıyor sizce?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;En çok vakti çok olanlar çıkarır. Bu yüzden de öğrenciler bence.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. Şehirde şu ana kadar izlediğiniz en etkileyici konser ya da gösteri hangisiydi?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;1993 Madonna konseri.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. Şehre en çok hangi sanatçının gelmesini isterdiniz?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Black Eyed Peas ve Beyonce.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. Bu şehirde en çok sevdiğiniz tarihi simge hangisidir?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Büyük Mecidiye Camii (Ortaköy) ile Boğaz Köprüsü’nün birlikte olduğu kare. George Bush’un Galatasaray Üniversitesi’nde yaptığı konuşmanın arkasındaki görüntü en sevdiğim manzara.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. Aldığınız albüm?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;The Black Eyed Peas.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. Gittiğiniz konser?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Ozan Doğulu.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. İzlediğiniz film?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Snatch.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. Son dönemde sizi en çok etkileyen olay nedir?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Futboldaki şike soruşturması.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;S. Hangi toplu taşıma aracına bindiniz?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;İki yıl önce metro. &lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=442</link><pubdate>Thu, 17 Nov 2011 19:50:00 GMT</pubdate></item><item><title>Su deyip geçmeyin</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Her restoran farklı marka su kullanıyor. Kimi plastik, kimi cam siseyi tercih ediyor. Bu farklılık, en çok da fiyatlara yansıyor.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Cipriani 10 TL&lt;br /&gt;1.&lt;/b&gt; Lezzeti kadar fiyatlarıyla da öne çıkan dünyaca ünlü Italyan restoranı Cipriani’nin mönüsünde iki çesit su var. Bir litrelik siselerde masaya gelen Acqua Panna ile San Pellegrino 10 TL’ye satılıyor.&lt;br /&gt;Büyükdere Cad. No: 2 K: 1 Levent Tel: 0212 317 77 87&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Hamdi&lt;br /&gt;2 TL&lt;br /&gt;2.&lt;/b&gt; Sehrin en güzel manzaralı kebapçılarından Hamdi, müsterilerine Pınar Su veriyor. Küçük ya da büyük sise istediginizde ekstra fiyatlandırılmıyor ama kuver olarak 2 TL yazılıyor.&lt;br /&gt;Tahmis Cad. Kalçın Sok. No: 17 Eminönü, Tel: 0212 528 03 90&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Kanaat Lokantası&lt;br /&gt;1 TL&lt;br /&gt;3.&lt;/b&gt; Üsküdar’ın, namı ilçe sınırlarını asan esnaf lokantası Kanaat, geleneksel Türk mutfagının hakkını veren mekanlardan. Yemegin yanında su olarak 33 ml’lik Erikli sisesi geliyor. Fiyatı 1 TL.&lt;br /&gt;Selmanipak Cad. No: 9 Üsküdar Tel: 0216 341 54 44&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Kırıntı&lt;br /&gt;1.5 TL&lt;br /&gt;4. &lt;/b&gt;Mönüsünde bulunan lezzetlerle bagımlılık yaratan mekanlardan Kırıntı’nın Moda subesinde su, bardakla servis ediliyor. Sırmakes marka suyun bardagı 1.5 TL.&lt;br /&gt;Ferittek Sok. No: 151 Moda Tel: 0216 346 07 70&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Mama Pizzeria&lt;br /&gt;3-12 TL&lt;br /&gt;5. &lt;/b&gt;Pizza severlerin ugrak noktası Mama’da seçenek çok. Yerli marka olarak Kestane Su bulunuyor. 500 ml’lik sisede geliyor, &#x15; yatı 3 TL. Dünyanın en yaygın sofra sularından Italyan markası San Pellegrino 6 TL (33 ml) ve 12 TL’den (750 ml) satılıyor. Yine bir Italyan klasigi olan Acqua Panna’nın da 750 ml’si 11 TL.&lt;br /&gt;Abdi Ipekçi Cad. No: 7/2 Nisantası, Tel: 0212 241 11 52&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Obika 4-11 TL&lt;br /&gt;6. &lt;/b&gt;Italyan tatlarını Japon sunumuyla bulusturan Kanyon’daki lezzet duragı Obika yerli marka olan Kestane Su’yu tercih ediyor. 35 ml 4 TL, 75 ml 8 TL’den satılıyor. Isteyen olursa San Pellegrino ve Acqua Panna da bulunuyor. Her ikisi de 75 ml büyük boy veriliyor, 11 TL. Kanyon Alısveris Merkezi, Büyükdere Cad. No: 185 Levent Tel: 0212 353 53 30&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Papermoon&lt;br /&gt;15-25 TL&lt;br /&gt;7. &lt;/b&gt;En iyi Italyan restoranları arasında bası çeken Papermoon, su olarak da Italyan markası kullanıyor. 13. yüzyılda Italyan Alpleri’nde kesfedilen ve sifa kaynagı olarak bilinen San Pellegrino ve PH degeri hayli yüksek olan Acqua Panna cam sisede masaya geliyor. 750 ml’lik Acqua Panna’nın fiyatı 15 TL, San Pellegrino ise 25 TL.&lt;br /&gt;Akmerkez Etiler Tel: 0212 282 16 16&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Reina&lt;br /&gt;5 TL&lt;br /&gt;8. &lt;/b&gt;Kuruçesme’nin yıldızı Reina, Sapanca daglarından elde edilen dogal kaynak suyunu kendi markasıyla cam siselerde sunuyor. Reina Su, Reina’nın kendi restoranı ile Suda Kebap, Mel’s, Nomads, Supper Club gibi Su Entertainment Group bünyesinde bulunan tüm mekanlarda kullanılıyor. Su için ekstra ücret yazılmıyor. Kuver olarak 5 TL ekleniyor.&lt;br /&gt;Muallim Naci Cad. No: 44 Ortaköy, Tel: 0212 259 59 19&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Topaz&lt;br /&gt;6 TL&lt;br /&gt;9. &lt;/b&gt;Gümüssuyu’nda görülmeye deger bir Bogaz manzarasına sahip olan Topaz’da yemeklere Hayat ve Reina marka su eslik ediyor. 750 ml’lik siselerde masaya gelen suyun fiyatı 6 TL. Su için ayrıca kuver yazılmıyor.&lt;br /&gt;Inönü Cad. Ömer Avni Mah. No: 50 Gümüssuyu, Tel: 0212 249 10 01&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;White Mill Cafe&lt;br /&gt;2.5-6 TL&lt;br /&gt;10. &lt;/b&gt;Cihangir’deki bulusma adreslerinden White Mill Cafe’de Kestane marka su bulunuyor. Isletmeciler markayı, ‘Bugüne dek mutfagımızdan çıkan en güzel su’ diye tanımlıyor. 30’luk küçük sise 2.5 TL bir litrelik büyük sise 6 TL’den satılıyor.&lt;br /&gt;Susam Sok. No: 13 Cihangir, Tel: 0212 292 28 95 2&lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=441</link><pubdate>Thu, 17 Nov 2011 10:31:00 GMT</pubdate></item><item><title>Maslak’ta 50 TL’ye üç lezzet keşfi</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Bundan birkaç sene öncesine kadar Maslak deyince eminiz çok da fazla yeme-içme adresi gelmezdi aklınıza. Bugünse sayıları kafanızı karıstıracak kadar fazla. Panik yok. Sabah, ögle ve aksam için hesaplı, doyurucu ve leziz önerilerimiz var.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Bu dürümler enfes! Ögle yemegi: 10.50 TL&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Nisantası’ndan tanıdıgımız, “Doymanın en lezzetli yolu” sloganıyla yola çıkan Yufkaa, 25 yıllık tecrübeye sahip ustaları sayesinde bu iddiasında oldukça basarılı. Özellikle ögle yemegine ayıracak uzun vaktiniz yoksa bu adresi rahatlıkla tercih edebilirsiniz, çünkü servis son derece hızlı. Ancak bu ‘fast food’ tarzındaki servis anlayısı sizi yanıltmasın. Çünkü mekanın yufka dürümleri alakart lezzetinde. Üstelik özel olarak hazırlanmıs pancar, acılı ve zeytin sosları ile birlikte sunulan dürüm seçenekleri, bol çesitli. Etli mantarlıdan, feslegenli kıymalıya, sucuklu kasarlıdan, çöp sisliye kadar uzanan alternatif er arasından tavuklu, mantarlı ve sebzeli dürüm son derece lezzetli. Tavuklu, mantarlı ve sebzeli yufka dürüm 8 TL. Ayran 2.50 TL. &lt;br /&gt;Tel. 0212 259 38 39&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ayvalık tostuna ne dersiniz? Kahvaltı: 8 TL Maslak’taki pek çok adreste kahvaltı etmeniz mümkün. Kahvaltı tabagı, sandviç ve omlet seçenegi sunan kafelerin yanı sıra klasik büfe lezzetleriyle karsımıza çıkan Etiler Marmaris Büfe’nin Maslak subesini de tercih edebilirsiniz. Dilli kasarlı tosttan beyaz peynirli sandviçe, sosisli sandviçten çikolatalı tosta pek çok kahvaltı alternatif ne sahip olan mönünün en begenilen lezzetleri arasında ise sekiz farklı çesidiyle Ayvalık tostu yer alıyor. Sosis, salam, sucuk, kasar, domates, tursu, mayonez ve özel sosun Ayvalık ekmeginde servis edildigi klasik Ayvalık tostu 6 TL. Buz gibi limonata ise 2 TL. &lt;br /&gt;Tel: 0212 346 44 14&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Klasik Ayvalık tostu, kahvaltı için bire bir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Biraz da Çin mutfagı… Aksam yemegi 31 TL&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;“Sonunda islerimi hallettim, sıra aksam yemeginde” diyorsanız Beyoglu’nun klasiklesmis adreslerinden Çin Büfe’nin Maslak adresinde keyi? i bir aksam yemegi yiyebilirsiniz. Yemeklerinin lezzeti su götürmez bir gerçek olan Çin Büfe’de ne siparis verirseniz verin pisman olmayacagınız kesin. Yine de önerilerimizi merak ediyorsanız çorbalardan wonton, acılı eksili veya tavuklu mısırlı çorbayı deneyebilirsiniz. Ardından kızarmıs pekin ördegi, jumbo karides, tatlı eksi soslu tavuk veya istiridye soslu dana eti isabetli seçimlerden. Yanında da mantarlı bademli pilav ya da sebzeli eriste. Tavuklu mısırlı çorba 7.50 TL, sebzeli eriste 9.50 TL, tatlı eksi soslu tavuk 14 TL. Tel: 0212 346 13 67 &lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=440</link><pubdate>Wed, 16 Nov 2011 12:13:00 GMT</pubdate></item><item><title>Bursa'da Arkeoloji ve doğa keşfi</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Atlas dergisi ve Columbia’nın düzenlediği doğa yürüyüşüne 100 dergi okuru katıldı. Atlas, Columbia ekipleri ve okurlar, Uludağ’ın 2 bin 543 metrelik zirvesine çıkarak yörenin benzersiz doğal güzelliklerini tanıma olanağı buldu.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Atlas Columbia Doğa Yürüyüşü, 17-18 Temmuz 2010 tarihlerinde Bursa’da düzenlendi. Etkinliğe Atlas dergisi ve outdoor giyim firması Columbia ekiplerinin yanı sıra yaklaşık 100 dergi okuru katıldı. Bursa, İstanbul ve diğer illerden gelen yürüyüşçüler ilk gün Aktopraklık Höyük’ü ziyaret etti, kazısı İstanbul Üniversitesi Prehistorya Anabilim Dalı tarafından yürütülen höyük hakkında bilgi aldı. Doç. Dr. Necmi Karul, katılımcılara yörenin arkeolojik zenginliklerini anlattı, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe de höyük ziyaretçilerine eşlik etti. Başkan Altepe, Bursa’nın 3 bin yıllık tarihinin bilindiğini, oysa buradaki kazılar sayesinde sekiz bin yıllık bir tarihi olduğunun ortaya çıktığını söyledi. Akşam Uludağ eteklerinde kamp kuran katılımcılar ertesi gün zirveye doğru yürüyüşe geçti. Uludağ’ın 2 bin 543 metrelik zirvesine çıkan yürüyüşçüler yörenin benzersiz doğal güzelliklerini tanıma olanağı buldu. Yürüyüşün güvenliğini İSÜDAK (İstanbul Üniversitesi Doğal Afetler Arama ve Kurtarma Ekibi) üyeleri sağladı. Polonez Sucukları ve Kayra Şarapları da etkinliğin destekçileri arasındaydı. Organizasyonunu Yıldırım Güngör’ün yaptığı Atlas Columbia Doğa Yürüyüşleri önümüzdeki aylarda da devam edecek.&lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=439</link><pubdate>Mon, 31 Oct 2011 10:40:00 GMT</pubdate></item><item><title>Gerçek Meksikalı</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;2005 yılında Bağdat Caddesi’nde açılan Ranchero, Meksika’ya özgü lezzetleriyle oldukça ilgi toplamıştı. Yeni şube Nişantaşı’na geldi. Burada sadece nefis yemekler değil, Latin atmosferi de var.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Farklı ülke mutfaklarına merakınız var mı? Ranchero, belki de bu konuda sizi memnun edecek en iyi adreslerden birisi. Beş yıldan beri Bağdat Caddesi’nde hizmet veren restoran özel Meksika lezzetleriyle tanıştırdı bizleri. özel diyoruz, çünkü Ranchero mutfağında pişen yemekler, Meksika asıllı Patricia Gonzalez Tanyeri ile oğulları Fatih ve Faruk’un elinden çıkıyor. Burada yiyeceğiniz her şey Meksika’daki aslına son derece uygun. Restoranın başarısında da bu önemli bir etken hiç kuşkusuz. Şimdi Avrupa yakasını fethetmek için Nişantaşı’na bir şube açtılar. Milli Reasürans Pasajı içindeki adres şimdiden dolup taşmaya başlamış. Nişantaşı Ranchero’da serin bir masaya oturuyoruz. İlk önce Meksika’da üretilmiş el yapımı bardaklarımızda margarita geliyor. Gerçekten de çok nefis! Başlangıç tabağımızda müthiş lezzetler bulunuyor. Nachos’lar Meksika’dan gelen özel makinelerde üretiliyor. Nachos supremo, sincronizada se sarina, sincronizada se maiz başlangıç tabağının küçük ama kral lezzetleri. İki ana yemek sipariş ediyoruz. İlki Ranchero’nun özel spesiyallerinden tampiquena. Boğa figürlü tabaklarda geliyor. Bıçakla inceltilmiş bonfile elma dilim patates kızartması, buharda haşlanıp sotelenmiş sebzeler ve rajas ile servis ediliyor. Meksika’da çok sevilen enchiladas chilangas diğer favori lezzetler arasında. Un tortillaları arasında acılı chilaca sos ile sotelenen et veya tavuktan oluşan bu yemeği mutlaka denemelisiniz. Tekila, cointreau ve limon kabuğu rendesi ile hazırlanan Tequila mouse, yemeğin finaline yaraşacak bir tatlı. Hazmı kolaylaştırması için yemeğin sonunda gelen ‘ranch kokteyli’ Patricia Gonzalez’in annesi Pilar Gonzalez Arrieta’nın özel spesiyali. İlk yudumda “İşte bu” diyorsunuz!&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Ranchero&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Maçka Cad. No: 35/A Milli Reasürans Çarşısı No: 53 Nişantaşı Tel: 0212 219 85 50 Hafta içi 12.00-01.00 arası, cumartesi 12.00-02.00, pazar 12.00-24.00 saatlerinde açık. Salatalar 18.50-22.50 TL, aperitifler 12.50-16.50 TL, Meksika spesiyalleri 17.50-34.50 TL, Ranchero spesiyalleri 23.50-49.50 TL, arasında değişiyor. Kredi kartı geçerli. Otopark ve vale hizmeti yok.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yemek kalitesi: 10&lt;br /&gt;Servis: 9&lt;br /&gt;Ambiyans: 8&lt;br /&gt;Not verirken yemeğin kalitesi, servis ve ambiyans olmak üzere 3 kategori değerlendiriliyor. 1 ile10 arasında puan veriliyor. Karne notu bunların ortalamasından oluşuyor.&lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=438</link><pubdate>Thu, 27 Oct 2011 22:33:00 GMT</pubdate></item><item><title>Cihangir’de sıcak ve samimi bir adres</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Cozy, Cihangir’in en işlek caddesinde hizmet vermesine karşın, son derece sessiz ve sakin bir köşeye kurulmuş olması nedeniyle huzur arayanlar için mükemmel bir kaçış noktası.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Tünel Meydanı’nın bugünkü simgelerinden biri olan Lokal’in yerine ilk olarak Levent Öztürk tarafından 1999 yılında Kaffehaus açılmıştı. O dönemin en keyifli ve sıra dışı mekanlarından biri olan Kaffehaus’u işleten Öztürk, mekanı sonrasında Leyla’ya ve devamında da bugün hala aynı adreste bulunan Lokal’e devretti. Tünel civarı yerine Cihangir’de yeni bir yer açmak isteyen Öztürk, Jazz Stop ve Mask’ın eski ortağı Altuğ Bircan ile beraber, Cihangir Baykuş’u devraldı ve böylece Cozy Lounge ortaya çıktı. Hemen hemen her mekanın son dönemdeki vazgeçilmezi haline gelen elektronik müzikten sıkılanlar için yepyeni bir keşif adresi olan Cozy Lounge’da, hem hafta sonu hem de hafta içi canlı caz müzik performansları sergileniyor. Bugüne kadar Güvenç Dağüstün’ün sahne aldığı mekanın bundan sonraki sürprizi ise Cahit Berkay. Cozy Lounge’un mönüsünün öne çıkan lezzetlerinin başında ise incir soslu takoz bonfile geliyor. Şarapla çektirilmiş kuru incir sos ve patates eşliğinde sunulan bonfile son derece lezzetli. Tercihinizi kırmızı et yerine beyaz etten yana kullanmak istiyorsanız piliç kuşkayı ya da Hindistanlı hindiyi deneyebilirsiniz. İstiridye soslu, cajun ve susam yağı ile tatlandırılmış olan bu hindi yemeği de oldukça başarılı bir seçim olabilir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sağlıklı beslenmeye çalışıp, burgerden vazgeçemeyenlerdenseniz mücverburger yine ağzınıza layık diğer bir lezzet. Bu sıcak günlerde buz gibi kokteyllerle serinlemek istiyorsanız, Cozy Lounge’un kendi adını taşıyan tariflerini mutlaka denemelisiniz. Barmen Zeynel Abacıoğlu’nun Mykonos’ta tattığı bir kokteylden esinlenerek ortaya çıkardığı martini, bacardi apple ve taze elma suyu ile hazırlanan ‘Cozy apple’ ve jager meister, votka, portakal lilkörü, portakal suyu ve nar şurubu ile hazırlanan ‘Cozy style leo’” da doğru kokteyl seçimleri arasında yer alıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Cozy Lounge&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Cihangir Cad. No: 35/B Cihangir Tel: 0212 244 23 73&lt;br /&gt;Haftanın her günü 09.00-02.00 saatleri arasında açık. Kahvaltı seçenekleri 14-16 TL, omlet çeşitleri 5-9 TL, gözleme çeşitleri 5-8 TL, sandviçler 10-14 TL, burrito’lar 10-14 TL, salatalar 14-18 TL, makarnalar 10-17 TL, başlangıçlar 6-18 TL, makarnalar 10-17 TL, risotto’lar 14-18 TL, ana yemekler 10-29 TL, tatlılar 8-12 TL arasında değişiyor. Bira çeşitleri 7-12 TL, kadeh rakı çeşitleri ise 10-12 TL arasında değişiyor. Kredi kartı geçerli. Vale hizmeti yok.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yemek kalitesi: 8&lt;br /&gt;Servis: 8&lt;br /&gt;Ambiyans: 8&lt;br /&gt;Not verirken yemeğin kalitesi, servis ve ambiyans olmak üzere 3 kategori değerlendiriliyor. 1 ile10 arasında puan veriliyor. Karne notu bunların ortalamasından oluşuyor.&lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=437</link><pubdate>Thu, 27 Oct 2011 11:20:00 GMT</pubdate></item><item><title>Her albümde bir Hilton fotoğrafı var</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Türkiye ve İstanbul’un ilk beş yıldızlı oteli olan Hilton İstanbul, şehrin yakın tarihine sahipliği yapmış. Bugün hala yarım asır öncesinin kokusunu tanıklık etmiş. Pek çok ünlü ismin ziyaret ettiği Hilton, büyük ve gizli siyasi toplantılara ev duyabileceğiniz otel, aynı zamanda şehrin zaman tünellerinden biri. &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;1955 Haziran ayı gazetelerinin en eğlenceli gündem maddesi, İstanbul’da açılan o görkemli otel: Hilton İstanbul. Birçok efsane Hollywood yıldızı İstanbul’a, bu otelin açılışı için gelmişti. Doğu’nun gizemli, hatta bilinmeyen şehri İstanbul’a böyle bir otel açılması büyük yankı uyandırdı haliyle. Düşünsenize dünyada bir sürü ışıltılı ve lüks şehir dururken, genç bir Cumhuriyet’in ‘küçük İstanbul’una Hilton teşrif etmişti. Ortadoğu’ya lüks bir kapı açılıyordu.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Aslında bu otelin temelinde ‘aşk’ vardı. Nice Türk filmi sahnesinde gördüğümüz Hilton İstanbul’un mayası aşkla tutmuştu. “Seni n’arın n’üçte n’ilton’da bekleyeceğim” diyaloglarının öncesine, çok çok öncesine gidiyoruz. Amerika’nın ileri gelen zenginlerinden Conrad Hilton, neden gelip de İstanbul’a böyle bir otel açmış? Şehrin geleceğini ve potansiyelini mi sezmiş? Hilton, zeki bir adam; bu şehirdeki kokuyu mutlaka almıştır. Ama işin bir de duygusal boyutu var. Hilton aynı zamanda bir aşkın meyvesi. İstanbul sevdalısı olmak için altı ay buranın suyunu içmek havasına almak yeter! Her devirde böyleydi. Savaştan kaçıp İstanbul’a sığınan Macar güzeli Zsa Zsa Gabor’un kanına anında bu güzel şehir girmiş. İstanbullu diyebileceğimiz Zsa Zsa Gabor, 1942’da nikah masasına oturttuğu Conrad Hilton'a bu şehri anlatmış da anlatmış. Dünyada şimdiki kadar popüler olmayan Boğaz şehrine Gabor’un aşkı sayesinde Hilton açılmış. Çift daha sonra boşandı ama aşklarının ve nice büyük aşkların müzesi olarak Hilton İstanbul kaldı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Boğaz’ın en güzel noktalarından birine konumlanan otel 1952 yılında Amerikalı mimarlar Skidmore, Owings ve Merrill tarafından tasarlanıyor. Bu mimarlara ise Türkiye’den Sedad Hakkı Eldem danışmanlık ediyor. Dev bir dikdörtgenler prizması olarak inşa edilen yapı çevresinin de boş olmasıyla adeta şehri ve Boğaz’ı kucaklıyor. İlk önce 278 oda ile hizmete giren otele 1966 yılında 150 oda daha eklendi. Günümüzde otel bünyesinde toplam 499 oda bulunuyor. Bu mimari bilgileri meraklısına servis edip Hilton serüvenine devam ediyoruz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Otelin açılış töreni o zamanlar için oldukça havalıydı. Türkiye’nin nabzı açılış şerefine yapılan partilerde atmıştı. Açılış için Hollywood’dan İstanbul’a gelen uçakta Sonja Henie, Ann Miller, Diana Lynn, Mona Freeman, Elaine Shepard gibi kapak kızı olmuş ünlü isimler vardı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hürriyet gazetesinin manşetinde “İstanbul dün tanınmış sinema yıldızlarının istilasını uğradı” şeklindeydi. 11 Haziran 1955 günü fotoğraf makinelerinin flaşları otelin ilk genel müdürlüğünü üstlenen Rudy Basler ve Conrad Hilton’un üzerinde patlıyordu. İkili zarif bir şekilde ev sahipliği yapıyordu. Dönemin valisi Fahrettin Kerim Gökay’ın da bu ev sahipliğindeki rolünden bahsetmezsek ayıp ederiz. Yarım asırlık bir tarih dile kolay. Bunca yıldır var olan bir otelde kimlerin konakladığını sorduğunuzu duyar gibiyiz. Çok şenlikli ve renkli bir liste önümüze geliveriyor. John Kennedy, Bill Clinton, Pavarotti, Enrico Macias, Henry Ford, David Rockefeller, Frank Sinatra, Tina Turner, Sophia Loren, Michael Douglas, Silvio Berlusconi, Prens Charles, George Bush, Antonhy Queen, Danny Kaye, Muhammed Ali Clay, Ürdün Kralı Hüseyin gibi isimler bugüne kadar otelde konaklayan yaklaşık 14 milyon insanın arasındaydı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Otelin dillere destan beş çayları, kahvaltıları, Hilton Burger’i, Club sandwich’i unutulmaz keyifler olarak tarihe geçmiş. Günümüzde hizmet veren Veranda Grill &amp;amp; Bar, Dragon Restaurant, Bosphorus Terrace Restaurant ve Pool Cafe otelin yıllanmış keyiflerinin bir parçası olarak varlığını sürdürüyor.&lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=436</link><pubdate>Wed, 26 Oct 2011 09:58:00 GMT</pubdate></item><item><title>Fırında pişer, bize de düşer</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Ekmek, yüzyıllardır soframızın en bereketli ve besleyici lezzeti. Ramazan ayıyla birlikte pide çeşitleri de fırınlarda çoktan yerini aldı. Biz de jüri üyelerimize sorup, şehrin en iyi 10 fırınını listeledik. “En iyi ekmek nerede pişiyor?” sorusunun cevabı haberimizde.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Komşu Fırın&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Fırın geleneğini modern fırıncılık anlayışı ile harmanlayan Komşu Fırın’da yaklaşık 30 çeşit ekmek var. En çok revaçta olan ekmek, zayıflamak ve sağlıklı beslenmek isteyenlerin yediği tam buğday ekmeği ile çok tahıllı ekmek. 23 şubesi var. Burada dünya ekmek kültürünün zengin çeşitlerinin Türk damak tadına uygun halini bulabilirsiniz. Komşu Fırın’ı diğerlerinden ayıran en önemli fark, doğal maya kullanması. Şubelerde ekmeğin haricinde atıştırmalıklar, kurabiyeler, tatlılar, ekmek arası lezzetler ve paketli ürünler de var. Burada pideyi sadece Ramazan ayında bulabilirsiniz. Lezzetli ekmeklerin adresi olan Komşu Fırın, jüri üyelerimizden Gönül Paksoy, Fem Güçlütürk, Donatella Piatti, Mehmet Yaşin ve Sahrap Soysal’ın en çok tercih ettiği fırınlar arasında yer alıyor.&lt;br /&gt;Ethem Efendi Cad. No: 63/A Erenköy Tel: 0216 355 32 40&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Beyaz Fırın&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Beyaz Fırın’ın hikayesi 1836 yılında Makedonya’dan İstanbul’a gelen Stoyanoff ailesinin Balat’ta açtıkları Bulgar’ın Fırını ile başlıyor. Bu poğaça dükkanının ardından Sarıyer, Üsküdar ve Karaköy’de börekçi açtılar. Nesilden nesile aktarılan başarı ile Beyaz Fırın, köklü bir işletme haline geldi. Beyaz Fırın’ın diğer fırınlardan en büyük farkı asırlardır üretilen poğaçanın yanı sıra, pastane, butik pastacılık ve Chez Nathalie markalı çikolata çeşitleriyle sunduğu geniş ürün yelpazesi. Ataşehir şubesi 06.45-22.00 saatlerinde açık. Lezzet ve kaliteden ödün vermemek için dondurulmuş gıda kullanılmıyor. Beyaz Fırın’da paskalya çöreği, ay çekirdekli galeta, halka, anasonlu galeta, kuru poğaça, gevrek, börek, çörek, açma, kruvasan, pide, simit ve ekmek çeşitlerini bulabilirsiniz. Pide sadece Ramazan ayında var. 400 ürün seçeneğiyle beş ayrı noktada hizmet veren Beyaz Fırın, jüri üyelerimizden Fem Güçlütürk ve Mehmet Yaşin’in bir numaralı seçimi.&lt;br /&gt;Vedat Günyol Sok. B Blok, No: 40 Ataşehir Tel: 0216 577 57 00&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Çengelköy Has Ekmek Fırını&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;150 yıllık geçmişe sahip bu tecrübeli fırın yılların deneyimiyle en lezzetli ekmekleri pişirmeye devam ediyor. 50 yıl öncesine kadar Has Fırın, Ermenilerin işlettiği bir simit fırınıymış. Burayı ekmek fırınına dönüştüren İsmail Erbahan, hala ekmeklerin kalitesi için çalışıyor. Pidelerin bu kadar lezzetli olması boşuna değil. Birinci sınıf un kullanıp pidelerin üzerine ‘şifa’ adını verdikleri bulamaç sürmeleri onları vazgeçilmez kılıyor. Jüri üyelerimizden Hülya Ekşigil, Çengelköy Fırını’nın pidelerini beğendiğini söylüyor. Donatella Piatti’nin de seçimi olan bu adres birçok ünlü simanın da tercihi.&lt;br /&gt;Halk Cad. No: 28 Çengelköy Tel: 0216 321 76 32&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Bayraktar Ekmek Fırını&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Beyoğlu’nda Balık Pazarı’nın içindeki fırın 40 yıldır hizmet veriyor. 24 saat açık. Ekmeklerin şanı birçok kesim tarafından biliniyor. Baton ekmek, odun ekmeği, çavdar, yulaf, ay çekirdekli ekmekler gibi toplam 20 çeşit ekmek var. Günde ortalama 1000 ekmek satılıyor. Bayraktar Fırın’da pideyi sadece Ramazan ayında bulabilirsiniz. Fiyatı 1,5 TL. Özel istek olmazsa pidenin üzerine yumurta sürülmüyor. Burada en çok normal ekmek satılıyor. Ekmeklerin lezzetinin sırrı ise Ankara ve Konya’nın birinci sınıf unlarını kullanmaları.&lt;br /&gt;Dudu Odalar Sok. No: 18 Balık Pazarı Beyoğlu Tel: 0212 249 15 89&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Kara Fırın&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Şehirde birçok şubesi bulunan Kara Fırın’ın sadece Bakırköy ve Pangaltı şubelerinde ekmek satılıyor. 06.30–22.00 saatleri arasında hizmete açık. Yaklaşık 10 çeşit ekmek var. En çok çavdar ekmeği tercih ediliyor. Fiyatı 2.10 TL. Kara Fırın’da Ramazan ayında pide bulabilirsiniz.&lt;br /&gt;Pınar Mah. Çamlıbel Cad. Pınar Parkı Cafe, Dereiçi, İstinye Tel: 0212 328 40 42&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Pelek Unlu Mamülleri&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Gönül Paksoy’dan tam not alan Peleki Unlu Mamulleri 25 yıllık bir işletme. 2000 yılından beri burayı Rizeli Vehbi Devrim ve Musa Keskin işletiyor. Peleki’de 30’a yakın ekmek çeşidi var. Trabzon ekmeği, francala, Alman çavdarı, yedi tahıllı ekmek, çapata, cevizli ekmek en çok tercih edilenler arasında. Yedi tahıllı ekmeğin fiyatı 2 TL. 300 gram olan Ramazan pidesinin fiyatı 1,5 TL. Ramazan ayı haricinde de pide var. Pidelerin üzerine ünlü özel bulamaç sürülüyor. Günde beş-altı kere pide çıkıyor. En çok tercih edilen ekmeği tahıllı ekmek (2 TL). Saat 22.00’ye kadar Peleki’den lezzetli ekmekler satın alabilirsiniz.&lt;br /&gt;Şakayık Sok. No:13/27 Teşvikiye Tel: 0212 241 66 56&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Yücem Fırın&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Büyükdere’deki Yücem Fırın, doğal ekmek ve diyet kurabiyeleri ile Sahrap Soysal’dan tam not aldı. Bu fırının ürettiği tahıllı kurabiyeler Ramazan ayında hafif tatlıları tercih edenler için iyi bir seçenek olacak. Yücem Fırın, saat 22.00’de kapanıyor. Ekmek çeşidi çok fazla. Burada 40-50 çeşit farklı ekmek bulabilirsiniz. Günde ortalama bin adet ekmek satılıyor. En çok tercih edilen ürünü ise natürel köy ekmeği (3 TL). Ramazan pidesini burada her zaman bulabilirsiniz. Fiyatı 2 TL.&lt;br /&gt;Çayırbaşı Cad. Kırklar Sok. No: 119 Büyükdere Tel: 0212 242 77 37&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Keçel Frını&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Onlarca ekmek çeşidiyle hizmet veren Keçeli Fırın’dan sağlıklı ekmeklere ulaşabilirsiniz. Onlarca çeşit ekmek arasında karar vermek çok zor. Kaliteli unla üretilen ekmeklerin lezzetine diyecek yok. Ramazan ayında bulabileceğiniz pideler sofralarınıza renk katacak. Lezzetli pide yemek için Beşiktaş’taki Keçeli Fırın’a uğramadan geçmeyin.&lt;br /&gt;Nispetiye Cad. No: 40 Etiler Mah. Beşiktaş Tel: 0212 257 91 67&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Tüylüolu Fırın&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;1965 senesinden beri fırıncılık yapan Tüylüoğlu Ailesi yılların deneyimiyle lezzetli ekmekler pişiriyor. İlk şubesini Kazasker’de açan işletme, bugün birçok şubeyle hizmet veriyor. Kuru pasta, pasta, simit, grisini, köy ekmeği, ayçekirdekli ekmek, yedi tahıl ekmeği, çavdar ekmeği, mısır ekmeği, tam buğday ekmeği gibi ürünler var. Tüylüoğlu’nda pideyi her zaman bulabilirsiniz. Fiyatı 1,5 TL. Alo sipariş hattı kurmaya hazırlanan şirket yakın zamanda müşterilerine daha da kolay ulaşabilecek.&lt;br /&gt;Fındıklı Mah. Atatürk Cad. No:110 Fındıklı Tel: 0216 576 70 96&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Macro Center&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;En köklü market zincirleri arasında yer alan Macro Center’ın fırını da oldukça popüler. Jüri üyelerimizden Fem Güçlütürk, Macro’nun unlu mamüllerine bayıldığını söylüyor. Burada onlarca çeşit ekmeği, pideyi, unlu mamulü bulabilirsiniz. Market alışverişinizi yaparken aynı zamanda ekmeğinizi de almak size kolaylık sağlayacak. Zengin çeşitli fırından gönül rahatlığı ile alışveriş yapabilirsiniz.&lt;br /&gt;Nispetiye Cad. No: 325 Akmerkez F Blok Etiler Tel: 0212 282 03 10&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Jüri&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Gönül Paksoy, Gurme/Yemek Yazarı&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;Peleki Fırın&lt;br /&gt;Bayraktar Fırını&lt;br /&gt;Keçeli Fırın&lt;br /&gt;Komşu Fırın&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Fem Güçlütürk, Marka ve İletişim Uzmanı&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;Beyaz Fırın&lt;br /&gt;Komşu Fırın&lt;br /&gt;Kara Fırın&lt;br /&gt;Macro Center&lt;br /&gt;Sarıyer Ekmek Fırını&lt;br /&gt;Trabzon Vakfıkebir Ekmek Fırını&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Hülya Ekşigil, Gurme/Yemek Yazarı&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;Çengelköy Has Ekmek Fırını&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;em&gt;Sahrap Soysal, Yemek Yazarı&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;Yücem Fırın&lt;br /&gt;Komşu Fırın&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;em&gt;Mehmet Yaşin, Gurme/Yazar&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;Beyaz Fırın&lt;br /&gt;Komşu Fırın&lt;br /&gt;Tüylüoğlu Fırın&lt;br /&gt;Çengelköy Has&lt;br /&gt;Ekmek Fırını&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;em&gt;Selahattin Dönmez, Diyetisyen&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;Komşu Fırın&lt;br /&gt;Beyaz Fırın&lt;br /&gt;Kara Fırın&lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=435</link><pubdate>Tue, 25 Oct 2011 10:39:00 GMT</pubdate></item><item><title>‘Sultan Kayıkları’ ile nostaljik Boğaz sefası</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Osmanlı döneminin ihtişamlı sultan kayıkları, bugün Boğaz’ın masmavi sularında hem İstanbulluları hem de şehre gelen yabancı konukları ağırlıyor. Siz de buram buram tarih kokan sultan kayıkları ile nostaljik bir tura çıkmaya ne dersiniz?&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Osmanlı sanatçılarına ilham veren, şarkılara, şiirlere ve gazellere konu olan kayık sefaları geçmişte olduğu gibi bugün de çok ilgi çekiyor. Boğaz’da süzülerek ilerleyen sultan kayıkları turistler tarafından özellikle tercih ediliyor. İstanbullular da bu tarihi kayıkları özel günlerde sıkça kullanıyor. Peki, görkemli sultan kayıkları geçmişte nasıl kullanılıyordu? Kimler, bu kayıklarla Boğaz’ın mavi sularında geziyordu? Meraklıları için hem sultan kayıklarının tarihini hem de bugün nerede, nasıl sultan kayıklarına binebileceğinizi araştırdık. Sultan kayıkları Haliç’in iki yakası arasında İstanbulluları, Galata’dan Eminönü’ne, Hasköy’den Balat’a gün boyu taşırmış. Ulaşımı sağlamasının yanı sıra kayıklar, Osmanlı eğlencelerine, deniz sefalarına da ev sahipliği yapmış. Kayıklar, Osmanlı döneminde kullanan kişiye ve kullanıldığı yere göre adlandırılırmış. Dolayısıyla kayıklar arasında hiyerarşi varmış. Padişahı taşıyan kayık ise bu hiyerarşi içinde en üstte yer alırmış. Padişahın kayığı adeta dönemin saltanatını, devletin kudretini ve gücünü simgeleyecek kadar görkemliymiş. Hatta bir Fransız Kontu, meşhur sultan kayıkları için, “Kayığın suları kılıç gibi kesen büyüleyici güzellikte olduğunu” yazmış. Sultan II. Abdülhamid, Dolmabahçe Sarayı’ndaki tahta çıkma törenine sultan kayıklarıyla gelmesinin ardından 33 yıl boyunca Yıldız Sarayı’na sürdürdüğü saltanatı döneminde bu görkemli kayıkların hepsi Dolmabahçe Sarayı Kayıkhanesi’nde çürümeye terk edilmiş. II. Abdülhamid’den sonraki dönemlerde Sultan Mehmed V. Reşad, saltanatı sırasında saltanat kayığı geleneğini canlandırmaya çalışmış fakat imparatorluğun çöküşü, buharlı vapurların imalatı, yerleşim merkezlerinin tepelere doğru kaymaya başlamasıyla bu kayıklar şehrin unutulan bir parçası olmuş. 2002 yılına kadar da İstanbul Boğaz’ında saltanat kayıkları görülmemiş. Eylül 2002’de başlayan ‘Sultan Kayıkları’ projesi kapsamında Nisan 2003’te üç kayık denize indirildi. Orijinallerine sadık kalınarak birebir replikalar üretildi. Ve bugün o ihtişamlı sultan kayıklarında evlenme teklifleri ediliyor, yabancı misafirler ağırlanıyor, İstanbul’a gelen ünlü simalar kayık sefası yapıyor. Sultan kayıklarının bugünkü rotaları arasında, Dolmabahçe Sarayı, Beylerbeyi Sarayı, Küçüksu Kasrı, Sütlüce, Eminönü veya özel turlarda sizin seçiminiz olan lokasyonlar bulunuyor. Bu nostaljik tura siz de mutlaka çıkın!&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Sultan kayıkları ile turlar&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Özel turlarda sizin seçiminiz olan bir iskeleden alınıp, Sütlüce- Eminönü güzergahı izleniyor. Her gün 10.00-20.00 saatlerinde, 30 kişi kapasiteli oluyor. Saray turlarında ise Dolmabahçe İskelesi’nden alınıp Dolmabahçe Sarayı, Beylerbeyi Sarayı, Küçüksu Kasrı güzergahı izleniyor. Pazartesi ve perşembe hariç her gün yapılıyor. Kapasitesi 30 kişi. Haliç turları ise Haliç Kültür Merkezi’ndeki iskelden hareket ediyor. Sütlüce-Emirgan güzergahı izleniyor. Her gün 10.00-20.00 saatlerinde gerçekleşebiliyor.&lt;br /&gt;Kapasite 30 kişi. Sultan kayıklarının bir saatlik kiralama ücreti 650 euro.&lt;br /&gt;Saray ve Haliç turları ise 40 TL. Tel: 0212 268 02 99 &lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=434</link><pubdate>Mon, 24 Oct 2011 09:59:00 GMT</pubdate></item><item><title>Şehirde ağustos keyfi!</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;İstanbul, dayanılmaz sıcakların etkisi altına çoktan girdi. Tatil yöreleri dolup taşarken, siz hala şehirde çalışmak zorunda olanlardan mısınız? İstanbul’da ağustos nasıl geçer diye merak ediyor musunuz? Şehrin hem karıncası olup hem de eğlenmeyi ve gezmeyi bilen isimlerine bu sorunun yanıtını sorduk.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Defne Kocabıyıkoğlu, Trend analisti&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;‘Tatilde şehri, şehirde tatili özleyenlerdenim’&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Şehir hayatı olmasa tatilin tadı çıkar mı hiç! Ben tatilde şehri, şehirde tatili özleyenlerdenim. Ağustos ve İstanbul denince, aklıma ilk olarak mağazalara yeni gelen sonbahar koleksiyonları geliyor! Evet, henüz onları giymek için hava çok sıcak ama hayal kurmak serbest. Ağustos bence yenilenme zamanı, yani benim ocak ayım aslında ağustos!! Önümdeki bir seneyi nasıl geçirmek istediğimi hayal ettiğim ay! Bunu yapmak için de İstanbul’dan güzel yer olur mu? Deniz kenarında oturup, dergilerin yeni çıkan sayılarını okumaya bayılıyorum. Beni şehir hayatına motive edecek sergileri geziyorum. Önümüzdeki serin günler için bütün kış üzerimden çıkaramayacağım paltomu alıyorum. Ve yazın kuruttuğu cildime bir iyilik yapmak için güzel bir hamam sefası ayarlıyorum. Hafta sonları Boğaz’da küçük tekne-vapur gezileri yapmak, yeni gelen sergileri gezmek, filmleri izlemek, trafik derdi olmadığı için spontane programlar yapabilmek, akşam dondurması için evden çıkmak, yürüyerek dondurma yemek...Yeni bir sene için heyecanlanmak... Ağustos böceği olmak için İstanbul’dan güzel şehir yok. Öncelikle sahilde kahvaltı, daha sonra minik bir şehir turu (sergi-film-vitrin gezmesi...), geç bir saatte arkadaşlarla öğle yemeği, evde küçük bir siesta ve akşam içkisi için tekrar hazırlanma...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Elif Şafak, Yazar&lt;br /&gt;‘Sene boyu bir kenarda tuttuğumuz, merak edip biriktirdiğimiz kitapları okumanın vakti’&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Ağustosta İstanbul’un en güzel saatleri sabahın ilk demleri ve bir de güneş battıktan sonraki zaman, yani akşamüstü. Bu saatlerde yürüyüşe çıkmak, balkonda oturmak, şehri seyretmek, pazara gitmek, sepetine kiraz ve domates doldurmak... Bunları yapmayı seviyorum. İstanbul sürprizlerle dolu bir şehir. Aslında hala bilmediğimiz o kadar çok köşesi var ki. Arabası olanlar belki atlayıp şöyle bir Rumelihisarı’ndan ötesine uzanmak isteyebilirler. Araba kullanacak durumda olmayanlar içinse şehrin içinde nice hazineler saklı. Bir gününüzü Kapalıçarşı’ya ayırabilirsiniz. Belki de uzun zaman oldu gitmeyeli. Tophane’de akşamüstü nargile içmeyeli. Cihangir kahvesinde oturup gelip geçeni seyretmeyeli. Belki uzun zaman oldu Moda’ya gidip dondurma yemeyeli. Kadıköy’de dolaşmayalı. Bostancı pazarından alışveriş yapmayalı. Kuzguncuk kahvesinde sabah çayı içmeyeli. Çok güzel sergiler var. Sabancı Müzesi’ndeki İstanbul’un sekiz bin yılını muhakkak görmeli. Canlı, kıpır kıpır bir şehir İstanbul. Şimdi Ramazan geldiği için başka renkler eklenecek şehrin hayatına. Akşamüzerleri iftar için yeni bir hareketlilik oluşacak lokantalarda. Yemek sonrası etkinlikler olacak. Bence şehirde kalıp da gündüzleri güneşten dışarı çıkmak istemediğimiz saatler kitap okumak için en ideal zaman. Her gün ofise gitmek zorunda olmayanlarımız ya da işten erken çıkabilenlerimiz için şimdi tam da okuma zamanı. Otobüste giderken, doktor randevusu beklerken, vapurda yolculuk yaparken.... Gün içinde kitaba ayırabileceğimiz o kadar çok zaman dilimi var ki. Sene boyu bir kenarda tuttuğumuz, merak edip biriktirdiğimiz kitapları okumanın vaktidir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Baran Baran, Animatör&lt;br /&gt;‘Ben ağustosböceği kırması bir karıncayım’&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Ağustos ve İstanbul ikilisini duyunca cevap olarak güneş demek istiyorum ama temmuzdan sonra kafam karıştı. Ağustosta genelde çalışıyor oluyorum, kocaman ve uzun tatiller yerine küçük kaçamaklar geliyor aklıma. Sürekli koca bir masa etrafında toplanmış 10 arkadaş hayal ediyorum. Genelde beş kişide kalıyoruz ama olsun… Bu 10 arkadaşı Zuma ile Kalpazankaya arasında herhangi bir noktaya yerleştirirsem şehrin tadını çıkartırım. Ağustos ayının en önemli etkinliği Kantin’in tekrar açılacak olması. Ayrıca Elif Yalın müesseselerinin herhangi birinde sekiz saat geçirebilirim. Özetleyecek olursak üç-dört kilo almayı planlıyorum. Ben ağustosböceği kırması bir karıncayım. Her zaman tatildeyim, her zaman çalışıyorum! Nasıl mı? “Bir mojito ve bir de wifi şifreniz lütfen!”&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Derin Sarıyer, İç Mimar&lt;br /&gt;‘Ağustos ayı şehirde pil doldurma dönemi’&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Yeni yılın eylül ayında başladığını düşünmüşümdür hep. O yüzden ağustos ayı, yoğun geçen senenin ardından sessiz ve durgun, İstanbul’da pil doldurma dönemi gibi gelir bana. İstanbul’da çalışmaya devam ederken, şehrin sakinliğinin verdiği temiz duyguyla, yeni sezona hazırlanır gibi hissederim kendimi. Sinema salonlarında, sakin sokaklarda pazar yürüyüşleri ve dışarıda rahat bir kahvaltıda, fırsat yakalandığında işten biraz daha erken çıkıp Nişantaşı’nda dolaşırken, eski dostlarımı görmek için Moda’ya gidip sahilde sohbet ederek şehrin tadını çıkaracağım.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Lara Sayılgan, Moda fotoğrafçısı&lt;br /&gt;‘Ağustos, bol konser ve sanatsal etkinlik demek’&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Moda fotoğrafçısı olduğum için ağustos ayı benim için de çekim ve çalışmak anlamına geliyor. Hafta sonları ya da küçük kaçamaklar için Polonezköy ve Kilyos gibi yerlere gidebiliyorum. Hatta bu yerler hafta içinde daha müthiş oluyor. Kilyos’ta Dalia Beach, Polonezköy’de Saklıköy ve şehir içinde de Suada Club ile Çubuklu 29 benim favorilerim. Ama yine de en iyi dinlenme yeri arkadaşının havuzu ya da bahçesi bence. Şahsen akşamları balkonumda kalmayı tercih ediyorum. Her yer çok kalabalık ve boğucu oluyor. Ama ağustos aynı zamanda bol konser ve sanatsal etkinlik demek İstanbul için. Tüm bunları değerlendirebilirseniz çok sıkıcı olmayan bir ağustos ayı geçirebilirsiniz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Fulya Zenginer, Oyuncu&lt;br /&gt;‘Boğaz’dan uzak kalmayın’&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Ağustos, rengarenk bir İstanbul getiriyor aklıma. Durmaksızın sürüp giden eğlence hayatı, havuzu, masmavi deniziyle insani büyüleyen bir İstanbul. Benim tercihim sabahları Boğaz’da kahvaltı keyfiyle güne başlamak. Sonrasında da havuz, köpeklerimle park bahçe gezmeleri, arkadaşlarımla açık havadaki kafelerde oturup uzun sohbetlerle noktalanan bir gün. Yani değmeyin keyfime günü. Bu ay dizi çekimlerim olduğu için planlı programlı etkinliklere katılamayacağım. Maalesef! Boş olduğum günler etkinliklere bakar, aniden kalkıp giderim. Eğlenceler plansız olunca daha güzel oluyor! Burası muhteşem bir şehir. Ben bu yazı İstanbul’da bol bol havuza girerek geçirmeyi öneriyorum. Bir de açık manejde at binmek çok keyifli. Ama deniz özlemini gidermek için Boğaz’dan da uzak kalmayın derim.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Ezra-Tuba Çetin, Modacı&lt;br /&gt;‘Ağustos böceği olabilmenin tek yolu rakı-balık keyfi’&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;İstanbul ve ağustos denince bizim kafamızda iki yer beliriyor; Adalar ve Balıkçı Kahraman. Bir de Rumeli Feneri’nde bulunan balıkçılar son dönemdeki en büyük keyif adreslerimizden. Hafta sonu için salaş ve zevkli bir tercih. Bu ay kaçırılmamasını önerdiğimiz en önemli etkinlik 15 Ağustos Pazar günü Aya İrini’de düzenlenecek ‘Jugend Senfonie Orchester Konservatorium Bern.’ Bu ay bizim için ağustos böceği olabilmenin tek yolu rakı-balık keyfi yapmak. Çünkü yeni koleksiyon hazırlıklarımız çok yoğun bir şekilde ilerliyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Ferah Aydın-Funda Ödemiş, İşletmeci&lt;br /&gt;‘Ağustos ve İstanbul birbirlerine çok yakışıyor’&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Ağustos ve İstanbul ikilisi bize sıcak ve Ramazan’ı hatırlatıyor. Ama ağustos ayının yanına nereyi iliştirirseniz iliştirin, cevabımız aynı olacaktır. Dolayısıyla bir tatil fırsatı yaratmayı aklımızdan hiç geçirmedik. Sıcaklar hepimizin temposunu düşürdüğü için şehirde de daha sakin, huzurlu bir hava oluyor. Zaten hep birileri kısa da olsa kaçamaklar yaptığından, etrafta şortlu, bavullu bir sürü insan görüyor olmak bize tüm şehir tatildeymişiz duygusunu yaşatıyor. Her ne kadar hepsini yapmak mümkün olmasa da, sabahın ilk saatleri ve erken akşam saatleri Bebek, geceleri ise Asmalımescit insana ağustos böceğiymiş gibi hissettirebilir. Biz biraz da zorunluluktan, Asmalımescit’in keyfini çıkartmaya ve çıkarttırmaya uğraşıyor olacağız. Bizce, ağustos ve İstanbul birbirlerine çok yakışıyor. Sonra zaten yanına nereyi alırsanız alın şahane bir eylül geliyor. Onu bekliyor olmak bile yeterince keyifli olacaktır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Aslı Melis Akcan, İletişim danışmanı&lt;br /&gt;‘En heyecanla beklediğim etkinlik; İstanbul Fashion Week’&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Ağustosun çoğunu iş-güç nedeniyle İstanbul’da geçirdiğim için aklıma ilk olarak deniz değil de, havuz kenarında güneşlenmek ve şanslıysam bazı hafta sonları Bodrum kaçamakları yapmak geliyor! Şehrin tadı bence, Boğaz’da (özellikle Bebek Kahve ve Sade Kahve’de) kahvaltı ederek, Kanyon’da alışveriş yaparak, Arnavutköy ve Bebek’in güzel kafelerinde vakit geçirerek ve en önemlisi Suada’da keyif çatarak çıkar. Benim en heyecanla beklediğim etkinlik, iki sezondur ‘Hakan Yıldırım for Koton’ defilesini organize ettiğim İstanbul Fashion Week. Benim bu ayki eylem planım yeni evimin balkonunda, elimde blush’ım yaz akşamlarının keyfini çıkarmak. Ama balkon keyfinden sıkılıp da kendimi dışarı vurmak istersem; bol bol havuza gitmeli, sahil keyfi yapmalı, yakın yerlere kaçmalı, akşamları Asmalı sokaklarında dolaşmalı diye düşünüyorum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;İstanbul Life der ki;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Sıcak havada serin akşamüstü kokteylleri için Asmalımescit’in püfür püfür esen dar sokaklarını arşınlayın. Sabahın erken saatlerinde yemyeşil ağaçların altında Tarihi Yarımada’yı izleyerek Moda’da simit çay keyfi yapın. 6 Ağustos’ta Maçka Küçükçiftlik Parkı’ndaki Sean Paul konserine gidin ve Adalar’da şehrin karmaşasından uzaklaşıp güzel bir tatil günü geçirin ve bunu tabii ki hafta içi yapın. Bu arada akşamları Boğaz’a inmeyi ve bol bol eğlenmeyi unutmayın. İyi tatiller! &lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=433</link><pubdate>Fri, 21 Oct 2011 11:16:00 GMT</pubdate></item><item><title>Dere ve denizin aşkı Riva</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;İstanbul’da kimileri için uzun yıllardır gizli bir sığınak olan Riva, şehrin mutlaka keşfedilmesi gereken köylerinden. Riva, geçmişin gizemini ve geleceğin enerjisini bir arada yaşatıyor.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İstanbul’a 40 kilometre uzaklıkta, Şile’yle Rumelifeneri arasında küçük bir köy Riva. Doğal koyları, denizi, restoranlarıyla zamanda sıkışmış, şehrin modern köylerinden çok uzakta, sakin bir yer olarak kazındı hafızamıza. Eski adı Çayağzı olan Riva’nın en önemli özelliği 71 kilometrelik Riva Deresi. Bizans’tan günümüze kaldığı rivayet edilen Riva’ya ilk yerleşimin Rumlar tarafından gerçekleştirildiği tahmin ediliyor. I. Dünya Savaşı’nın ardından ise Karadenizliler köye yerleştirilmiş. Kumsalın ardından denize dökülen deresi, yeşil ve ormanlık çevresi ile küçük ve kalabalık olmayan bir belde burası. Tabii yaz aylarındaki günübirlik yazlıkçıları saymazsak. Riva’da bazı villa ve siteler bulunsa da, meydanı dışında çok fazla beton yapılanma görünmüyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Günübirlik yazlıkçıların ve Riva sakinlerinin en çok tercih ettiği plaj ‘Merkez Plaj’ adıyla biliniyor. Ve tam olarak köy meydanında yer alıyor. İki cankurtaran kulesi, tuvalet ve soyunma kabini gibi hizmetleri bulunan plaja giriş ücreti 5 TL. Arabanızla girmek isterseniz 5 TL daha ödemeniz gerekiyor. Şezlog kirası 5 TL, şemsiye ise 7 TL. Plaj 07.00-19.00 saatleri arasında açık. Riva’nın denizi dalgalı olduğu için yüzerken dikkatli olmanızı öneririz. Poyrazköy gibi dalgakıranla korunmayan Riva’da birden derinleşen suyla zor anlar yaşayabilirsiniz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Plajın etrafında pek çok restoran-bar ve balıkçı bulunuyor. Burası Riva’nın en kalabalık plajı. Riva’nın merkezinde ne zaman yapıldığı ve ne için kullanıldığı bilinmeyen bir kale bulunuyor. Ancak Karadeniz girişinde olan bu köyde bulunan Riva Kalesi’nin Boğaz yolu ile İstanbul’a gelecek saldırıları önlemek amacıyla kullanıldığı aşikar. Kale şu anda koruma altında değil. Her taraf çöp ve hayvan atıklarıyla dolu.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Elini koluna sallayan istediği gibi içeri girebiliyor. Kalenin ayakta kalan bölümlerinin üzerine çıktığınızda Boğaz’ın Avrupa ucu, Riva Deresi ve Merkez Plaj’ı rahatlıkla görebiliyor. Kalenin girişinde bulanan mahzenler oldukça dikkat çekici, ancak kokudan ve karanlıktan dolayı içeri girmek çok zor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Yaşam derede bitip, karada yükseliyor&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Gebze’nin Tepecik Köyü’nden başlayan yolculuğunu Riva’da tamamlayan Riva Deresi de, çevre kirliliği yüzünden tehdit altında. Arıtılmadan dereye bırakılan fabrika ve tekne atıkları yüzünden derede yaşayan canlıların sayısının bir hayli azaldığını söylemek mümkün. Derenin 25 yıl öncesine kadar suyunun içildiği, yüzüldüğü ve ıstakoz, sazan, turna gibi balıkların tutulduğu söyleniyor. Ancak bugün kıyıda kefalden fazlasını görmek mümkün değil. Derenin keyfi artık kıyıdaki balıkçılarda çıkıyor diyebiliriz. Dere kenarına yerleşmiş balıkçılardan Kalyon Restaurant’ın mezelerini ve özellikle balık mantısını mutlaka denemenizi tavsiye ederiz. Riva son dönemde en çok değerlenmeye başlayan noktalardan biri olarak gösteriliyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Çünkü Şile ve Rumelifeneri arasında imar izni verilen tek yer. Hem TOKİ hem de büyük şirketler Riva’daki pek çok araziyi satın almış durumda. Şu sıralar Riva içinde çok sayıda inşaat yapım aşamasında. Heyecanla beklenen yapı ise Galatasaray’ın arazisi içine yapılan olan evler. 840 villalık projeden kulübün 100 milyon dolar gelir elde etmesi bekleniyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Bakır Koylar&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Riva’nın asıl plajı merkezde bulunuyor ama ikinci ve üçüncü koylar denize girmek için çok daha güzel. Ancak bu koyları bulmak için Riva’da biraz gezintiye çıkmanız gerekiyor. Çünkü köy halkına ‘bu köyde görebileceğimiz, çekebileceğimiz ne var?’ sorusunun yanıtı hep ‘hiçbir şey yok’ oldu. Arabayla çıktığımız gezintide ise ilk durağımız Riva Elmas Burnu oldu. Jandarma binasının yolunu takip ederek buraya ulaşabilirsiniz. Burası sakin bir kamp alanı. Hem plajı hem de denizi Merkez Plaj’dan çok daha iyi durumda. İçinde restoran, market, duş, kabin ve tuvalet gibi imkanlar bulunuyor. Giriş ücreti kişi başı 2.70 TL, arabayla ise 8 TL. Eğer çadırda konaklamak isterseniz çadır fiyatları 40 TL’den başlıyor. Elmas Burnu Plajı’ndan ayrılıp yeniden merkeze iniyoruz. Bu sefer jandarma binasının tam tersi yöne ilerliyoruz ve karşımıza 2. Koy çıkıyor. 2. Koy’a giriş ücreti 4 TL. Buradan yola devam ettiğinizde köyün modern ve dinamik yüzünü gösteren Legend Hotel (Tel: 0216 319 17 17) karşınıza çıkıyor. Köyün en iyi plajının otele ait olduğunu söyleyebiliriz. Legend Hotel ziyaretiyle birlikte Riva ziyaretinizin de sonuna gelmiş olduğunuzu söyleyebiliriz. Ama biz daha fazlasını istiyoruz derseniz dağ, tepe, bayır dolaşıp köyün doğasını daha yakından tanıyabilirsiniz. Dereyi keşfetmek isterseniz tekne turu (Tel: 0533 641 90 60) yapabilirsiniz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Eski adı çayağzı olan riva’nın en önemli özelliği 71 kilometrelik riva deresi. kumsalın ardından denize dökülen deresi, yeşil ve ormanlık çevresi ile riva küçük, kalabalık olmayan bir belde.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Riva yeme - içme rehberi&lt;br /&gt;Kalyon Restaurant: 0216 319 15 91&lt;br /&gt;Kıraça Balık Restaurant: 0216 319 11 31&lt;br /&gt;Riva Yelken Balık Restaurant: 0216 319 16 86&lt;br /&gt;Saray Et Lokantası: 0216 319 14 29&lt;br /&gt;Riva İskelem Balık Restaurant: 0216 319 16 28&lt;br /&gt;Riva Aqua: 0216 319 16 19 &lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=432</link><pubdate>Thu, 20 Oct 2011 00:17:00 GMT</pubdate></item><item><title>Esma Sultan Yalısı</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Buram buram tarih kokan anlara şahit olmaya ne dersiniz?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Yıllar önce Esma Sultan’a düğün hediyesi olarak verilen yalı, sırasıyla Rum okulu, tütünhane, marangozhane, mobilya deposu ve kömür deposu olarak kullanılmış. 1975 yılında çıkan bir yangında yanan yalı, 90’lı yılların başlarında, The Marmara tarafından satın alınıp orijinal plana sadık kalarak restore edilmiş. Bugünlerde en güzel düğünlere ev sahipliği yapan mekanın bahçesinde hala sarnıç, Türk hamamı ve ahır kalıntıları var. Yalıda konaklama yapılmıyor. Tarihi atmosferi ile düğünler için çok tercih edilen Esma Sultan Yalısı, toplantı ve konferanslar için de biçilmiş kaftan. Bahçede bin kişilik yemek ve üç bin kişilik resepsiyon alanı var. İç mekanda ise 336 kişilik yemek ve 600 kişilik resepsiyon alanı ile konuklar ağırlanıyor. Boğaz’ın kıyısındaki bu büyülü yalıda düzenleyeceğiniz her organizasyon şık bir şölene dönüşecek. Muallim Naci Cad. Yalıçıkmazı Sok. No: 20 Ortaköy Tel: 0212 251 46 96&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Fuat Paşa Yalısı &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Sultanlara layık bir konaklama için biçilmiş kaftan.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Bu tarihi yapının 18. yüzyılın sonlarına doğru inşa edildiği tahmin ediliyor. Uzun bir süre II. Abdülaziz’in sadrazamı olan Keçecizade Fuat Paşa’nın evi olmuş. Cumhuriyet döneminde restore edilerek 1930 yılında otel ve pansiyon olarak hizmete açılan yalı tarihin izlerini taşıyor. Boğaziçi’nin en güzel yalılarından biri olan Fuat Paşa Yalısı, 1991’den beri Hotel Fuat Paşa olarak faaliyette. Otelde beş şehzade süit, bir sultan süit olmak üzere toplam 56 oda var. Odalar VIP, Boğaz manzaralı, balkonlu, eski Büyükdere manzaralı olmak üzere çeşitlilik gösteriyor. Konaklama fiyatları da odaların özelliklerine göre 150 euro ile 1000 euro arasında değişiyor. Otelin, İtalyan, Fransız ve Türk mutfağının en seçkin örneklerini sunan restoranı da mutlaka denenmeli. Denizle iç içe olan Paşa Restaurant, servisinde size geleneksel Türk konukseverliğini de hissettirecek. Çayırbaşı Cad. No: 148 Büyükdere Sarıyer Tel: 0212 242 98 60&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Sait Halim Paşa Yalısı&lt;br /&gt;Geleneksel Boğaz yalısında, büyülü davetler için rotanızı Yeniköy’e çevirin.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Tahmini olarak 1863 yılında inşa edildiği öne sürülen Sait Halim Paşa Yalısı, zemin kat, birinci kat ve dış mekandan oluşuyor. Geleneksel Boğaz yalısı tipindeki yalının dış yüzü ampir etkili. Rıhtımda harem ve selamlık yönlerine giden kapılar mevcut. Bu kapılardan selamlık bahçesine açılanın önünde iki aslan heykeli göreceksiniz, bu nedenle burası yalı ‘Aslanlı Yalı’ olarak da anılıyor. Yalının denizden geri çekilerek rıhtım üzerine inşa edilmiş olması; cumbalar, pencerelerin neo-klasik çizgiler taşıması size o devirde yaşıyormuşsunuz hissi verecek. Zemin katta yalının en süslü odası olarak nitelendirilen av odası, ampir motiflerle dekore edilen harem, çalışma odası, kabul salonu, bekleme salonu ve yalının en önemli mekanlarından biri olan selamlık bulunuyor. Birinci katta ise büyük salon, Japon oda, bütün duvarların ve kaplamaların altın olduğu altın oda ve Venedik odası bulunuyor. Dış mekanda ise bir kapalı bir açık olmak üzere iki ön bahçe var. Arka bahçe ve rıhtım dış mekanda vakit geçirebileceğiniz bölümler arasında. Sait Halim Paşa Yalısı’nda konaklama hizmeti verilmiyor. Yalnızca davetler ve organizasyonlarınız için bu tarih kokan mekanı tercih edebilirsiniz&lt;br /&gt;. Köybaşı Cad. No: 117 Yeniköy&lt;br /&gt;Tel: 0212 223 05 66&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Burgazada’da Sait Faik on Nobel gücündedir!&lt;br /&gt;Vedat Özdemiroğlu’nun gözlükleri bu kez Burgazada’da Sait Faik heykelinin gözündeydi…&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Başlıktan da anlaşıldığı gibi Burgazada, benim için öncelikle Yazarada. Tabiatın bir güzel parçası, tabiatın bir başka güzel parçasını seçtiyse yaşamak için, orada biraz durmak gerekir. İşte ben de durdum biraz Burgazada’da!.. (Bu arada: Başlık, Kızılmaske efsanesi ‘Ormanda Fantom, on kaplana bedeldir’ cümlesine göndermedir, bilen olur da bilmeyen olmaz mı?)&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Burgazada zamanı, güneşe sükunetle uyumludur. Güneş de muhteşem batarak ve daha da muhteşem doğarak selamlar bu iyi ve sakin ada ahalisini...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Esaslı inceliğe sahip ince mimari, konserveperver site ruhunun sabotajına uğramış olsa da, ada işte, çeviriver kafanı herhangi yöne, bisikletli gençleri göremezsen, orman içinde minicik bir özenli yuvarlak ev görürsün...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Burgazada, üç büyükler içinde Beşiktaş’a denk gelir! Merkezi hacmi ile Büyükada’nın Fenerbahçe’yi, kültürel yansımaları ile Heybeliada’nı da Galatasaray’ı andırmasından daha fazla benzeşir Beşiktaş ve Burgazada. Çarşılarının eski korunmuş dokusu, kadim ahali ruhu ve diğerlerini sollayan samimiyet üslubu paralellik arz eder. Ya da bana öyle gelir! Ben, bir şeyin bana öyle gelmesini seviyorum zaten. Kınalıada’yı soracak olursanız, İstanbulspor!&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Çocukluğumda neredeyse müptelası olduğum faytonu artık pek yeğlemiyorum, atlara zahmet veriyormuşum hissine kapılıyorum. Ama ‘Asla binmem’ de demiyorum, dikkat. Sonra “Vay efendim, şu tarihli dergi” durumu olmasın...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İnsanlar, dört tarafın denizle çevrili kara parçasıysan ama çok büyüksen ‘kıta’ demişler, gene komple denizle çevrili ve bir-iki günde gezilecek makul ölçülere sahipsen ‘ada!’ Tüm kıtalar birer ada, ‘Afrika hariç değil’. Zaten tüm adalar da kıta değil...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ama yazarın Sait Faik’se, ne kıtası, dünyasın sen. Abasıyanık Evi, tadilatta, içini göremedim ama dışarıdan çok sade ve aynı zamanda rahat görünüyor yazarın ahşap konağı. Kar altındaki tekneleri, mavnaları, Galata Köprüsü’nü ‘Cinlerin düğünü olacaktı’ diye tabir eden dahi, ‘Çok korkunç pastaneler vardı Beyoğlu’nda’ diyen gizemli, ‘Yazmasaydım çıldıracaktım’ diye yazan hikaye ustasının, Büyük Sait Faik’in yadigarı Burgazada, sen çok yaşa!&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Elbette Kalpazankaya! Adanın sonu ne demek bilmiyorum ama adanın sonunda, Kalpazankaya. Restoran, kafe, lokanta, bar ve hatta kulüp, tamamı bir arada! Ne içeceğinize niye karışayım ama vejetaryen kardeşlerden değilseniz, kuzu şiş gayet lezzetli, belirtirim. Kalpazankaya, aynı zamanda, kavisli merdivenleri ve kallavi kayasıyla, bir elektrikli film setine benziyor...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Heybeliada’nın en güzel göründüğü yer, bir yandan da Burgazada!..&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Alışveriş merkezi değil, toprak ve üstünde kıpır kıpır hareketli ve rengarenk, enva-ı çeşit kertenkele, böcek, kurbağa, kelebek, çekirge, kaplumbağa, kedi, köpek, hindi, kaz, tavuk ve diğer canlıları görürsün; sokaklarda, yamaçlarda taşıttan daha çok eyersiz at görürsün; demek ki sen görüyorsun, e hadi, hafif rüzgarın taşıdığı tuz kokusunu da gör. Gördün bile diyelim. Yazınca olur bak!&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sürreal Madrid’in 10 numarası olmak ister deli gönül, konudan ayrı!&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Vapurdan dikkatli bakan kıyı masalarındaki rakı buğusunu görebilir, çünkü güneş anasonla uğurlanır. Yorgun tekneler, gacırdaya gacırdaya kuruyarak dinlenirler nesneleşmiş şiir gibi. Şirindir tabii ki de iskele ve fakat dalıp da bakarsak şehre, ki metropoldür, biraz yalnız görünür, ya sana, olmadı, bana! Gene de ‘Kral çıplak’ diyemeyiz, bize ne, biz kraliçe miyiz?..&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bir de eleştirim olacak sana, niçin pansiyon sayın yoka yakın a Burgazada? Otel demiyorum ama. Doğal, minik, yeşilli pansiyonlar, ki potansiyel müdavimleri bence var!&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Son madde, elbette yazarla ilgili. ‘Sait Faik Abasıyanık Ormanı’ kıvanç verici; düşünenler, yapanlar, koruyanlar sağ olsun. Öte yandan, ada meydanında üstadın bir büst ya da heykelini göremedi, hem gözlerim hem gözlüklerim! Varsın şekil eksik olsun, o hikayeler elimizin altında ya. O halde, hep beraber: Türkçe, Sait’tir, Faik kalacak!&lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=431</link><pubdate>Wed, 19 Oct 2011 10:31:00 GMT</pubdate></item><item><title>Mavili turizm elçileri!</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Fatih Belediyesi, Sultanahmet’te yeni bir uygulama başlattı. Mavi tişört giymiş gönüllüler, İstanbul’a gelen turistlere ev sahipliği yapıyor.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bugünlerde Sultanahmet’e yolunuz düşerse gözünüze mavi tişörtlü insanlar takılacak. Üzerinde ‘ask me’ yazan bu mavi tişörtlüleri görünce eminiz ki aklımıza bazı sorular gelecek. Bunlar kimdir? Sorduğunuzu duyar gibiyiz. İstanbul Life olarak üzerimize vazife edindik. Gittik, araştırdık ve öğrendik. Bir üniformaya benzeyen mavi tişörtleriyle tarihi meydanın her bölgesine yayılmış olan bu kişileri, turistlere yardımcı olan görevliler olarak tabir edebiliriz kısaca. Onları diğer rehberlerden ayıran en önemli özellik, bu işi gönüllü olarak yapmaları ve masada değil de sahada çalışmaları. Tek amaçları turistlere rehberlik yapıp onları memnun etmek. Ülke turizmine katkıda bulundukları için yaptıkları işi çok sahipleniyorlar. Mavi tişörtlüler arasında yer alan üniversite öğrencileri hem başka ülkelerden insanlarla bir araya gelip sosyalleşiyor hem de yabancı dillerini geliştiriyorlar. Hepsi hayatından çok memnun. Bunu bir fırsat olarak görüyorlar. Haliyle turistler üzerindeki kötü izlenimimizi yıkmak için onlara çok işi düşüyor. Çalışırken, bu misyonlarını göz önünde bulunduruyorlar. Yaklaşık 200 kişiler; her gün belirli sayıda insan sahaya çıkıyor. Bu sayı sürekli artıyor. Hatta çekim esnasında gruba katılmak için kayıt sırası bekleyen insanlara rastladık. Turistler önce şaşırıyor, sonra onların güvenilir olduğunu anlayınca gönül rahatlığıyla sorularını sıralıyor. Bu aralara Tarihi Yarımada maviye boyanmış gibi. Onlar bir anlamda Türkiye’nin vitrininde duran, sanıldığından çok daha önemli iş yapan turizm elçileri.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;'Turizm hizmeti veriyoruz'&lt;br /&gt;‘Ask me’ grubuna önderlik eden Metin Topaloğlu, sorularımızı yanıtladı. Belki siz de gönüllü olursunuz.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Nasıl hizmetler veriyorsunuz? Öncelikle bizler Sultanahmet, Nuruosmaniye, Kapalıçarşı, Divanyolu ve Beyazıt’ta hizmet veriyoruz. Grup paylaşımı yapıyoruz, her süpervizör dört gün çalışıyor. Pazar günleri her iki grup da görev başına geçiyor. Bazı bölgelere ziyaretçi ülkeye göre süpervizör yönlendiriyoruz. Mesela Sultanahmet avluyu Arap kültüründen insanlar daha çok ziyaret ettiği için, o bölgede Arapça bilen kişiler çalışıyor. Süpervizörlerin görevi turistleri gitmek istedikleri yere yönlendirmek, önerilerde bulunmak. Mesela ‘Boğaz turu yapın, konserlere gidin’ gibi önerilerde bulunuyoruz. Ayrıca acil durumlarda da iş başındayız. Örneğin turistlere uygunsuz davranan mağaza sahiplerini, hırsızlık yapanları, turistleri dolandırmaya çalışanları, yetkili yerlere bildirmek, kaybolan turistlere yardımcı olmak. Kısaca turizm adına bir başlangıç hizmeti veriyoruz. Turistlerden gelen tepkiler nedir? İlk olarak turistler tereddütle karşılıyorlar bizi. Ücretli sananlar bile var. ‘Ask me’ hizmeti kulaktan kulağa yayıldıkça çok olumlu tepkiler alıyoruz. Sadece rehber olarak yaklaşmıyorlar, bize güveniyorlar da. Mesela Kapalıçarşı’ya beraber gidelim gibi teklifler alıyoruz. Daha çok kimler çalışıyor? 16-25 yaş arası öğrencilerle çalışıyoruz. Çünkü gençler dillerini geliştirmek istiyorlar ve turistlere yardımcı olmayı çok seviyorlar. Eksik gördükleriniz nelerdir? Bizler burayı yeni keşfedilmiş bir bölge olarak gördüğümüz için eksikler çok. Fakat bu hizmetten verim aldıkça bu eksiklikleri gidereceğiz. En büyük sıkıntımız tabela eksikliği. Turistler bu nedenden dolayı çok zorluk çekiyorlar. Tuvalet, kadın kuaförü, çöp kutusu söyleyeceğim ilk eksiler. Bunun yanı sıra seyyar satıcıların belli bir yerde durmaması bazı sıkıntılara yol açıyor. Fakat bu çalışma sonucunda yapmak istediğimiz planlar var. Sultanahmet’e Kadıköy’deki gibi nostaljik bir tramvay yapılmalı, tatil yapmak isteyen turistler için havuz, fitness ihtiyacı karşılanmalı. Bir turist, Ayasofya’dan çıkınca ne yapmalıyım diye kafasını kaşımamalı, çıkışta onu yönlendirecek board’lar olmalı. İşin keyifli yanlarından bahseder misiniz? En keyifli yanı turistlerin bize yaklaşarak sorular sorup kültürümüzü öğrenmeye çalışması. Kültürümüzü anlamaya çalışıyorlar; bizler farklı insanlarla tanışıp kültür kaynaşması yaşıyoruz; farklı kültürleri öğrenme imkanımız oluyor; arkadaş çevresi edinebilme imkanımız oluyor… Bütün bunlar en keyifli yanlarından sadece birkaçı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Hem yabancı dilini geliştir, hem de ülkeni tanıt!&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Gençler bu işte başrolde. Onlara nasıl bir iş yaptıklarını sormazsak büyük bir hata etmiş olurduk. ‘Ask me’ gönüllüsü gençlere iki soru sorduk. Neden bu işi yapmak istediniz ve gün içinde başınıza neler geliyor?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;ŞAHİN KÖROĞLU&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;İngilizcemi geliştirmek, turistlere yardımcı olup kötü imajı yok etmek için bu işi yapmak istedim. Hem kendimizi geliştiriyoruz hem de onlar mutlu oluyor. Bazı olumsuzlukları yetkili birimlere iletiyoruz. Kendi kültürümüzün bilmediğimiz birçok yanını öğrenip yabancı insanların kültürlerini de tanıma imkanını da buluyoruz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;KÜBRA ÖZKAN&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Yabancı dilimi geliştirmek, boş vaktimi değerlendirip ülke turizmine katkı sağlamak, genel kültürümü üst düzeye çıkarmak, turistlere yardımcı olmak için bu işi yapmayı çok istedim. Genelde turistlere yol tarif ediyoruz, eşyalarını kaybetmiş insanları karakola yönlendiriyoruz, bize verilen müze kartı sayesinde tarihi eserleri görebilme imkanını yaşıyoruz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;OĞUZKAAN ÇETİNDAĞ&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Ben bu işi bir sosyal sorumluluk projesi olarak gördüm ve insanlara faydalı olabileceğine inandığım için yapmak istedim. Başka insanlarla diyaloğa geçmek çok güzel. Çeşitli adres sormalar, şikayet, istekler, önerilerle gün içinde karşılaşıyoruz. &lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=430</link><pubdate>Tue, 18 Oct 2011 10:08:00 GMT</pubdate></item><item><title>Nişantaşı’nın yeni konaklama üssü</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;The House Hotel zincirinin ikinci halkası Nişantaşı’nda açıldı. Abdi İpekçi Caddesi üzerinde, Prada mağazasının hemen üstünde yer alan otel tasarımıyla çok beğenildi.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Nişantaşı’nda başlayan The House Cafe’nin yolculuğu catering, apart otel derken şık oteller ile taçlandı. The House Hotel Nişantaşı, The House Cafe’nin kurucuları olan Canan Özdemir, Ferit Baltacıoğlu ve Ramazan Üren tarafından, konaklama tarafına ortak aldıkları Alexander Varlık ve Ocak 2010 yılında yüzde 50 hisse satışıyla İrlandalı fon şirketi Kerten Private Equity ortaklığı ile kuruldu. İlk otel Nisan 2010 tarihinde Galatasaray’da, restore edilen görkemli Zenovitch Apartmanı’nda açıldı. The House Hotel zincirinin ikinci halkası ise Nişantaşı’nda hizmete girdi. Şehrin moda üslerinden olan, şık kafe ve restoranlarıyla İstanbulluların adeta buluşma noktası Nişantaşı’nda Abdi İpekçi Caddesi’nde 9 Temmuz’da kapılarını açan otelin her katında dokuz olmak üzere toplam 45 odası bulunuyor. Otelin tasarımı ise şehirde pek çok mekana imzasını atan, yurt dışında bu konuda ödüller almış Autoban’a ait. Çağdaş bir dokunuşla tasarlanan otelde modern klasik bir üslup izlenmiş. Otelin lobisi gelen konukları daha ilk dakikada etkiliyor. İçerisinde pilates stüdyosunun da yer aldığı spor salonun bulunduğu çatı katındaki süitlerin her biri ise Nişantaşı ve deniz manzaralı. Üstelik her biri ayrı terasa açılıyor. Otelde ayrıca restoran, toplantı odası ve bar da mevcut. Keşfetmenizi öneririz. Çok yakında Ortaköy’de zincire üçüncü halkanın ekleneceğini de duyuralım.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;The House Hotel Abdi İpekçi Cad. No: 34 Nişantaşı &lt;br /&gt;Tel: 0212 224 59 99&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;#160;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;#160;&lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=429</link><pubdate>Mon, 17 Oct 2011 08:47:00 GMT</pubdate></item><item><title>Eski meyhaneler geri döndü</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Tepebaşı’nda açılan Meze by Lemon Tree, o dönemi yaşayanların özlemle hatırladığı, yaşayamayanların ise gıptayla dinlediği eski İstanbul meyhanelerini andırıyor.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İstanbul’un göbeğinde küçücük bir restoran açıldı. Adından anlaşılacağı gibi Bodrum’un meşhur Lemon Tree otelinin sahipleri tarafından açılan Meze by Lemon Tree, o dönemi yaşayanların özlemle hatırladığı, yaşayamayanların ise gıptayla dinlediği eski İstanbul meyhanelerini andırıyor. Sahipleri kendi söylemleriyle okul yıllarındaki ‘Bir meyhanemiz olsun’ hayaliyle burayı açmış. Eylül ayında yeni haliyle İstanbul’la yeniden buluşmaya hazırlanan Pera Palas’ın karşı sırasında açılan Meze by Lemon Tree, yazının başında da söylediğimiz gibi küçük ve sevimli bir yer, adeta bir dost meclisi. İçeride yedi masa var. Dekorasyon da bu havanın bir parçası. Sadelik hakim. Mönüde ağırlık mezelerde. Köpoğlundan radikaya, pazı kavurmadan kısır sarmaya kadar pek çok seçenek mevcut. Otlar, Ege’nin havasını, suyunu, lezzetini buraya taşıyor. Dolayısıyla bizim tavsiyemiz envaiçeşit otlardan oluşan mezelerle masayı donatmanız. Deniz ürünlerinden yapılan mezeler ayrı bir mönü olarak sunuluyor. Bunlar arasından da lakerdayı öneririz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Geniş Şarap Kavı var&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Ara sıcaklar arasında dana ciğer, uskumru dolma, mücver ikilisi, sardalya kızartması gibi lezzetler var. Damak zevkinize göre seçim yapmanızı tavsiye ederiz. Bizim favorimiz ise mücver ikilisi ile sardalya kızartması. Ana yemeklere gelince; burada ister balık ister et yemekleri yiyebilirsiniz. Et yemeklerinin hepsi ızgara dolayısıyla oldukça sağlıklı ve sağlıklı olduğu kadar da lezzetli. Balık olarak ise mevsimin en güzelleri sunuluyor. Kağıtta levrek ya da fener balığı kavurma bizim önerimiz. Eğer tüm bunlardan yer kaldıysa tatlılardan tahin helvası suflenin tadına bakın deriz. Bu arada seçim yapmakta zorlananlar için mekanda iki kişilik üç ayrı mönü bulunuyor: Ege rüzgarı, çilingir sofrası ve İstanbul stili. İsterseniz bu mönülerden birini de tercih edebilirsiniz. Hemen belirtelim; buranın geniş bir şarap mönüsü bulunuyor. Tercihini şaraptan yana kullanmak isteyenler tüm dünya şaraplarını bulabilirler. Beyoğlu’na yeni bir soluk getiren Meze by Lemon Tree’ye mutlaka bir şans verin, pişman olmayacaksınız!&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Meze by Lemon Tree&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Asmalımescit Mah. Meşrutiyet Cad. No: 83/B Beyoğlu Tel: 0212 252 83 02 Haftanın her günü 18.00-02.00 saatleri arasında açık. Mezeler 8 TL, deniz ürünü salatalar 12 TL, tatlılar 8 TL. Başlangıçlar 10-15 TL arasında, et yemekleri 18-25 TL arasında, balıklar 20-30 TL arasında, mezeler 11-13 TL arasında değişiyor. Mekanda ayrıca fiyatları kişi045 TL ile 55 TL arasında değişen mönüler var. Kredi kartı geçerli. Vale hizmeti var.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yemek kalitesi: 9&lt;br /&gt;Servis: 9&lt;br /&gt;Ambiyans: 9&lt;br /&gt;Not verirken yemeğin kalitesi, servis ve ambiyans olmak üzere 3 kategori değerlendiriliyor. 1 ile10 arasında puan veriliyor. Karne notu bunların ortalamasından oluşuyor. &lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=428</link><pubdate>Fri, 14 Oct 2011 09:41:00 GMT</pubdate></item><item><title>Gurme sırları</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Gurme Hülya Ekşigil, Ramazan’da sağlıklı ve düzenli alışveriş yapmanın tüyolarını verdi. Hem bütçenize zarar vermeden hem de lezzetli yiyeceklerden mahrum kalmadan keyifli bir Ramazan geçirmek istiyorsanız, bu önerilere mutlaka göz atın.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İftar ve sahur sofraları için alışveriş yaparken en çok nelere dikkat edilmeli? En önemli şey abartıya kaçılmaması gerektiği. Haftalık olarak alışveriş yapılırsa abartıya kaçmayı engellemiş olursunuz. Ve tabii ki sebze ve meyve gibi alışverişlerin mutlaka pazardan yapılmasını tavsiye ediyorum. Pazardan alınan meyve ve sebzelerin tazeliği marketlerle karşılaştırılamaz. Hatta zeytin, hurma gibi iftariyelikleri de pazarlardan alabilirler. Ramazan, bu sene yaz mevsimine denk geliyor. Bu bir yerde avantaj bir yer de dezavantaj. Yaz aylarının en güzel nimetlerinden biri meyveleri bunu avantaja dönüştürebilir. Taze meyvelerden reçeller yapıp bunları iftar sofralarında kullanabilirler. Çok bol sıvı tüketerek sağlıklı bir Ramazan geçirilebilir. Meyveler, bu konuda büyük bir imkan sunuyor. Kesinlikle bol bol meyve tüketimini öneriyorum. İftar sofralarını hafifletmekte yarar var. Eskiden iftarlar çok ağır yapılırdı, ama insanlar günlerinin yarısını yürüyerek geçirirlerdi. Şimdi kimse yürümüyor. Mesela sucuk pastırma gibi iftariyelikleri her gün iftar sofranıza koymayın. Nasıl normal beslenme düzeninde bunları haftada bir yiyorsanız, iftarda da bu yeme düzenini değiştirmeyin.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Genelde Ramazan için büyük alışverişler yapılıp eve depolanır. Siz bunu doğru buluyor musunuz?&lt;br /&gt;Bu kesinlikle yanlış ve anlamsız. Ramazan geliyor diye manastıra ya da başka bir yere kapanmıyoruz. Bütün pazarlar, marketler hepsi açık. Ama niye o büyük alışverişler yapılıyor anlamıyorum. Hayat düzeninde bir değişiklik olmuyor. Eskiden çok büyük alışverişler yapılırmış ama bunun bir sebebi vardı; eskiden iftar sofraları çok daha büyük ve gösterişli olarak kurulurmuş. Bunun için yapılırmış o büyük alışverişler. Alışveriş yaparken her zaman ölçülü olmakta fayda var.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Besinlerin evde saklanması, mesela etlerin buzluğa atılması sizce besin değerlerinde bir kayıp yaşatıyor mu?&lt;br /&gt;Bulgur gibi besinleri depolamakta herhangi bir zarar yok. Ama onların dışındaki et, peynir, yumurta gibi besinleri evde depolamak, buzluğa koymak kesinlikle yanlış bir seçim.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Doğru alışverişin sırrı nedir?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;En az zarar görmüş taze sebze ve meyveyi (ilaçlaması ve market rafında ne kadar kaldığı çok önemli) alabilmek ve onu makul ölçülerde tüketebilmek, doğru alışverişin sırrı bu. Bütün gün aç ve susuz kaldıktan sonra iftar sofrasına çok aç oturup ölçüyü kaçırmamak gerekiyor. Bunu gerçekleştirdiğimizde ibadetin değeri daha çok artar bence. Oruç tutmakta bir nefsihakimiyet kaygısı varsa, o zaman o hakimiyeti sofrada da sürdürmek lazım.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Günlük mutfak alışverişinizi nerelerden yaparsınız?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Haftada bir mutlaka kış aylarında İnebolu pazarına, yaz aylarında da Kurtuluş’taki organik pazara gitmeyi tercih ediyorum. Her hafta İğneada tarafına gittiğim için et alışverişimi oradaki Yayla Kasabı’ndan yaparım. Şehirden çok uzun zamandır et almıyorum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;İstanbul’da hangi semtin pazarını iyi buluyorsunuz. Tavsiye edebileceğiniz pazarlar var mı?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Aslında önemli olan, pazarın içinde kendi yetiştirdiği sebze ve meyveleri satanları bulmak. Yoksa diğer tüm ürünler her pazara halden geliyor. O yüzden pazarların içinde küçük satıcılar keşfetmeye çalışsınlar. Bu konuda, Beşiktaş’taki Salı Pazarı’nı önerebilirim.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;İftarını dışarıda açmak isteyenler için önerebileceğiniz mekanlar nereler?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Ramazan yaz aylarına denk geldiği için açık havadaki her yer bence iftar için uygun. Ama bence işin ibadet kısmının yanında gelenekselliği de çok önemli. O yüzden Ramazan’da bu duyguyu yaşatabilecek Darüzziyafe’yi önerebilirim.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Hülya Ekşigil'in alışveriş sepeti&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Bence Ramazan’da mutlaka Namlı’dan alışveriş yapılmalı. İçerideki her ürünü tavsiye edebilirim. Semt pazarlarından sebze ve meyve alışverişi yapılmalı. Macro’nun peynir ve şarküteri reyonu da pahalı ama çok iyi ürünlerden oluşur. Malatya Pazarı’nın ürünleri, çeşitliliği dünyada başka hiçbir yerde yok. Bütün kuruyemiş çeşitleri satın alınabilir. Artık marketlerde paketlenmiş olarak cam kavanozlarda çok iyi baharatlar da bulunuyor. Bunları da satın alabilirler.&lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=427</link><pubdate>Wed, 12 Oct 2011 20:11:00 GMT</pubdate></item><item><title>Hamam köpüğünden kahve köpüğüne</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Çemberlitaş Hamamı’nın çatısı muhteşem bir mekana dönüştü. Asırlık kubbeler arasındaki Kubbe Kafe’de, hamam sonrası yemek yiyebilir ya da bir şeyler içebilirsiniz. Bu adres mutlaka keşfedilmeli.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İstanbul’un gizli hazinelerinden birisi Tarihi Çemberlitaş Hamamı. Bilirsiniz İstanbul’u ziyaret eden misafirlerimizin en çok merak ettiği ve sevdiği şeylerden birisi hamamlardır. Hamam sefası için mutlaka vakit ayrılır. Çemberlitaş Hamamı hamam keyfine keyif katıyor. Hamamın üst katında kubbelerin arasında yer alan Kubbe Kafe, belki de bu ay açılan en heyecan verici adreslerden. Görkemli kubbeler size İstanbul’un asırlık atmosferini getiriyor. Modern ve ahşap mobilyalarla döşenmiş mekan oldukça sade tasarlanmış. Zaten böyle bir ortama gidecek olan en iyi stil de bu.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hamam müşterileri, bir güzel keselendikten sonra, temiz ve pak bir şekilde merdivenleri tırmanıyor. Kubbe Kafe’de şemsiye altında bir masaya geçiyorlar. Hamam rehavetini burada atmaya çalışıyorlar. Porsiyon baklavaya talep büyük. Mönü tanıdığımız kafe-restoran lezetlerinden oluşuyor. Köftesinin tadına mutlaka bakın, hem sunumuyla hem de lezzetiyle favorimiz oldu. Bunun dışında sandviçler, tostlar, salatalar servis ediliyor. Mönüye gün geçtikçe yeni bir lezzet ekleniyor. Henüz geliştirme aşamasındalar anlayacağınız. Kubbe hamburger, külhan sosis, sarı kubbe yumurta gibi özel çeşitler de mönüde yerini almış.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu yaz bitmeden mutlaka bol köpüklü bir hamam sefası yapın, ardından Kubbe Kafe’de taze nar suyu içerek serinleyin. Serinlemek için gül, vişne, karadut şerbeti de bulunuyor. Terapi derecesinde bir keyif bu!&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Kubbe Kafe&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Vezirhan Cad. No: 8 Çemberlitaş&lt;br /&gt;Tel: 0212 522 70 74&lt;br /&gt;Haftanın her günü 09.00-23.00 saatlerinde açık. Kahvaltılıklar 5-10 TL, sandviçler 6-10 TL, salatlar 6.50-9 TL, ana yemekler 8-10 TL arsında değişiyor. Kredi kartı geçerli. Otopark ve Vale hizmeti yok&lt;br /&gt;. Yemek kalitesi: 9&lt;br /&gt;Servis: 9&lt;br /&gt;Ambiyans: 10&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Not verirken yemeğin kalitesi, servis ve ambiyans olmak üzere 3 kategori değerlendiriliyor. 1 ile10 arasında puan veriliyor. Karne notu bunların ortalamasından oluşuyor &lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=426</link><pubdate>Wed, 12 Oct 2011 09:57:00 GMT</pubdate></item><item><title /><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Rumelihisarı’nda leziz pizzalarıyla ün kazanan MAMA, Nişantaşı’na transfer oldu. Boğaz’ın gözde mekanlarından olan MAMA, Nişantaşı müdavimlerinin gönlünü çoktan fethetti.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Nişantaşı’nın en hareketli caddesi yeni bir mekana daha ev sahipliği yapmaya başladı. İstanbul Doors Group, genç markası MAMA’yı Rumelihisarı’ndan sonra Nişantaşı’da açtı. Mekan, Abdi İpekçi Caddesi üzerinde yer alıyor. Ve tıpkı Rumelihisarı’ndaki gibi genç ve dinamik bir atmosferde müşterilerini ağırlıyor. Mekan kış bahçesi ve cadde üzerindeki masalarıyla hem yaz hem de kış aylarının gözdesi olmaya aday. Kapıda bulunan masalar semtin nabzını tutmak ve açık havada oturmak isteyenlerin gözdesi. Kış bahçesi ise Nişantaşı kalabalığından sıyrılıp sakin yemek yemek isteyenlerin tercihi. Mekanın bizce en güzel yanı, ferah bir ortam sunması. Tuğla duvarlar üzerine yazılan yazılar, mekanın genç ruhunu yansıtıyor. Masaların üzerindeki desenler, mutfakta raflardan sarkan sucuk ve sosisler ise İtalyan mutfağının cömertliğini gözler önüne seriyor. MAMA’da odun fırınında pişirilen pizzalar mönüde geniş yer buluyor. Ev yapımı taze makarnaları, antipasti, peynir çeşitleri, panini sandviç ve salataları ile her damak zevkine hitap edebilecek lezzetleri mönüde bulmak mümkün. Laganse bolognese ve quattro formaggi, vai-vai ve indiano mutlaka denemeniz gereken lezzetler arasında. Pizzeria ve bar olarak hizmet veren MAMA, keyifli bir mola almak isteyenler için barında zengin kokteyl ve şarap mönüsü de sunuyor. 20 çeşitten fazla pizzayı dileyenlerin ‘take-away’ olarak alabilme şansı olan mekanda her gün, farklı kahvaltı seçenekleri de bulmak mümkün.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Karne Notu Yemek kalitesi: 8&lt;br /&gt;Servis: 8&lt;br /&gt;Ambiyans: 8&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Not verirken yemeğin kalitesi, servis ve ambiyans olmak üzere 3 kategori değerlendiriliyor. 1 ile10 arasında puan veriliyor. Karne notu bunların ortalamasından oluşuyor.&lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=425</link><pubdate>Mon, 10 Oct 2011 22:48:00 GMT</pubdate></item><item><title>Boğaz’ın görkemli ev sahipleri</title><description>&lt;p&gt;Yaşanmışlıklarla dolu tarihi bir yalıda vakit geçirmek, hatta konaklamak ister misiniz? Boğaz’ın incisi yalılarda tarih kokan bir deneyim için önerilerimize kulak verin. Konaklamalara, şık davet ve organizasyonlara ev sahipliği yapan; Osmanlı yalı kültürünü bugüne taşıyan adreslerde, geçmişe yolculuk yapmak için haberimize mutlaka göz atın!&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;A’jia Otel&lt;br /&gt;Düğün ve davetlerin vazgeçilmezi Ajia ruhunuzu dinlendirecek!&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kanlıca’daki tarihi Ahmet Rasim Paşa Yalısı, bugün İstanbul Doors Group yönetiminde, A’jia Otel olarak hizmet veriyor. Burası, düğünler ve kokteyller için en çok tercih edilen adreslerden biri. Boğaz’n en ışıltılı zenginliklerinden biri olan bu Osmanlı yalısı, yüzyıllık tarihi mimari yapısı ile göz dolduruyor. Nefes kesen Boğaz manzaralı odalarda gündelik hayatın koşuşturmacasından çok uzakta olacaksınız. Birbirinden bağımsız olarak dizayn edilmiş odalarında detaylara gösterilen olağanüstü özen, sizi şaşırtacak özellikler arasında. Otelin restoranı da şehrin en önemli lezzet duraklarından biri. Mükemmel mönüler eşliğinde yemekleriniz de ziyafete dönüşecek. Konaklama fiyatları odanın özelliğine göre 260 euro ile 860 euro arasında değişiyor.&lt;br /&gt;Ahmet Rasim Paşa Yalısı, Çubuklu Cad. No: 27 Kanlıca Tel: 0216 413 93 00&lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=424</link><pubdate>Mon, 10 Oct 2011 09:41:00 GMT</pubdate></item><item><title>Yedi tepe yedi dans</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Bu şehirde yaşamak, bir yerlere koşturmak, bir şeylere yetişmeye çalışmak… Gizli bir koreografi ile yaşıyoruz bu şehirde. İstanbul’un ritmi hep bizimle. Hayatını dansla kazananlar bizim taklidimizi kendi danslarıyla yaptılar!&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Sorular&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;1. Dans etmeyi beş kelimeyle tarif eder misiniz? 2. Bu şehir için nasıl bir koreografi hazırlardınız? 3. İstanbul’un en güzel dans sahnesi sizce neresi? 4. Size bir güç verseler bu şehirde yaşayan kimlere dans etmeyi öğretirdiniz? 5. İstanbul’un neleri size ilham veriyor?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Dans edenler: Buket Öztekin, Ezgi Hünerli, Gamze Derinöz, Hale Sargın, Handan Yalkı, Makbule Lefay, Oytun Aygün, Özlem Özkan, Sinem Beykurt, Seyran Tanrıtanır, Şafak Yüreklik, Şive Gözübenli, Yosun Akverdi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Elinizde bir ateş olsa, bu şehrin neresine saklamak istersiniz onu? Ateşiniz yükseliyor ve şehir aydınlanıyor, farkında mısınız? Herkes kendi tutkusunu bir yerlerde saklıyor. Çok derinlerde ve kuytularda… Çıkarın ateşinizi ortaya hayata sürün. Onunla birlikte siz de yükselin…&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Beone Project adına Filiz Duran Cardoso&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;1. İçsel oluşumun dışa vurumu, yaratıcılık, kutlama, müzikle bütünlük ve motivasyon. 2. Görsel ve işitsel sanatların bir arada kullanıldığı çağdaş danslardan etnik danslara, ekstrem gösterilerden alternatif gösterilere, dövüş sanatlarından teatral gösterilere ve müzik projelerine uzanan geniş bir proje hazırlardık. 3. Doğal ve tarihi güzelliklerinin olduğu ve korunduğu köşeleri. 4. Potansiyeli ve ihtiyacı olup imkanları olmayan kişilere. 5. İstanbul'daki çeşitlilik, zıtlıkların birliği, eşsiz tarihi, kültürel zenginliği ve müzik grupları.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Tren rayları üzerinde gidip gelinir durmadan. Bir kavuşma, bir ayrılık… Bir tango sesi gelir Haydarpaşa Garı’ndan. Birileri ayrılır, birileri buluşur. Tanrı bu dansı İstanbul’dan ayrı düşmüşlere lütfediyor!&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;El Encuentro adına Şule ve Aydoğan Arkış&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;1. Teslimiyet, uyum, denge, estetik ve konsantrasyon. 2. İstanbul, 24 saat yaşayan ve temposunu hiç düşürmeyen bir şehir. Arjantin tangonun, tıpkı bu şehir gibi hızlı ritimlere sahip, temposu hiç düşmeyen milongası kesinlikle çok uygun olurdu. İstanbul’un kültürel ve tarihi kimliğiyle buluşursa gerçekten ortaya farklı bir sentez çıkar. Tangonun dramatik ve romantik notaları, milonganın neşesi ve enerjisiyle, bu yıl da festivalin sürdüğü dört gece boyunca, Adile Sultan Sarayı, Mimar Sinan Üniversitesi, Binbirdirek Sarnıcı gibi mekanları sahne olarak kullanıp, dünyanın dört bir yanından gelen yabancı katılımcılarla tango yaptık. 3. Kıtaları birbirine bağlayan Boğaz Köprüsü… 4. Tango, karşınızdakiyle sözcüklere ihtiyaç duymadan iletişim kurabildiğiniz bir dans. İki kişi arasındaki koordinasyon ne kadar kusursuz olursa ve o iki kişi uyum ve denge unsurlarını ne kadar iyi kullanırsa, ortaya o kadar kadar estetik ve güzel bir dans çıkıyor. İşte buradan yola çıkarak aslında keşke şansımız olsa ve bu dansı herkese öğretebilsek… 5. Burada yaşanacak, görülecek ve deneyimleyecek çok şey var. Boğaz’ı ve saraylarıyla İstanbul; sanata, dansa, müziğe ilham veren bir şehir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Su deniz mıhladiz / Sapphire İstanbul’da dans etti.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Gündüz geceye dönüyor, kediler avcıya, yelkovan akrebe dönüyor, gece gündüze dönüyor, balıkçılar kıyıya, martılar denize dönüyor. Dünya duruyor, İstanbul dönüyor. İstanbul’un en yükseğinde hayat ölüme, ölüm hayata dönüyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yedikule zindanları bu şehrin şahitlerinden… Bu surlar hem hapishane olmuş hem hayvanat bahçesi. Tavuskuşlarının kanadında sonsuzluğa kelepçelenmiş mahkumların gözü kalmış. Yüreği ağzında duvarlar, uçmaya çalışan hapislere gökyüzü olmuş.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;İlyas Odman&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;1. Tek başınalık, risk, nefes, deneme, yanılma… 2. Dışarıdan içeriye sızmaya çalışan tüm kaosa rağmen sırtı dönük oturan orta yaşlı bir kadının tekir bir kediyle usul usul dans ettiği bir solo. Şehrin tüm ‘dışadönüklüğü’ne inat sakin hareketler... 3. Eski Galata Köprüsü veya gece yarısı Asmalımescit. 4. Barmenlere ve taksi şoförlerine. 5. Asla yan yana durmasını hayal edemeyeceğiniz ‘şey’lerin yanyanalıkları ama birbirine karışmamaları, içinde yaşayanların hayatlarının fonunda hep dönüp duran ‘soundtrack’i, trafiğinin durması ve asla ilerlememesi…&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Şehrin kubbeleri sanki gökyüzünde yaşayan perilere kapı oluyor. Bu kapıdan gizlice giriyorlar ve aramıza karışıyorlar. Çemberlitaş Hamamı’nın sabun kokan kapısını şehrin her köşesine taşıyorlar. Periler dans ederek koku dağıtıyorlar.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Pınar Güremek, Zeynep Tanbay DAnce Project&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;1. Enerji, duygu, ritm, arzu, nefes. 2. Şehrin kalabalığını, iyiyi, kötüyü, güzeli ve çirkini bir arada barındırmasını ve yüzyıllar boyunca süregelen mozaik yapısını göz önünde bulundurarak bol dansçı ve hareket dolu bir koreografi yapardım. 3. Boğaz Köprüsü. 4. Tüm çocuklara. 5. Gördüğümüz tarihi binalardaki geçmiş yaşamları öğrenmek, o binanın ya da yapının eskiden ne için yapılmış olduğunu bilerek ona bakmak ve hayal etmek. İşte bu hayalin içinden yürüyerek şimdiyi yaşayabilmek ilham veriyor bana.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İstanbul yolları kaç araba eskitiyor bir günde. Kaç hikaye ve hayat yaşanıyor bu yollarda. Arabaların üzerinde uçuşan kuğu, zamanın durduğu trafikte dansa çağırıyor herkesi. Mahirlik görebilmekte!&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Özge Başaran&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;1. Tutku, aşk, özveri, ibadet, delilik. 2. İstanbul'daki sosyal seviyedeki dengesizliği, iletişim problemlerini ve kaotik döngüyü işlemek isterdim. 3. İstanbul'u anlatan bir koreografiyi Boğaz’ın üzerine kurulacak saydam bir platformda sergilemek isterdim. 4. Hangi kesimden olursa olsun hayata karşı inancını yitirmiş olan insanlara yeni bir yaşama sevinci kazandırmak isterdim. 5. Boğaz’ı gören, İstanbul'daki birçok yerden besleniyorum. Fakat 'Büyükada'yı söylemeden geçemeyeceğim.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İstanbul’un hanları, şehrin kederli sultanları… Bir zamanlar atların gezindiği sarı duvarlı Büyük Yeni Han’ın koridorlarında uçuşan hayaleti bulduk. I. Dünya Savaşı’nda bu hanın duvarları, İstanbul’un yeni sahibi kim olacak sorularıyla yankılanmış.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Candaş Baş&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;1. Nefes, aşk, sancı, doğum, var olmak. 2. İstanbul tepeler, yokuşlar, daracık yollar, karmaşa, sıkışmak, daralmak, sevmek, aşık olmak, tükürmek, bindiğin dalı kesmek temalı bir koreografi olabilir… Ama en çok aşk ve nefret biraz da şiddet. 3. Kasımpaşa’daki tersane, daracık Tarlabaşı sokakları, Galata katlı otopark, Aya İrini Müzesi’nin çatısı. 4. Sulukule insanlarına… Politikacılarla dans etmek isterdim, belki böylece koltuk ve ranttan daha önemli değerler olduğunun farkına varırlar. 5. Kedicikleriyle, lüks mekanlarda içkisini yudumlayan sosyetikleriyle, Tarlabaşı’ndaki Ganalısıyla, çiğ köftecisiyle, martısıyla, bir anda kopan bol testosteronlu kavgasıyla, protestosuyla, tüm haksızlıklarıyla, insafsızlığıyla, gece yaşamıyla, seni kendine aşık etmesiyle... İstanbul fahişeliğiyle dünyadaki en güzel şehir oluşuyla ilham veriyor. &lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=423</link><pubdate>Fri, 07 Oct 2011 10:16:00 GMT</pubdate></item><item><title>Geleneksel lezzetlerin modern durağı</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Çintemani Restaurant’ın ünlü şefi Ali Ronay’ın geleneksel yemekleri yeniden yorumlayarak hazırladığı iftar mönüsü için kapısı çaldık. Ramazan akşamlarınızı lezzetlendirecek üç yemeğinin tarifini aldık.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Çintemani Restautant - Ali Ronay&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;İstanbul’un merkezinde yükselen The Ritz-Carlton Otel’in içinde bulunan Çintemani Restaurant’nın ünlü şefi Ali Ronay, geleneksel yemekleri yeniden yorumlayarak Ramazan sofraları için hazırlamış. Ronay; “Bu sene Ramazan’ın yaz ayına gelmesi, mönüyü hazırlarken en çok dikkat ettiğimiz nokta oldu. Daha hafif yiyecekler ve yaz sebzelerinden oluşan bir mönü tercih ettik. İnsanları yormayacak, yaz sıcağında fazla yüklenmeyecek yemekler olması önemli. Geleneksel yemekler tabii ki mönüde var ama ben onları yorumlayarak sunmayı daha çok seviyorum. Mesela Antep’in yuvalama yemeğini pişirme tekniklerine sadık kalarak hazırlayıp, farklı bir sunumla misafirlerimize ikram ediyoruz. Yani orijinal reçeteyi alıyoruz, parçalara bölüyoruz ve yeniden hazırlıyoruz” diyor. Gerçektende şefin hazırladığı sofraya baktığımız zaman mönüye yazılan isimlerin doğru olup olmadığından şüphe ettik. Çünkü hepsi bambaşka bir hale getirilerek sunulmuş. Ritz Carlton’da hem sahur hem de iftar için iki ayrı mönü oluşturulmuş. Sahur mönüsünde; kahvaltılıklar, bir çeşit börek, bir çeşit kuzu veya tavuk yemeği ve bir tatlı bulunuyor. Sahur mönüsünün oda servisi olarak sunulduğunu da hemen belirtelim. Fiyatı 60 TL.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ronay, çok geniş ve et ağırlıklı bir mönü hazırlasa bile, evde farklı alternatifleri misafirlerine sunmak isteyenler için yaz kızartmalarını ve taze otlu dolmaları öneriyor. Ama yine de eklemeyi unutmuyor; ‘Ramazan, Türk mutfağının en iyi yemeklerinin çıktığı dönem. İftariyelikler ve hamur işleri çok seviliyor ama yine de bence Türk mutfağının baş tacı her zaman için kuzu yemekleridir. Çintemani Restaurant’ın iftar mönüsünde ise; pastırma, sucuk, domates, peynir gibi kahvaltılık çeşitlerinden oluşan bir başlangıç ve salata büfesi sunuluyor.’ Ve hemen ardından kadınbudu köfte, gözleme, döner, içli köfte, mücver, mantı, domatesli pilav, safranlı nohut çorbası gibi lezzetlerin oluşturduğu şölen başlıyor. Kişi başı ücreti ise 109 TL. Bu şölenin yaratıcısı Ali Ronay’dan evde misafirlerinize yapabileceğiniz üç yemek tarifini aldık. Lezzeti ve sunumlarıyla baş döndüren bir iftar için Ali Ronay’ın bu tariflerini mutlaka bir yerlere not edin!&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Gaziantep’in yuvalama yemeği&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Malzemeler&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;1 adet kuzu incik, 20 gr. un, 1 yumurta sarısı, 30 gr. yoğurt, yarım limon suyu, 40 gr. kıyma, 5 gr. pirinç, tuz, karabiber.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Hazırlanışı&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Kıyma, pirinç, tuz ve karabiberi kıyma makinesinde çekip fındık boyutunda köfteler yapın. Kuzu inciği iyice pişene kadar kısık ateşte haşlayın. Eti sudan çıkartın. Et suyunda küçük köfteleri pişirip süzerek kenara alın. Yoğurt, limon suyu, un ve yumurta sarısını karıştırarak hazırladığınız terbiyeyi et suyuna ekleyip çorbayı bağlayın. Tabağa, hazırladığınız terbiyeli et suyundan koyun. Üzerine kuzu incik ve pişirdiğiniz köfteleri ekleyin. Etrafına naneli zeytinyağı gezdirip servis yapın.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Antepfıstıklı ve Şeftalili güllaç&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Malzemeler&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;1 paket güllaç, 2 kilo süt, 500 gr. toz şeker, 1 lt. şeftali suyu, 200 gr. toz şeker, 200 gr. toz antep fıstığı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Hazırlanışı&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Süt ve 500 gram toz şekeri kaynatıp ılık olarak bir kenara alın. Şeftali suyunu ve 200 gram toz şekeri kaynatıp ılık olarak bir kenara alın. Tepsiye koyduğunuz güllaç yaprağının arasına ılık süt ve şeftali karışımından koyup antepfıstığı serpin. Bu işlemi harcınız bitene kadar devam edin. Güllacı bir akşam buzdolabında bekletip ertesi gün üzerine şeftali dilimleri ekleyerek servis yapın.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Malzemeler&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;200 gr. nohut 1 lt. tavuk suyu 40 gr. tereyağı 1 gr. safran, tuz, karabiber&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Hazırlanışı&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Bir gece önceden nohutları ıslatın. Ardından nohutları ve tavuk suyunu bir tencereye koyup pişirin. Pişirdiğiniz karışımı el blenderi ile pürüzsüz bir kıvama gelene kadar karıştırın. Püre haline gelen karışımın içine koymak için 40 gram terayağını eritin ve safranla karıştırın. İçine tuz ve karabiber ilave edin. Çorbanızı süslemek için kaynattığınız nohutları üzerine ekleyerek servis edin. &lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=422</link><pubdate>Thu, 06 Oct 2011 00:03:00 GMT</pubdate></item><item><title>Auto SHOW dergisi 20. yılında yeniliklerle geldi</title><description>&lt;p&gt;Her hafta otomobil severlerin başvuru kaynağı olan Auto SHOW dergisi, 20. yılında önemli sürprizlerle piyasaya çıktı. Artık her Cuma günü bayilerde olacak Auto SHOW’un boyutları ikiye katlandı, daha parlak ve kaliteli kağıt kullanıldı, bununla birlikte derginin satış fiyatı değişmedi. Büyük boyut ve parlak kağıt sayesinde otomobil görselleri daha büyük ve daha canlı yayınlanabiliyor. Auto SHOW ayrıca her hafta okurlarına 3 farklı dev poster hediye ediyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;#160;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Auto SHOW’un 92 sayfalık yeni sayısında Range Rover Evoque ve Chevrolet Camaro test sürüşlerinin yanı sıra Mercedes F125 ile 1955 model Cadillac Eldorado’nun dev posterleri yer alıyor. Dergide ayrıca VW Golf’ün 100.000 km uzun dönem test raporuna ve Türkiye’deki otomobil bayilerinde yapılan bir fiyat araştırmasına da yer veriliyor. Araştırmanın sonuçlarına göre tavsiye edilen fiyat listesi pratikte uygulanmıyor. &lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=421</link><pubdate>Tue, 04 Oct 2011 18:32:00 GMT</pubdate></item><item><title>Gerçekten de ‘mükemmel çift’</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Kanal D ekranlarında izlemeye başladığımız ‘mükemmel çift’ dizisinin kahramanları Songül Öden ve Tardu Flordun teşrif etti bu ay kapağımıza. Ankara harmanından geçmiş iki yıldız esaslı birer istanbul aşığı.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Onlar benzer şeyler yaşamış iki oyuncu. İkisi de Ankara’nın kültürünü ve terbiyesini almış. Başkentte ruhlarına işleyen o kültürle İstanbul’da çok hızlı yürümüşler. Bu şehirde olan biten her şeyin farkındalar. Herkes gibi buraya bağımlılar. İkisi de tiyatro aşığı, ikisi de konuşkan, ikisi de eğlenceli… Peki, onların bir araya gelmeden önceki hallerine dönersek nelerle karşılaşıyoruz? Songül Öden, ‘Gümüş’ dizisiyle sadece Türkiye’de değil Ortadoğu ve Balkanlar’a uzanan büyük bir şöhreti yakaladı. Kendisi Ankara’da büyümüş. Ankara Üniversitesi Tiyatro Bölümü mezunu. Televizyon macerası 1999 yılında ‘Ferhunde Hanımlar’ ile başlamış. Trabzon, Diyarbakır gibi birçok şehirde sahneye çıkmış. Diğer kahramanımız Tardu Flordun ise evlerimize ‘Evdeki Yabancı’ ile konuk oldu ilk kez. Kendisi Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü mezunu. ‘Hamlet’i oynayan en genç tiyatrocu unvanının sahibi. Şöhreti ‘Binbir Gece’ dizisi ile daha da parladı. Geçmişleri başarı dolu bu ikilinin yolları kesişti ve eğlenceli bir projede bir araya geldiler. Şimdiden ekranların ‘Mükemmel Çift’i oldular. Onlarla birlikte sultan kayıklarına bindik, A’jia’da keyifli saatler geçirdik. Ve işte o günden kalanları size getirdik!&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;‘Bu şehrin her yerinde limonlu çay içmeye bayılıyorum’&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;‘Mükemmel Çift’in ‘Ayça’sı Songül Öden ile Ortadoğu’da ölen çocuklardan şehir insanlarının yalnızlığına uzanan bir sohbet ettik.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;İlk önce ‘Mükemmel Çift’ten başlayalım, tam bir şehir kadını görüyoruz orada, sizce bu kadın bugüne kadar televizyon ekranlarında görmediğimiz neyi gösterdi bizlere?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Oyuncu olarak daha önce oynadığım karakterlerden farklı bir rolle seyirci önüne çıkmak istedim. Biliyorsunuz, Gümüş karakteri Anadolu kökenli, lise mezunu bir kadındı. İstanbul’da inanılmaz başarılara imza atıyordu. Onun ilerlemesi ve mücadelesi birçok kadına örnek oldu. ‘Mükemmel Çift’teki Ayça ise çok çalışkan ve eğitimli, fakat kentli kadının bütün zaaflarını taşıyor. Görünenin arkasındaki görünmeyen kadın. İçinde fırtınalar kopuyor. Sevmediği bir adamla hayal etmediği bir evlilik yaşıyor. Popüler kültür onu nasıl sunuyorsa o şekilde görünüyor. Aslında sıradan ve normal bir kadın olmak istiyor. Çünkü hiçbir seçenek kendisine ait değil. İyi bir kız olduğu için boğuluyor aslında!&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Çok güzel anlattınız; fakat siz de popüler bir kadınsınız; oynarken benzerlik hissedip dehşete düştüğünüz anlar oldu mu?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Ben hiçbir zaman Ayça karakteri gibi olmadım, yani hayatı kendi içinde yaşıyorum. Daha doğal ve asla kendine ödün vermeden geçiriyorum hayatımı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Ayça karakterinde sizi heyecanlandıran neydi?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;İlk söyleyeceğim çok renkli ve farklı oluşu. Günümüzdeki hayatın parçası bir kadın oluşu da çok eğlenceli.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Şehirde yaşayan insanların ilişkilerinde en çok neleri gözlemliyorsunuz?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Korkunç bir iletişimsizlik gözlemliyorum. Göz göze, diz dize ilişkilerin yerine sanal ilişkiler yaşıyorlar. İnternet üzerinde yürüyor çoğu şey. Mektuplaşmanın, komşuluğun bir nostalji olduğu kent yaşamının içindeyiz. Şehirdeki iletişimsizlik ağı arasında kayboluyoruz. Çağımızın en büyük hastalıklardan birisi tercih edilmeyen yalnızlık.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Siz yalnız kalmamak için neler yapıyorsunuz?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Ben kalabalık bir ailede büyüdüm. Dolayısıyla yalnızlığı sevmiyorum. Yalnız kalmadan istediğim zaman yalnızlığı tercih ediyorum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Televizyona burun kıvıran, bir yandan onsuz olamayan insanlara döndük; bu çelişkili dünyada bu işi yapmanın zorlukları neler?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Televizyon asla yadsınamayacak bir iletişim aracı. Düzgün kullanıldığı zaman kitleleri inanılmaz bir şekilde arkasına alacak bir güç.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Türkiye’de ne kadar doğru kullanılıyor sizce televizyon?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Eskiye nazaran daha iyi. Televizyon da kendini deniyor. Deniyor ve sınıyor en iyisini bulmaya çalışıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;‘Taş Bebek’ iddiasıyla değil de anlamlı bir yüzle geldiniz karşımıza, güzellikten ziyade gözlerinizle birçok insanı etkilediniz?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;İçinizde nasıl bir enerji taşıyorsunuz… Taşıdığım enerji tasarlayarak oluşturduğum bir şey değil. Ben mesela göze bakmadan iletişim kuramıyorum. Biri gözünü gözümden çektiği zaman sohbete konsantre olamıyorum. Çünkü her insanın içinde bir enerji var, ben oynarken de hayatı yaşarken de başkalarının enerjisine ihtiyaç duyarım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Bir röportajınızda ‘şöhret hiçbir şey...’&lt;/b&gt;&lt;b&gt; demişsiniz gerçekten de buna inanıyor musunuz?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Şöhret mühim bir şey, pek çok insan sizi tanıyor. Şöhret hiçbir şey derken şunu kast etmiştim. Şöhret tek başına hiçbir şey demek istedim. Yarışma programlarıyla, bir cinayet işleyerek de insanlar meşhur olabiliyor. İş yapabiliyorsanız ve bununla tanınıyorsanız, bu çok kıymetli. Özü olmayan, ambalaj olan her şey çok kıymetsiz geliyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Nefis bir tiyatro geçmişiniz var, sahneyi özlediğiniz anlar oluyor mu?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Biraz önce göz temasını çok iyi kuruyorsunuz dediniz ya, sahne öyle bir şey işte. Seyirci ile göz kontağı kurma imkanı veriyor size. Oyuncuyu sahnede seyirci oynatıyor. Seyirci size enerjisini verir, oyunu yükseltir veya düşürür. Tiyatrocular arasında dönen bir tabir vardır: Eğer düşük bir seyirci varsa ‘bugün seyirci Japon’ deriz. Sonbahar aylarında bir tiyatro projesinde de yer alacağımı söylemek isterim. Çok heyecanlı bir kadın karakteri oynayacağım.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Anadolu’nun birçok şehrinde sahneye çıkmış bir oyuncusunuz, oradaki izleyiciler size ne öğretti?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;İnanılmaz bir iletişim kurma çabaları var. Anadolu’nun beni en çok etkileyen yanı bu. Orada herhangi bir yerde bir kapıyı çaldığınız zaman su istersiniz, size hesapsız kitapsız su gelir. İnsani ilişkiler de bu boyutta. İki sene önce Elazığ’da ‘Kadıncıklar’ı oynamıştık. Oyun çıkışı seyirci arkamızdan koşmuştu.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Arap ülkelerindeki başarınızı konuşuyor herkes; orada yakaladığınız ünün derinliğinde ne olduğunu düşünüyorsunuz?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Derinliğinde birden fazla şey olduğunu düşünüyorum. Mesela Ortadoğu ve Balkanlar’ın bir parçamız olduğunu düşünüyorum. Farklı dilleri konuşup ama anlaşabildiğimizi hissediyorum. Tüm bunların yanı sıra başarının sebebi olarak yönetmeninden kastına doğru ekibin, inancın, amatör ruhun, Ortadoğu’daki sevgiye ve aşka duyulan özlemin ve tabii ki şansın etkisinin büyük olduğunu düşünüyorum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Ortadoğu’da gergin bir ortamda bu kadar çok seviliyorsunuz, hiç oradaki meselelere kafa yorduğunuz oluyor mu?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Ortadoğu bir kere bizim komşumuz. İnsan kendini komşularından soyutlayamaz. Bundan bağımsız düşünemeyiz kendimizi. Dünyanın hiçbir yerinde hiçbir şey çocuk ölümlerini açıklayamaz mesela. Bunun adına yapılmış tüm savaşları protesto ediyorum. Filistin’deki savaşla ilgili bir projeye dahil oldum. Birkaç ünlü isimle düzenlenen ‘savaşa hayır’ kampanyasının da bir parçası oldum, bundan çok mutluyum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Sizi seven insanlarla nasıl bir ilişki kuruyorsunuz, gösterilen ilgiden yorulduğunuz anlar oluyor mu?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Sizi sevdikleri ve bir şeyleri paylaşmak için mi yaklaşıyorlar yoksa başka bir şey için mi? Size yaklaşan insanları ayırt edebilirsiniz. Hiçbir zaman yorulmuyorum. Bu sıkılacak bir ilgi değil.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;İstanbul’dan konuşursak…&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;İstanbul’a aşığım. Aramızda aşk var. Ben Ankara kökenli biriyim, çocukluğum, üniversite hayatım, gençliğim orada geçti. İlk kez İstanbul’a geldiğimde çok uzun süre çevreme baktım. Hırpalanmış, yaralanmış, güzelliğini hep bir şekilde mırıldanan bu şehre aşık oldum. Onca örtüsüne rağmen, kendi kültürünü ve hafızasını hatırlatan bir şehir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Ankara ve İstanbul arasındaki farklar neler?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Ankara benim anılarımın olduğu şehir. Beni çevreleyen ve koşullayan bir şehir. Bir de emekle her şeyin yapılacağını öğreten bir şehir olduğu için benim için çok değerli. Öte yandan bana hayat veren bir şehir İstanbul.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Bu şehirdeki keyif ritüelleriniz neler?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Kanlıca’da yoğurt yemek, Bebek, Nişantaşı, Sultanahmet… Her yerde ayrı bir lezzet var. İstanbul’un her yerinde limonlu çay içmeye bayılıyorum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;‘Şöhretle yaşayan bir adam değilim’&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;‘Mükemmel Çift’te Bora ve Taner karakterlerini canlandıran ve müthiş bir performans sergileyen Tardu Flordun’un anlattığı şeyler insana iyi geliyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Babanız Macit Flordun’un yıllar önce söylediği “Oyuncu olursan özel bir oyuncu olursun” sözü gerçekleşti mi sizce?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Babam bunu aslında tiyatro oyunculuğu için söylemişti. Sanırım tiyatroda onun söylediği o yere ulaştım. Ama tabii bu ülkede oyunculuk kriterleri tiyatrodan daha çok televizyon ile özdeşleşti. Orada da bir çelişki başlıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Nasıl bir çelişki?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Televizyonda yapılan şey bana sanat gibi gelmiyor açıkçası. Bir sanat eserinin içinde yaratıcılık olması gerekiyor, en önemli kriterlerden birisi bu. Bir sinema veya tiyatro üzerinde çalışırken, bir karakter yaratıyorsunuz. Bahsettiğim çelişki de burada başlıyor. Televizyonda hızlı, çabuk tüketilen, çoğu zaman derinliği olmayan karakterler üzerinde çalışıyoruz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Bu açmazdan nasıl çıkılabilir?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Aslında çok yetenekli ve potansiyeli yüksek bir ülkeyiz. Bu potansiyelin akacağı mecraların çoğalması gerekiyor. O anlamda acilen senaryo yazım tekniklerini geliştirecek senaryo okullarının açılması gerekiyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Peki o senaryo okullarından çıkacak sağlam işleri karşılayacak bir algı var mı Türk insanında?&lt;br /&gt;Biraz da zamana ihtiyaç var aslında. Toplum olarak birtakım yanlış tabulara sahibiz. Bu tabuları kırmalıyız ki, evrensel sanat dediğimiz şeye ulaşabilelim.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Film setlerinde geçen bir çocukluğunuz var, acaba nasıl bir hisle oyunculuğa bulaşmış olabilirsiniz?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Babam oyuncu olduğu halde beni o anlamda çok yönlendirmemişti. Her şey tesadüfen gelişti. Oyunculuk basit bir şeymiş gibi geliyor insanlara. Bence oyunculuk uzun ve derin bir macera.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Derinlikten kast ettiğiniz ne?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Bir senaryo elinize geçtiği zaman, o karaktere ne katabileceğiniz üzerinde durmanız gerekiyor. Karakteri düşünmeden, yazılanları dümdüz okumak tekdüzeliği beraberinde getiriyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Derinlikli oyuncu olmanın formülü nedir?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Hayatı yaşamak ilk diyeceğim şey. Yaşanmışlık bence çok önemli bir değer. Aynı zamanda pratikle ilgili de bir şey. Üzerinde tartışılan bir konu var.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Konservatuvarlı mı, alaylı mı?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Konservatuvarlı olanların şöyle bir avantajı var. Dört yıl boyunca okul okuyorsunuz, günde 10-12 saat sahnede olma fırsatı yakalıyorsunuz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;2.5 yaşında ilk filminiz ‘Yarınsız Adam’ çekildi, orada zıplayan çocuğun heyecanı hala devam ediyor mu, işinize olan aşkınızı nasıl korudunuz?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;10 sene önce daha heyecanlı bir oyuncuydum. Aslına bakarsanız hala umudum var. O filmde oynadığımda tabii hiçbir şeyin farklında değildim. Kim bilir bilinçaltıma işleyen bir aşktı belki de bu.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Bu dünya, çok ışıltılı bir dünya; insanlar sokakta sizi parmakla gösteriyor, egonuzu nasıl eğitiyorsunuz?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Bana kalırsa sadece oyuncular için değil, herkes için geçerli bir konu bu. Genel olarak kendinizi nasıl eğittiğinize, nasıl doygun olduğunuza, egolarınızla nasıl barışık olduğunuzla ilgisi var bu durumun. Türkiye’de şöhret denilen şey televizyondan geldiği zaman o kadar da önemli olmuyor. Ben böyle yaşayan bir adamım; hani halktan kopmamak diye klişe bir tabir vardır ya, ben sanırım onu yapabiliyorum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;‘Mükemmel Çift’ projesinde sizi heyecanlandıran şey neydi?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Artık Türkiye’de böyle şeylerin sıra dışı görülmemesi gerektiğini düşünüyorum. Çizgisi ve konsepti diğer dizilerden farklıydı, cesur bir iş bence.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Ülkemizde bir insan gay rolü oynuyor diye işinden olabiliyor, 2010 yılında bunların başımıza geliyor olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Projeye girmeden önce bu işin risklerini biliyorduk. Patronun gay oğlu yerine şişman ve çirkin kızı önerisi geldi ilk başta. Ben bunu reddettim. Şişman kız karakteri ile yola devam etseydik dizinin tüm bölümlerinde karşımıza çıkacak ironi, o saf ve yumuşak hikaye baştan aşağı çökecekti.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Bir bedende iki farklı ruhu canlandırıyorsunuz, oyunculuk açısından zorlayıcı bir şey olmalı…&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Projeyi kabul etmemin nedenlerinden biri de bu. Bence çok keyifli! Dizi işi yapıyorsanız hele bir de karakterler tek boyutlu yazıldıysa bir iki sezon sonra sıkmaya başlıyor. Bunda biraz olsun bahsettiğim bu çıkmazdan uzakta durabilme imkanım oluştu.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Belki bir gün gelecek, her şey bitecek, unutulmak sizi korkutuyor mu?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Ben şöhretle yaşayan bir adam değilim. Diyeceğim şu ki, önemli olan sahnede olmak, oynamak. Biz de tiyatro bileti fiyatları ucuz olmasına rağmen seyirci potansiyelimiz az. Dizilerden elde ettiğimiz şöhretin onda birini tiyatro sahnesinde elde etmek bana yeterdi. Ve onu kaybetmek beni korkutabilirdi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Tiyatroyla ilgili projeleriniz var mı?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Birkaç sene sonra kendi tiyatromu oluşturacağım. Haluk Bilginer’in tiyatrosu bence çok önemli bir örnek.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Ankara’da hakikatli bir tiyatro izleyicisinin karşısında performans gösterdiniz, orada aldığınız sahne terbiyesi kariyeriniz boyunca sizi nasıl etkiledi?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Ankara’nın çok özel bir tiyatro izleyicisi vardır. Algıları açıktır, ne verirseniz onu alır. İstanbul’da tiyatrolara gelen lümpen bir tayfa vardır. Siz oyunda nerede nasıl tepki alınacağını az çok bilirsiniz. Bu tayfanın içinde bazıları vardır ki aralarda da tepki verir. “Bakın ben anladım siz anlamadınız” gülüşüdür bu. İstanbul seyircisinin böyle bir sorunu var.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Eğlenceli saatler geçirmek için nerelere gidersiniz?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;İstanbul yakınlarında sote yerlerim vardır, oralarda vakit geçirim. Mutlaka deniz görmeliyim. Denize yakın yerlerde oturdum hep. Denizi görmediğim zaman kendimi kapalı hissediyorum. İstiklal Caddesi’nde yürümek, Cihangir’in ara sokaklarına girip çıkmak da beni çok mutlu ediyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;#160;&lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=420</link><pubdate>Tue, 04 Oct 2011 17:20:00 GMT</pubdate></item><item><title>Boğaz’ın sesi kısıldı</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Bir süredir Boğaz hattına eğlenmeye gidenler, gece 24.00’ten itibaren ‘Ne zaman eve dönsek?’ diye düşünüyor. Çünkü saatler gece yarısını gösterir göstermez müziğin sesi kısılıyor. Ne de olsa uygulamaya giren yeni yönetmelik bunu gerektiriyor.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Tam anlamıyla bir İstanbul klasiği olan ve tarih boyunca da tüm şatafatıyla yaşanan Boğaz eğlenceleri son dönemde sekteye uğradı. Her sene allanıp pullanıp karşımıza çıkan Boğaz mekanlarının tek derdi müşterilerini daha fazla nasıl memnun edeceği iken, müşteriyi gece yarısından sonra nasıl içeride tutabileceğim oldu. Çünkü saatler gece yarısını gösterir göstermez müziğin sesinin kısılması gerekiyor. Durum böyle olunca da, söz konusu mekanlara eğlenmeye gidenler evlerinin ya da otellerinin yolunu tutuyor. Otellerinin derken elbette ki turistleri kastediyoruz. Bu şehre gelen turistler için görülmesi gereken yerlerin başında gelen Boğaz hattı böylece turizmden nasibini yarım yamalak alıyor. Yapılan onca yatırım, harcanan onca emek bir anlamda boşa gidiyor ve bu doğrultuda oluşan beklenti hayal kırıklığına dönüşüyor. Ne de olsa, bu eşi benzeri olmayan mekanları gerektiği gibi mükemmel şekilde işletebilmek kolay değil.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;İstanbul'un bir tarafı eksik kalır&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Elbette ki yapılan her işin kuralına uygun bir şekilde, kimseyi rahatsız etmeden, kimseye zarar vermeden yapılması gerekiyor. Bundan kuşkumuz yok. Ancak kurallar belirlenirken, her iki tarafın da düşünülmesi gerekmiyor mu? Birileri eğlenecek diye diğerleri rahatsız edilemez; fakat birilerinin canı istedi diye de ellerinde kuralına uygun şekilde alınmış tüm belgeleri olan, yıllardır bu yolda başarıyla ilerleyenlerin önüne taş konamaz. Konursa; son derece büyük bütçelerin telaffuz edildiği bu sektör batar, bundan alnının teriyle para kazanan yüzlerce kişi işsiz kalır. Turistler için Sultanahmet Camii, Ayasofya, Topkapı ve Dolmabahçe saraylarından sonra adı geçen Reina, Sortie, Anjelique gibi mekanlar sinek avlamaya başlar. Kısacası eğlencenin neredeyse tanımı olan Boğaz hattı, anlamını yitirir. Dolayısıyla İstanbul’un bir tarafı eksik kalır. Belli bir saatten sonra çevreyi rahatsız etmemek, hatta belli bir saatin içinde bile çevreyi rahatsız etmemek, olması gereken medeni kurallara uyulması gerektiğini hepimiz biliyoruz. Fakat dinlenmek ve eğlenmek isteyenler arasında dengeyi kuracak uygar ölçüler saptanarak, uygulamaya geçirilmesi gerekiyor. Yapılmak istenenin ne olduğu belli olmayan bir şekilde hesapsızca kurallar konması telafisi olmayan sorunlar yaratıyor. Çevreyi rahatsız etmeden, eğlence düzeninin devam ettirilmesi için çözümler sunularak, en uygunun bulunması kesinlik kazanıyor. Aksi takdirde eğlendirmek ve eğlenmek isteyenlerin özgürlükleri ellerinden alınmış oluyor. Bu da İstanbul’a hiç mi hiç yakışmıyor. İyisi mi söz konusu durum netlik kazanana dek, bugüne kadar en çok eğlendiğimiz yerlerden birisi olan Boğaz hattının sesi kısıldı diye nankörlük etmeden yine buralarda eğlenmeye devam edelim. Eskiden olduğu gibi yurt dışından gelen misafirlerimize Tarihi Yarımada’yı gezdirdikten sonra soluğu yine burada alalım. Yaşanan durumu da gerekçeleriyle anlatalım. Kim bilir belki de ne olduğunu anlayamadığımız, cevabını bulamadığımız bu soruna onların getireceği bir yorum, çözüm bulmamızda bize yardımcı olur. &lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=419</link><pubdate>Tue, 04 Oct 2011 10:04:00 GMT</pubdate></item><item><title>Zamanda yolculuk</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;İstanbul’un geçmişine dönmek, 1930’lardan 1970’lere kadar şehrin yaşadığı döneme otomobillerle tanık olmak istedik. Soluğu Mehmet Arsay Klasik Otomobil Müzesi’nde aldık. İstanbul’un ‘oto’biyografisine siz de tanık olmak ister misiniz?&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kırmızı ışıkta beklerken bakakaldığımız, dolayısıyla anında trafiğin kilitlenmesine sebep olan ve korna sesleriyle bizi kendimize geri getiren klasik otomobilleriyle İstanbul, adeta bir açık hava müzesi. Ancak ne yazık ki son derece pahalı olan bu rengarenk tasarım harikalarına rastladığımızda uzaktan bakmakla yetinip, sadece birkaç saniyeliğine nostalji yaşayabiliyoruz. Hangi yıllarda, bu otomobillere kimlerin bindiğini, nasıl göründüklerini hayal etmeden duramıyoruz. Onlara baktıkça zamanla birlikte ilerledik mi, yoksa geriledik mi diye düşünmeden edemiyoruz. Hız ve güvenlik anlamında ilerlemiş olsak da, tasarım anlamında gerilediğimizi Mehmet Arsay Klasik Otomobil Müzesi’ne adım atar atmaz anlıyoruz. Burası gerçekten de başka bir diyar. Tek kelime etmeden tüm gününüzü geçirip, geçmiş yıllara doğru yolculuğa çıkabileceğiniz İkitelli’deki müze, çarşamba-pazar günleri 10.00 ve 16.00 saatleri arasında açık. Ayrıntılı bilgi için http://klasikotomobilmuzesi.org adresini de ziyaret edebilirsiniz. Meraklılarına duyurulur.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Yolculuğun hikayesi&#x1C;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Zamanda yolculuğa klasik otomobillerle çıkmaya karar verdiğimizde, bu işe gönül vermiş isimlerle görüşmenin en doğrusu olacağını düşündük. İstanbul Klasik Otomobilciler Derneği (www.ikod.org.tr) ve Mehmet Arsay Klasik Otomobil Müzesi fikrimizi duyunca en az bizim kadar heyecanlandı ve sizlere bunu en iyi şekilde yansıtabilmemiz için bize kapılarını sonuna kadar açtı. Üstelik birbirinden özverili tüm çalışanlarıyla birlikte. İş fikrimizi süslemeye geldiğinde ise geçmiş yıllara dönmek için kostüm arayışına girdik. Ne de olsa otomobillerin içinde o dönemin insanını görmeden geçmişe yolculuğa çıkamazdık. Bu kez yolumuz Çukurcuma’ya düştü. Neredeyse geçmiş yüzyılın her dönemine ait kıyafet ve aksesuarlarıyla Tabe Kıyamet, bizi anında zaman tüneline buyur etti. Devamında sıra, saç ve makyaj konusunda bize geçmişi yaşatacak profesyonelleri bulmaya geldi. Bu kez Erdem Kıramer Akademi ve Mac yardımımıza koştu. Tek bir saç telinin kıvrımıyla, ruj ve far tonlarıyla özenle uğraşarak birbirinden farklı beş döneme aynı gün içinde hepimizi götürüp getiren başarılı bir ekiple çalıştık. İyi yolculuklar…&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;30'lu yıllarda istanbul&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;1930 yılında Cumhuriyet gazetesinin öncülüğünde ilk güzellik yarışması düzenlendi. 1933 yılında ‘Lüküs Hayat’ müzikali İstanbul Şehir Tiyatroları tarafından sahneye kondu. 1938 yılında Yeşilköy’deki Atatürk Havalimanı sivil taşımacılığa açıldı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;40'lı yıllarda istanbul&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;1942 yılında uygulamaya konan gayrimüslimlerden alınan Varlık Vergisi’nin yüzde 70’i İstanbul’dan toplanıyordu. 1949 yılında Cahide Sonku ‘Fedakar Ana’ filmiyle Türkiye’nin ilk kadın yönetmeni oldu.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;50'li yıllarda istanbul&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;1950 yılında toplu konut ihtiyacından ötürü Ataköy I. Kısım’ın temelleri atıldı. 1955 yılında Türkiye’nin ilk beş yıldızlı oteli Hilton açıldı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;60'lı yıllar&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;1961 yılında Türkiye yüzde 100 yerli ilk otomobili olan ‘Devrim’i üretti. 1961 yılında Fahrettin Aslan tarafından Caddebostan Maksim Gazinosu açıldı. 1961 yılında Topkapı-Eminönü arasına troleybüs hattı döşendi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;70'li yıllar&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;1973 yılında Boğaziçi Köprüsü, Asya ve Avrupa’yı birbirine bağladı. 1978 yılında uzun süredir tadilatta olan AKM kapılarını sanatseverlere açtı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;1997'den bugüne 15 ülkede. Kasımda Türkiye'de&lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=418</link><pubdate>Mon, 03 Oct 2011 10:49:00 GMT</pubdate></item><item><title>Caddebostan’da 50 TL’ye üç lezzet keşfi</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Anadolu yakasının keyfi Caddebostan’da çıkar.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Yaz gelir de, Caddebostan sahilinde çimlere yayılmadan, Adalar manzarasına karsı keyif yapmadan, Iskele Sokak’tan Bagdat Caddesi’ne dogru yürümeden olur mu? Üstelik tüm gün boyunca sadece 50 TL harcayacaksanız…&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Köşkte kahvaltı keyfi&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Kahvaltı: 22.50 TL Adını Afrika’daki ada ülkesinden alan Cafe Zanzibar, ilk olarak Tesvikiye’deki Reasürans Çarsısı’nda karsımıza çıktı. Bir anda gece gündüz dinlemeden her daim dolup tasan bir mekan haline gelen Zanzibar, devamında Caddebostan’da muhtesem bir köske sube açarak özellikle Anadolu yakasında yasayanları mest etmeyi sürdürdü. Caddebostan Sahili’nden yürüyerek ve Cemil Topuzlu Caddesi’nden arabayla ulasılan mekanın ambiyansı ve manzarasının yanı sıra mutfagı da son derece basarılı. Dana madalyondan limonlu panna cotta’ya, gravlax’tan ördek cigerine uzanan mönünün her seçenegi lezzetli. “Sabah yürüyüsümü Caddebostan sahilinde yaptıktan sonra, Zanzibar’da kahvaltı etmek istiyorum” diyenlerdenseniz 22.50 TL tutarındaki Akdeniz yesillikleri ile servis edilen esmer Rus ekmeginde ızgara sebzeli ve mozzarellalı kulüp sandviç tam mevsime göre bir seçim.&lt;br /&gt;Tel: 0216 385 64 30&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Adalar manzarasına karşı&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Ögle yemegi: 15.50 TL &#x1F; The House Cafe Caddebostan’ın terası Adalar’a kadar uzanan essiz bir manzaraya sahip. Mevsimin tadını çıkarmak istiyorsanız ögle yemegi molanızı burada vermek yerinde bir karar. Mönünün gözdelerinden ricotta ve sakız kabaklı tagliatelle, beyaz peynirli bahçe salatası ve mozzarellalı domates salatası yaz için ideal lezzetler arasında yer alıyor. Yaz çorbası ve meyve salatası ise daha da ha­ f seyler atıstırmak isteyenleri cezbeden diger seçenekler. Yaz kıs dinlemeyen lahmacun tutkunlarını tatmin eden mekanın klasigi lahmacun pizza da oldukça basarılı. Salata yerine yemek yemeyi tercih ediyor fakat yine de ha­ f olmasını istiyorsanız sebzeli ve mantarlı, tatlı eksi soslu noodle en dogru ekonomik alternatiflerden biri.&lt;br /&gt;Üstelik sadece 15.50 TL.&lt;br /&gt;Tel: 0216 368 77 64&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Klasik İtalyan lezzetleri&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Aksam yemegi 12 TL Caddebostan denince akla ilk gelen adreslerden biri Il Padrino’nun namı bosuna degil. Kıs aylarındaki sıcak ve samimi ortamını, yaz aylarında palmiyeli bahçesine tasıyan Il Padrino, tam anlamıyla klasik bir Italyan restoranı. Pizzalarıyla ön plana çıkan mekandaki her alternatif son derece basarılı. Ha­ f seyler atıstırmak isteyenler salata barından seçtikleriyle ha­ f ama doyurucu bir tabak hazırlayabilirler. Ya da kabak, patlıcan, brokoli, mantar, domates, biber ve sogandan olusan ızgara sebzeyi tercih edebilirler. Her ikisi de 12 TL tutarında. Italyan mutfagının olmazsa olmazları minestrone çorba, margherita pizza ve panna cotta da denenmeye deger diger ekonomik lezzetler.&lt;br /&gt;Tel: 0216 385 93 19&lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=417</link><pubdate>Thu, 29 Sep 2011 09:10:00 GMT</pubdate></item><item><title>Martı’da tatil için ‘yepyeni ’ nedenler</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Bir tatil düşleyin… Masmavi bir deniz, Akdeniz ve Ege’nin sıcacık güneşi, eşsiz güzellikte sahiller… Tüm bu doğal güzelliğin üzerine işi sizi ‘en değerli’ hissettirmek olan deneyimli kadro ve işletmecilik anlayışının her noktada hissedildiği Martı Otelleri...&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hizmet anlayışının gerisinde 45 yıllık deneyim, hizmet anlayışının yenilenmesinde trendlerin esas alındığı bir otelcilik anlayışı… Martı, yeni yüzüyle sizleri de yenilenmeye davet ediyor… Yoğun metropol temposunda çoğu zaman hayalini kurduğumuz o eşsiz ama kısıtlı tatil anlarıyla kendimize enerji veriyoruz. Çoğu zaman kendimizi bile fark edemeden geçip giden günlerin rövanşı olarak heyecanla beklediğimiz tatillerde hedefimiz kendimizi en özel, en değerli hissetmek ve tabii yeniden keşfetmek… İşte Martı Otelleri, Ege ve Akdeniz’in en özel noktalarında bulunan üç oteli ile sizin çağrınıza karşılık veriyor, hem de en güncel mekan tasarımı, en özel terapiler ve beden tipinize uygun beslenme alternatifleri ile… Martı Myra, Tekirova... Martı Resort ve Martı La Perla, İçmeler...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Ege’nin incisi Marmaris İçmeler Koyu’nda...&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Martı resort ve martı la perla…&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Marmaris İçmeler Koyu’nda dupduru denizi, sahilinde güneşlenirken tekne gezisi yaparmışçasına sunduğu ada manzarası ile öne çıkan Martı Resort, taş ve ahşaptan oluşan benzersiz yöre mimarisi ve botanik bahçesi zenginliğindeki yeşil alan düzenlemesiyle eşsiz bir tatil olanağı sunuyor. Martı Resort tamamı yeniden tasarımlanmış 257 oda, 11 süit ve 12 deluxe villa ile sezonu karşılıyor. 80-160 metrekare arasında değişen süitler; 1 yatak odası ile 1 oturma odası, teras ve mutfaktan oluşuyor. Tatilde de şımartılmak isteyen konuklar için süitlerde küçük bir Türk hamamı ve hidro masajlı jakuzi de unutulmadı. Odaların tasarım dili, otelin antik ve otantik aksesuarlarıyla uyumlu şekilde oluşturuldu. Resort’un geçmişinden gelen yerel geleneksel sanatları destekleyen tasarım çizgisi, duvarlarda alev almayan, anti bakteriyel ve antialerjik nitelikte duvar kağıtları ile bütünleştirildi. Yenilenen SPA merkezinde; fitness, kapalı havuz ve Türk hamamının yanı sıra cilt bakımı, çeşitli terapi masajları almak mümkün. Martı Resort restoranlarında Bölgesel Ege ve Türk Mutfağı’nın dışında Uzakdoğu, Fransız ve İtalyan mutfağından da çok çeşitli gurme lezzetler yakalamak mümkün.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Martı la perla’nın büyüsüne siz de kapılacaksınız&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Marmaris İçmeler Koyu’nda dupduru denizi, sahilinde güneşlenirken İspanyolca’da ‘inci’ anlamına gelen La Perla’da misafirler İçmeler’in tertemiz berrak sularında doğanın büyüsüne kapılırken, her şey dahil sistemde konforlu bir tatilin de tadını çıkaracaklar. Martı La Perla ferah ve aydınlık iç mekanı, estetik ve rahat dekorasyonu, çağdaş ve aydınlık atmosferi ile her zaman dikkat çekici. 197 odası bulunan Martı La Perla, canlı Akdeniz renkleriyle sarmaladığı misafirlerine büyülü bir tatil yaşatıyor. Standart odalarının yanı sıra 43 metrekarelik yedi aile odası ve 50 metrekarelik 6 Corner Suit’i ile 4 yıldızlı resort otelde 5 yıldızlı konfor sunan Martı La Perla, Ege ile Akdeniz’in kucaklaştığı mavi ve yeşille iç içe konumu, mükemmel sahili ve kumsalıyla benzersiz bir noktada yer alıyor. Martı La Perla, Batı Anadolu medeniyetlerinden olan Karyalılar tarafından kurulduğu düşünülen İçmeler’de tarihi ve turistik birçok merkeze yakınlığıyla da gezi tutkunlarının vazgeçilmez buluşma merkezidir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Kendini özel hissetmek isteyenler için...&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Tekirova martı myra…&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;100 dönüm arazide, 1601 çam ağacından oluşan geniş bir koruluğun içinde yer alan Martı Myra her biri farklı konseptlerden oluşturulmuş 545 odası ile ayrıcalıklı bir tatil beldesi. Bir Presidential Suit’i, bir Honeymoon Suit’i, dört Premium Suit’i ve 6 Corner Suit’i ile Martı Myra, kendini özel hissetmek isteyenler için şık bir fırsat sunuyor. Kule binada 320 metrekare kullanım alanı içerisinde kendine ait açık ve kapalı terası olan Presidential Suit, iki yatak odası, jakuzili iki banyo, salon ve mutfaktan oluşuyor. 180 metrekare genişliğindeki Premium süitlerse; iki yatak odası, biri jakuzili olmak üzere iki banyo, Amerikan mutfak ve büyük bir şömineli salondan oluşuyor. Süit konukları aynı zamanda ‘Martı Superior Service’ ayrıcalığından da yararlanabiliyorlar. ‘Martı Superior Service’; konukların havaalanında karşılanmasıyla başlayıp, her anında ayrıcalıklı hizmet almalarını sağlayan özel bir uygulama. Altı farklı restoranı ile dünya mutfağı lezzetlerini bir araya getiren Martı Myra’da gece kulübünün yanı sıra farklı noktalarda farklı konseptlerde hizmet veren beş ayrı bar da bulunuyor. ‘Üç Çam ve Altın Anahtar’ gibi saygın ödülleri bulunan Martı Myra’da, su ve doğa sporlarının yanı sıra; Phaselis, Olympos gibi tarihi keşif noktalarına da günübirlik geziler yapmak mümkün.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Myra’da gençler ve çocuklar önceliklidir...&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Aile tatilleri için geliştirilen ve gerek tesis içinde gerekse çevrede yer alan ilginç noktalarda gün boyu sürdürülen çocuk etkinlikleri ‘Martı Mini Kidsonly’ kulübü tarafından; gençler için planlanan bungee trambolin, tırmanma duvarı, sörf rodeo simülatörü, Wii oyun konsolu, DJ Kursu gibi özel etkinlikler ise ‘Junimax’ tarafından yönetiliyor. Her iki kulübün de etkinlikleri profesyonel eğitmenler tarafından ve ücretsiz olarak sağlanıyor, çocukların ve gençlerin eğlenmesi ve eğlenirken yeni spor dalları, yeni sanat etkinlikleri, DJ kursu gibi alanlarda gelişimleri hedefleniyor. Yedi açık bir ısıtmalı kapalı havuzu ve çocuk havuzu bulunan Martı Myra’da, Türk hamamından gece kulübüne kadar tüm hizmetler geleneksel Martı kalite anlayışı ile sunuluyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Yenilenen martı otelleri sizleri de yenilenmeye davet ediyor!&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Türk turizminin öncü ve yenilikçi markası Martı Otelleri, üç farklı otelinde sizleri yenilenmeye; gerek yenilenen SPA merkezleri ile gerekse dört farklı konseptte oluşturulan kişiye özel mönüleriyle sizleri sadece dinlenmeye değil aynı zamanda da bedenlerinizi yenilemeye, tazelenmeye davet ediyor. Martı Otelleri’nin deneyimli şefleri tarafından hazırlanan özel mönüler; diyabetik, vegan, organik ve yöresel olmak üzere farklı büfelerde konukların tercihine sunuluyor. Ayrıca Martı Otelleri’nde her zaman özel konuk olarak değerlendirilen çocuklar ve gençler için de farklı mönü seçenekleri yer alıyor. &lt;/p&gt;</description><link>http://proje2.istanbullife.com.tr/Haber.aspx?ID=416</link><pubdate>Tue, 27 Sep 2011 20:53:00 GMT</pubdate></item><item><title>Haydarpaşa’nın gizli meleği</title><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Haydarpaşa’da gözlerden uzak bir İngiliz Mezarlığı… Burada, Kırım Savaşı’nda hayatını kaybetmiş 5 bin 500 er ve 80 subayın mezarı bulunuyor. Şehrin en gürültülü yerlerinden birinde sukunetle savaş kahramanlarını bekleyen Melekler Abidesi ise mezarlığın ev sahipliğini yapıyor.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İstanbul’da hikayeler bitmez. Her köşesinde filmlere konu olacak hayatlar karşımıza çıkıyor bu şehrin. Bunlardan birisi de Haydarpaşa’da bulunan İngiliz Mezarlığı. Bir savaş atmosferi hayal edin, hastane koğuşunda sıra sıra yatmış bir sürü asker, öte yanda kolera salgını kol geziyor. Askerler birer birer hayatını kaybediyor. Bir gün batımında, Boğaz kenarında toplu bir mezara gömülüyorlar. Ne kadar karamsar ve iç bunaltıcı olsa da bu sahne bir zamanlar İstanbul’da yaşandı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Has bahçeden, mezarlığa...&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Haydarpaşa İngiliz Mezarlığı’nın kapısını aralayıp, zamanda bir yolculuğa çıktığımızda bu karamsar his gelip buluyor sizi. Mezarlık olmadan önce burası Kanuni Sultan Süleyman döneminde Has Bahçe’nin bir parçası olarak kullanılıyormuş. Mezarlık kapısını araladığınız zaman sizi farklı bir dünya karşılıyor. İçeri adımınızı atar atmaz sanki şehrin sesi kısılıyor ve burada yatanların hikayeleriyle baş başa kalıyorsunuz. Servi ağaçları, diş budaklar, çamlar, fıstık ağaçları ve beyaz mezar taşları… Göreceğiniz ilk fotoğraf bu. Haydarpaşa Askeri Hastanesi’nin sağından inerek gidebileceğiniz İngiliz Mezarlığı yaklaşık olarak 30 dönümlük bir araziyi kaplıyor. Mezarlık alanının ortası boş. Burası mezarlık olarak kullanıldığı günden beri yaklaş
