Ana Sayfa | Yazarlar  | Kozmopolit İstanbul
Kozmopolit İstanbul | Hazal Yılmaz
Bu ayki yazı, İstanbul’la sevgi-nefret ilişkisinde ibresi eksiye doğru kayanlara… Artıya geçirebilmek umuduyla…

İsmim Hazal. Ne iş yapıyorsun diye soranlara, bahtlı bir bedeviyim diye yanıt veririm. Öteki insanların haklarına saygının; kendi bulunduğumuz sınırlı ortamları (ki buna aile, mahalle, şehir, ülke gözüyle kademe kademe bakabilirsin) terk etmemiz, diğerinin hayatını yaşamaya, anlamaya, hatta benimsemeye başlamamızla mümkün olabileceğine inanıyorum. İşte bu yüzden çok seyahat ederim. Ayın yarısını uçak, otobüs, tren, ayaklarım ile gidebileceğim her yeri keşfetmeye ayırır, kalanında fahri dünya vatandaşı olarak İstanbul’da konaklar, trafik, terör, küfür ekseninden çıkmak istediğim anlarda İstanbul’un kozmopolit mekanlarında, tanımadığım dinler ve diller çevresinde mutluluğa kadeh kaldırırım. Bu ayki yazı, İstanbul’la sevgi-nefret ilişkisinde ibresi eksiye doğru kayanlara… Artıya geçirebilmek umuduyla…

Amerikalı Alex’in Yeri

Londra’da Experimental Coctail Club’a gitmişsen bilirsin. Bir kokteyli yapmak zanaat ister. İstanbul’un bu büyük açığını Alex dünyanın her yerinden topladığı malzemeleri birbirine katarak, deney tüplerinde zevke iyi gelecek kimyasal karışımlar yaratarak kapatıyor. 1930 blues’larının çalındığı bir akşamüstü uğruyorum ben mesela, üç-dört kişi daha var yanımda. Tanıdıkmışız gibi selamlıyoruz birbirimizi. Sonra bir “Old Fashion” lütfen diyorum. Sanırsın Mad Men sahnelerinden birindeki konuk oyuncuyum.

Paris’in bağrından: Brasserie la brise

Fonda ‘Amelie’ filminin müziği, masa örtüleri beyaz, garson beyler kolalı gömleklerinin üzerine yeleklerini giymiş, kovadan çıkarılan şarap şişelerinin kokusunda Paris var. La Brise’de öğle yemeğinden sonra, akşamdan önceki o zaman aralığında, Fransızlar’ın şanına uygun bir bonfile siparişi vermişiz, yanında fırından çıkma patatesleriyle gelmiş. Hardal ister misiniz diye sorduklarında da en acısından lütfen diye yanıtlamışız. Sonra müzikler Edith Piaf’a kaymış, Montmartre sokaklarında, yıllardan 1951 bizim kafa. Tel: 0212 244 4846

Küçük Dublin: U2
U2. Aynı hastası olduğumuz grubun adı gibi. Güzelliği sadece birasından, iki buzla önüne düşen Jameson bardağından, kapısından içeri girdiğin anda dışardaki hengameyi unutturan müziklerinden gelmiyor. İrlanda’nın iki kasabası arasındaki yolu katetmiş, “Orada bir pub var uzakta” hayaliyle kendini önünde bulmuş, sahibiyle muhabbeti koymuş gibi hissediyorsun. Sonraki gelişinde bu tabure benim, bir dahakinde o kanepe bizim diye devam ediyor hikaye. Dört biradan sonra gitme vakti geldiğinde “Abla araba lazım mı?” diyen taksici hatırlatıyor ki sen aslında Dublin’de değildin. Dublin sana misafirliğe oturmuştu. Tel: 0212 243 4045

Vietnamlı Cochine
Tom Rim: Karides’in karamelize edilmiş hali. Tao Chien Gion: Ev usulü patates kızartması. Botai Chang: Vietnam usulü dana carpaccio. Bunların hepsi Cochine’e tek gitme nedenim olan Earl Grey Martini’min eşlikçileri. Bir bardağı azami tüketme süresi 15 dakika. İkincisini ısmarlamak için duyulan heves? Paha biçilemez. Tel: 0212 243 92 81

Berlin usulü Karga
1. İstanbul’da yeni çıkan, çıkmak isteyen, ayrılsalar da beraber olan her türlü indie grup Karga’nın sahnesinden geçiyor.
2. Müzik hakkında çok şey yazan bir dergileri var (http://www.kargamecmua.org)
3. Kısmet Şov’da Deniz Özturhan ve Deniz Alnıtemiz’i izlememiz için girişte sadece 15 lira topluyorlar.
4. Bira ucuz, bira soğuk, bira buz.
5. Türkçe konuştuğum akşam sayısı az, İsveççe üç kelime öğrenmeye çalıştığım geceleri bilirim. Berlin’de yaşama isteğimin tüm nedenleri Karga’da mevcut yani. Berlin’e gidemiyorsan Karga’yı mesken edineceksin kendine.

Adana İl Sınırı

Yazmayacağım, orayı bize saklayacağım diye çok arkadaşa olan sözümü şu anda kırıyor ve Adana İl Sınırı’nın rakı-şalgam-turşu suyuyla başlayıp çöp şiş-soğanla devam eden mönüsünü, İstanbul’da benzeri olmayan Adana kebabını buradan ifşa ediyorum. Adanalı arkadaşlarımdan on tam puanı aldı.

Mayıs 2013 içki endeksi
Shot’lar konusunda bu yılki favorim: Pickleback. 1 şat Jameson, 1 şat turşu suyu. Önce Jameson, sonra turşu suyu dikilerek işlem tamamlanıyor.

• Kokteyllere gelecek olursak bu yıl rom’un hayatımıza girdiği yıldır. Daiquiri dünya listelerinde yükselen değer.

• İngiliz sahil klasiği Pimms ise bir an önce gelse de bizi mutlu etse diye beklediğimiz içki.

• Barmenler ise kokteylin en iyi küp şeklinde kesilmiş, elmas kıvamında buzla yapılabileceğini söylüyor. Haklılar. Detaylara daha önem verilen kokteyller içmek isteğindeyim.



Paylaş
#
#
#
#
#
#
Bu konu hakkında henüz yorum yapılmadı.
DİĞER YAZILARI









ALIŞVERİŞ
Tommy Hilfiger yılbaşı koleksiyonunu 'Happy Holidays from The Hilfigers' adlı bir rekla...
İSTANBUL LIFE TV
Bebek Parkı’nın karşısında yer alan Kırıntı, her damak tadına hitap eden bir menüye sahip.
FOTO GALERİ
Cadde'nin En Yenisi
Düşünmeden, sorgulamadan akışında savrulup gitmeye ne dersiniz?
Kış sezonunun nabzını tutan 14 mekandan gece alemine ışık tutuyoruz.
Sanat adına birçok soru soruyor
‘Eski’yi yenileyerek yaşatıyor
SEMT REHBERİ
Yılbaşı gecesini dolu dolu geçirmek isteyenler için en iddialı restoran, bar, kulüp önerileri...
OY VERİN!
İstanbul'un trafik sorununda önümüzdeki beş yıl içinde bir iyileşme bekliyor musunuz?

EDİTÖRDEN
Mayısla birlikte yaza geri sayım başladı. Şehirde açık hava mekanlarında keyif yapmanın...
360° İSTANBUL
İstanbulun en güzel yerlerini bilgisayarınızın başından kalkmadan dolaşabilirsiniz.
TARTIŞIN!
İstanbul gecelerinin vazgeçilmez mekanlarından ilk üçü sizce hangisi?
3 kişi fikir belirtti!
Siz de katılın!
KİTAP
İstanbul Life, okurlarını kapak yapıyor

DERGİDE BU AY!
Editörden...
Teraslar, bahçeli mekanlar, şık restoranlar, gece kulüpleri… Mevsimin tadı bu mekanlarda çıkar.
İsviçre’nin güneyinden İstanbul’a uzanan Fossati kardeşlerin ilginç hikayesi...
Festivalden konsere, tiyatrodan sergiye takip edebileceğiniz etkinlikler ajandamızda!
Hayatımın Aşkı dizisiyle ekrana dönen oyuncuyla İstanbul’u ve yeni dizisini konuştuk.
ŞEHİR REHBERİ
Günümüzde moda trendleri artık sokaklarda...
ŞEHRE DÖNMENİN GÜZELLİĞİ
Çocukken pul koleksiyonu yapardım
Tantuni, Mersin denince akla ilk...
“Vefa İstanbul’da bir semt adıymış”...
Kuledibi’nde ‘Dil’ buluşması Geçen ayın...
Advertisement