Ana Sayfa | Yazarlar  | Şehirdeki ‘Taşlık’
Şehirdeki ‘Taşlık’ | Saffet Emre Tonguç
Hep söylüyorum İstanbul bir sürprizler yumağı diye. Biraz deşin, altından neler neler çıkıyor. Bugün Swiss Hotel’in olduğu yerde Sultan Abdülaziz’in, yapımı yarım kalan Aziziye Camii’nin isim verdiği Taşlık bölgesi vardı. Garip hikayesini merak ediyorsanız aşağıdaki satırlara göz atın.


İstanbul ile ilgili altı kitap yazdım ve şehirde kırktan fazla kültür turu yapıyorum. Şehri en çok kiminle keşfettiğimi merak ediyorsanız cevabım Y. Mimar Büke Uras. New York’ta mimarlık yapıyor, İstanbul’u da avucunun içi gibi biliyor. Büke’nin Taşlık ile ilgili anlattıkları bana göre müthiş bir hikaye. Çamlıca tepesinde, devasa bir caminin inşaatının devam ettiği bu günlerde, hemen karşı kıyısındaki Maçka tepesinde, hiç gerçekleşmeyen bir başka dev caminin ilginç hikayesine ve sonrasında bölgenin başına gelenlere değineceğiz.
ABDÜLAZİZ İSTİYOR, BOĞAZ’A HAKİM CAMİİ YAPIMI BAŞLIYOR
32. Osmanlı padişahı Sultan Abdülaziz (1861-1876), ikametgahı Dolmabahçe Sarayı’nın hemen üstündeki Maçka, Vişnezade Mahallesi’nde, tüm kıyı köyleri ve saraylarından algılanabilecek şekilde, Boğaz’a hakim yüksek bir konumda, anıtsal bir cami tasarlatır. Mimar olarak, tüm 19. yüzyıl boyunca Osmanlı hanedanının mimari yapılarının tasarımını neredeyse tekeline alan Ermeni asıllı Sarkis Balyan düşünülür. Abdülaziz, saltanatını hatırlatmasını arzuladığı bu dev yapının ismini ‘Aziziye Camii’ olarak seçer. Bölgede Sultan Süleyman dönemine ait ufak bir ahşap camiyle birkaç ev vardır. Bu yapılar, bedelleri ödenerek istimlak edilir. İnşaat giderleri için oluşturulan vakfa gelir olması amacıyla konut olarak Sarkis Balyan’a ayrıca sıra evler yaptırılır. Yapılış amacına uygun olarak ‘kira getiren’ anlamındaki Akaretler adını alan sıra evler, Osmanlı’da bu konut tipinin en önemli örneğini oluştururlar. Akaretler, ayrıca ahşap evlerin yoğun olduğu Beşiktaş semtinde meydana gelebilecek olası bir yangından Dolmabahçe Sarayı’nı koruyacak kagir bir set görevi de görürler. Aziziye Camii’nin büyük kesme taşlardan oluşan temel inşaatı, 1874 yılı sonu ile 1875 yılında gerçekleşir. Ancak Abdülaziz, 30 Mayıs 1876 darbesi ile tahttan indirilir. Sonrasında gözaltında bulundurulduğu Feriye Sarayları’nda, 4 Haziran 1876 günü, halen tartışılan şüpheli bir intiharla ölür. Sultan 5. Murat ve arkasından Sultan 2. Abdülhamit tahta çıkar. Aziziye Camii projesi ise, Abdülaziz’in ismini hatırlatacağı düşünülmüş olsa gerek, başlayan inşaata rağmen iptal edilir. Caminin bu noktadan sonra başlayan hikayesi ilginç.

BÖLGE NASIL
‘TAŞLIK’ OLDU?
Terk edilen inşaat alanının temellerini oluşturan büyük taş bloklar, yarım yüzyıldan fazla bir süre, boş kalan araziyi tamamen kaplamaya devam ederler. Öyle ki bölge, terk edilmiş temel taşlarından dolayı halk arasında ‘Taşlık’ diye anılmaya başlar. Muhteşem Sarayburnu, Boğaziçi manzarası ve Dolmabahçe ile Yıldız saraylarına yakın konumuyla, İstanbullular kadar Batılı gezginlerin de şehri seyretmek için tercih ettikleri bir manzara terasına dönüşür. Taşlık, İstanbul’un en yoğun yerleşime sahip Beyoğlu ve Şişli konut bölgelerinin, Boğaziçi ile görsel ilişkiye giren önemli bir gezinti alanı haline gelir. Zira bu bölgelerin hiçbirinde kamuya ait, bu büyüklükte başka bir manzara terası yer almaz. Halk, organik bir şekilde oluşan bu yeni kamusal alanı çok sever. Gençler burada buluşur, bebek arabaları burada gezdirilir. Aziziye Camii’nin temeline ait taş bloklar, zaman içinde dağılsalar da, çok belirgin şekilde 1930’lı yılların sonuna kadar bölgeye hakim olmaya devam ederler. Fotoğraflar, bu taşların, İstanbullularca çok özgün birer şehir mobilyası olarak benimsendiğini gösteriyor. Bölge, aslında Dolmabahçe Sarayı’nın has bahçesidir. Fransız şehircilik uzmanı Henri Prost, İstanbul için hazırladığı nazım planında, Dolmabahçe’den Maçka’ya yükselen Kadırgalar Vadisi’ni büyük bir park haline getirmeyi önerir. 1940 yılında, dönemin İstanbul Valisi ve Belediye Başkanı Lütfi Kırdar, Prost Planı doğrultusunda, çok bilinen Taksim Kışlası yıkımı ile Taksim Gezisi’ni oluştururken, Taksim Meydanı ile Taşlık arasında 30 hektarlık kesintisiz bir kent içi parkı meydana getirir. Prost Planı’nda ‘2 No’lu park’ olarak adlandırılan bu park yapılırken, Aziziye Camii’nin temel taşlarının da kaldırılmasına karar verilir.

KALAN TAŞLAR
NEREYE GİTTİ?
Taşlık alanının bir bölümünün üzerine 1940 yılında, daha sonra Fahrettin Aslan tarafından işletilecek meşhur Maçka Taşlık Gazinosu yaptırılır. Kaldırılan bu taşların, 1945-1949 yılları arasında inşa edilen Şişli Camii’nin yapımında kullanıldığı söylenir.

ŞEHRİN ÖNEMLİ KAMUSAL ALANLARINDAN BİRİ YOK OLUYOR
Aziziye Camii’nde, Dolmabahçe Sarayı’na doğru inen meyil üzerinde düz bir oturum alanı yaratabilmek amacıyla, Haliç’teki Yavuz Sultan Selim Camii’nde uygulandığı gibi klasik dönem mimarisindeki örnekleri tekrarlayan dev istinat duvarları inşa edilmişti. 1947-1950 yıllarında, bu istinat duvarının üzerine, Lütfi Kırdar tarafından Mimar Sedad Hakkı Eldem’e Taşlık Kahvesi ısmarlanır. Betonarme olarak inşa edilen yapının planı, 17. yüzyılın sonunda inşa edilmiş Osmanlı sivil mimarisinin en önemli örneklerinden, Amcazade Köprülü Hüseyin Paşa Yalısı’nın divanhane bölümünün planını, neredeyse aynen yineler. Tek fark, orta mekana geriye doğru, servis bölümünün yer aldığı bir dördüncü kolun eklenmiş ve özgün binanın ortasında yer alan kubbeye yer verilmemiş olmasıdır. Ana mekan, aynı bir yalıda olduğu gibi, Boğaz manzarasını en iyi algılayabilecek şekilde kurgulanır. Kahvenin tavanı, geleneksel Türk mimarisinin yatay çatı çizgisini yansıtan geniş saçakları, çıkması, iç ve dış duvarları ahşap kaplama yapılır.
Bu ender ve değerli birliktelik, çevresindeki manzara teraslarıyla birlikte, bölgenin popülerliği ve şehirlilerin yaşamındaki önemi göz ardı edilerek, 1987 yılında, Turgut Alton Mimarlık tasarımı Swissotel Bosphorus’u inşa edebilmek uğruna yıkılır. İstanbul, en önemli kamusal alanlarından birini böylece kaybeder. Dönem, İstanbul’un Haliç kıyıları ve Tarlabaşı gibi çok değerli tarihi dokularının arka arkaya acımasızca yıkıldığı Dalan dönemidir. Eldem’in Taşlık Kahvesi’nin mimari öneminden dolayı otele izin verecek şekilde yeri değiştirilerek, biraz ileride bir replikası yapılmaya karar verilir. Ancak replika, farklı ölçülerle ve yanlış malzemelerle inşa edilir. Sonuç, günümüzde bir kebapçı dükkanına ev sahipliği yapan değersiz, kötü bir kopyadır. Günümüzde Çamlıca’dan Taksim’e, İstanbul’un elimizde kalan son birkaç kamusal alanını kaybetmemek dileğiyle.


Paylaş
#
#
#
#
#
#
Bu konu hakkında henüz yorum yapılmadı.
DİĞER YAZILARI










ALIŞVERİŞ
Tommy Hilfiger yılbaşı koleksiyonunu 'Happy Holidays from The Hilfigers' adlı bir rekla...
İSTANBUL LIFE TV
Bebek Parkı’nın karşısında yer alan Kırıntı, her damak tadına hitap eden bir menüye sahip.
FOTO GALERİ
Cadde'nin En Yenisi
Düşünmeden, sorgulamadan akışında savrulup gitmeye ne dersiniz?
Kış sezonunun nabzını tutan 14 mekandan gece alemine ışık tutuyoruz.
Sanat adına birçok soru soruyor
‘Eski’yi yenileyerek yaşatıyor
SEMT REHBERİ
Yılbaşı gecesini dolu dolu geçirmek isteyenler için en iddialı restoran, bar, kulüp önerileri...
OY VERİN!
İstanbul'un trafik sorununda önümüzdeki beş yıl içinde bir iyileşme bekliyor musunuz?

EDİTÖRDEN
Mayısla birlikte yaza geri sayım başladı. Şehirde açık hava mekanlarında keyif yapmanın...
360° İSTANBUL
İstanbulun en güzel yerlerini bilgisayarınızın başından kalkmadan dolaşabilirsiniz.
TARTIŞIN!
İstanbul gecelerinin vazgeçilmez mekanlarından ilk üçü sizce hangisi?
3 kişi fikir belirtti!
Siz de katılın!
KİTAP
İstanbul Life, okurlarını kapak yapıyor

DERGİDE BU AY!
Editörden...
Teraslar, bahçeli mekanlar, şık restoranlar, gece kulüpleri… Mevsimin tadı bu mekanlarda çıkar.
İsviçre’nin güneyinden İstanbul’a uzanan Fossati kardeşlerin ilginç hikayesi...
Festivalden konsere, tiyatrodan sergiye takip edebileceğiniz etkinlikler ajandamızda!
Hayatımın Aşkı dizisiyle ekrana dönen oyuncuyla İstanbul’u ve yeni dizisini konuştuk.
ŞEHİR REHBERİ
Günümüzde moda trendleri artık sokaklarda...
ŞEHRE DÖNMENİN GÜZELLİĞİ
Çocukken pul koleksiyonu yapardım
Tantuni, Mersin denince akla ilk...
“Vefa İstanbul’da bir semt adıymış”...
Kuledibi’nde ‘Dil’ buluşması Geçen ayın...
Advertisement