Ana Sayfa | Yazarlar  | İstanbul keşifleri
İstanbul keşifleri | Saffet Emre Tonguç
Bu şehir ne kadar çok sürprizle dolu. Sürekli yeni yerler keşfetmeniz mümkün. Ben de bu ay ilginizi çekeceğini düşündüğüm beş yeri  paylaşmak istedim. Bunların arasında bir yalı, bir sütun, bir çeşme, bir kilise ve bir otel var. Hepsinin de hikayesi birbirinden ilginç.

Afif Ahmed Paşa Yalısı
İstanbul (Erkek) Lisesi, Osmanlı Bankası, Eski Haydarpaşa Lisesi, Fatih Köprüsü altındaki Tophane Müşiri Zeki Paşa Yalısı ve Pera Palace Oteli’ni yapan mimar Alexandre Vallaury tarafından 19. yüzyıl sonunda doğu ve batı tarzlarını harmanlayan bir üslupla inşa edilmiş. Agatha Christie ünlü ‘Orient Ekspresi’nde Cinayet’ adlı romanını yazmak için İstanbul’u ziyaret ettiğinde bu yalıda misafir edilmiş. Neo-barok tarzında olan binayı Afif Ahmed Paşa’nın ailesinden Pera Palace’ın eski sahibi Misbah Muhayyeş almış. Yalı daha sonra Uzan ailesinin mülkiyetine geçti. Daha sonra, biraz ilerideki Tahsin Uzer Yalısı’nda oturan Suzan Sabancı Dinçer tarafından yaklaşık 40 milyon dolara satın alındı. Bugün katlara bölünmüş olan yalıda kiracılar oturuyor. Müjde Ar’ın başrolde oynadığı, TRT yapımı, ‘Aşk-ı Memnu’ dizisi burada çekilmişti. Yalı ‘1001 Gece’ dizisinin son sezonunda da kullanıldı.

Arkadius Sütunu
Cerrahpaşa’da iki bina arasına sıkışmış olan Arkadius Sütunu’nun olduğu yer bir zamanlar İmparator Arkadius’un Forumu yani meydanıymış. 402 yılındaki zaferlerini ilan etmek için imparator, Roma’daki Trajan Sütunu’na benzer bir sütunu şehrin yedinci tepesine diktirmiş. İstanbul’u koruması için şehrin yedi tepesine dikilen 24 adet tılsımdan biri olduğuna inanılan sütunun üzerinde şehrin ufuklarını gözleyen güzel bir peri heykeli varmış. Evliya Çelebi’ye göre peri heykelini kaldırtan şehrin kurucusu Konstantin olmuş ve gözcülerin tehlike anında çaldığı çanları yerleştirmiş sütunun tepesine. Civardaki binaların üstüne çökebileceği korkusuyla 715 yılında yıkılan sütundan bugün sadece iki bina arasına sıkışan ve büyük kısmı bir ağaç tarafından gizlenen kaide kalmış.
Arkadius Sütunu’nun civarı bir zamanlar cariyelerin satıldığı Avrat Pazarı’ymış. Burası Bizans döneminde köle ticareti yapanların merkezi olarak kabul edilirmiş. Osmanlılar zamanında da aynı işlevi ‘Avrat Pazarı’ adıyla
§19. yüzyıl ortalarına kadar sürdürmüş. Mısır Hanedanı’ndan Prenses Nimetullah’ın kızı olan Emine Fuat Tugay, Oxford Yayınları tarafından İngilizce olarak basılan ve Türkçe’ye
‘Bir Aile Üç Asır’ olarak çevrilen kitabında bu pazardan şöyle
bahsediyor:
“Esirler, yaşları, kaliteleri ve defolarına göre değişiyordu. Çirkin saç, kötü diş, cüce gibi bir boy değerlerini ciddi biçimde düşürüyordu. Düztabanlığın kötü şans getireceğine inanılıyordu…”


Lahanacılar Çeşmesi
Bugün nasıl futbol çok gözdeyse Osmanlı döneminde de cirit ve okçuluk popülermiş. En önemli takımlar da Lahanacılar ve Bamyacılarmış. Topkapı Sarayı, Harem bölümündeki şehzadelerin eğitim gördüğü odada bir şömine var. İçinde de Lahanacılar ve Bamyacılar’ın sembolleri yer alıyor. Çengelköy Karakolu’nun önünde bulunan çeşme de çok ilgi çekici. Çeşmenin şekline dikkatli baktığınızda Lahanacılar’a ait olduğunu anlayacaksınız. III. Selim de Lahanacılar’ı desteklemiş. Hatta takımı için bir lahana şiiri bile yazmış.
“Kış mevsiminde çıkar ortaya lahana
Ölmekten korkmaz mert başlı lahana
Gerçi biçimce Keykavus’un topuzuna benzer
Can verir insana, çünkü taze gül yaprağı gibidir lahana
Dizilmez yüz bin, bir ipliğe bamya gibi
Arslandır o, arabayla gezer sanki lahana
Hiçbir zevk ve mutluluk olmazmış onsuz
Olur mu helva söyleşileri, olmazsa eğer lahana layıktır, ona İlhami, ne türlü övgüler yazsa Lahanacığım, lahanacığım, lahanacığım, lahana”

Aya Yorgi Kilisesi
Çengelköy İskelesi’nin arkasında yer alan bu 19. yüzyıl kilisesi dıştan bakıldığında daha çok bir depoyu andırıyor. Çan kulesiyle birlikte ilginç bir görüntü sergileyen kilisenin içine girdiğinizde ise harika bir sürpriz bekliyor sizi, sıra dışı ikonlar. Aya Yorgi adını Kapadokyalı bir azizden alıyor ve İngilizler St. George dedikleri bu azizi ülkelerinin koruyucu azizi olarak görüyorlar. 6 Ocak’ta İsa Peygamber’in vaftiz edilişinin yıl dönümü dolayısıyla Çengelköy’deki Aya Yorgi Kilisesi’nde ayin düzenleniyor. Hıristiyan inanışına göre Hz. İsa, Ürdün Nehri’nde vaftiz edildiği için bu olayın anısına deniz, göl ve nehirlere yakın olan kiliselerdeki cemaat ve ruhani temsilciler ayinin ardından sahile gidiyor. Kutsal haç,
dualar eşliğinde ruhani lider tarafından suya atılıyor. Burada hazır bulunan gençler suya atlayarak, haçı almak için yarışıyor. Genelde haçı çıkaran kişi, ruhani lider tarafından bir altın haç ile ödüllendiriliyor. Epifani yani vaftiz olarak adlandırılan, aynı zamanda suların kutsanmasını temsil eden bu gelenek, İstanbul’un Çengelköy, Fener, Yeşilköy ve Arnavutköy gibi sahil semtlerinde de uzun yıllardır yapılıyor.


WorkInn Hotel
Türkiye’nin en büyük organize sanayi bölgelerinin kümelendiği Gebze ve Tuzla’nın tam kalbinde konumlanan Workinn Hotel, sanayi bölgesinde açılan ilk Hip iş oteli. Modern hayatın baskıladığı kişisel yaşamları uyumlamanın bir fırsatı olan kadim Feng Shui öğretilerinden yararlanılarak yapılan Workinn Hotel’de bütün ayrıntılar konukların ‘kendini iyi hissetmesi’ üzerine kurgulanmış. Doğanın matematiğini insanların lehine kullanma yolu olan Feng Shui otelin sadece mimarisinde değil, dekorasyonunda da temel alınmış. Yin ve yang enerji dengesi; lobi, restoran, bar, pastane, toplantı odaları, spor ve SPA alanları gibi ortak mekanlarda ve odaların tamamında gözetilen Workinn Hotel’de, doğa ile birlik hissi vurgulanmış. Deer Architects’in iç mimarisini tasarladığı bina, klasik iş otelleri tasarımlarında hakim olan ciddiyet ve ağır havanın aksine, modern mimarisi ile son derece uyumlu. Ortaya konan bu yeni konsept ile otelin genel mekanlarının tasarımında taş, ahşap ve metal dramatik ışık yardımı ile çeşitli formlarda kullanılmış. Mobilya ve halı seçimlerinde ise canlı renkler kullanılarak mekanlara dinamizm kazandırılmış. Çevreye duyarlı yeşil bina olarak inşa edilen otelde; yağmur sularının toplanarak kullanıma sokulmasından lavabolarda kullanılan suyun filtre edilerek bahçe sulama için kullanılmasına, çıkan atıkların geri dönüşüme kazandırılmasından gün ışığından maksimum yararlanılmasına kadar her alanda sürdürülebilirliğe maksimum düzeyde dikkat edilmiş. Workinn Hotel’in dünya mutfaklarından çeşitli tatların sunulduğu restoranı gerçekten çok iyi, özellikle pidelerini denemenizi tavsiye ederim. Otelde ayrıca günün yorgunluğunu atmak için ‘5 Elements SPA Merkezi’nde masaj yaptırabilir veya yoğun bir iş gününün ardından stres atmak için Ren Bar’da vakit geçirebilirsiniz.
www.workinn.com.tr




Paylaş
#
#
#
#
#
#
Bu konu hakkında henüz yorum yapılmadı.
DİĞER YAZILARI










ALIŞVERİŞ
Tommy Hilfiger yılbaşı koleksiyonunu 'Happy Holidays from The Hilfigers' adlı bir rekla...
İSTANBUL LIFE TV
Bebek Parkı’nın karşısında yer alan Kırıntı, her damak tadına hitap eden bir menüye sahip.
FOTO GALERİ
Cadde'nin En Yenisi
Düşünmeden, sorgulamadan akışında savrulup gitmeye ne dersiniz?
Kış sezonunun nabzını tutan 14 mekandan gece alemine ışık tutuyoruz.
Sanat adına birçok soru soruyor
‘Eski’yi yenileyerek yaşatıyor
SEMT REHBERİ
Yılbaşı gecesini dolu dolu geçirmek isteyenler için en iddialı restoran, bar, kulüp önerileri...
OY VERİN!
İstanbul'un trafik sorununda önümüzdeki beş yıl içinde bir iyileşme bekliyor musunuz?

EDİTÖRDEN
Mayısla birlikte yaza geri sayım başladı. Şehirde açık hava mekanlarında keyif yapmanın...
360° İSTANBUL
İstanbulun en güzel yerlerini bilgisayarınızın başından kalkmadan dolaşabilirsiniz.
TARTIŞIN!
İstanbul gecelerinin vazgeçilmez mekanlarından ilk üçü sizce hangisi?
3 kişi fikir belirtti!
Siz de katılın!
KİTAP
İstanbul Life, okurlarını kapak yapıyor

DERGİDE BU AY!
Editörden...
Teraslar, bahçeli mekanlar, şık restoranlar, gece kulüpleri… Mevsimin tadı bu mekanlarda çıkar.
İsviçre’nin güneyinden İstanbul’a uzanan Fossati kardeşlerin ilginç hikayesi...
Festivalden konsere, tiyatrodan sergiye takip edebileceğiniz etkinlikler ajandamızda!
Hayatımın Aşkı dizisiyle ekrana dönen oyuncuyla İstanbul’u ve yeni dizisini konuştuk.
ŞEHİR REHBERİ
Günümüzde moda trendleri artık sokaklarda...
ŞEHRE DÖNMENİN GÜZELLİĞİ
Çocukken pul koleksiyonu yapardım
Tantuni, Mersin denince akla ilk...
“Vefa İstanbul’da bir semt adıymış”...
Kuledibi’nde ‘Dil’ buluşması Geçen ayın...
Advertisement