Ana Sayfa | Yazarlar  | Bir yalı hikayesi
Bir yalı hikayesi | Saffet Emre Tonguç
Bu ay, Boğaz’ın tarihi evlerinden biri olan Edip Efendi Yalısı’nı uzun bir zaman dilimini geçirdiği yalıyı hayata döndüren Ebru Mengenecioğlu’nun hikayesini anlattım.


Kandilli’de bulunan Edip Efendi Yalısı 1753 yılında yapılmış. Neoklasik ve ampir üslubun en zarif birleşimlerinden biri olarak kabul görmüş yıllar boyu. Osmanlı İmparatorluğu ve Japonya arasında yürütülen ticari görüşmelere ev sahipliği yapmak üzere inşa edilen yalının ilk sahibi Muammer Efendi’ymiş. Yıllar içinde birkaç kez el değiştiren yapı, 1887 yılında yalıya adını veren Maliye Bakanı Edip Efendi tarafından satın alınmış. Birinci derecede tarihi yapı kapsamında olan yalıda herhangi bir büyük değişiklik yapma şansınız yok, ancak yalının son sahibi başarılı bir iç mimar olunca tarihi yapı yeniden ‘yaşayan bir atmosfere’ kavuşmuş. Ebru Mengenecioğlu 20 seneyi aşkın bir zaman dilimini geçirdiği yalıyı hayata döndürme öyküsünde sanata olan ilgisi ve koleksiyoncu yönünün de büyük katkı sağladığını ifade ediyor. Duvarlarda tanınmış Türk, Fransız, Alman ressamların eserlerini görüyorsunuz. Dekorasyonun en önemli parçaları arasında Ming ve Hung hanedanlarına ait Çin porselenleri de var. En büyük keyiflerinden birinin antikacılar ve sahaflardan eski kitapları toplamak olduğunu anlatıyor Ebru Mengenecioğlu. “Yanlış anlamayın, geniş bir yelpazem var, gittiğim her ülkedeki küçük dükkanlar hatta bit pazarlarında bile çok ilginç objeler bulabiliyorum” diye de ekliyor. Seyahat tutkusunun işindeki başarısına çok şey kattığını saklamıyor. En büyük hayali ise kendi evinden sonra bir başka tarihi yapının dekorasyonu ile uğraşmak. Yalıya hayat veren dokunuşlarını anlatırken Ebru’nun gözlerinde beliren ışık çok önceleri yanmış aslında. Doğma büyüme İstanbullu olan Ebru Mengenecioğlu güzele ve sanata tutkun bir insan. Bu nedenle de Londra’daki eğitimini tamamladıktan sonra ‘A day of design’ isimli şirketi 6 yıl önce satın almış. Yaklaşık 17 senedir de dünyanın tanınmış tekstil ve dekorasyon markaları ile çalışıyor. Bu konuda İslam ve Osmanlı sanatı konusunda eğitim almış olmasının kendisine çok fayda sağladığını belirtiyor Ebru. Çok kültürlü bir sosyal çevrede yaşamış olması, her an yeniyi öğrenme ve eskiyle birleştirip çeşitli denemeler yapmaktan keyif alması da başarısının anahtar parçaları. Ming Hanedanı, Blue Blanc porselenleri ve Çin terakota objelerine ayrı bir ilgi duyduğunu da belirtmeden yapamıyor. Ebru Mengenecioğlu’nun işini ulusal ve uluslararası düzeyde bu kadar başarıyla sürdürebilmesinin temelinde, içindeki renk, sanat ve yaratma tutkusunun yanı sıra Allah vergisi bir estetik geni taşıması da yatıyor.

ETKİLEYİCİ BİR MANZARA
Edip Efendi Yalısı, gerçekten çok hoş bir mimariye sahip ama mimarinin en etkileyici yanı nefes kesen Boğaz manzarası. Ebru 26 yıldır Mengenecioğlu ailesine ait olan Edip Efendi Yalısı’nda son 12 yıldır oturuyor. Yalı 2600 m2’lik alanı ile İstanbul Boğazı’ndaki en büyük yalılardan biri ve tüm klasik Osmanlı evleri gibi harem ile selamlık olmak üzere iki bölümden oluşuyor. Ebru, eşi Murat ve oğlu Uğur ile birlikte yalının harem kısmında yaşıyor. Sekiz sene önce başarılı bir renovasyon geçiren ve 1200 m2’lik alana yayılmış olan harem kısmının birinci katında iki yatak odası, bir yemek odası, bir oturma odası, bir kütüphane ve ailenin kullandığı bir de mutfak bulunuyor. Ancak bu katın en belirleyici özelliği tavan yüksekliği 5 metre olan altıgen planlı sofası. Bir yıl süren yenileme çalışmalarında hem tarihi yaşatmayı hem de fonksiyonel ve sıcak bir ev ortamı yaratmayı amaçlamış Ebru Mengenecioğlu. Güvendiği kişilerin fikrini almakla beraber dekorasyon tercihleri genellikle kendi seçimlerinden oluşuyor. Sonuçta da ortaya tam hayal ettiği gibi tüm ailenin bir araya gelebileceği sıcak, sakin ve huzurlu bir atmosfer çıkmış.
En küçük detayla bile bizzat ilgilenmiş. Her gelişinizde farklı bir noktayı yakalayabiliyorsunuz. Örneğin 19. yüzyılda Feshane’de üretilmiş bir halı bugün bir örtü olarak karşınıza çıkıyor. Antikacılardan alınan avizeler, XV. ve XVI. Louis dönemine ait bazı mobilyalar, Serdar Gülgün’ün tasarladığı kimi objeler, Erdoğan Zümrütoğlu, Mehmet Güleryüz gibi ressamların tabloları dekorasyonun diğer bazı ögeleri. Ebru’nun ‘en sevdiğim’ dediği ise Paris’ten satın aldığı bir Ilies Issiakhem tablosu.


Paylaş
#
#
#
#
#
#
Misafir
İndigo bir club olmasına rağmen kokteyller son derece başarılı ismi olmayan kokteylleri deneyin
Bence bu yorum Güzel!(43 oy) Olmamış!(0 oy) 06.01.2013
Misafir
Barmen okay dan kokteyl içmeden ayrılmayın...
Bence bu yorum Güzel!(42 oy) Olmamış!(0 oy) 29.04.2013
DİĞER YAZILARI










ALIŞVERİŞ
Tommy Hilfiger yılbaşı koleksiyonunu 'Happy Holidays from The Hilfigers' adlı bir rekla...
İSTANBUL LIFE TV
Bebek Parkı’nın karşısında yer alan Kırıntı, her damak tadına hitap eden bir menüye sahip.
FOTO GALERİ
Cadde'nin En Yenisi
Düşünmeden, sorgulamadan akışında savrulup gitmeye ne dersiniz?
Kış sezonunun nabzını tutan 14 mekandan gece alemine ışık tutuyoruz.
Sanat adına birçok soru soruyor
‘Eski’yi yenileyerek yaşatıyor
SEMT REHBERİ
Yılbaşı gecesini dolu dolu geçirmek isteyenler için en iddialı restoran, bar, kulüp önerileri...
OY VERİN!
İstanbul'un trafik sorununda önümüzdeki beş yıl içinde bir iyileşme bekliyor musunuz?

EDİTÖRDEN
Mayısla birlikte yaza geri sayım başladı. Şehirde açık hava mekanlarında keyif yapmanın...
360° İSTANBUL
İstanbulun en güzel yerlerini bilgisayarınızın başından kalkmadan dolaşabilirsiniz.
TARTIŞIN!
İstanbul gecelerinin vazgeçilmez mekanlarından ilk üçü sizce hangisi?
3 kişi fikir belirtti!
Siz de katılın!
KİTAP
İstanbul Life, okurlarını kapak yapıyor

DERGİDE BU AY!
Editörden...
Teraslar, bahçeli mekanlar, şık restoranlar, gece kulüpleri… Mevsimin tadı bu mekanlarda çıkar.
İsviçre’nin güneyinden İstanbul’a uzanan Fossati kardeşlerin ilginç hikayesi...
Festivalden konsere, tiyatrodan sergiye takip edebileceğiniz etkinlikler ajandamızda!
Hayatımın Aşkı dizisiyle ekrana dönen oyuncuyla İstanbul’u ve yeni dizisini konuştuk.
ŞEHİR REHBERİ
Günümüzde moda trendleri artık sokaklarda...
ŞEHRE DÖNMENİN GÜZELLİĞİ
Çocukken pul koleksiyonu yapardım
Tantuni, Mersin denince akla ilk...
“Vefa İstanbul’da bir semt adıymış”...
Kuledibi’nde ‘Dil’ buluşması Geçen ayın...
Advertisement