Ana Sayfa | Yazarlar  | İstanbul Sürüm 2015
İstanbul Sürüm 2015 | Hazal Yılmaz
Gezdim, seyahat ettim, tatile çıktım. Tüm bu sürede İstanbullu olmak, İstanbul’da yaşamak üzerine çok düşündüm ve fark ettim ki tez zamanda bir şeyler değişmezse ben bu şehirden gidiciyim.

Yazın başından beri mobilim. Gelip evi Nişantaşı’ndan Galata’ya iki günde taşımak haricinde İstanbul’la hiç ilgilenmedim. Yeni açılan yerleri bilmiyorum, komşularımı tanımıyorum, Pharell konserine de tüm çabalarıma rağmen katılamadım çünkü İzmir-İstanbul yolu ağır trafik, şiddetli yağmur sebebiyle 13 saatte tamamlandı. Gezdim, seyahat ettim, tatile çıktım. Şimdi niye bu üç kelimeyi ayrı ayrı kullandın diye soranlar olacaktır. Gezmek, içinde biraz avarelik barındıran, o kahve senin öteki benim, dolaştığın, bol bol muhabbete, yeni insanlar tanımaya hatta onlarla trene atlayıp hiç görmediğin bir şehri, kasabayı, adayı keşfetmeye kaçtığın özgür bir eylem. Seyahat; harita + kalem + defter +GPS +Foursquare +instagram kombosundan ayrılmadan günler, haftalar geçirmek anlamına geliyor. Bu sebeple biraz esir edici, kısıtlayıcı, eyvah geç kaldım radarını yakıcı bir yönü var. Tatil? O kolay. Bir sürü kitap, kumun üzerinde havlu, hamakta uyku. Hani öyle ki yemek yemeye bile üşendiğin, beynini boşalttığın beş-on gün. Tüm bu sürede İstanbullu olmak, İstanbul’da yaşamak üzerine çok düşündüm ve fark ettim ki tez zamanda bir şeyler değişmezse ben bu şehirden gidiciyim. Temelli demeyelim de ‘Karaköy’de yeni açılan bilmem ne restoranında yemek yedin mi, enfes!’ muhabbetlere girmeyeli, spor salonlarında abonmalıklar yakmak yerine yürüme yolları geniş, bisikletleri süslü şehirlere göçmeli.
Venedik gibi olsa İstanbul… Hadi tamam Beşiktaş’tan, Kabataş’tan, Karaköy’den karşıya vapur var da, Karaköy-Beşiktaş hattındaki trafiğin çaresi var mı? Yok. İşte ondan diyorum, şöyle küçük vapurettolar olsa her iki yakada, bütün gün onları kullansak, denizin içinde, rüzgarın kokusunda başlasak güne, bir rahatlık gelse herkese… ‘Beş dakka’da olsa Beşiktaş’tan Ortaköy. Hakikaten!
Barselona gibi olsak. Şehrin ortasından deniz geçiyor ama hala girene deli diye bakıyorlar. Tertemiz, üzerinde insanların voleybol oynayabildiği kumlar olsa, güneşlenmeye yattığımızda deli gibi, öküz trene bakar ayarı bakmasa kimse birbirine.
Berlin, Kreuzberg gibi olsak. Duvarlarında reklam panoları yerine sayısız grafiti, duvar resmi (mural)ler. Birileri sürekli bizi al, onu da al, bunu da al demese de sanata baksak, ruhumuzu doyursak. Tüm hikayesini yeni keşfettiğim Hamburg’un St. Pauli semti ve futbol takımı gibi olsak. Hep ezilenlerin yanında olan bu takım ikinci ligde, oldukça aşağılarda. Ama onlar için önemi yok. Sezon bitince taraftar ‘ooo bu yıl da dokuzuncu olduk’ diye festival düzenliyor, maçlarda her türlü faşist eyleme karşı ciddi tezahüratlar ediliyor. Bu kadarı ne olacak bizde de oluyor diyorsan devamını anlatayım: Nükleer enerjiye karşı oldukları için statlarını rüzgar enerjisinden elektrik üreten santrallerle aydınlatıyorlar, sadece çocukların girebilmesi için bir aile tribünü yapmış durumdalar, devre aralarında Depeche Mode çalıyor, bir zamanlar Avrupa’da ilk unvanını almış olan homoseksüel kulüp başkanları olmuş, ayrıca vejetaryenler için de özel bir araba koyuyorlar maç günlerinde stadın önüne. Hani babadan oğula geçen takım tutma düzeni var ya. İşte onu sil. Bak. Ne mükemmel inandığın bir şeyin peşinden her maça gitmek.
Londra gibi olsak. Bisikletlerle kilometrelerce yol alabileceğimiz parklarımız, pazar günü açılan ikinci el pazarlarımız, o parklara kurulan dev ekranlarda sineme gösterimlerimiz olsa. Pazara gittiğinde organik diye çürük mal satmaya çalışmasalar sana.
Bırak Avrupa’yı, Datça gibi olsa. Domatesin kokusu, yumurtanın sarısı, denizin mavisi, insanın mutlusu… İstanbul’u hepimiz terk etmeden bir şeyler olsa…
İyiye doğru.


Paylaş
#
#
#
#
#
#
Bu konu hakkında henüz yorum yapılmadı.
DİĞER YAZILARI









ALIŞVERİŞ
Tommy Hilfiger yılbaşı koleksiyonunu 'Happy Holidays from The Hilfigers' adlı bir rekla...
İSTANBUL LIFE TV
Bebek Parkı’nın karşısında yer alan Kırıntı, her damak tadına hitap eden bir menüye sahip.
FOTO GALERİ
Cadde'nin En Yenisi
Düşünmeden, sorgulamadan akışında savrulup gitmeye ne dersiniz?
Kış sezonunun nabzını tutan 14 mekandan gece alemine ışık tutuyoruz.
Sanat adına birçok soru soruyor
‘Eski’yi yenileyerek yaşatıyor
SEMT REHBERİ
Yılbaşı gecesini dolu dolu geçirmek isteyenler için en iddialı restoran, bar, kulüp önerileri...
OY VERİN!
İstanbul'un trafik sorununda önümüzdeki beş yıl içinde bir iyileşme bekliyor musunuz?

EDİTÖRDEN
Mayısla birlikte yaza geri sayım başladı. Şehirde açık hava mekanlarında keyif yapmanın...
360° İSTANBUL
İstanbulun en güzel yerlerini bilgisayarınızın başından kalkmadan dolaşabilirsiniz.
TARTIŞIN!
İstanbul gecelerinin vazgeçilmez mekanlarından ilk üçü sizce hangisi?
3 kişi fikir belirtti!
Siz de katılın!
KİTAP
İstanbul Life, okurlarını kapak yapıyor

DERGİDE BU AY!
Editörden...
Teraslar, bahçeli mekanlar, şık restoranlar, gece kulüpleri… Mevsimin tadı bu mekanlarda çıkar.
İsviçre’nin güneyinden İstanbul’a uzanan Fossati kardeşlerin ilginç hikayesi...
Festivalden konsere, tiyatrodan sergiye takip edebileceğiniz etkinlikler ajandamızda!
Hayatımın Aşkı dizisiyle ekrana dönen oyuncuyla İstanbul’u ve yeni dizisini konuştuk.
ŞEHİR REHBERİ
Günümüzde moda trendleri artık sokaklarda...
ŞEHRE DÖNMENİN GÜZELLİĞİ
Çocukken pul koleksiyonu yapardım
Tantuni, Mersin denince akla ilk...
“Vefa İstanbul’da bir semt adıymış”...
Kuledibi’nde ‘Dil’ buluşması Geçen ayın...
Advertisement