Ana Sayfa | Yazarlar  | Beş Sıra Dışı Eser
Beş Sıra Dışı Eser | Saffet Emre Tonguç
İstanbul’da keşif yapmanın sonu yok. Siz de her fırsatta bu güzel şehrin sokaklarını arşınlayın, tarihi rotalarının izinden gidin!

Kayser WIlhelm Çeşmesi
Sultanahmet Meydanı’nda Sultan I. Ahmed’in türbesinin tam karşısında bir çeşme var. Osmanlı Alman dostluğunun bir göstergesi olarak 1898 yılında Alman İmparatoru Kayser Wilhelm tarafından Sultan II. Abdülhamid’e armağan edildiği için halk Alman Çeşmesi adını da vermiş. Bizanslıların Hipodrom, Osmanlıların ise At Meydanı dediği meydanın başında yer alan çeşme, Mimar Spitta tarafından çizilmiş, Mimar Schoele inşa etmiş. Alman mimarisinde örneği görülen çeşmelere benzemediği gibi klasik Osmanlı çeşmelerine de benzemiyor. Sekizgen planlı çeşme yüksek bir platform üzerine oturtulmuş. Kubbesini taşıyan sekiz sütunun arasındaki kemerlerin üzerine küçük madalyonlar yerleştirilmiş. Madalyonlardan dördü yeşil, dördü mavi. Yeşil madalyonlarda II. Abdülhamid’in tuğrasını, mavilerde ise imparatoru anlatan “W” harfini göreceksiniz. Kitabelerden biri Osmanlıca. Çeşmenin üzerinde bulunan ve imparatorun şükranlarını bildiren kitabe Almanca yazılmış. İmparator Wilhelm üç kez gelmiş İstanbul’a. Bu çeşmeyi de ikinci gelişinde getirmiş. Bu ziyaretlerin dostluk pekiştirmekten daha önemli sonuçları var, o döneme kadar Fransız kültürünün etkisi altında olan Osmanlı’da, yavaş yavaş Alman hayranlığı başlamış. Bu durum en çok ordunun Alman etkisine girmesiyle hissedilmiş.

Hal Binası ve Kaymakamlık Binası
Aslında Kadıköy’e ne zaman vapurla geçseniz onunla göz göze geliyorsunuz. O sizi görüyor ama kaç kişi onun farkına varıyor gerçekten bilinmez. Kadıköy’ün betona dönüşmeye başlayan silüetinin arasında bir mücevher gibi duruyor. 1927 yılında bir İtalyan mimar tarafından tasarlanmış. I. Ulusal Mimari Akımı’nın en önemli temsilcilerinden biri. Buna rağmen neler geçmemiş ki başından, itfaiye garajı olmuş, hurda deposu olarak kullanılmış, boş kalmış hatta yıkılması bile gündeme gelmiş. 1940 ve 1970 yılları arasında hayatını hal binası olarak geçirmiş. 1980’li yılların başında talihi yüzüne gülmeye başlamış ve restore edilen bina İ.Ü. Devlet Konservatuvarı olarak kullanılmaya başlanmış. Bina bugün en mutlu günlerini yaşıyor olmalı. Haldun Taner Sahnesi olarak İstanbullu sanatseverleri ağırlıyor. Hal Binası’nın yanında bulunan ve 1928 Harf Devrimi’ni anlatan Atatürk heykelini biraz geçince I. Ulusal Mimari Akımı’na ait bir diğer eser çıkar karşınıza. Kadıköy Kaymakamlık Binası ya da eski ismiyle Kadıköy Şehremaneti. 1913 senesinde inşa edilmiş. Mimarı Rum asıllı Konstantinos P. Kirkiakidis. Nelere şahit olmamış ki bina. En önemli tarihi olaylardan biri, önündeki meydanda 22 Mayıs 1919’da Yunanlıların İzmir’i işgalini protesto için yapılan miting. Yaklaşık 20 bin kişi katılmış. Başta Fahreddin Hayri Bey ve Halide Edip olmak üzere
birçok Türk aydınının yaptığı ateşli konuşmalarla, adını tarihe yazdırmış.


Ayın Biri Kilisesi
Etrafta öyle bir gürültü, öyle bir koşturmaca var ki insan kilisenin kalabalıktan gizlendiği hissine kapılıyor. İMÇ’deki 3. Blok’un arkasında. Aslında küçücük bir yapı ama siz bir de ayın ilk günü görün. Büyük bir kalabalığı ağırlıyor. Sadece Hıristiyanlar değil, Musevi ve Müslümanlar da dilek için buraya geliyorlar. Gelenler çoğunlukla çocuk sahibi olmak isteyen kadınlar. Meryem Ana’ya ediliyor dualar. Satılan gümüş ya da altın dilek anahtarları ve dilek nazarlıkları alınıp küçük ikonaların üzerine iğneleniyor. Her dilek için bir anahtar kullanmanız, dileğiniz gerçekleştiğinde geri gelmeniz gerekiyor.

Arcadıus Sütunu
İstanbul’u korumak için dikilen 24 sütundan biri olduğuna inanılıyor. İmparator Arcadius (395-408) onuruna 404’de dikilmiş ancak üzerine imparatorun heykelini koymak 421 yılında oğluna nasip olmuş. Dönen bir merdivenle yukarıya çıkabileceğiniz ve balkonu olan yaklaşık 50 metrelik bu anıta ithafen meydan Arcadius Meydanı adını almış. Sütun birkaç deprem ve yıldırımdan zarar görmüş. Şanssızlığı bununla da bitmemiş ve 740’daki depremde üzerindeki heykel düşmüş, bir daha da yerine konmamış. Batıl inançları olan insanlarmış Bizanslılar. Sütunların şehri koruduğuna inandıkları gibi Arcadius Sütunu’nun üzerindeki bazı yazılarda şehrin yabancılar tarafından alınacağının yazdığına da inanmışlar. Önlem olarak da sütunun üzerindeki bazı kabartmaları kazımışlar. Şehir Osmanlıların eline geçtikten sonra sütunun çevresinde hem satıcıların hem de alıcıların kadın olduğu pazar kurulur olmuş. O tarihten sonra burası ‘Avrat Pazarı’, sütun da ‘Avrat Taşı’ olarak anılmaya başlamış. Uzmanlar sanılanın aksine meydanın hiçbir zaman köle satışı için kullanılmadığını söylüyor. Zamana ve bakımsızlığa yenilmiş sütun. Belgeler XVII. yüzyılda iyice harap durumda olduğunu, XVIII. yüzyılın başlarında ise tehlike arzettiği için tamamen yıktırıldığını söylüyor.

Rüstem Paşa Camii
Eminönü’nde. Büyük bir ihtimalle önünden geçtiniz ama dikkat etmediniz, denizden yaklaşırken Mimar Sinan’ın yüksek zemin üzerine oturttuğu camiyi daha rahat görürsünüz. Sinan’ın deniz kıyısına yaptığı üç camiden biri ve İstanbul’un silüetine damgasını vurmuş bir eser bu. Yapımına Rüstem Paşa’nın ölümünden sonra 1561’de başlanmış. Bu nedenle Kanuni’nin kızı Mihrimah Sultan’ın yaptırdığı düşünülüyor. İstanbul’da bu kadar nadide İznik çinisini bir arada görebileceğiniz başka bir yapı yok. O kadar ki pek çok kişi için çinileri mimarisinden daha önemli. Yapıldığı dönemde Osmanlı’nın en süslü camii olarak nam salmış. Geçtiğimiz yıllarda ise Avrupa’nın en güzel tarihi camii seçildi. İçeriye girmek için kullanacağınız merdivenler sizi önce revaklı bir avluya ulaştırıyor. Yapının en önemli süsleme öğesi olan çiniler beş bölmeli son cemaat yerinde karşılıyor ziyaretçilerini. Sütun başlıklarına kadar döşenen çinilerin dışında kapının yanlarına iki de pano yerleştirilmiş. Gözlerinizin kamaşması içeriye attığınız adımla birlikte artarak devam edecek. İznik çini sanatının doruklarda olduğu döneme ait örnekler tek tek, motif motif incelenmeyi hak ediyor. Çiçek motifleri çoğunlukta ama laleler en özelleri olarak kabul ediliyor. Sinan’ın yaptığı ibadet mekanlarının azametini sadeliğinden aldığı hatırlandığında, bu kadar gösterişin Rüstem Paşa’nın gücünü kanıtlamak isteğinden kaynaklandığını düşünmek yanlış olmaz. İznik çinilerindeki lale ve karanfil desenlerinde, taklit edilemeyen ünlü mercan kırmızısı kullanılmış. İki kez yangın geçirmiş olan caminin çinilerinin bazıları da çalınmış. Camii Newsweek dergisinin ‘Avrupa’daki 50 Mücevher’ listesinde de yer almıştı.




Paylaş
#
#
#
#
#
#
Bu konu hakkında henüz yorum yapılmadı.
DİĞER YAZILARI










ALIŞVERİŞ
Tommy Hilfiger yılbaşı koleksiyonunu 'Happy Holidays from The Hilfigers' adlı bir rekla...
İSTANBUL LIFE TV
Bebek Parkı’nın karşısında yer alan Kırıntı, her damak tadına hitap eden bir menüye sahip.
FOTO GALERİ
Cadde'nin En Yenisi
Düşünmeden, sorgulamadan akışında savrulup gitmeye ne dersiniz?
Kış sezonunun nabzını tutan 14 mekandan gece alemine ışık tutuyoruz.
Sanat adına birçok soru soruyor
‘Eski’yi yenileyerek yaşatıyor
SEMT REHBERİ
Yılbaşı gecesini dolu dolu geçirmek isteyenler için en iddialı restoran, bar, kulüp önerileri...
OY VERİN!
İstanbul'un trafik sorununda önümüzdeki beş yıl içinde bir iyileşme bekliyor musunuz?

EDİTÖRDEN
Mayısla birlikte yaza geri sayım başladı. Şehirde açık hava mekanlarında keyif yapmanın...
360° İSTANBUL
İstanbulun en güzel yerlerini bilgisayarınızın başından kalkmadan dolaşabilirsiniz.
TARTIŞIN!
İstanbul gecelerinin vazgeçilmez mekanlarından ilk üçü sizce hangisi?
3 kişi fikir belirtti!
Siz de katılın!
KİTAP
İstanbul Life, okurlarını kapak yapıyor

DERGİDE BU AY!
Editörden...
Teraslar, bahçeli mekanlar, şık restoranlar, gece kulüpleri… Mevsimin tadı bu mekanlarda çıkar.
İsviçre’nin güneyinden İstanbul’a uzanan Fossati kardeşlerin ilginç hikayesi...
Festivalden konsere, tiyatrodan sergiye takip edebileceğiniz etkinlikler ajandamızda!
Hayatımın Aşkı dizisiyle ekrana dönen oyuncuyla İstanbul’u ve yeni dizisini konuştuk.
ŞEHİR REHBERİ
Günümüzde moda trendleri artık sokaklarda...
ŞEHRE DÖNMENİN GÜZELLİĞİ
Çocukken pul koleksiyonu yapardım
Tantuni, Mersin denince akla ilk...
“Vefa İstanbul’da bir semt adıymış”...
Kuledibi’nde ‘Dil’ buluşması Geçen ayın...
Advertisement